Ateşten korkan bir kız; kahramana ihtiyacı olan bir kız çocuğu. Ateşi görmeden bir günü bile geçmeyen genç bir adam; kahraman olmak istemeyen bir kahraman. Soyadının hakkını verenlerin; bir kızın hayatına Ulaş’manın, bir adamın kader gemisinde Arya emrini vermesinin hikâyesi. ‘Çok güzelsin ama bu, yüzünle alakalı bir mevzu değil. Kurduğun veya yazdığın cümlelerle, ses tonunla veya saçının uzunluk ölçüsüyle alakalı. Ya da retinanın etrafındaki o koyu çemberle ve elmacık kemiklerinle. Ama kesinlikle yüzünle alakalı değil. Sen, parça parça güzelsin. Bütünken ise diyecek kelime bulamıyor insan...’
Filiz'in okuduğum ilk kitabı değil daha öncesinde biby evrenini okudum ve orada çıkardığı işleri biliyorum. Onlara ne kadar değer verdiğini ve iyi yaptığını da. O yüzden objektif bakabileceğimi düşünmediğimden pek bir şey yazasım, eleştiresim yok. Yalnızca gelişimini gördüğüm için mutlu olduğum biri.
İki karaktere de kocaman sarılmak istiyorum. KOCAMANNN🩵🩷
Arya dünya tatlısı biri. İçinde gram kötülük yok ve dünyanın en iyilerini hak ediyor. Ulaş zaten Arya için her şeyi feda edebilir. Beni hem ağlattı hem güldürdü. Kitap buruk bir hüzün ama huzur da verdi. İki karakterde çok relate edilesi. Ve arkadaş grubumuz..böyle arkadaş ortamlarına bayılıyorum. Hepsinin Arya'ya farkında olmadan ailesi olması. Ulaş'ın kendi içinde ki kavgası 🥲🥲en masumlardan birinde sensin Ulaş..keşke kendini affettsen.
Arya'yı yemek istedim çünkü çok tatlıydı 😆 bayıldım. 🥹🥹🥹
Yaaa😭 Hem Ulaş hem de Arya için ağlamak istiyorum😭😭
İkisi de o kadar çok şey yaşamış ki…. İkisine de kucak dolusu sarılsam yetmez gerçekten.
Hikayelerini çok sevdim bu yüzden 2. kitaba hemen başlayacağım.
Ayrıca yan karakterleri de sevdim. Ulaş’ın arkadaşları falan çok iyilerdi. Erim hakkında ise gidip geliyorum. Düşüncelerim onun hakkında hala kesinleşmedi…
Kitabın tek sıkıntısı editör hatalarıydı. Kitabı okumayı gerçekten çok zorlaştırdı. Hatta öyle olmasa kitaba 5 verecektim yani. Düzeltilmeyen çok şey vardı ve bu beni çok üzdü. Çünkü kitabı gerçekten sevdim… inşallah sonraki baskıda bu hatalar giderilir😇
Çok güzel bir kitaptı, bazen kızsam da Ulaş'a hayran kaldım. Arya'yı korumasına, söylediği her bir söze, davranışlarına, karanfillerine, hüznüne aşık oldum. Müthiş bir kitaptı...
Bu kitabın neden bu kadar seveni var deyip başladığım ama sevmediğim bir kitap oldu. Kitap boyunca sürekli aynı olaylar tekrar edip durdu. Onun dışında kitapta çok fazla kopukluk vardı, sahne atlaması çok fazlaydı. Kitaba bir karakter dahil oluyor ama bizim onun nerden geldiğini kurguyla nasıl bir bağlantısı olduğunu kendi kendimize anlamamız beklenmiş ve daha bir sürü şey.
Yazardan bağımsız bir şekilde genel olarak bu tür kitaplarda en sinir olduğum şey yayınevlerinin kitap satılsın da ne olursa olsun anlayışı. Kitap editöre gittiğinde bu kopukluklar onların dikkatini çekmiyor mu gerçekten merak ediyorum. Okurken acaba hatalı baskı mı okuyorum diye de düşündüm çünkü mesela kitapta bir karakter esas kızımıza küstü ve bu kadar. Biz bunun öncesini de sonrasını da yüzleşmeyi de hiçbirini okumadık.
Sonuç olarak bu türde çok kitap okumuş biri olarak bu kitabı sevemedim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
öncellikle "ziyan" kelimesinin bu kadar fazla kullanılması kitabın özellikle ilk yarısında çok asabımı bozdu😔😔 ve tabi ki bunun bir kurgu olduğunu düşünürek akışsal olarak aryanın kitapta sürekli ama hani sürekli ağlayıp bayılması gerçekten benim de içimde bir şeyleri ayıltıp bayılttı. kız da haklı bir yandan tabi o ağlamasın da kim ağlasın ama yine de bana fazla geldiğini söylemeden geçemiycem. genel olarak dram kitabı olduğu için beklediğim hüzün vardı ve yazarın dili de çok akıcı, hızlı okunuyor
Filiz'in kitaplarını okumayı seviyorum. İlk biby, sonrasında kuzgun ve şimdi de ateş. Yayınladığı sıranın tam tersinde okuyorum sanirim. Kurgularinin ne kadar derinlestigini eskiye gittikçe görebiliyorum. Bu kitabı yazdığı yaşı düşününce iyi bir iş çıkarmış. Sadece gereksiz uzatılmış geldi. 537 sayfa boyunca Ulaş'ın soğuk yapması, Arya'nin ağlaması ve hastanelik olması, Ulas'a takıntılı kızlar, Arya'nin Ulas'a yazması gibi geçti. 2. kitapta olaylar daha derinlesecektir tabii ama bölümler çok filler gibiydi, bu kadar uzatılmasına gerek yoktu diye düşünüyorum.
