Günah keçisi kendisi mi seçilmişti yani? Günah keçileri, hep başka insanlar olmaz mıydı? Haberlerde başına kötü şeyler gelen binlerce insan, kendisinden hep çok uzakta değil miydi? Uçak kazalarında veya terör olaylarında hep başkaları ölmez miydi? Hep başkalarının başına düşmez miydi tuğlalar ya da denizde çok açıldıkları için hep başkaları kaybolmaz mıydı? Seller ve depremler hep başka yerlerde olmaz mıydı? Başkalarına çarpmaz mıydı yıldırımlar, göktaşları? Şimdi onlardan biri mi olmuştu?
Bu reva mıydı mühendis Kaan’a?
Modern zaman Türkiye’sinde tükenmişliğin ve çözümsüzlüğün pençesinde bir adamın hikâyesi bu. Manipülasyonun gücünü iliklerinize dek hissedeceğiniz, laptop kameralarınıza bant çekmeyi yeniden düşüneceğiniz, bir çırpıda okunacak bir macera.
İnsanların yaptığı arabalar, plaka denen numaralar ile etiketlenirken atların neden plakası hiç yok düşündünüz mü? İnsanların yaptığı neredeyse her şeyin bir barkodu, etiketi, plakası varken doğada neden böyle bir şeye rastlayamayız.
İnsanın kontrol etme isteği mi? Doğanın kainata tanıdığı özgürlük mü? Sanırım bunu uzun uzun tartışabiliriz ama bugün bu konuyu tartışmak için toplanmadık. Bugün, bu ve benzeri konuları ele alan ve şahsen beklediğimden fazlasını bulduğum bir kitabın yorumunu sizlere yazmam için toplandık.
Şimdi; Atların Plakası Olmaz isimli ve Ediz Altun adlı yazar arkadaşımızın kaleminden çıkan bu güzide kitap, gerçekten de beklemediğim taraflardan darbeler indirdi okur kişiliğime. Konuyu kısaca özetlemek gerekirse; Tatilden dönmekte olan ve sevgilisinden ayrılma planları yapan Kaan isimli karakterin, dönüş uçağında bir kadın ile karşılaşması ile başlıyor diyebiliriz.
İşte kitabın en beklemediğim yanı, konunun ufak ve sıkıştırılmış bir kağıt iken yavaşça açılması, genişlemesi ve gitgide incelmesi oldu. Ben, tipik kadın erkek aşk ilişkilerini anlatan, araya yan karakterlerin espri yaptığı ve absürt olaylar anlatacak bir kitap bekliyordum. Uzun zamandır beni bu kadar ters köşeye yatıran bir kitap okumamıştım.
Kitabın beni ters köşeye yatırması durumunda hissettiğim hissiyatı şöyle izah edebilirim; Yılların spor salonu bağımlısı üçgen vücutlu ve geniş omuzlu bir sporcu iken bir gün oklava kalınlığında kollara sahip cılız bir çocuğun bana bilek güreşinde meydan okuması, beni herkesin önünde son anda yenip cümle aleme rezil etmesi olarak betimleyebilirim. O şok, o soğuk ecel terleri, o gerilim, o kalp çarpıntısı.
Mübalağa yaptığımı düşünenler, bir nebze haklılar şu durumda. Tamam belki şoka girip döktüğüm ecel terleriyle birlikte kalp atış hızımı arı kanatları hızına çıkarmadım ama geçen her sayfa ile birlikte tek kaşımı daha sık kaldırmaya başladım. ------------------- Kitabın ilerisi için spoiler vermek istemiyorum o yüzden arka kapağında yazdığı kadarı ile anlatacağım sizlere. Kitabın büyük bir kısmı bir yolculuk. Hem fiziksel, hem de mental bir yolculuk okuyorsunuz. Fiziksel yolculuk kısmında yurdumun batı sahillerindeki güzel kesimleri tanıyor iken mental yolculuk ise belki daha önce aklınıza getirdiğiniz ama pek üstünde durmak istemediğiniz konularla tekrardan karşılaşıyorsunuz.
