What do you think?


Leonardo'nun Yahuda'sı
Büyük Üstat Leonardo da Vinci’nin heyecanla beklenen başyapıtı “Son Akşam Yemeği” yarım kalmıştır. Milano’daki Santa Maria delle Grazie manastırının yemekhanesi için yaptığı resim üzerinde aylardır çalışamamasının Leonardo’yu yılgınlığa gark eden bir nedeni vardır. İsa’ya ihanet eden havari Yahuda’nın kafasını resmederken esinleneceği bir model bulamamıştır. Bu amaçla şehirdeki en kötü insanın peşine düşen Üstat, bütün sokakları, meyhaneleri ve pazarları gece gündüz dolaşır. O sıralarda şehre gelen Bohemyalı bir tüccar, eski bir borcu tahsil etme peşindedir. Bir de şehirde görüp âşık olduğu bir genç kızı aklından çıkaramamaktadır. Leo Perutz bu sürükleyici ve eğlenceli tarihi romanda, kibir, ihanet, sanat ve sanatçının yaratma edimi gibi temalara odaklanır.
176 pages, Paperback
First published January 1, 1959
About the author
Leo Perutz
42 books142 followersLeopold Perutz was an Austrian novelist and mathematician.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 108 reviews
February 5, 2021
Leonardo da Vinci’nin ünlü “Son Akşam Yemeği”nde hain havari Yahuda’yı resmetmek için aradığı model üzerine kurulu bir tarihi öykü. Ancak büyük usta ve resmimden çok, bir Alman tüccar ile Milano’daki sanatçılar ve halkın yaşayışlarını, çekişmeleri, İtalyan kurnazlığı ve işbiritiriciliği ile Alman kararlılık ve inadını çok güzel mizahi bir anlatımla sunuyor. Perutz’un her eseri keyifle okunuyor. Fazla edebi derinlik aramıyorsanız bu kitap da dahil Leo Perutz’u öneririm.
September 6, 2018
Leído a finales de 2005 o principio de 2006.
Una de las mejores novelas históricas que he leído en los últimos años. Lástima que no recuerde muchos detalles, pero fue absorbente de principio a fin, y la traducción me pareció soberbia.
Recomendable al 100 %.
Una de las mejores novelas históricas que he leído en los últimos años. Lástima que no recuerde muchos detalles, pero fue absorbente de principio a fin, y la traducción me pareció soberbia.
Recomendable al 100 %.
April 3, 2018
"Sırrı ve Yahuda'nın günahını biliyor musun sen? İsa'ya neden ihanet ettiğini?" diye sordu Üstat Leonardo.
"İsa'ya onu sevdiğini anladığı için ihanet etti," diye cevap verdi delikanlı. "Onu çok fazla sevmek zorunda kalacağını anladı ve kibri buna izin vermedi."
"Evet. Yahuda'nın günahı, kendi sevgisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı," dedi Üstat Leonardo.
~
Ne beklediğimi bilmeyerek başladığım bir kitap oldu, hiçbir şey bilmeyerek başladığım çoğu kitap gibi bu kitabı da sevdim.
"Son Akşam Yemeği" için ihanet eden Yahuda'ya uygun bir yüz arıyor Leonardo fakat Milano'nun tartışmasız en kötü adamı bile onun aradığı yüz değil. Uygun bir suret bulamadığı için de resmi geciktiriyor ve herkes bu durumdan şikayetçi. Olayın altyapısında bu var ve eser buna bağlı olarak isimlendirilmiş fakat eserin başkahramanı Leonardo da Vinci değil, Yahuda'nın yüzünü taşıyacak, kazanacak daha doğrusu, bir tüccar. Okuyucu olarak eser boyunca bu "Yahuda"yı takip ediyoruz ve başta iyi bir aşık, tipik bir tüccar olan Behaim'in kibri yüzünden nasıl "şeytan"laştığını görüyoruz. Bir kahramanın antikahramana dönüşme öyküsü aslında bir bakıma.
Kahramanın antikahramanlaşma yolculuğunun yanısıra eserde göze çarpan bir diğer husussa Da Vinci'nin affedilemez tek günah ve en büyük günah olarak kibri görmesiydi ve eserin bu durumu Hristiyanlık dinine atfetmesiydi. Bu kibrin en büyük günah oluşu tüm ilahi dinler için evrensel bir olgu mu acaba sorusunu uyandırdı bende zira İslamiyet'te de şeytanın nifak sokmak için dünyaya inişi ve bozgunculuğa yemin edişi kibrinin neticesidir. Allah Adem'i yaratır, tüm meleklerden ve iblisten ona secde etmelerini ister, melekler secde ederken iblis "neden" der, "onu topraktan yarattın beni ise ateşten, ben ondan üstünüm" ve secde etmez. Bunun üzerine ebedi cehennemle cezalandırılan iblis kıyamet gününe kadar ademoğullarını haktan saptırmak ve beraberinde cehenneme götürmek imkanı ister, böylelikle iblis, şeytan olarak dünyaya iner. Yani iblisi şeytan yapan, onun cennetten kovulmasına neden olan kibridir, bu yüzden kalbinde zerre kadar kibir bulunan cennete giremez. İslam mitinde iblisin bu hikayesi, Yahuda'nın hikayesine ve eser bağlamında baktığımızda Behaim'in hikayesine çok benzemektedir. İblis de kibrine yenik düşmeden önce meleklerle saf tutan ve cennette ağırlanan bir varlıktır, hikayede kahramandır, kibri yüzünden antikahramanlaşmıştır. Bu yüzden Behaim'i eserin bizi yönlendirdiği gibi "Yahuda" olarak okumanın yanında, "şeytan" olarak okumak da mümkündür.
Ve bir diğer şey de, *spoiler*, eserin sonunda Niccola "Yahuda'nın yüzünü taşıdığını bilseydim asla sevmezdim onu" diyor, yani "beni kibrinden ötürü yüzüstü bırakacağını bilsem onu asla sevmezdim"
Bu çok güzel.
"İsa'ya onu sevdiğini anladığı için ihanet etti," diye cevap verdi delikanlı. "Onu çok fazla sevmek zorunda kalacağını anladı ve kibri buna izin vermedi."
"Evet. Yahuda'nın günahı, kendi sevgisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı," dedi Üstat Leonardo.
~
Ne beklediğimi bilmeyerek başladığım bir kitap oldu, hiçbir şey bilmeyerek başladığım çoğu kitap gibi bu kitabı da sevdim.
