Zengin, güçlü ancak bir o kadar da sert ve soğuk bir adam.
Sorumlulukları onu erkenden ve belki de biraz fazla olgunlaştırmış. Âdeta çelikten bir duvar.
Üç parça takım elbisesi, geniş omuzlarına oturan kaliteli paltosu ve kasketiyle tamamlıyor zırhını. Dışarıdan göründüğü kadarıyla bir masalı yaşıyor bu şövalye. Hayatında yeniliklere, sarsıntılara, yani aşka yer yok. Zaten kadınları da bir türlü anlamıyor.
Ama bir gün; hayata karşı sağlam duran, hedefleri olan ve bunlara ulaşmak için çabalayan muhteşem bir kadın çıkıveriyor karşısına. Artık kendi kararlarını vermeye ant içmiş azimli bir kadın. Kaçınılmaz bir çarpışmayla bir araya geliyorlar.
Peki, birbirlerine tamamen zıt hayatlarının kavuşması için kendilerine izin verecekler mi?
Mevzubahis aşk olunca, geriye kalan her şey önemsizleşir mi? Ne kadar ödün verebilir insan kişiliğinden, hedeflerinden, geçmişinden ve ailesinden? Hızla gelen bir mermi, çelik bir duvarla karşılaşırsa ne olur?
Selvi Atıcı, 1984 Yılında Ordu'da doğdu. Eğitim hayatını İstanbul'da sürdürürken hayatının aşkıyla karşılaştı ve eğitimini tamamlar tamamlamaz evlendi. İki kız ve bir erkek çocuğu annesi olan yazar, 2008 yılından bu yana yazdıklarını sosyal paylaşım platformlarında ve forumlarda paylaşmaya başladı.
ayrıca bunu az okumuş olmam daha az seviyorum demek değil, kayıp şehir gönlümün köşkünde oturuyor evet ama sadece sonradan yazılan kitapların pdf'i olmadığı için gece gelen buhran anlarında yorgan altında telefondan okuyabiliyom kitapları, ama miyop gözlerle paperback biraz zor :(
2. okuyuş.
selvinin arabesk yazması bile başka :D:D:D gerçi selvinin her kitabında neredeyse bir arabesk sahne vardır ve ben BAYILIYORUM :)))
sevmediğim değil de şöyle olsa dediğim şey, Çiğdem aka ahsen'in Sü gibi lafını esirgemeyen bir kadın, fekat ben daha sönük, genelde susan, bi kez laf söyleyip tam söyleyen ve bu silikliği ama dik duruşu yüzünden Çelik'in dikkatini çekmesiydi, çünkü zaten herif tam bir "ben sana bakarım" tipi. muazzam olurdu içimdeki aşüfte ağlardı :')
her halükarda muazzam. başkası yazsa aynı hikayeyi 3 veririm ama selvi öyle güzel yazıyor ki kurguyu, anlatışı, diyalogları veya karakterlerin iç düşüncelerini...
ayrıca 1.5 okudum denilebilir. ilk aldığımda yarısından başlayıp okumuştum hkjhksadf saklıyordum yeni kitap gelene kadar da dayanamadım haftasonu krizim tuttu. çare selvi atıcı.
güzel adamsın Çelik. çok güzel adamsın. ben Demir'ciyim ama. #teamdemir
Aracın içini Yıldız Tilbe'nin Delikanlım şarkısının müziği doldurdu. Genç kadın, ''Hadi benden sana gelsin'' derken, adamın yüzündeki meraklı ve şaşkın ifadeye bakıyordu. Şarkının sözleri girdiğinde ifadesi daha durgun ve ciddi bir hal alınca, aniden Çiğdem de sözlerini hatırladı. O aslında sadece 'Delikanlım' kısmı için şarkıyı ona ithaf etmişti. ''Sen, sadece Delikanlım kısmını üstüne al!'' Adamın bir dudağının kenarı yana kaydı. ''Çoktan aldım. Bir de, geceler boyu diye başlayan yeri...''
Kitabı yüzümde aptal bir sırıtışla okudum ve kitabı bitirdiğim mutluluktan ağlamak istedim. ❤︎ O kadar güzeldi ki.. Okurken alıntı olarak her yeri işaretlemek istedim. (İşaretledim de.) :D
Çelik Mızrak'ı o kadar uzun zamandır bekliyordum ki ilaç gibi geldi. Çelik'in o yeşilcam filmlerinden fırlamış bir karakter oluşu, konuşması, tarzı, karizması her şeyiyle beni kendine hayran bıraktı. ❤︎ Seveceğimi biliyordum zaten ama okurken gözlerinden kalpler fışkıran emoji şeklini aldım. ❤︎
Çelik'in tam bir beyefendi gibi oluşu o kadar karizmatikti ki.. Böyle hayran hayran okudum. Demir ve Süheyla'yı görmek o kadar iyi geldi ki.. Özlemişim eşek sıpalarını! :D Çiğdem ise yaşadıklarına rağmen o kadar güçlü bir karakter ki başkası olsa sinip kalırdı sanırım. Ama Çiğdem sivri dili, dürütslüğü ve azmi ile gönlümü çaldı. ❤︎
Kitap bunun yanında alt metinde verdiği mesajlar ile de gönlümü çaldı. Şiddet ve evlat edinme konularına da değinerek bizlere o kadar güzel bir mesaj veriyordu ki yazarı öpmek istedim. ❤︎
Canım Selvi! Canım kitabım! Canım Çelik!
