"D'un tempérament doux, Vincent Artus n'avait jamais tué que sa femme.Elle était restée un moment en suspens au bord du sentier, les yeux fixés sur Vincent. La surprise imprimait sur sa peau des taches lilas, et elle battait des bras comme pour s'envoler.Elle ne s'envola pas. Son corps le long de la pente avec la lourdeur d'un reproche, dans le bruit de crécelle des cailloux qui accompagnaient sa chute."
''Kır saçları, gri gözleri ile garip kılıklı dr Arthus adam gibi bir adamdı. Diğer adamlardan aşağı kalmaz, kimse de ondan aşağı kalmazdı. Arthus diğerlerinden farksız bir pazar gününün dondurucu somutluğu içinde yürümekteydi. Binaların cepheleri gözlerini kırpmadan onu gözlemliyorlar, bulutlar onu izlemek için çatıların arasından süzülüyorlardı'' Tek bir dostu vardı. ''Her şeyini söyleyebileceği deģil, hiç bir şey söylemeyebileceği biri. Birlikte susabileceği biri'' Arthus'un sevgilisi birdenbire ortadan kaybolur. Sevgilisinin daha önce varlığından haberi olmadığı ilk evliliğinden olan kızı ortaya çıkar o da annesini aramaktadır. Birlıkte ararken Paris sokaklarından Pirene dağlarına uzanan, polisiye gibi ama daha çok duygusal, şiirsel diliyle severek okunan bir öykü.