"Son Akşam Yemeği" için ihanet eden Yahuda'ya uygun bir yüz arıyor Leonardo fakat Milano'nun tartışmasız en kötü adamı bile onun aradığı yüz değil. Uygun bir suret bulamadığı için de resmi geciktiriyor ve herkes bu durumdan şikayetçi. Olayın altyapısında bu var ve eser buna bağlı olarak isimlendirilmiş fakat eserin başkahramanı Leonardo da Vinci değil, Yahuda'nın yüzünü taşıyacak, kazanacak daha doğrusu, bir tüccar. Okuyucu olarak eser boyunca bu "Yahuda"yı takip ediyoruz ve başta iyi bir aşık, tipik bir tüccar olan Behaim'in kibri yüzünden nasıl "şeytan"laştığını görüyoruz. Bir kahramanın antikahramana dönüşme öyküsü aslında bir bakıma.
Kahramanın antikahramanlaşma yolculuğunun yanısıra eserde göze çarpan bir diğer husussa Da Vinci'nin affedilemez tek günah ve en büyük günah olarak kibri görmesiydi ve eserin bu durumu Hristiyanlık dinine atfetmesiydi. Bu kibrin en büyük günah oluşu tüm ilahi dinler için evrensel bir olgu mu acaba sorusunu uyandırdı bende zira İslamiyet'te de şeytanın nifak sokmak için dünyaya inişi ve bozgunculuğa yemin edişi kibrinin neticesidir. Allah Adem'i yaratır, tüm meleklerden ve iblisten ona secde etmelerini ister, melekler secde ederken iblis "neden" der, "onu topraktan yarattın beni ise ateşten, ben ondan üstünüm" ve secde etmez. Bunun üzerine ebedi cehennemle cezalandırılan iblis kıyamet gününe kadar ademoğullarını haktan saptırmak ve beraberinde cehenneme götürmek imkanı ister, böylelikle iblis, şeytan olarak dünyaya iner. Yani iblisi şeytan yapan, onun cennetten kovulmasına neden olan kibridir, bu yüzden kalbinde zerre kadar kibir bulunan cennete giremez. İslam mitinde iblisin bu hikayesi, Yahuda'nın hikayesine ve eser bağlamında baktığımızda Behaim'in hikayesine çok benzemektedir. İblis de kibrine yenik düşmeden önce meleklerle saf tutan ve cennette ağırlanan bir varlıktır, hikayede kahramandır, kibri yüzünden antikahramanlaşmıştır. Bu yüzden Behaim'i eserin bizi yönlendirdiği gibi "Yahuda" olarak okumanın yanında, "şeytan" olarak okumak da mümkündür.
Ve bir diğer şey de, *spoiler*, eserin sonunda Niccola "Yahuda'nın yüzünü taşıdığını bilseydim asla sevmezdim onu" diyor, yani "beni kibrinden ötürü yüzüstü bırakacağını bilsem onu asla sevmezdim"
Bu çok güzel.
October 7, 2026
Leanardo da Vinci'nin Son Akşam Yemeği'ndeki Yahuda'ya uygun bir yüz arayışıyla başlıyor roman. Tabloyu bitirmekte gecikiyor çünkü aradığı şey kötülüğün kolayca tanınan yüzü değil; ihanetin yüzü, sevdiği halde gururuna, kibrine yenilen insanın yüzü. Bu arayışın karşısına çıkan tüccar Joachim Behaim'in sıradan görünen bir borç meselesi ise zamanla gurur ve haklılık savaşına dönüşüyor. Böylece aşk ile gurur, insanın kendini haklı çıkartma isteğiyle tutkuları karşı karşıya geliyor.
" "İsa'ya onu sevdiğini anladığı için ihanet etti," diye cevap verdi delikanlı. "Onu çok fazla sevmek zorunda kalacağını anladı ve kibri buna izin vermedi." "Evet. Yahuda'nın günahı, kendi sevgisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı," dedi Üstat Leonardo. "
Kimin galip/mağlup geldiği kısmı aşikar çünkü Behaim yaptıklarıyla Yahuda'nın yüzü olmaya layık görülüyor sonunda. Rönesans Milano'sunda geçen bir aşk ve entrika hikayesiyle insanın en çok da kendisini haklı bulduğu yerde kendi içindeki karanlığa yaklaşabildiğini düşündüren, tarihsel bir kurgu. Yahuda'nın yüzü ise insanın kendi benliğine, gururuna ve tutkularına yenildiği her anın simgesi. Leonardo’nun sanatçı gözü ise bu ahlaki dönüşümü bir yüzün içine hapsetmeye çalışıyor ve böylece gerçek insan ile onun sanat tarafından yaratılan görüntüsü birbirine karışıyor. Hikayede aşk ile gurur, hakikat ile görünüş, insan ile onun hakkında anlatılan hikaye arasındaki sınırların belirsizleşmesi gibi. Bir insanın yüzü onun bütün hakikatini taşıyabilir mi? İnsanların birbirlerini tek bir davranış üzerinden tanımladığını düşünürsek, o tek "an" da herşeyi anlatmaya yeter mi? Bu noktada Behaim’in hikayesi geçmişte kalırken Leonardo’nun resmi onu aşıyor; bir insanın yaptığı seçim, sanatın içinde donarak onun kimliğine dönüşüyor, kim olduğuna dair hükmü de sonsuza kadar sabitliyor. Keşke gerçek hayatta da tüm kötülere bir Berhaim sonu yapabilsek:) - kitabın en güzel kısmı burasıydı.
Leanardo'nun geçtiği - geçtiği diyoruz çünkü azıcıklar- tual başında resmi oluşturma süreciyle, bende hayatın oluşumunu meç eden -tek bir fırça darbesinin "karar anı"na dönüştüğü- bölümleri daha fazla okumayı isterdim.
Herkese keyifli okumalar.
Hayır, Yahuda'nın günahı cimrilik değildi, Getse-mani bahçesinde Efendimizi öpmesinin nedeni para hırsı değildi."
"Nedeni," dedi Bellincioli, "insanlık dışı bir kıskançlık ve kötü kalplilikti."
"Hayır," diye itiraz etti Üstat Leonardo. "Yoksa İsa onun kıskançlığını ve fesatlığını affederdi. Bunlar insanın doğasında vardır. Kendinden aşağı olanların kıskançlığını ve fesatlığını hissetmeyen büyük bir adam var mıdır ki? Zaten bu 'Son Akşam Yemeği'nde ben Mesih'i kıskançlık ve fesat-lık da dahil dünyadaki tüm günahların bedelini kendini feda ederek ödeme arzusuyla dolup taşan biri olarak tasvir etmek istiyorum. Fakat İsa, Yahuda'nın günahını affetmedi."
"Yahuda iyiliği bilmesine rağmen kötülüğün peşinden gittiği için mi?" diye sordu Moro.
"Hayır," dedi Üstat Leonardo. "Bu dünyada zaman za-man ihanet ve kötülük etmeden ayakta kalarak eserine hizmet edebilen kim var ki!"syf13
...sadece cimri olduğunu söylediniz, ama inanın bana, o aynı zaman-da sahtekârın teki, utanç nedir bilmeyen biri; onun hakkın-da o kadar çok şey anlatabilirim ki, ben anlatırken şuradaki ateş söner gider, ama bir Yahuda?.. Hayır, bir Yahuda değil o, nasıl Yahuda olsun ki, dünya üzerinde sevdiği tek bir in-san yok."
