The Queen of Spades (Russian: Pikovaya dama) is an acclaimed short story by Alexander Pushkin about human avariciousness. Pushkin wrote the story in autumn 1833 in Boldino and it was first published in literary magazine Biblioteka dlya chteniya in 1834. It was turned into the opera The Queen of Spades by Tchaikovsky.
Works of Russian writer Aleksandr Sergeyevich Pushkin include the verse novel Eugene Onegin (1831), the play Boris Godunov (1831), and many narrative and lyrical poems and short stories.
People consider this author the greatest poet and the founder of modern literature. Pushkin pioneered the use of vernacular speech in his poems, creating a style of storytelling—mixing drama, romance, and satire—associated ever with greatly influential later literature.
Pushkin published his first poem at the age of 15 years in 1814, and the literary establishment widely recognized him before the time of his graduation from the imperial lyceum in Tsarskoe Selo. Social reform gradually committed Pushkin, who emerged as a spokesman for literary radicals and in the early 1820s clashed with the government, which sent him into exile in southern Russia. Under the strict surveillance of government censors and unable to travel or publish at will, he wrote his most famous drama but ably published it not until years later. People published his verse serially from 1825 to 1832.
Pushkin and his wife Natalya Goncharova, whom he married in 1831, later became regulars of court society. In 1837, while falling into ever greater debt amidst rumors that his wife started conducting a scandalous affair, Pushkin challenged her alleged lover, Georges d'Anthès, to a duel. Pushkin was mortally wounded and died two days later.
Because of his liberal political views and influence on generations of Russian rebels, Pushkin was portrayed by Bolsheviks as an opponent to bourgeois literature and culture and a predecessor of Soviet literature and poetry. Tsarskoe Selo was renamed after him.
Puşkin'in öykülerine bayılıyorum. Bu kitapta da nefis iki öykü yer alıyor. Bu öykülerden en güzeli Maça Kızı öyküsü. En çok onu beğendim. Kesinlikle akışı kestiremiyor, ne olacağını öngöremiyorsunuz. Absürtlükler içinde buluyorsunuz kendinizi!
Usta Puşkin'in iki farklı öyküsünü bir araya getiren bir eser. Maça Kızı, kumar tutkusunun bir insanı nasıl karanlığa sürüklediğini anlatan bir psikolojik öykü.
Mısır Geceleri ise daha farklı bir tonda, sanat ve aşk üzerine felsefi sorular soran, yarı romantik yarı hicivsel bir hikaye.
Yararla tanıştığım ilk kitap bu. Kitaptaki ilk öykü “Maça Kızı” neden daha önce Puşkin okumadığımı sorgulattı bana. Sürpriz sonlu öyküyü okumanızı mutlaka tavsiye ederim. Ölümü nedeniyle tamamlayamadığı öyküsü “Mısır Geceleri” için acaba nasıl bir son planlıyordu? Hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz.
Rus edebiyatına, Gorki ve Gogol harici mesafeliyim. Bir türlü ısınamıyorum. Üstencil anlatıları, felsefi açıdan yanlış yönlendirmeleri, aşka bakış açıları beni cezbetmiyor. Puşkin'in okuduğum ilk kitabı oldu. Muhtemelen de yanlış kitaptan başladım. Maça Kızı, bir kumarbazın, hırslarına ne denli kapıldığını anlatan ve ortalama bir yazardan çıkabilecek türde bir hikaye. Bir derinlik, anlam arayışı bulamadım. Çeviriden kaynaklı olup olmadığını anlayamadım göze çarpan bir farklılık hissetmedim çünkü. Çaykovski'ye ilham olduğu söylenen bir öyküymüş sonradan öğrendim. Sanırım o çağda insanlar belli duygularda daha çok hisliymiş diye düşünüyorum. Bana geçmedi. Rus edebiyatı sevenler varsa okusun.
Sadece 2 adet öyküden oluşuyor ama bunlardan Mısır Geceleri ne yazık ki yarım kaldığı için aniden pat diye bitti. Yazarın şairliğini yansıtıyor.
Maça Kızı'nı ise oldukça beğendim Bir oyun sonrasında anlatılan bir hikaye ile başlayıp tipik eden bulurunu başta hüzünlü sonu ise "işte layığını" buldu düşüncenizle tamamlamakta.
Bir çırpıda okunabilecek iki güzel öykü.Yormayan,sade bir dili var.Elinize aldığınız zaman kısa sürede bitiyor.Yazarın hayatıyla ilgili bilgide bir düello da genç yaşta ölmüş olduğunu öğrendim ve çok üzüldüm.