Fintech gurusu olan yazarın üçüncü kitabı. Yorumumuza Bill Gates'in çok beğendiğim görüşü ile başlayayım: Bankacılık hiç bitmeyecek ama bankalar değil. Her geçen gün daha da dijitalleşen hayatımızın içinde bankalar fiziksel yapıları içinde kaldıkça ve hizmetlerini binaların içinde, kağıt ortamında ve insanlar vasıtasıyla sunmaya devam ettikçe network'ün globalliği yanında ve yazılım ve sunucularla sunulan bankacılığın yanında zayıflayacağı ve yok olacağı aşikardır. Yeni dönem bankacılıkta kapsayıcılık çok artacaktır. Bugüne kadar finans piyasalarına erişimi olmayan kesime bankacılık hizmeti götürmeyi bir sosyal görev olarak görmeyi bırakmalıdır bankalar. Bunu kar getirici bir iş modeli haline getirenler avantaj sağlayacaktır. Hem dünyanın her yerinden her kesime ulaşabilmeyi hem de bu kişilerin dünya ile bağlı, entegre olduğunu fark edenler öne çıkacaktır. Bankalar bu kesime götüreceği hizmetin maliyetini sıfıra yaklaştırmayı başarmalılar. Bir başka çok önemli husus ise: Bankalar müşterilerin artık parasını değil datasını almaya çalışmaktadırlar. Yani bugüne kadar unbanked veya underbanked dediğimiz kesimin bankaya sağlayacağı fayda aslında olukça tatmin edicidir. Ancak bir çok banka üst düzey yönetiminde bu değişimi sağlayacak cesarete, vizyona ve iştaha sahip yönetici ya yoktur ya azdır. Sadece çekirdek bankacılığı bilmek yeterli değil artık günümüzde. Teknoloji kökenli yöneticilerin sayısını artırmak gerekir. Dışarıdan hizmet almak, beyaz etiketli yazılımlar ve sistemler almak, finteklerle ortak proje geliştirmek veya platformlarımızı açarak bir finteke bir platformumuzun sorumluluğunu vermek utanılacak değil yeni zihniyete uygun davranışlardır.
Bankacılığın dijitalleşmesi sadece kağıdın ortadan kalkması ve hizmetlerin dijital ortamda üretilip sunulması değildir. İş akışları, yeni gelir kaynakları, yeni ürün dizaynı, pazarlaması, iç denetim ve kontrolün, risk yönetiminin yeni döneme uygun bir şekilde en baştan dizayn edilmesidir. Mesela şu an her farklı müşteri bazında ihtiyaç belirlemesi, o kişiye ve o duruma uygun dizayn edilmesi, fiyatlaması ve satış sonrası takibin, revizyonun yapılmasını YZ desteği ile sağlanması ve otomatikleştirilmesidir mesela. Veya kredi kartı harcaması yaparken "iki sene sonra arabanı yenileme amacıyla başladığın tasarruf planını eğer bu tekstil harcamasını yapmazsan, iki ay öncesine çekebilirsin" benzeri görüş verebilir, yönelndirebilir mesela. Ve bunu mooduma bağlı olarak ya hiç yapmayabilir ya da çok ısrarlı bir yönlendirme yapabilir. Beni bilen, beni tanıyan, beni anlayan, beni hisseden ve benimle empati yapan bir bankacılığa evriliyoruz. Hizmeti benim aldığım, bilgiyi kendimin aldığım yapıdan (pull industry) bankanın müşterisine veri verdiği, ürün sunduğu, alternatifler oluşturup seçmesine sunduğu (push industry) bir yapıya evriliyoruz. Backofis'te analizlerin ve operasyonların yapıldığı, middleofis'te API'lerin olduğu ve frontofis'te App ve akıllı cihazların olduğu bir yapıya dönüşüyoruz.
Bu yolun sonunda back, middle ve front ofislerin, app'lerin açık kaynaklı olmalıdır. Bu sayede pazaryerindeki binlerce teknoloji şirketinden hangisinin, hangi ürün ve hizmetinin sana daha uygun olduğunu düşünüyorsan onu seçmeni sağlayacak ve hatta bu çok çeşitli seçenekler arasında sana uygun olanlardan uygun bir demeti sana göre kürate edecek ve müşteri deneyimini maksimize edecek yapılar ortaya çıkacaktır.
Hizmet sunduğumuz insanların artık 150 yaşına kadar yaşayacaklarını, her an online olarak gelişmelerden ve fiyatlardan haberdar olduklarını, estetik, ezoterik, yaratıcılık konularında ortalamanın üzerinde olduklarını, her an girişimci, üretici, küratör olabileceklerini bilerek iş modellerimizi geliştirmeliyiz. Ve hatta bu bakış açısının sadece insanlar için değil silikon bazlı varlıklar için de olması gerektiğini bilelim.