Dibine kadar fan girl'lüğü yaşıyorum! Aa, dostlar! ❤︎
Kurgusuyla, karakterleriyle kısacası her şeyiyle gönlümü çalan bir kitap oldu. Çelik'in "hanımefendi" deyişi beni benden aldı. Çiğdem ile aralarında olan diyaloglar hem eğlenceli hem de çok güzeldi. Özellikle son kısımda Çelik'in "Siz hanımefendi, kalbimin belasısınız!" dediği yerde ben bittim arkadaşlar, ben öldüm! ❤︎ Bu kadar mı güzel olur, bu kadar mı güzel sever bir insan! ❤︎Daha ne olsun. Alın, okuyun, okutun! ❤︎
"Bu arabaya üç kişi nasıl sığacağız?" "Sayı saymayı da mı bilmiyorsunuz, Çiğdem Hanım? İki kişiyiz!" "Gayet iyi biliyorum." Kadın parmaklarını havaya kaldırıp saymaya başladı. "Sen, ben ve egon... Ki egondan bahsediyoruz! Oldukça yer kaplayacaktır!" Adama sevimli bir gülücük attı. "Ben taksiyle geleyim mi?" Çelik, kadına hoşnutsuz bir bakış attı. "Münasebetsiz!"
ah, Selvi Atıcı kitapları ve yazdığı muhteşem erkekler... book-boyfriend lerim hızla artıyor :) kitabı okurken de bitirdiğimde de aynı şeyi düşündüm; Çiğdem'in sen'leri Çelik'in siz'leri ile çarpışıyor ve 'Biz' oluyorlar.
Çiğdem, Süheyla'nın üvey babası Timuçin Bey sayesinde Mızrak ailesinin en küçük ferdi olan Umut'a bakıcılık yapmak için kısa süreliğine de olsa işe başlıyor. hayalini kurduğu gelecek için biriktirdiği ve kazanacağı paradan beş kuruş bile harcamamaya kararlı olan kızımız bu uğurda asla ama asla ısınma kelimesinin yanından bile geçmediği yıkık dökük, harabe gibi bir yerde yaşıyor. çalışmaya devam ettiği süre boyunca Çelik ile aralarındaki ilişki git gide hırçınlaşırken aslında fiziksel olarak birbirlerini istediklerini anlıyorlar ama bir süre sonra devreye kalpleri ve Çiğdem'in sırları giriyor. ikili birbirlerine alışmaya çalışadursun, geçmişinden kaçan Çiğdem de türlü zorluklara göğüs geriyor.
Çelik, ne istediğini bilen ve geçmişinden yarası olan, ona göre şimdiki halinde de kusuru olan bir beyefendi. beyefendi diyorum çünkü gerçekten beyefendi. kelimeleri de Çiğdem'in dediği gibi, gerçekten Türkçe sözlük gibi :) kadınlara kur yapıyor, onlara çiçek alıp yemeğe götürüyor ve seviştikten sonra da birkaç parça mücevher alıp ayrılıyor. ya, tam bir beyefendi, söylemiştim. :)
offf Çiğdem'in laf sokmalarına bayıldığımı söylemiş miydim? onun ağzından çıkacak olan her cümleyi sabırsızlıkla bekledim ve okuduğumda da yerlere yattım. çok özenli yazılmış, dokunaklı bir karakterdi.
Demir ve Sü çiftini ne kadar özlediğimi de fark ettim. bir ara mutlaka re-read yapmalıyım. aslında tüm Atıcı kitaplarını re-read yapmalıyım, burnumda tütüyorlar desem yeridir. kitapla alakalı tek sıkıntım, sonu birkaç sayfa daha okumak isterdim sanırım. zira tüm o kısımları bana göre çok kısaydı...
p.s. yavrucuğum o son sahnede ağlanır mı cidden? az daha geç ağlayamadın mı? :D["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>
“Seninle tenis oynamak istiyorum!” Ağzından çıkan sözlerin farkına ancak kendi kulaklarıyla duyduğunda varabilmişti. “Şimdi mi?” Kadının alaylı sorusunu umursamadı. Çünkü aslında o da ne demek istediğini biliyordu. Bakışlarındaki gölgeler onu ele veriyordu. Madem başlamıştı, devamını da getirmeliydi. “Ata binmek istiyorum. Ya da aniden İtalya’ya uçmak istiyorum. En sevdiğim restoranda yemek yemek, senin de benimle aynı görüşte olup olmadığını sormak istiyorum. Katılacağım davetlerde bana eşlik etmeni istiyorum. Ellerini bir kez olsun beresiz görmek istiyorum! Yorgunluktan sürekli sırtını doğrultmaya çalışmanı izlememeyi istiyorum. Sana bakmak istiyorum. Benim gibi bir adamın tüm bunlara katlanmak zorunda olmasının ne demek olduğunu keşke sana anlatabilseydim.”