Hayat koşuşturmasının anlamsızlığı, insanlık olarak geldiğimiz konu, duygular, etiketler, kalıplar ve daha fazla nice o malum konular…
Bu denli bir sorgulama, içe dönüş beklemiyordum kitaptan. Beklenti işte bu denli önemli bir şey bir kitabı beğenip beğenmediğini ölçmeye çalışırken. Belki bu yorumumdan sonra kitabı alıp okuyacak insanlar benim kadar şaşırmayacak çünkü onlar kitabın bu tarz numaralara girişeceğini önceden benden duymuş olacak. Bilemiyorum, umarım bu yorumum kitabın sizde yaratacağı ters köşeye yatırma etkisini yok etmez.
O yüzden, konuyu bir kenara bırakıp kitabın yazımına geçmek istiyorum. Bu yorumumu iyi mi algılarsınız kötü mü algılarsınız bilmiyorum. Yine de söylemek isterim ki; kitap Wattpad kitaplarının çoğu zaman yapmak isteyip de yapamadığı bir yazıma sahip. Yayınladığı için yayın evlerini kınadığımız birçok Wattpad kitabı, bu kitabın sahip olduğu dili yakalamak isterken akıcılık adına tereyağdan ziyade bir çamur gibi akıcı oluyorlar.
Akıcı bir kitap olmanın da adabı vardır. Bu kitap, benim şahsi beğenilerime göre belirlediğim subjektif akıcılık tanımıma yaklaşıp, teğet geçme durumunda takılı kalmış maalesef. Daha önce Kördüğüm yorumunda bahsettiğim tarzda bir anlatımı var, geçmiş ve yaşanmış olaylara okuyucu anlatılırken tepki veriliyor. Sanki o olay ilk defa anlatılıyormuş gibi… Anlatımda bu tarz cümleler gördüğümde kitabı okumaktan soğumasam da kitabın kafamdaki mevkisi bir çıt baltalanıyor. Yine de genel Bookstagram ahalisinin severek okuyacağı bir akıcılığa sahip. İki yüz yetmiş sayfa olmakla beraber kısa sürede bitirilebilecek bir yapıya sahip. Martı yayınlarının güncel Türk edebiyatı çatısı altında son zamanlarda çıkardığı kitaplar arasında oldukça beğendiklerimin yanında yerini aldı.
Kitabı okuyan kişilere sesleneceğim, çünkü merak ediyorum. Spoiler vermeden kitabın sonunda ne kadar şaşırdığınızı yazar mısınız. Spoiler vermeden söylemeniz gerekirse; kitabın sonunda ne kadar şaşırdınız?
Şimdilik benden bu kadar. Kaan gibi olmanın doğru olan mı yoksa yanlış olan mı olduğunu anlayacağım günlerin gelmesi dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
İlk 180 sayfanın asıl hikaye için temel oluşturduğu giriş, kalan 90 sayfanın da asıl olayları coşkuyla anlattığı gelişme ve sonuç bölümü olarak kurgulandığı kanısına vardığım bir kitap. Son 90 sayfa kurgusuyla, öyküsüyle başarılı olmuş fakat 180 sayfalık ilk bölümde gereksiz uzatmalar olduğunu düşünüyorum. Su götürmez bir gerçek var ki insan dijital dünyadaki varlığıyla ilgili ciddi paranoyaklılar yaşayabiliyor.
Sosyal medya ortaminda gorup, merak ederek aldigim bir kitapti. Genel olarak akici, surukleyici, bos vaktiniz varsa bir cirpida okunabilecek bir kitap. Kaan isimli gencin basindan gecen maceralari konu aliyor.
Yeterince polisiye okumuş / izlemiş birinde şok etkisi yaratmayabilir ancak hiç de fena bağlanmadı doğrusu. Kurgusu iyi. Dili yalın. Biraz tekrara düşüyor ama can sıkmıyor. Hızla okunan, keyifli bir kitap olmuş, eline sağlık mühendis Ediz Altun :)
Okurken fenalıklar geçirdiğim Kaan'a çok kez sövdüğüm o kitap sonu da bi garipti zaten anlamadım ama içinden çıkan ayraçlar ve spotify linkleri çok güzeldi 2019 da okumama rağmen o şarkıları hala dinlerim.
1/5⭐️ Üniversitedeyken okuma fırsatı bulmuştum. Başı çok uzun bir girişe sahip. Sonuna doğru olaylar olmaya başlıyor. Ediz Bey ile 2018 yılında çalıştığı şirkette 1-1 tanışma fırsatım olmuştu, kendisi oldukça iyi biri ancak kitabı çok beni çekmedi.