This scarce antiquarian book is a facsimile reprint of the original. Due to its age, it may contain imperfections such as marks, notations, marginalia and flawed pages. Because we believe this work is culturally important, we have made it available as part of our commitment for protecting, preserving, and promoting the world's literature in affordable, high quality, modern editions that are true to the original work.
Sir James George Frazer was a Scottish social anthropologist influential in the early stages of the modern studies of mythology and comparative religion. His most famous work, The Golden Bough (1890), documents and details the similarities among magical and religious beliefs around the globe. Frazer posited that human belief progressed through three stages: primitive magic, replaced by religion, in turn replaced by science. He was married to the writer & translator Lilly Grove (Lady Frazer)
Açıkçası büyük beklentilerle okuduğum, ancak çok da beğenmediğim bir kitap oldu. Her kitabı yazıldığı döneme göre değerlendirmek lazım olsa da, beyaz ırkın üstünlüğüne, Batı'nın (her halde Birleşik Krallık özelinde) üstünlüğüne koşulsuz inanan bir dili sevmem mümkün değil.
Örneğin, "[...] güney yarıkürede ve Kuzey Amerika'nın geniş bir bölümünde yaşayan, ten rengi kömür karasından koyu kahverengi ve kırmızıya kadar değişen, aşağı ırklar diye adlandırdığımız birçok vahşi ve barbar halk tarafından uygulandığını söyleyebiliriz." (s.123)
Örnekleri çoğaltabilirim ama gerek yok. Yani yazarın zihin dünyasındaki önkabüller belli. Medeniyeti lineer bir zeminde değerlendiren, her toplumun geçmesi gereken belirli aşamalar olduğunu düşünen deterministik bir anlayışa işaret eden bir anlayış. Seven vardır, savunan vardır, inanan vardır. Ancak beni çok kendine bağlayamadı.
Modern antropoloji ve din bilimi açısından, Frazer'in bazı teorilerinin ve çıkarımlarının geçerliliği tartışmalı görünüyor. Özellikle, ritüel ve mit arasındaki ilişkiler üzerine yaptığı genellemelerin fazla basite indirgenmiş olduğunu düşünüyorum. Batı kültürünü diğerlerinden üstün gören etnosentirik bir bakış açısına sahip olduğu da açık. Ayrıca, Frazer’ın metodolojik eksiklikleri, kitabın bilimsel güvenilirliğini ciddi şekilde zedeliyor. Okuyucuya dinlerin ve inanç sistemlerinin ortak temalarını anlamada geniş bir perspektif sağlaması açısından, yayınlandığı dönem itibariyle önemini de yadsımamak gerek. Kitaptaki en vurucu cümlelerden birisi: Tanrıları erkek yaratır, kadınlar tapar.
So if you wonder how paleontological history has evolved before all the technology we have now, this is a must-read book. You'll find the basic human and earth connections, getting there slowly. Taking the date this book had been written, you shouldn't expect miracles that will make you understand man, god and immortality concepts but in spite of the date this book had been written you'll see we still don't know anything.