"Sırrı ve Yahuda'nın günahını biliyor musun sen? İsa'ya neden ihanet ettiğini?" diye sordu Üstat Leonardo.
"İsa'ya onu sevdiğini anladığı için ihanet etti," diye ce-vap verdi delikanlı. "Onu çok fazla sevmek zorunda kalaca-ğını anladı ve kibri buna izin vermedi."
"Evet. Yahuda'nın günahı, kendi sevgisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı," dedi Üstat Leonardo.syf15
Kız durmuş, gülümsüyordu. Değişik bir gülümsemeydi bu, bir sürü anlam taşıyordu: Bir farkına varma ve selamlama, bir mah-cubiyet, biraz da sevinç, keyif ve minnet gibi bir şeyler. Kız lahana fıçısının üzerindeki şarkıcıyı başıyla hafifçe selamla-dı. Sonra hâlâ gülümseyerek arkasına döndü ve büyülenmiş gibi duran, alevlenen bir tutkunun itirafı gözlerinden oku-nan Joachim Behaim'i gördü. Yüzünden henüz silinmemiş tebessümü ona bakarken bir başka tebessüme dönüştü.
Bakıştılar. İkisinin de dudakları kapalıydı, yüzlerinde birbirine yabancı insanların ifadesi vardı ama gözleri soruyordu:
Kimsin sen? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?
Beni sevecek misin?
Sonra kız, birinin kollarından ayrılır gibi ayırdı gözlerini onunkilerden, başıyla belli belirsiz selam verdi ve yürüyüp gitti.syf20
Doğru değil bu!" diye isyan etti. "Hepsi yalan! Niye kendimi kandırıyorum? Nasıl üstesinden geleceğim bütün bunların, öyle zor ki, nasıl unutacağım onu, hiç aklımdan çıkmıyor ki. Hele bir bakın, ne hallere düştüm, bundan daha mutsuz olamaz insan, ah, öyle hor görüyorum ki kendimi!
Boccetta'nın kızı olduğunu biliyorum da hâlâ kopamıyorum ondan, aklımı başka yerlere, ticarete, piyasaya, fiyatların yükselmesine, Venedik'teki depolarda beni bekleyen malla-ra vermeyi başaramıyorum. Yine onun kollarında olmayı, göğsünde uyumayı aklımdan çıkaramadığıma göre nasıl bir çılgınlık bu? Ya haysiyetim, gururum? Sevmemen gereken birini sevmekten daha acı bir şey olabilir mi hayatta? Ama nereden bilecektim dünyaya kötülük etmek için geldiğini? Bana mutsuzluk ve utanç vermek için geldiğini? Tanrı ca-nımı alsın benim, keşke aptal bir köylünün kızıyla sevgili olsaydım! Lanet olsun onunla karşılaştığım o ana! Ne işim vardı benim Aziz Yakup Sokağı'nda?syf121
"Hanımefendi," dedi Leonardo, "bunları bana nezaket-ten mi yoksa iyi kalplilikten mi söylüyorsunuz bilmiyorum, ama doğru değil. Fakat övgülerinize biraz olsun layık olmak isterim. Gerçek şu ki, ben bu esere, âşığın sevgilisine duydu-Qğu aşkla bağlıyım. Ve bildiğiniz gibi, sevgili, kendisini tut-kuyla seveni hoyratça iter çoğu zaman."syf146
"Her şeyin bir nedeni vardır. Nedenleri gör ki, olayları kavra... Bunlar senin sözlerin, değil mi Leonardom? Bunları senden sık sık duydum," diye cevap verdi Mancino. "Dünya acı ve ihanetle dolu değil mi? Bir kızcağız geldi, yalvarıp ya-kardı, ağladı, çaresizlikten ne yapacağını bilmiyordu; utanç-tan ve acıdan ölmek mümkün olsaydı eğer, benden önce o Q ölürdü. Ben de verdiği parayı aldım, pencereden içeri tırma-nıp Boccetta'ya geri götürdüm, fakat tam bir salak olduğum için o kadar çok gürültü çıkardım ki, Boccetta uyandı ve pa-rasını çalmaya geldiğimi sandı. Eğer Yahuda'nın başını arı-yorsan Leonardom, senin kafandaki Yahuda'nın ta kendisi olan birini biliyorum. Daha fazla arama artık! Demek isti-yorum ki, Yahuda'yı buldum. Tek farkı, para kesesine otuz gümüş para değil, on yedi Venedik dukası koymuş olması."syf150
"İşte gidiyor," dedi D'Oggiono ve öfkeyle yumruklarını sıktı. "Mancino bu adam yüzünden öldü!"
"Ölmek mi!" dedi Leonardo. "Ben buna başka bir şey diyorum. O yeniden bütünün bir parçası haline geldi ve dün-yanın kusurlarından kurtuldu."syf163
"Ben hiçbir düke, hiçbir hükümdara hizmet etmem," dedi Leonardo, "hiçbir şehre, hiçbir ülkeye, hiçbir impara-torluğa da ait değilim. Ben yalnızca görme, kavrama, düzene sokma ve yaratma tutkusuna hizmet ederim ve sadece ese-rime aitim."syf168
Gördün mü? Yahuda, Yahuda'yı görmeye gelmiş."
"Utanmadan sıkılmadan gelmiş bir de! Halbuki yerin di-bine girmesi, ıssız bir yere, bir mağaraya, kuş uçmaz kervan geçmez bir yere sinmesi lazım!"
"Katilin cinayet mahalline geri dönmesi gibi, dayanama-mış gelmiş."
"Hıristiyan mıdır acaba, ayinlere gidiyor mudur?"