Bu sahne... Eridim, e ri dim! Aaaaaaa! Çelik Mızrak gerçekten yok mu hiçbir yerde ya??? Üç parça takım elbisesiyle, kol düğmeleriyle, asla dağılmayan saçlarıyla, hiçbir yere sığmayan egosuyla, çileden çıksa bile asla ağzını bozamayıp “Münasebetsiz!” le yetinmesiyle, sinirlendiğinde bir çocuk gibi huysuzlaşmasıyla ve elbette “adabı muaşeret” kurallarıyla aşırı beyefendimiz Çelik fazlasıyla mükemmeldi. Ama bazen bu beyefendiliğini asla bir kenara bırakmamasıyla beni çıldırttı, orası ayrı. Şunu da söyleyeyim, ben Çiğdem’i pek sevemedim. Sevebilseydim kitap gerçekten muazzam olacaktı benim için. Neyse ki Çelik durumu kurtarmaya yeten bir karakterdi. 😉 Kitap inanılmaz derecede akıcı. Uzun süredir slump halindeydim ve asla hiçbir şey okuyamıyordum. Biz, bu durumdan kurtulmama çok yardımcı oldu. Selvi Atıcı zaten kalemini çok sevdiğim bir yazar. O nedenle tekrar tekrar bahsetmeme gerek yok bence. Ve hala en sevdiğim karakteri Tunç Mirza.❤️❤️❤️ Bence artık biliyorsunuz, onu çok farklı seviyorum.❤️ Konu Tunç Mirza olunca diğerleri ne kadar harika olsalar da pek şansları olmuyor benim için.🙈🙈
Biz bitti 🤷🏻♀️ Öncelikle şunu söylemem lazım: yazarın ‘Sen’ kitabı benim en en en sevdiğim kitaplardan. O kitaptan sonra da Demir’in abisi Çelik’in hikayesini inanılmaz merak etmiştim, çıkar çıkmaz aldım. Selvi Atıcı benim banko yazarlarımdan, yazdıklarını çok beğenirim; bu yüzden de bu kitabın hakkını verebilmek için moralimin iyi olduğu bir döneme sakladım okumak için.
Çiğdem, Demir ve Sü’nün çocukları Umut’a bakıcılık yapmak için köşke geliyor. Çiğdem’de bir gariplik olduğu ortada ama Timuçin aracılığıyla geldiğinden çok da ses etmiyorlar. Çiğdem görür görmez Çelik’e uyuz oluyor; çünkü adam kimi görmüyor bile! Çiğdem adını, görünüşünü değiştirmiş ve belli ki bir şeylerden kaçıyor. Ama bunlar bile her gördüğünde Çelik’e laf yetiştirmesine engel olmuyor 😏 Çelik’se hiçbir kadına bu kadına hissettiği şeyler hissetmediğinden bu kaçma-kovalama işinde kararlı ama sonuç çok belirsiz. Böylece hikayeleri başlıyor.
Yazım yine harikaydı. Her karakterin kafasına girdik, olanlar bize güzelce anlatıldı. Çok özlediğim Demir&Sü ikilisi ve onların tatlı didişmeleri kitabın ennn Harika kısımlarıydı. Çelik çok beyefendi bir adamdı, Çiğdem dişli bir kadındı. Ama onların hikayesinde eksiklik değil fazlalık vardı. Çelik çoook zengin. “Birkaç kez görüştüğü hanım arkadaşları”na mücevher alarak onlara veda eden, her yerde evi olan falan bir adam. Ama işte ben hayatımın aşırı zengin adam okuma kısmını geçtiğimden ben sevemedim bu davranışları. Kadının oturduğu evi satın almak, dayamak döşemek falan artık bana sadece göz devirttiriyor. Hikayenin o kısımları beni çokça baydı o yüzden. Fakat yine güzel bir Selvi Atıcı kitabıydı, hiç olmadı Demir ve Süheyla’yı görmüş olduk 😏