kitap yıllar önce yazıldığı için büyük bir beklentim yoktu fakat kitabın akıcılığı, karakterlerin işlenişi gerçekten çok titizdi. beni kitapta sıkan tek şey olayların sürekli tekrar edişi, kurgu biraz daha hareketli geçebilirdi. ulaş, arya, kutay, argun, esra, batuhan.. hepsi çok tatlı ve güzeldi. devam kitabını hemen alıp okuyacağım çünkü ilk kitabın sonu kalbimi çok kırdı :( acilen düzelmesi lazım tüm olayların ahahdhshdhsh. serinin ikinci kitabı ulaşmak'ta görüşürüzzz^^
Arya ailesini evlerinde çıkan bir yangında kaybetmiş ve yetiştirme yurdunda büyümüştür. Yurtta kaldığı zaman ve sonrasında onu arayan gizemli kadın sayesinde yurttan ayrılıp bir eve yerleşir. Elinde bavulu ile ilerlerken aynı zamanda karşı komşusu olan Ulaş beyimiz ile olaylı bir şekilde tanışır. Kitap bu olaylar silsilesinde ilerler.
Bu kadar muhteşem yazılması hiç normal değil. Bana göre çok fazla güzel bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim. Filiz Puluç'da örnek aldığım bir insan. 💕💕💕
çok güzeldi ama son elli sayfasında denizin hiç beklemediğim şekilde olaylar yaşatması ve erenin bi anda çıka gelmesi haya kırıklığına uğrattı o yüzden 5 değil 4 yıldız
Selamlar! Bugün size Ateş serisinin ilk kitabının yorumu ile geldim. Eveeet, kitabın konusundan bahsedecek olursam eğer ; Arya, daha dokuz yaşındayken ailesini kendisinin de içinde olduğu evlerinde çıkan yangında kaybeder. O yangından sonra geceleri krizler geçiren ve ateşten korkan bir kız çocuğu olarak kalır. On yedi yaşına kadar yetimhanede büyür ve on yedi yaşına gelince kendi isteği ile yetimhaneden ayrılarak onun için tutulan eve taşınmaya karar verir. Evi bulmaya çalıştığı ilk gün bilmediği bir sokakta ilerlerken birinden kaçtığı belli olan bir adam ona çarpıp elindeki çok sevdiği elma şekerinin düşürüp kırılmasına sebep olur ve böylelikle esas oğlanımız Ulaş ile burada karşılaşırlar. Sonrasında ise tesadüf diye bir şey olmadığının kanıtı olarak her iki karakterde bir noktada birleşen geçmişleri ile yüzleşmek durumunda kalıyorlar... . Arya ve Ulaş'ın o naif ilişkisini okumak o kadar çok güzeldi ki...Kitapta düğümlerin bir sonraki bölümlerde açıklığa kavuşması, öğrenilen gerçeklerle olayların gidişatı güzel işlenmişti. Betimlemeler bana göre gayet yerindeydi. Kitap akıcı ve sürükleyici bir şekilde ilerledi.Kitaptaki diğer karakterlerin hepsini (başta Kutay, Argun, Bahadır ve Esra olmak üzere) ayrı ayrı yine çok sevdim ve benimsedim. Zaten Filiz Puluç 'un kalemini sevmemin bir diğer sebeplerinden biri de karakterleri ve aralarındaki ilişkileri bizden biri gibi samimi bir şekilde işlemesi Kitabın sonundaki şaşkınlığımı ve Ulaş' a olan yalancı kızgınlığımı üstümden atar atmaz ikinci kitaba başlayacağım. Olacaklar içinde oldukça heyecanlıyım.
Ailesini bir yangında kaybeden ve yetimhanede büyüyen Arya, yetimhaneden çıktıktan sonra yeni hayatına başlarken bir tesadüfler silsilesiyle kendini beklemediği bir durumun içinde bulur. Kitap genel hatlarıyla güzel bir kitaptı, ortalarda bazen sıkıldım ama kitabı bırakayım tarzına bir düşüncem olmadı çünkü güzel bir kitap dediğim gibi. Özellikle son yüz sayfasını çok sevdim ve ikinci kitabı merakla bekliyorum. Bizimle alakası olmayan kötülükler vicdanımızı rahatsız etmemeli ve insanlara onlarla alakalı olmayan şeyler yüzünden sırtımızı çevirmemeliyiz sonuçta… Yazarın dili ise bazen anlaşılması zor olabiliyor yazım tarzından dolayı, ama kendine has bir dili olduğunu düşünüyorum.