"Niye gitsin ki ayine? Tanrı böyle bir tarlada tohum yeşertmez."syf170
"Nasıl böyle aptalca bir soru sorarsın!" dedi Niccola ve ona sarıldı. "İnan bana, Yahuda'nın yüzünü taşıdığını bil-seydim, asla sevmezdim onu."syf170
" "İsa'ya onu sevdiğini anladığı için ihanet etti," diye cevap verdi delikanlı. "Onu çok fazla sevmek zorunda kalacağını anladı ve kibri buna izin vermedi." "Evet. Yahuda'nın günahı, kendi sevgisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı," dedi Üstat Leonardo. "
Kimin galip/mağlup geldiği kısmı aşikar çünkü Behaim yaptıklarıyla Yahuda'nın yüzü olmaya layık görülüyor sonunda. Rönesans Milano'sunda geçen bir aşk ve entrika hikayesiyle insanın en çok da kendisini haklı bulduğu yerde kendi içindeki karanlığa yaklaşabildiğini düşündüren, tarihsel bir kurgu. Yahuda'nın yüzü ise insanın kendi benliğine, gururuna ve tutkularına yenildiği her anın simgesi. Leonardo’nun sanatçı gözü ise bu ahlaki dönüşümü bir yüzün içine hapsetmeye çalışıyor ve böylece gerçek insan ile onun sanat tarafından yaratılan görüntüsü birbirine karışıyor. Hikayede aşk ile gurur, hakikat ile görünüş, insan ile onun hakkında anlatılan hikaye arasındaki sınırların belirsizleşmesi gibi. Bir insanın yüzü onun bütün hakikatini taşıyabilir mi? İnsanların birbirlerini tek bir davranış üzerinden tanımladığını düşünürsek, o tek "an" da herşeyi anlatmaya yeter mi? Bu noktada Behaim’in hikayesi geçmişte kalırken Leonardo’nun resmi onu aşıyor; bir insanın yaptığı seçim, sanatın içinde donarak onun kimliğine dönüşüyor, kim olduğuna dair hükmü de sonsuza kadar sabitliyor. Keşke gerçek hayatta da tüm kötülere bir Berhaim sonu yapabilsek:) - kitabın en güzel kısmı burasıydı.
Leanardo'nun geçtiği - geçtiği diyoruz çünkü azıcıklar- tual başında resmi oluşturma süreciyle, bende hayatın oluşumunu meç eden -tek bir fırça darbesinin "karar anı"na dönüştüğü- bölümleri daha fazla okumayı isterdim.
Herkese keyifli okumalar.
Hayır, Yahuda'nın günahı cimrilik değildi, Getse-mani bahçesinde Efendimizi öpmesinin nedeni para hırsı değildi."
"Nedeni," dedi Bellincioli, "insanlık dışı bir kıskançlık ve kötü kalplilikti."
"Hayır," diye itiraz etti Üstat Leonardo. "Yoksa İsa onun kıskançlığını ve fesatlığını affederdi. Bunlar insanın doğasında vardır. Kendinden aşağı olanların kıskançlığını ve fesatlığını hissetmeyen büyük bir adam var mıdır ki? Zaten bu 'Son Akşam Yemeği'nde ben Mesih'i kıskançlık ve fesat-lık da dahil dünyadaki tüm günahların bedelini kendini feda ederek ödeme arzusuyla dolup taşan biri olarak tasvir etmek istiyorum. Fakat İsa, Yahuda'nın günahını affetmedi."
"Yahuda iyiliği bilmesine rağmen kötülüğün peşinden gittiği için mi?" diye sordu Moro.
"Hayır," dedi Üstat Leonardo. "Bu dünyada zaman za-man ihanet ve kötülük etmeden ayakta kalarak eserine hizmet edebilen kim var ki!"syf13
...sadece cimri olduğunu söylediniz, ama inanın bana, o aynı zaman-da sahtekârın teki, utanç nedir bilmeyen biri; onun hakkın-da o kadar çok şey anlatabilirim ki, ben anlatırken şuradaki ateş söner gider, ama bir Yahuda?.. Hayır, bir Yahuda değil o, nasıl Yahuda olsun ki, dünya üzerinde sevdiği tek bir in-san yok."
"Sırrı ve Yahuda'nın günahını biliyor musun sen? İsa'ya neden ihanet ettiğini?" diye sordu Üstat Leonardo.
"İsa'ya onu sevdiğini anladığı için ihanet etti," diye ce-vap verdi delikanlı. "Onu çok fazla sevmek zorunda kalaca-ğını anladı ve kibri buna izin vermedi."
"Evet. Yahuda'nın günahı, kendi sevgisine ihanet edecek kadar kibirli olmasıydı," dedi Üstat Leonardo.syf15
Kız durmuş, gülümsüyordu. Değişik bir gülümsemeydi bu, bir sürü anlam taşıyordu: Bir farkına varma ve selamlama, bir mah-cubiyet, biraz da sevinç, keyif ve minnet gibi bir şeyler. Kız lahana fıçısının üzerindeki şarkıcıyı başıyla hafifçe selamla-dı. Sonra hâlâ gülümseyerek arkasına döndü ve büyülenmiş gibi duran, alevlenen bir tutkunun itirafı gözlerinden oku-nan Joachim Behaim'i gördü. Yüzünden henüz silinmemiş tebessümü ona bakarken bir başka tebessüme dönüştü.
Bakıştılar. İkisinin de dudakları kapalıydı, yüzlerinde birbirine yabancı insanların ifadesi vardı ama gözleri soruyordu:
Kimsin sen? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?
Beni sevecek misin?
Sonra kız, birinin kollarından ayrılır gibi ayırdı gözlerini onunkilerden, başıyla belli belirsiz selam verdi ve yürüyüp gitti.syf20
Doğru değil bu!" diye isyan etti. "Hepsi yalan! Niye kendimi kandırıyorum? Nasıl üstesinden geleceğim bütün bunların, öyle zor ki, nasıl unutacağım onu, hiç aklımdan çıkmıyor ki. Hele bir bakın, ne hallere düştüm, bundan daha mutsuz olamaz insan, ah, öyle hor görüyorum ki kendimi!
Boccetta'nın kızı olduğunu biliyorum da hâlâ kopamıyorum ondan, aklımı başka yerlere, ticarete, piyasaya, fiyatların yükselmesine, Venedik'teki depolarda beni bekleyen malla-ra vermeyi başaramıyorum. Yine onun kollarında olmayı, göğsünde uyumayı aklımdan çıkaramadığıma göre nasıl bir çılgınlık bu? Ya haysiyetim, gururum? Sevmemen gereken birini sevmekten daha acı bir şey olabilir mi hayatta? Ama nereden bilecektim dünyaya kötülük etmek için geldiğini? Bana mutsuzluk ve utanç vermek için geldiğini? Tanrı ca-nımı alsın benim, keşke aptal bir köylünün kızıyla sevgili olsaydım! Lanet olsun onunla karşılaştığım o ana! Ne işim vardı benim Aziz Yakup Sokağı'nda?syf121
"Hanımefendi," dedi Leonardo, "bunları bana nezaket-ten mi yoksa iyi kalplilikten mi söylüyorsunuz bilmiyorum, ama doğru değil. Fakat övgülerinize biraz olsun layık olmak isterim. Gerçek şu ki, ben bu esere, âşığın sevgilisine duydu-Qğu aşkla bağlıyım. Ve bildiğiniz gibi, sevgili, kendisini tut-kuyla seveni hoyratça iter çoğu zaman."syf146
"Her şeyin bir nedeni vardır. Nedenleri gör ki, olayları kavra... Bunlar senin sözlerin, değil mi Leonardom? Bunları senden sık sık duydum," diye cevap verdi Mancino. "Dünya acı ve ihanetle dolu değil mi? Bir kızcağız geldi, yalvarıp ya-kardı, ağladı, çaresizlikten ne yapacağını bilmiyordu; utanç-tan ve acıdan ölmek mümkün olsaydı eğer, benden önce o Q ölürdü. Ben de verdiği parayı aldım, pencereden içeri tırma-nıp Boccetta'ya geri götürdüm, fakat tam bir salak olduğum için o kadar çok gürültü çıkardım ki, Boccetta uyandı ve pa-rasını çalmaya geldiğimi sandı. Eğer Yahuda'nın başını arı-yorsan Leonardom, senin kafandaki Yahuda'nın ta kendisi olan birini biliyorum. Daha fazla arama artık! Demek isti-yorum ki, Yahuda'yı buldum. Tek farkı, para kesesine otuz gümüş para değil, on yedi Venedik dukası koymuş olması."syf150
"İşte gidiyor," dedi D'Oggiono ve öfkeyle yumruklarını sıktı. "Mancino bu adam yüzünden öldü!"
