“Bir ressamın bir başka ressam üzerine yazdığı, bu elinizde tuttuğunuz kitap, Türkçede benzeri olmayan bir kitaptır. (…)
Bu, dünya görüşleri birbirinden farklı, sanatları birbirinden ayrı yollarda ilerlemiş iki sanatçının dostluğunun kitabıdır…
Tek sözcükle bir vefa kitabıdır.”
-Ferit Edgü
Ressam Abidin Dino, ressam Fikret Muallâ'yı anlatıyor. Kendisi bir öykücü gibi, Muallâ'yı bir öykü kahramanı gibi anlatıyor. Gören Göz İçin Fikret Muallâ'da Abidin Dino, 1930'larda Bakırköy Akıl Hastanesi'ne yaptıkları bir ziyaretin anısıyla başlayarak Ayasofya'dan Galata'ya, Bakırköy'den Saint-Anne'a, İstanbul'dan Paris'e bütün duraklarıyla, ölümde sonlanan yolculuğunda Fikret Muallâ'nın hayatındaki kırılma noktalarını, dönemiyle, dönemin şartları ve insanlarıyla birlikte dile getiriyor…
Abidin Dino, Fikret Muallâ ile olan derin dostluğunu bir dil şölenine dönüştürürken, resim sanatı üzerine de önemli yorumlarda bulunuyor.
1913 yılında İstanbul'da doğdu. Çocukluğu İsviçre ve Fransa'da geçti. Robert Kolej'de eğitim görürken, sanata duyduğu ilgi nedeniyle ortaöğrenimini yarıda bırakarak resim, karikatür ve edebiyatla uğraşmaya başladı. Dino'nun ilk karikatür ve desenleri 1930'lu yıllarda Yarın gazetesinde, ilk yazıları Artist dergisinde yayımlandı. 1933 yılında sanatçı arkadaşlarıyla birlikte D Grubu'nu oluşturdu, 1934'te Atatürk'ün isteğiyle sinema öğrenimi görmek üzere Rusya'ya gitti. 1930'lu yılların son yarısında Londra ve Paris'e giden Abidin Dino, Gertrude Stein, Tristan Tzara ve Pablo Picasso gibi zamanın önde gelen sanatçılarıyla dostluklar kurdu. 1938 yılında Türkiye'ye dönen sanatçı, arkadaşlarıyla birlikte bu kez Liman (Yeniler) Grubu'nu oluşturdu. Dino bu dönemde çeşitli dergilerde yayımlanan yazı ve desenleriyle yeni bir gerçeklik kavramı üzerinde duruyordu. 1940'lı yılların başında İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nca Adana'ya sürgüne gönderilen Dino, 1950'li yılların başında Paris'e gitti ve yaşamını orada sürdürdü. Resimleri, dünyanın dört bir yanında resmi ve özel koleksiyonlarda bulunan ünlü sanatçı, aralarında Pertev Naili Boratav'ın Türk Masalları, Nâzım Hikmet'in Kuvayi Milliye ve Yaşar Kemal'in Deniz Küstü gibi yapıtlarının da bulunduğu kitapları resimledi. Abidin Dino, 1993 yılında Paris'te öldü. Ölümünden sonra, Kısa Hayat Öyküsü, Kel ve Verese adlı oyunları; Eller, Pera Palas, Sinan adlı anlatıları ile 1938-1993 yılları arasında yazdığı yazıları Kültür, Sanat ve Politika Üstüne Yazılar başlığıyla yayımlandı.
Bir kitaptan çok eski bir dostuna vefa aslında. çok güzel kalemi Abidin beyin, çok naif, çok kültürlü. Erken Cumhuriyetin aydın kişilerinin kitapları hep beni bir fazla etkiliyor. aynı zamanda dönemin ressama bakışını da çok iyi anlatıyor. her devri adamıysanız sorun yok ama kendi düşünceniz varsa yandınız. sanatın ne kadar değişken olduğu, içinde olduğunuz dünyaya bir türlü sığamadığınız.. Otoriteler belirliyor yine neyin sanat olup olmadığını o dönemlerde. Sanat simsarları da cepliyor tüm eserleri de hiç parasına. Fikret Muallâ'nın acı hayat öyküsü de böğrümüzü deşerken, Nazım Hikmet, Neyzen Tevfikler, Mina Urgan'lar Salvador Dali, Picasso ve daha kimler kimler arka planda giriyor hayatımıza. Ay ben ölünce beni de biri anlatsaya böyle valla.