Hasret tam sona erdi derken bir bakmışım kitap bir günde bitivermiş. Her seferinde (nasıl oluyor bilmiyorum ama) Selvi ablanın kitaplarına yarattığı karakterlere daha çok aşık oluyorum... Kitap; beyefendiler beyefendisi , röpteşambırlı yakışıklı Çelik'in hayatına; Cadı, edepsiz, hazırcevap Çiğdem-Ahsen-'in bomba gibi düşmesiyle başlıyor. Açıkçası Sen'in sonsözündeki Çelik kısmını okuduğumdan beri bekliyordum bu kitabı ve sonunda Çelik Mızrak'la tanışabildiiikkk. Ahsen'in hayat mücadelesi, hiçbir şeyden gocunmadan çalışması, hayalleri için düzeninden hatta sahip olduğunu sandığı tek aileden kaçması çok etkileyiciydi bence. Nasılsa artık hayatımda çok zengin bir erkek var çevremde pervane olmak için çırpınıyor ben de bunu kullanayım demedi hiçbir zaman.Elinden geldiğince hatta daha fazlasıyla çalışıp yurt dışına kaçmak için para biriktirmeye ve bu sırada da (kendi tabiriyle) o kıl heriften gelen her şeyi reddetti.( Ona dayatılmadığı ya da Sü onu tatlı diliyle kandırmadığı sürece :D)Ahsen çok dik başlı ve bolca patavatsızdı ;çok komikti çok. Çelik'in bildiği tüm doğrulara ters düşmesine rağmen Ahsen'in peşine düşmesi, onun için onunla savaşması yine de doğrularından asla caymaması çok netti bence. Ve tahmin edin kimin net erkeklere dibi düşüyor :D Açıkçası kendiyle çelişmemek için bunca çabalaması ama yine de çelişip üstüne üstün bundan zevk alması beni epey bir güldürdü. Diyaloglardan bahsetmek bile istemiyorum çoğu yerde kahkahalarla güldüm. Aklıma sürekli (asla seviyesini bozmayıp küfür etmediği için kendince en kaba söz olan) "Münasebetsiz !" deyişi geliyor da... Ayy galiba gidip yeniden okuyacağım <33 Açıkçası kitabın sonuna kadar Senem'in de bir iş çevireceğinden endişelendim ve kitabı tetikte okuduğum halde sonunda herkesin hakettiğini bulması çok iç rahatlatıcıydı. Ve Sü-Demir çiftini ne çok özlemişim bir kez daha anladım. Sü harika bir kadın ya.Özellikle kitabın başındaki davet sahnesinde Çelik'i koruyuşunu okuduğumda gülmekten karnıma ağrılar girdi. Umut'un ileride nasıl bir çocuk olduğunu okuyabilecekmiyiz bilmiyorum ama annesi Sü olan bir çocuğu okumayı kesinlikle çok isterim :D Yalan yok 482 sayfa asla yetmedi. Ben biraz da çocuklarla olan ilişkilerini okumak isterdim ama belli mi olur belki bir müjde gelir :D Eğer hala bir Selvi Atıcı kitabı okumadıysanız neler kaçırdığınızı size anlatmam mümkün değil. Yeni kitap gelene kadar kendimi diğerleriyle -özellikle Uğur ve Mirza'yla- avutmaya gidiyorum. .......................................................................... "Bu arabaya üç kişi nasıl sığacağız?" "Sayı saymayı da mı bilmiyorsunuz, Çiğdem Hanım ? İki kişiyiz!" "Gayet iyi biliyorum." Kadın parmaklarını havaya kaldırıp saymaya başladı. "Sen,ben ve egon... Ki egondan bahsediyoruz! Oldukça yer kaplayacaktır!" Adama sevimli bir gülücük attı. "Ben taksiyle geleyim mi?" Çelik kadına hoşnutsuz bir bakış attı. "Münasebetsiz!" .......................................................................... "Hayatında hiç çılgınlık yaptın mı? Yani hep böyle tepeden tepeden bakıp kasılıyor musun?" Adamın uzun , zarif parmağı şişenin ağzında daire çizerken, gözleri de elini takip ediyordu.Düşünceli görünüyordu. Sanki gerçekten çılgınlık yaptığı bir anısını hatırlamaya çalışır gibi... bu saçmalıktı! Her insan hayatında bir kez olsun çılgın, akıl almaz ya da kendine yakıştıramadığı bir şey yapmış olmalıydı.Ayrıca tepeden bakıp kasıldığı konusunda da sessiz kalmıştı. Bakışları buluştuğunda, onun gözlerinde gördüğü neşeye şaşırdı. " Sanırım şu anda çılgın bir eylemde bulunuyorum.Bu durumda..." Hayıflanır gibi iç çekti. "Sen benim ilk çılgınlığımsın."
This entire review has been hidden because of spoilers.