"Ölmek mi!" dedi Leonardo. "Ben buna başka bir şey diyorum. O yeniden bütünün bir parçası haline geldi ve dün-yanın kusurlarından kurtuldu."syf163
"Ben hiçbir düke, hiçbir hükümdara hizmet etmem," dedi Leonardo, "hiçbir şehre, hiçbir ülkeye, hiçbir impara-torluğa da ait değilim. Ben yalnızca görme, kavrama, düzene sokma ve yaratma tutkusuna hizmet ederim ve sadece ese-rime aitim."syf168
Gördün mü? Yahuda, Yahuda'yı görmeye gelmiş."
"Utanmadan sıkılmadan gelmiş bir de! Halbuki yerin di-bine girmesi, ıssız bir yere, bir mağaraya, kuş uçmaz kervan geçmez bir yere sinmesi lazım!"
"Katilin cinayet mahalline geri dönmesi gibi, dayanama-mış gelmiş."
"Hıristiyan mıdır acaba, ayinlere gidiyor mudur?"
"Niye gitsin ki ayine? Tanrı böyle bir tarlada tohum yeşertmez."syf170
"Nasıl böyle aptalca bir soru sorarsın!" dedi Niccola ve ona sarıldı. "İnan bana, Yahuda'nın yüzünü taşıdığını bil-seydim, asla sevmezdim onu."syf170
March 18, 2020
Beni ikilemde bırakan bir okumaydı.
Tıpkı bu kitap gibi, İş Bankası'nın Modern Klasikler serisinde yer alan Yahuda İskariot'u okuduktan sonra bu kitabı okumaya karar vermiştim. Yahuda'daki bir yandan karakterden tiksinip diğer yandan yavaş yavaş kendisiyle empati kurduğumuz anlar beni çok etkilemişti. Böylece Leonardo'nun Yahuda'sına başladım.
Kitap geçtiği dönemi harika biçimde anlatıyor. Üstat Leonardo'nun az görünmesi beni derinden üzmekle birlikte (kitaba dair hayal kırıkıklarımdan biri bu) geçtiği yerler insanı mutlu ediyor, onu daha çok okumak isteği uyandırıyor.
Leonardo'nun resmedeceği Yahuda'yı aradığı ve Yahuda'nın temsiline giden yoldaki asıl hikayeyse beni pek tatmin etmedi. Dış çatıda bütünlük mevcut, onu inkar edemem, ancak ben daha çok etki altında kalmayı umuyordum.
Bu nedenlerle kitap beni iki arada bir derede bıraktı. Sevmedim desem değil, aradığımı buldum desem değil :)
Çeviri ve editörlük her zamanki gibi harikaydı. Bu kitabı tavsiye ederim. Geçtiği dönemi solumak ve Üstat Leonardo'yu kısa anlarda bile görebilmek için güzel bir fırsat.
Tıpkı bu kitap gibi, İş Bankası'nın Modern Klasikler serisinde yer alan Yahuda İskariot'u okuduktan sonra bu kitabı okumaya karar vermiştim. Yahuda'daki bir yandan karakterden tiksinip diğer yandan yavaş yavaş kendisiyle empati kurduğumuz anlar beni çok etkilemişti. Böylece Leonardo'nun Yahuda'sına başladım.
Kitap geçtiği dönemi harika biçimde anlatıyor. Üstat Leonardo'nun az görünmesi beni derinden üzmekle birlikte (kitaba dair hayal kırıkıklarımdan biri bu) geçtiği yerler insanı mutlu ediyor, onu daha çok okumak isteği uyandırıyor.
Leonardo'nun resmedeceği Yahuda'yı aradığı ve Yahuda'nın temsiline giden yoldaki asıl hikayeyse beni pek tatmin etmedi. Dış çatıda bütünlük mevcut, onu inkar edemem, ancak ben daha çok etki altında kalmayı umuyordum.
Bu nedenlerle kitap beni iki arada bir derede bıraktı. Sevmedim desem değil, aradığımı buldum desem değil :)
Çeviri ve editörlük her zamanki gibi harikaydı. Bu kitabı tavsiye ederim. Geçtiği dönemi solumak ve Üstat Leonardo'yu kısa anlarda bile görebilmek için güzel bir fırsat.
February 13, 2019
15.yy Milano'sunun günlük yaşam pratiklerine, nesnelerine, kültürüne ve sanatına gösterilen müthiş özen, iyi bir kurgu ve anlatım dinamizmiyle birleşince ortaya güzel bir roman çıkmış.
"Hiçbir düke, hiçbir HÜKÜMDARA hizmet etmem; hiçbir şehre, hiçbir ÜLKEYE, hiçbir imparatorluğa ait değilim; ben yalnızca, KAVRAMA, DÜZENLEME ve YARATMA tutkusuna hizmet ederim ve sadece ESERİME aitim"(L. da Vinci).
"Yahuda İsa'ya onu SEVDİĞİNİ anladığı, onu çok fazla sevmek zorunda kalacağı için, KİBRİNDEN dolayı İHANET etti."
(İşte bu özelliği taşıyan birinin suratını arar L. Da Vinci, Milano Santa Maria delle Grazie manastırına çizdiği SON YEMEK tablosundaki Yahuda'yı hakkıyla tasarlayabilmek için).
"Ressam gözün hâkim olması gereken ON üstün beceri: GÖLGE ve IŞIK, KONTUR ve RENK, FİGÜR ve ARKAPLAN, UZAKLIK ve YAKINLIK, HAREKET ve DURAĞANLIK"
(L. da Vinci).
"Birinin HEKİM olması için İNSANIN ve HAYATIN ne olduğunu ANLAMAYA çalışması gerekir."
"Hiçbir düke, hiçbir HÜKÜMDARA hizmet etmem; hiçbir şehre, hiçbir ÜLKEYE, hiçbir imparatorluğa ait değilim; ben yalnızca, KAVRAMA, DÜZENLEME ve YARATMA tutkusuna hizmet ederim ve sadece ESERİME aitim"(L. da Vinci).
"Yahuda İsa'ya onu SEVDİĞİNİ anladığı, onu çok fazla sevmek zorunda kalacağı için, KİBRİNDEN dolayı İHANET etti."
(İşte bu özelliği taşıyan birinin suratını arar L. Da Vinci, Milano Santa Maria delle Grazie manastırına çizdiği SON YEMEK tablosundaki Yahuda'yı hakkıyla tasarlayabilmek için).
"Ressam gözün hâkim olması gereken ON üstün beceri: GÖLGE ve IŞIK, KONTUR ve RENK, FİGÜR ve ARKAPLAN, UZAKLIK ve YAKINLIK, HAREKET ve DURAĞANLIK"
(L. da Vinci).
"Birinin HEKİM olması için İNSANIN ve HAYATIN ne olduğunu ANLAMAYA çalışması gerekir."
February 6, 2022
3,5 *
Gostei, mas senti-me enganada pelo subtítulo (A procura de Da Vinci pelo Judas da Última Ceia) e pela sinopse...
Gostei, mas senti-me enganada pelo subtítulo (A procura de Da Vinci pelo Judas da Última Ceia) e pela sinopse...
May 29, 2023
Wenn der deutsche Kaufmann Johann Behaim nicht so auf seine Forderung von 17 Dukaten bestanden hätte, wäre ihm ein später Kummer erspart geblieben. Das war das Geld wohl nicht wert. Eine sehr schöne Geschichte in Mailand im 15. Jh.
January 30, 2023
Giuda a Milano
Nella postfazione, esauriente excursus su tutta la sua opera, Perutz è definito un maestro della tradizione del romanzo storico ma al tempo stesso in grado di avvalersi di “una realtà interiore che sfugge a ogni controllo logico e vive per riflesso in una scrittura che accetta la sfida dell’inconscio e del surreale”.
Con piacere ho colto la pregevole fattura del romanzo storico nella descrizione accurata ed evocativa della vita nel Ducato di Milano del 1498, la corte di Ludovico il Moro ma soprattutto le bettole, osterie, locande, botteghe artigianali, le chiese e le stradine del popolo che conferiscono all’insieme una dimensione quasi paesana, dove tutti si conoscono e lo straniero, viandante o commerciante che sia, non passa inosservato.
In questo quadro brulicante di vita quotidiana come in un dipinto di Bruegel, albergano amori, commerci, liti per interesse o usura, accorate discussioni artistiche soprattutto quando vi partecipano Leonardo e i suoi seguaci, un Leonardo già nella sua piena maturità e dalla fama crescente, impegnato nella ricerca delle soluzioni pittoriche e dei soggetti per ultimare finalmente la lunga creazione dell’Ultima Cena nel convento di Santa Maria delle Grazie.
Per contro, durante tutta la lettura, ho atteso vanamente il sopravvenire del secondo elemento portante della particolare atmosfera e dello stile caratteristico delle più significative opere di Perutz; ma “l’inconscio e il surreale” (per citare la postfazione), il tono a tratti ironico e grottesco, la dimensione misteriosa e sospesa che costituisce una parte essenziale del fascino esercitato dalla narrativa di Perutz, risultano pressoché assenti. La trama di “Il Giuda di Leonardo” risulta molto più lineare e consequenziale rispetto ai romanzi precedenti, le zone d’ombra e l’intervento dell’elemento soprannaturale o della follia che anima alcuni de i suoi personaggi più indimenticabili, qui latitano.
Si tratta certo di un buon romanzo ben leggibile (pure troppo…), un suggestivo viaggio nel tempo che proietta il lettore nella Milano di mezzo millennio fa con la consueta efficacia e naturalezza, ma personalmente mi è rimasto un retrogusto di insoddisfazione, e un po’ mi sorprende che questo ultimo romanzo postumo del maestro praghese venga annoverato, anche dai perutziani d.o.c., fra i capolavori indiscussi della sua bibliografia.
Nella postfazione, esauriente excursus su tutta la sua opera, Perutz è definito un maestro della tradizione del romanzo storico ma al tempo stesso in grado di avvalersi di “una realtà interiore che sfugge a ogni controllo logico e vive per riflesso in una scrittura che accetta la sfida dell’inconscio e del surreale”.
Con piacere ho colto la pregevole fattura del romanzo storico nella descrizione accurata ed evocativa della vita nel Ducato di Milano del 1498, la corte di Ludovico il Moro ma soprattutto le bettole, osterie, locande, botteghe artigianali, le chiese e le stradine del popolo che conferiscono all’insieme una dimensione quasi paesana, dove tutti si conoscono e lo straniero, viandante o commerciante che sia, non passa inosservato.
In questo quadro brulicante di vita quotidiana come in un dipinto di Bruegel, albergano amori, commerci, liti per interesse o usura, accorate discussioni artistiche soprattutto quando vi partecipano Leonardo e i suoi seguaci, un Leonardo già nella sua piena maturità e dalla fama crescente, impegnato nella ricerca delle soluzioni pittoriche e dei soggetti per ultimare finalmente la lunga creazione dell’Ultima Cena nel convento di Santa Maria delle Grazie.
Per contro, durante tutta la lettura, ho atteso vanamente il sopravvenire del secondo elemento portante della particolare atmosfera e dello stile caratteristico delle più significative opere di Perutz; ma “l’inconscio e il surreale” (per citare la postfazione), il tono a tratti ironico e grottesco, la dimensione misteriosa e sospesa che costituisce una parte essenziale del fascino esercitato dalla narrativa di Perutz, risultano pressoché assenti. La trama di “Il Giuda di Leonardo” risulta molto più lineare e consequenziale rispetto ai romanzi precedenti, le zone d’ombra e l’intervento dell’elemento soprannaturale o della follia che anima alcuni de i suoi personaggi più indimenticabili, qui latitano.
Si tratta certo di un buon romanzo ben leggibile (pure troppo…), un suggestivo viaggio nel tempo che proietta il lettore nella Milano di mezzo millennio fa con la consueta efficacia e naturalezza, ma personalmente mi è rimasto un retrogusto di insoddisfazione, e un po’ mi sorprende che questo ultimo romanzo postumo del maestro praghese venga annoverato, anche dai perutziani d.o.c., fra i capolavori indiscussi della sua bibliografia.
April 25, 2021
Aslında 3,5. Ama kitabın son 20 sayfası hatrına 4.
Bu kitap düzyazı Shakespeare gibi geldi. Daha doğrusu tam da Shakespeare'in uyduracağı türden bir olay örgüsü, Shakespearevari karakterler, Shakespeare atmosferindeki Avrupa.