Demir ve Süheyla çiftinden sonra Çiğdem ile Çelik çifti ile şenlendim. Çiğdem geçmişinden kaçarken Çiğdemin deyimiyle egosu tavan yapmış Çelik Mızrak ile yolları kesişiyor. Süheyla ile Çiğdem, Mızrak kardeşleri hem çileden çıkaran hem de onların vazgeçilmezi olmayı başaran iki deli kadın :D Çelik Mızrak, Sen kitabında ilgimi çeken ve hikayesini çok merak ettiğim bir karakterdi. Etkilendiği kadına kendinden ödün vermeden ama o kadının gönlünde yer etmesini sağlayacak şekilde kur yapan bir Çelik Mızrak okumak çok tatlı geldi bana. Adamın hayatında gördüğü kadınlar gibi değil ki ama adam ne yapsın Tabii aksiyon olmazsa olmazımız Çiğdemin geçmişi ummadık bir anda ortaya çıkarak bir anda tansiyonu yükseltti. Severek okudum kitabı. Çoğu yerde kahkahalarımı tutamadığım eğlenceli bir kitaptı. Yazarın her kitabı birbirinden daha güzel ve karakterleri de bir o kadar eğlenceli.
---------------
“Kalabalıktan nefret ederim!” “Yarın aktivitemizi birlikte belirleriz!” “Yarına hasta olmayı planlıyorum!” Çiğdem, hafifçe gülmeye başladı. Adam da gülümsüyordu. “O zaman ben de çorba yaparım!” “İstediğini her zaman alıyorsun, değil mi?” “Her zaman…”
Kibir abidesi, fi tarihinden kalma karakter, GQ kapak mankeni kıvamında ağabey Çelik Mızrak ve geçmiş gizemleriyle kafamızı kurcalayan Çiğdem'in hikayesi. Bu çiftin tanışması Umut adında tatlı bir bebiş vasıtasıyla gerçekleşiyor. Çiğdem Hanım kızımız geçici bir süreliğine Umut'a bakıcılık yapıyor.
Çelik çooookk tatlı bir karakterdi. Çiğdem'in kendini bilen hallerine bayıldım. O kadar aheste, yavaş, sindire sindire bir yandan da şimşek misali bir aşk bekliyor sizi. İkilinin diyalogları beni çok eğlendirdi. Güldürdü. Kapağına ayrı bayıldım. Cuk oturmuş gerçekten ❤
Sevgili Selvi Atıcı, sen ne yaptın kadın! Hem okumak için çıldırmak hem bitecek diye okumamaya çalışmak arasında mekik dokuttun bana!
#kitapyorumu ❤ Bir ACI . Bir KAÇIŞ. Bir AŞK. ▪ Mevzubahis aşk olunca, geriye kalan her şey önemsizleşir mi? Ne kadar ödün verebilir insan kişiliğinden, hedeflerinden, geçmişinden ve ailesinden? Hızla gelen bir mermi, çelik duvarla karşılaşırsa ne olur? ▪ Kesinlikle beklediğimize değen bir kitaptı😍 "Sen" kitabından beri deli gibi hikayesini merak ediyordum Çelik Beyciğimizin. Sert kabuğunun altında aslında yumuşacık bir kalp o 😍 Ve onun o sert kabuğunun kırılıp, kaf dağındaki burnunun yere inip sürtünmesini okumak çok eğlenceliydi😂😈 ▪ Çelik geçmişiyle beni çok şaşırttı. Yavaş yavaş öğrenince niye böyle sert olduğunu anladım. Tabi bunlar Çiğdem'de işe yaramadı😎 Özellikle o eski dil ile konuşması yok mu gülmekten öldürdü beni. Her "Münasebetsiz" deyişlerini okurken aldığım zevki ve eğlendiğimi anlatamam Çiğdem'i çok sevdim. Zeki, sivri dili ile Çelik'in hakkından kolayca geldi. Süheyla ile iyi ikili oldular😂(Yandın Çelik yandın😂😈) ▪ Okurken Çiğdem'in geçmişini, neden kaçışını çok merak ettim. Yaşadığı çok zor şeylerdi. Kitabı bu kadar sevmemin başka bir sebebi ise Çiğdem yaşadıklarına rağmen kendi ayakları üzerinde duran, çalışkan ve kimseye muhtaç değildi. Bu yönden kendisini çok sevdim ve hayran kaldım. Bu özelliği okuyucu olarak sadece benim değil Çelik'in de dikkatini çekti. Yavaş yavaş o sert kabukla kaplı kalbi yumuşattı. İşte ondan sonrasını okumak tam evlere şenlikti 😂 Demir ve Süheyla hala benim favorim 😂Yok öyle bir çift. Onların diline düşme yeter ki. Çelik'le dalga geçiş şekilleri çok orjinaldi.