Leonardo Da Vinci, Son Akşam Yemeği tablosu'ndaki Yahuda'nın yüzünü bulamadığı için eser bir türlü bitmemektedir. Hiç tahmin edemeyeceği bir Yahuda bulur. Halbuki daha önce kendisiyle karşılaşmış, hatta atını çizmiştir. Tabii o zaman Yahuda olacak olan yüzün kendisi bile sevdiğine ihanet edeceğini bilmemektedir. Gerçek Yahuda'nın parayla olan ilişkisi gibi, resimdeki Yahuda'nın da parayla ilişkisi en önemli kırılma noktasıdır. Nitekim Leonardo'nun Yahuda'sı da gerçek Yahuda gibi ihanete uğradığını düşünmektedir.
Leonardo Da Vinci çok karşımıza çıkmasa da anlatılanlara çok uygun bir portresi çizilmiş kitapta. Keşke onu daha çok görsek, resim ve bilimle ilişkisini daha çok okusaydık. Ama kitap onun Yahuda'sıyla ilgili bu yüzden sadece 4-5 kere karşımıza çıkmasıyla yetinmek zorundayız.
Bu kitap düzyazı Shakespeare gibi geldi. Daha doğrusu tam da Shakespeare'in uyduracağı türden bir olay örgüsü, Shakespearevari karakterler, Shakespeare atmosferindeki Avrupa.
Leonardo Da Vinci, Son Akşam Yemeği tablosu'ndaki Yahuda'nın yüzünü bulamadığı için eser bir türlü bitmemektedir. Hiç tahmin edemeyeceği bir Yahuda bulur. Halbuki daha önce kendisiyle karşılaşmış, hatta atını çizmiştir. Tabii o zaman Yahuda olacak olan yüzün kendisi bile sevdiğine ihanet edeceğini bilmemektedir. Gerçek Yahuda'nın parayla olan ilişkisi gibi, resimdeki Yahuda'nın da parayla ilişkisi en önemli kırılma noktasıdır. Nitekim Leonardo'nun Yahuda'sı da gerçek Yahuda gibi ihanete uğradığını düşünmektedir.
Leonardo Da Vinci çok karşımıza çıkmasa da anlatılanlara çok uygun bir portresi çizilmiş kitapta. Keşke onu daha çok görsek, resim ve bilimle ilişkisini daha çok okusaydık. Ama kitap onun Yahuda'sıyla ilgili bu yüzden sadece 4-5 kere karşımıza çıkmasıyla yetinmek zorundayız.
November 28, 2018
Gerçekten çok güzeldi. Neden daha önce okumamışım ki, aylardır kitaplığımda duruyordu bir de. Son Akşam Yemeği tablosunu bitirmek için bir türlü Yahuda'nın yüzünü bulamayan Da Vinci anlatılıyor temel olarak. Ve yazar öyle güzel bir Yahuda buluyor ki bize alkışlamak gerek. Tavsiye ederim.
May 5, 2022
In gewohnter Perutz-Manier handelt es sich auch hierbei um einen historischen Roman, der auf knappestem Raum genug Material für eine Dissertation liefert. Die tragische Charakterstudie des Händlers Behaim und seines Verrats an der eigenen Liebe um des Geldes und Stolzes willen wird hier vom Autor meisterhaft mit kunstphilosophischen Aspekten verbunden. Ein herausragender Roman, der mir auch heute noch mehr als lesenswert erscheint und eine zeitlose Geschichte erzählt.
October 23, 2020
Leonardo Da Vinci, Son Akşam Yemeği'ni çizmekte zorluk çeker, çünkü Hz. İsa'ya ihanet eden Yahuda İskariot'u çizerken kendisine model olacak birisini bulamamıştır. Bu yüzden de yana yakıla Milano sokaklarında uygun kişiyi aramaktadır. Bu kitapta da Da Vinci'nin aradığı kişiyi bulma süreci anlatılmaktadır.
Normalde bu tarz tarihi kurguları çok başarılı bulmam, ama yazar bu işi çok iyi başarmış. Da Vinci'nin Yahuda'sını bulmasıyla ilgili rivayetlerle bu kitapta anlatılan versiyon birbiriyle çelişiyor, fakat bu kitapta anlatılan versiyon çok daha iyi.
Leo Perutz favori yazarlarım arasına girdi, diğer kitaplarını da en kısa zaman içinde okumayı planlıyorum.
Normalde bu tarz tarihi kurguları çok başarılı bulmam, ama yazar bu işi çok iyi başarmış. Da Vinci'nin Yahuda'sını bulmasıyla ilgili rivayetlerle bu kitapta anlatılan versiyon birbiriyle çelişiyor, fakat bu kitapta anlatılan versiyon çok daha iyi.
Leo Perutz favori yazarlarım arasına girdi, diğer kitaplarını da en kısa zaman içinde okumayı planlıyorum.
March 18, 2019
This slight novel is like a wonderful conjuring trick. In the first pages, set in Milan in 1498, in the Duke’s palazzio, Leonardo DaVinci is being quizzed about the unfinished mural The Last Supper, and he replies that he has yet to find in nature a face that best displays emotions befitting a Judas. With this, the scene subtly shifts, in a cinematic fashion, as Leonardo walks across the path of a trader in the midst of a horse deal, and from there the novel begins to recount how Austrian/German trader Joachim Behaim remains in Milan to collect on an old debt owed his father and inadvertently falls in love.
The woman with whom he becomes obsessed turns out to be the daughter of the penny-pinching debtor who refuses to pay him. Joachim’s surprise at this turns to disgust and humiliation. He suppress his love/obsession for the girl and tricks her into stealing from her father the money he is owed. As he prepares to leave Milan, he casually recounts the story to Leonardo and others, and Leonardo asks if he might do a quick sketch. Joachim shows approval at how quickly and accurately Leonardo has rendered his features. When Joachim returns seven years later, everyone recoils from him in horror, and it is only when viewing the finished Last Supper that he understands the stares and abhorrence.
As I say, it’s a brilliant, sprightly conjuring trick, and the “patter" that fills the time it takes to pulls the rabbit from the hat is a mix of quick character sketches, aesthetics, contemporary politics, tavern braggadocio, and the depiction of Joachim’s state of mind. Deftly done, and it ends with one more gratifying irony...
The woman with whom he becomes obsessed turns out to be the daughter of the penny-pinching debtor who refuses to pay him. Joachim’s surprise at this turns to disgust and humiliation. He suppress his love/obsession for the girl and tricks her into stealing from her father the money he is owed. As he prepares to leave Milan, he casually recounts the story to Leonardo and others, and Leonardo asks if he might do a quick sketch. Joachim shows approval at how quickly and accurately Leonardo has rendered his features. When Joachim returns seven years later, everyone recoils from him in horror, and it is only when viewing the finished Last Supper that he understands the stares and abhorrence.