😁(Fena düştü dillerine) Gerçi Çelik'te altta kalmadı cevaplarını verdi (Hala tahtta oturması aklıma geldikçe gülüyorum😂) Demir'in yine her "kadın" dedikçe aşık oldum (Bize de bir Demir amin 🙏😁) Kitabın tek sevmediğim kişisi Sanem 😒Lanet, yüzsüz. Her geçtiği yerde sinirden çıldırdım resmen. Kocası ile tencere kapaklar😒Eniz'e biraz üzüldüm. Çünkü psikolojik olarak hastaydı. Hastalıklı bir zihni vardı. ▪ Sonlara doğru bazı gerçekler çıktıkça haraketleşen beni merak ettiren ve aksiyonu boldu. Yine bol bol heyecanlandım, karakterlere aşık oldum. Yine @selviatici kalemine, zeki diyologlarına hayran oldum😍Biz'i herkes okumalı 😍 👔 🌹 #alıntı 💙 "Telefonum olmadığına dua et!" Çiğdem, elindeki sıvıdan bir yudum aldı. Çelik, şişeyi dudaklarına dikmeden önce uzanıp kadının şişesine tokuşturdu. Ardından da sanki onun şerefine içiyormuş gibi havaya kaldırdı. Koca bir yudum aldıktan sonra "Neden?" diye sordu. "Fotoğrafını çekip paylaşabilirim." Genç kadın sesini kalınlaştırdı. "Flash! Flash! Flash! Çelik Mızrak'ın daha önce hiç görmediğiniz görüntüleri az sonra! Adam bağdaş kurabiliyormuş! Ağlamak üzereyiz!" Bir yudum daha aldı. "Köşeyi dönerdim." Çelik, başını iki yana sallarken gülüyordu. "Belki ben de kendimi ekranda gördüğümde ancak o zaman tam burada oturmuş, sevmediğim birayı, bana 'kıl' diyen bir kadınla içtiğime inanabilirim." ▪ Anlatmaya gerek yok Demir ve Süheyla'yı görüyorsunuz 😂😂Hala aynılar😁 ▪ 💛 💚 Elindeki telefondan karsısını aradı ve abisi başını sallarken hoparlörlere bastı. "Sıkı dur, kadın! Sanırım birazdan kutlama yapacağız!" "O zaman tarihi bir yere kaydedelim!" "Gevşeklik etmeyin, eşek sıpaları!" "Abin bana yine eşek sıpası dedi!" "Abim şu anda bana çok kötü bakıyor." 🌹 #selviatıcı #biz #nemesiskitap #selviatıcıkitapları #kitapalıntısı #kitapyorum
Nasıl sıkıcı nasıl sıkıcı bir kitap aman Allahım. Her cümlenin sonunda bir ünlem işareti. Yazarın çoğu kitabını okudum ve beğeniyorum gerçekten. Ama bu kitap ve yarasa yı hiç beğenmedim.
Selvi Atıcı'nın en sevdiğim kitapları arasına girdi. Hikaye kurgu çok güzeldi. Hele Çelik' in münasebetsiz, densiz, hadsiz gibi cümleleri beni benden aldı. Tam bir İngiliz beyefendisi. Çok sevdimm
Önce taşlanıp, sonra kazığa oturtulup, ardından yakılmayacaksam eğer... Evet! İtiraf ediyorum bu benim ilk Selvi Atıcı kitabım🥳🎉🎊
Kitap dili beni resmen 2010'ların romantizmine götürdü. Güzel bi nostalji yaşadım açıkçası baya özlemişim de, ergenliğim aklıma geldi 🥹
Yazarın dilini sevdim, betimlemeler de yerindeydi. Karakterlerin zıtlığını ve süreç içerisinde birbirlerine çekilmelerini de beğendim. Elbette klişe bi kurgu ancak ben sırıtan bir karakter veya olay göremedim açıkçası. Başta sayfa sayısı çok olduğu için sıkılır mıyım diye düşündüm ama cık. Her şey olması gerektiği gibi tam tadında ilerledi👌🏻
Çelik ve Ahsen (Çiğdem) çiftini çok sevdim. Gerçi Ahsen beni ara ara deli etse de yaşadıklarından dolayı davranış şeklini tolere edebiliyorsunuz. Dişli bi hatun o yönden iyi eğlendim😁 Çelik... ahh kalbim, kalbi yaralı çöreğim��️🩹 Bi adam bu kadar düzgün ve beyefendi olamaz ya. Ben senin gibi bir erkek karakter hiç okumadım. Hiç mi yanlış bir şeyin olmaz, hiç mi pislik bir yanın olmaz, hiç mi şımarık bi hareketin olmaz... Yoktu yani yoktu yoktu. Canım beyefendiciğim benim 😍
Süheyla ve Demir çiftini de çok sevdim. Sanki kitap bir seri de birinci kitabında bu ikilinin tanışma hikayesini okumuşuz gibi hissettim bir an. Öyle bir sıcaklık, öyle bir tanıdıklık hissi vardı.
Bir puanı tek bir şeyden dolayı kırdım bu kadar uzun kitap daha detaylı bir sonu hak ediyordu bence. Hani 2-3 sayfa daha uzatsa hiçbir sıkıntı olmazdı. Çok üstün körü bitti gibi hissettim.