As I say, it’s a brilliant, sprightly conjuring trick, and the “patter" that fills the time it takes to pulls the rabbit from the hat is a mix of quick character sketches, aesthetics, contemporary politics, tavern braggadocio, and the depiction of Joachim’s state of mind. Deftly done, and it ends with one more gratifying irony...
May 9, 2021
Kitap kötü demiyorum ama Leonardo ismini görünce Leonardo Da Vinci'nin hikayedeki yerinin daha büyük olacağını sanmıştım. Oysa kitaptaki olaylar tamamen Leo'nun Judas'ın (İsa'ya ihanet eden havarisi, Yahuda) yüzü için model olarak kullandığı adamın aşk ve para hırsı arasındaki çatışmasını anlatıyor. Adam da, aşık olduğu kız da, alacaklı olduğu adam da zerre kadar umurumda olmadı. Bu yüzden de kitap beni etkilemedi.
March 20, 2021
Sonunu başından tahmin edebilseniz de, güzelce bağlanan ve keyifle okunan bir kitaptı. Özellikle yazarın sondaki notu beni etkiledi. Ancak, Leonardo da Vinci hakkında okumayı bekleyenleri tatmin etmez; çünkü, adı üstünde, Leonardo’num Yahuda’sı hakkında bu kitap...
February 12, 2014
Cok dokunakli ve yaratici bir hikaye, finali de gercekten ilginc. Cok kolayca ve hizla okunan, uzun zamandir tatmadigim seviyede bir okuma zevki veren bir roman, siddetle tavsiye ederim herkese...
December 31, 2025
Kitabın beklentimi tam olarak karşıladığını söyleyemeyeceğim çünkü istediğim şey daha fazla Da Vinci okumaktı. Muhtemelen ressam tarafından Yahuda'nın nasıl seçileceğine daha fazla yoğunlaşılmak istenerek Behaim ile sevdiği arasındaki ilişki merkeze alınmış. Bu da yazar açısından bakıldığında anlaşılabilir çünkü uzun zamandır bir arayış içinde Da Vinci. Fakat yine de beni çok fazla tatmin ettiğini söyleyemeyeceğim bu kurgunun. Bununla birlikte sonunun, özellikle de son cümlenin, oldukça etkileyici olduğunu düşünüyorum; beni fazlasıyla memnun eden bir kapanış oldu, keşke ressamla karşılıklı bir konuşma da olsaymış dedim ama içimden.:) Yazar onu eser öncesinde yapmayı tercih etmiş.
March 8, 2019
Skumjš stāsts par cilvēku, kurš sava pārvērtētā lepnuma un iedomātā goda dēļ ir gatavs upurēt patiesas vērtības.
April 14, 2023
Çok akıcı, sürükleyici ve aşırı beğendiğim bir çözüm bölümü var.
Başka kitapları okurken yazarların aktardığı hiper gerçeklik duygusunda kaybolduğum bir dönemde okumuş olmam; bu eserde yaşanan tiyatral diyalog ve duygu geçişlerine şaşırmama sebep oldu.
Başka kitapları okurken yazarların aktardığı hiper gerçeklik duygusunda kaybolduğum bir dönemde okumuş olmam; bu eserde yaşanan tiyatral diyalog ve duygu geçişlerine şaşırmama sebep oldu.
February 13, 2026
Beğendim, tam da okunacak zamanda okudum. Kiel balonu patlamamıştır.
April 20, 2023
sevgisini satan adam yahuda bile olamaz benim gozumde. bok yesin
This entire review has been hidden because of spoilers.
April 8, 2018
Çevirisinden mi bilemedim ama, kitabın özüne girmem 100 sayfa sürdü. Kurgu için çok özenle seçilmiş bir konu ve en hoş kısmı da, içinde beni yine Google’da bir çok şeyi araştırtacak kadar merak uyandıracak detayları barındırması oldu. Tarihsel olaylardan kurgulanmış romanları seviyorum. Sonlara doğru koşarak ilerlemesi beni biraz rahatsız etti. Biraz daha vurucu cümleler bekliyordum yazardan. Sanırım bu konuda Ortadoğu’lu yazarlar favorim.
Bu romanda işlenen ana tema, kibir, ve güzel kurgulanmış diyebilirim. Okunulası bir kitap.
Bu romanda işlenen ana tema, kibir, ve güzel kurgulanmış diyebilirim. Okunulası bir kitap.
August 3, 2022
Es de una belleza extraordinaria como hilvana una simple trama a través del humor, el arte, la historia, diálogos entretenidos y situaciones jocosas, logrando fluir de manera rápida hasta el final exacto, algo que Perutz logra la mayoría de las veces.
Quizás le faltó un toque más fantástico, pero ya es un problema de mis expectativas, no de Perutz y esta muy recomendable novela.
Quizás le faltó un toque más fantástico, pero ya es un problema de mis expectativas, no de Perutz y esta muy recomendable novela.
July 21, 2022
behaim bırak yahudayı sen deccalin yeryüzüne inmis halisin orospcocu
July 29, 2022
A tragicomedy that almost reads as a play centered around Leonardo's quest for an individual whose face he could use in order to draw Judas in the Last Supper. He is looking for someone who betrayed his love because of his pride and he finds this in the character of a German merchant who came to Milano to sell his horses and fell in love with a young mysterious woman. All of the characters are widely exaggerated and there are lots of scenes filled with good natured banter and jokes that provide comic relief while it is evident that the plot it moving forward to a tragic end. I am planning to include this one on a special shelf containing books about men who love women and don't know what to do about that (which means that they usually fuck up). While the plot is highly predictable, this was a short and fast paced novel that I enjoyed tremendously due to the comedic undertones and the lightheartedness with which many of the characters treated their circumstances. I also enjoyed reading about a larger than life figure of Leonardo who was known for his sharp tongue and his wild inventions (at one point one of his friends actually believes that he is attempting to innovate the burning cauldrons from Hell, it is hilarious). I highly recommend this if you are in reading slump and looking for a good time.
December 10, 2018
''Ben hiçbir düke,hiçbir hükümdara hizmet etmem,'' dedi Leonardo ,''hiçbir şehre,hiçbir ülkeye,hiçbir imparatorluğa da ait değilim.Ben yalnızca görme,kavrama,düzene sokma ve yaratma tutkusuna hizmet ederim ve sadece eserime aitim.''
December 29, 2019
[image error]
"Onu çok fazla sevmiştim, ama gururum ve onurum buna izin vermiyordu."
"Onu çok fazla sevmiştim, ama gururum ve onurum buna izin vermiyordu."
February 18, 2026
4.5/5
прекрасна історія, яка спочатку була декамероном, а потім стала водночас чудовою та трішки сумною притчею
прекрасна історія, яка спочатку була декамероном, а потім стала водночас чудовою та трішки сумною притчею
Displaying 1 - 30 of 108 reviews






