Selvi Atıcı'nın ikinci popüler kitabına geçiyorum arkadaşlar izninizle😃 Evet bir şeyi beğenince bokunu çıkarmak denilince de bendir😂 Neyse 2010ları yad etmem lazım bana müsaade 👋🏻🙈
Biz Selvi Atıcı Hmmm hmmm Selvi severim Bu kitabını ise bilmiyorum ama birazcık daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum. Nasıl desem okurken oldukça Eğlendim bazı yerlerinde oldukça heyecanlı buldum ama aşk kısmı bana basit geldi Ki çelik karekterini soğuk olarak yazılmış tanıtımda ki alakası yok bana göre Kız karekter de bilemedim yorum dahi yapamıyorum. Ahsen aslında sakin gibi görünen ama tamamen çılgın konuşmaları olan yaptığı şeyle duruşu farklı olan bir tip😂😂😂😮 O nasıl oluyor derseniz oluyor okuyun hak verirsiniz bilmiyorum okuyunca keyif aldım ama tekrar tekrar okur muyum Sanmam diğer kitaplarını daha çok sevdim onu söyleyeyim çelik karekteri iyiydi Ahsen de eh ama kitap daha iyi olabilirdi 😎
Selvi Atıcı favori yazarlarımdan olsa da bu kitabını çok sevemedim. Hikaye klişe geldi bana. Ahsen karakterini çok sevemedim. En başından neyin kafasını yaşıyor, çözemedim. Belki de bu yüzden de sevememişimdir. Dik başlı olabilirsin, zevkli de oluyor o kişileri okumak. Bkz Sü. Ama burada yeni tanıştığı birine,1. dakikada başladı laf sokmaya. Niye? Bu yüzden de sevememiş olabilirim. Sü ve Demir'i yeniden okumak ise çok zevkliydi. Her sahnelerinde yine eğlendim.
Bu kitap bana nasıl iyi geldi anlatamam 😍 Bayıldım, elimden bırakamadım. Yazarın “Vahşi” isimli kitabı dışında bütün hepsini okumuş oldum ve sanırım bu kitap içlerinden en sevdiğim olabilir 😍 herşey dozunda ve abartısızdı. Çok fazla güldüğüm yerleri var ki ben bu tarz kitapların eğlenceli taraflarının olmasını çok seviyorum. Kitapta tek sevmedim taraf sonunun bana yetersiz gelmesi , daha çok okumak istiyordum sonrasını 😭 ağzıma bir parmak bal çalınmış gibi hissediyorum kendimi 😝 . xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx Yetiştirilme şekli ve üzerindeki büyük sorumluluklar sebebiyle her zaman düzenli, disiplinli ve kurallı yaşayan Çelik Mızrak, asla bunların hiçbirinden en ufak bir taviz vermiyor. Hayatta en değer verdikleri kardeşi Demir, onun tam bir baş belası olan eşi Süheyla ve biricik yeğeni Umut. Bunların dışında kalan herkes geçici, özellikle de kadınlar. Geçmişinde yaşadığı kötü bir tecrübe ile kusurlu olduğunu düşünmesi, onu kimseye bağlanmamaya itiyor ve bu durumdan da gayet memnundur. Ta ki bu düzenli hayatı, Umut’un bakıcısı olacak Çiğdem hanım evlerine gelene kadar sürüyor. . Bakıcının işindeki tecrübesizliği ve geçmişindeki gizemi yüzünden onu yeğeninin yanında istemeyen Çelik ile aynı şekilde ona tahammül edemeyen Çiğdem, birbirleri ile laf kavgasına girmeden asla bir arada kalamıyorlar. Çelik , her zaman beyefendiliğini koruyarak kibarca kavga etsede karşısındaki kadın ağzına geleni söyleyebiliyor 😂 ve bir zaman sonra kaçınılmaz olan gerçekleşerek birbirlerine tahammül etmekten öteye geçiyorlar fakat herşey güllük gülistanlık olamıyor çünkü Çiğdem’ın büyük sırrı ortaya çıkarsa hayatı, geleceği ve hayallerine sonsuza kadar elveda diyebilir. xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx . Bana kalsa kitabı komple anlatmak istiyorum ama bu kadarı kafi sanırım 😅 Kitaptaki Demir ve Süheyla karakterini çok özlemişim ve yine aynı enerjileri bu kitaptada sürüyor 😂 Süheyla karakterine ayrıca bi hayranım zaten 😍 Bu kitabı okumak istiyorsanız ve önceden okumadıysanız Demir ve Süheyla’nın kitabı olan “Sen” i okumalısınız ve ardında da bu kitabı okuyun. Bu türü seviyorsanız bence bu kitapları da seveceksiniz 😉
Selvi Atıcı benim için gelmiş geçmiş en iyi Türk dram, polisiye, aksiyon yazarlarından biridir. Kendisini Kimliksiz romanından bu yana eksiksiz takip eder okurum. Biz romanına kadar aksiyon tavan yapmış, sır dolu geçmişler, ters köşeler, umulmadık rastlantılar, aşkın doruk noktasına ulaştığı tüm duyguları bize yansıtan canım Selvim büyük merakla ve beklentiyle okuduğum ''Biz'' kitabı ne yazık ki beklentimi karşılamadı. Kitabı genel olarak sevdim ama diğer kitaplarına nazaran benim için bir tık aşağıda kaldı. Nedeni belli durgunluk. Hatta bitmesin diye yavaş yavaş okudum. Eğlendiğim noktalar kesinlikle oldu çünkü Selvi Atıcı muhteşem mizah anlayışına sahip. Bu konuda ona bayılıyorum. Kitabın konusuna gelecek olursam; Kitap ''Sen'' kitabının devam niteliğinde. Çelik; genç yaşında ailesini kaybetmiş, karısı tarafından aldatılmış( Okuyunca sinirlerim bozuldu.), her konuda mükemmeliyetçi, tam bir beyefendi, yürüyen Türkçe imla kılavuzu bir beyefendi. Bir o kadar da yakışıklı. Gelelim has kızımız Çiğdem; kendisi Çelik'in tam zıttı. Tek ortak noktaları genç yaşlarında ailelerini kaybetmeleri. Çiğdem babasını kaybettikten sonra annesinin ikinci evliliğini yaptığı üvey babasından şiddet görür. Üvey abisi ile kaçmaya karar verir. Zamanla üvey abisinin de ondan farkı olmadığını anlar ve ondanda kaçar. Çiğdem sözünü esirgemeyen, taktik yok bam bam bam bir kız. Hayat şartlarının getirmiş olduğu güç ile herşeyin altından kalkacak güce sahip. Çiğdem Demir ve Süheyla'nın bebeğine bakmak için işe alınır. Çelik ile tanışır ve olaylar başlar. Art arda gelen olaylar silsilesi bu iki zıt kutubu birbirine çeker. Ortaya öyle bir komedi çıktı ki. Kesinlikle okuyun. Belli bir durağanlık olmasaydı cidden on üzerinden on alırdı herhalde ama olsun. Selvi benim için her şekilde mükemmel.
Çok keyif aldım, çok eğlendim okurken. Konusu, kurgusu, anlatımı ve karakterler çok hoşuma geldi. Sizi bilmem ama Biz'i okumak bana iyi geldi. Çelik' e hayran kaldım.Çelik sen nasıl güzel bir adamdı. Demir'in değimiyle Soğuk Dük. Deri eldivenler, kasket ve pardesü görünce aklıma artık Çelik gelecek. Ufak bir ayrıntı olabilir ama bence Çelik karakterini tamamlayan aksesuarlar olmuş. Aynı Süheyla'nın tarzı gibi. Süheyla ike Demir'in de olması eğlenceye eğlence katmış. Süheyla'nın Çelik'e takılmaları okumaya değer. Asıl kızımız Ahsen'in hayatta kalma mücadelesi, umutları, yaşadıkları ve aşkı kitabın hüzünlü kısımlarıydı. Özellikle de Ahsen'in hastahane ve sonrası yaşadıkları birazcık burnumun direğini sızlatmış olabilir🙈 Kitabın son bölümü de çok anlamlı olmuş. Keyifli dakikalar geçirmek, aşkı, korkuyu hissetmek ve kahkaha atmak isterseniz mutlaka okumalısınız. Keyifli okumalar.
Sen kitabından merak ettiğim Çelik Mızrak ve hikayesini okuduğum için mutluyum. Ancak kitap her şeyiyle bir Selvi Atıcı kurgusuydu diyemem malesef :/ Bazı sahneleri gereksizce uzun buldum. Özellikle Çelik'in peşine takılan adamlar ve yapmaya çalıştıkları anlamsız şeyler hakkındaki konuşmalar, bir kere bile olsa Çelik'in karşısına çıkıp onu tehlikeye atmayıp kitabı aksiyondan mahrum bırakmaları bilmiyorum. Demir ve Süheyla'yı çok çok çok sevsem de bu kitapta aşırı yer kaplamışlar gibi geldi hatta %45 onlardan oluşuyordu.
Selvi Atıcı'nın kaleme aldığı Biz, modern Türk edebiyatı içerisinde karakter odaklı dram ve romantizm türlerini harmanlayan, derin duygusal temalara odaklanan etkileyici bir eserdir. Kitap, insan ilişkilerinin karmaşıklığını, aidiyet arayışını ve geçmişin gölgesinde şekillenen kimlikleri merkezine alırken, yazarın yalın ama bir o kadar da vurucu anlatım stili okuyucuyu hikâyeye hızla dahil ediyor. Karakterlerin içsel çatışmalarının ve duygusal değişimlerinin samimiyetle işlendiği bu romanda, Selvi Atıcı kelimeleri ustalıkla kullanarak okuru kendi hayat sorgulamalarıyla baş başa bırakıyor. Hem sürükleyici kurgusu hem de insanın ruhuna dokunan melankolik atmosferiyle, özellikle derinlikli karakter analizlerinden ve duygusal yoğunluğu yüksek hikâyelerden hoşlanan okurlar için kesinlikle tavsiye edilebilecek nitelikli bir yapıt.