Keşke he kitap güzel olsa ama olmuyor, kavun değil sonuçta koklayıp alalım. İşte 2019'da okuduğum en kötü kitaplar listesi. kanalıma destek verseniz ne güzel olmaz mı ya?
Abidin Dino'dan mı bahsetmeli, Fikret Mualla'dan mı bilemedim şimdi. Bu kadar derinlemesine incelemediğim bir dönemi okuyorum uzun zamandır. Hem enfes, hem heyecan verici, hem hüzünlü, hem coşkulu. Fikret Mualla... Her ne kadar Abidin Dino'nun onun hayatını masallaştırdığını yazmış olsalar da tanıtımda, sanki bu arkadaş grubunun hayatı zaten öyleymiş gibi geliyor okudukça. En çok dikkatimi çeken şu oldu kitapta. Aslında tüm sanatçıların ortak kaderi gibi ama olsun. Fikret Mualla da başkaları için çizdiği zaman hayatta kalabilmek için, kendi olamamış, yaşayaşayamamış bir türlü; kendi için çizdikçe de açlıkla terbiye olmuş sanki. Yine de yolundan sapmamış.... _____
Alıntı, sayfa 146
Mualla kimi zaman "başka bir hayat" düşlüyordu ve bu düş, şimdilik olağan dışı bir istekti: "Ah, bir hürriyet olsa, yani para kazanmak için çalışmak olmasa, insan ne güzel şeyler yapardı." Mualla'nın 1962'de yazdığı bu sözler, defalarca tekrarladığı bir özlemdi. Çalışmak, geçim sağlamak için değil, ancak üretme sevinci uğruna anlam kazanabilirdi. Karşılık beklemeden çalışmak, yani imece, sanatçının gerçek hürriyeti demekti. Bu bşr tembellik programı değil, parasal karşılıktan arınmış özgür bir çalışma, üretme özlemiydi. 1960 Paris'inde, "liberal" denen kapitalist toplumda, durum bambaşkaydı... Çektiği sıkıntılar dengesini sarsıyordu Fikret'in. _____
Biricik Fikret Mualla’yı Biricik dostu Abidin Dino anlatıyor. Dino’nun harika bir ressam olmasından sonra harika bir de yazar olduğunu gördüğümüz kitap kesinlikle okunmalı
Kitabın sadece Muallâ hakkında olduğunu söylemek pek mümkün değil, Dino Muallâ'yı anlatırken bir yandan da dönemin Paris ve İstanbul'unu anlatıyor. Ayrıca Muallâ'yı tanıdığımız kadar Dino'nun edebi kişiliğini de tanıyoruz: ''Bir ömür boyu bunca çile, çizgi, renk, bu tabuta sığar mı?'' ''Diri ya da ölü olarak, kafamızda iri bir çivi gibi çakılı kaldığını ülkemizin, ne bilsin kadıncağız...''
Hıfzı Topuz 'un "Pariste Bir Türk Ressam" adlı eseri ile karşılaştırdığımda çok yavan kalmış, oysa Abidin Dino kadar yakınında olan birinin Fikret Mualla hakkında daha derinlikli yazmasını beklerdim,okumayan çok da bir şey kaybetmez.
Hayatı çizmek boyamak olan Fikret Mualla ‘Saygı’ neden saygı ve şefkat göremiyor? Çocukluğunda yaşadıkları neden peşini bırakmıyor ve herkes onu deli etmeye çalışıyor? Dostu ve onu anlayan, gören Abidin müthiş bir kılavuz bırakıyor. Sirkeciden trene binen Mualla ancak tabutla dönüyor ayasofyaya, galata’ya ne acı. Müthiş bir dönem kitabı harika bir biyografi ve açıklayıcı bir ressam/resim kitabı. Çok yaşa sen Abidin, çok yaşa Fikret Mualla!
Bitirdiginiz zaman bogaziniz dugumleniyor; Fikret Muallâ gibi sanat acisindan (sadece resim degil) onemli bir degerin ulkesine hasret ve kaygilarla dolu olumune taniklik ediyorsunuz. Yattigin yer incinmesin Fikret Muallâ
Nurullah Berk'in fesatlık, Orhan Koloğlu'nun saçmalık dolu kitaplarından sonra ilaç gibi gelen harika bir kitap. Abidin Dino o kadar güzel anlatmış ki okurken Fikret Mualla sanki yanıbaşımda
Sahip çıkışın, bırakmayışın ve tüm anlatıya yayılmış buram buram yurt özleminin öyküsü. Ha, bir de Fransa'da oldukları dönem de olsa fonda hep İ S T A N B U L !
Bir sanatçının nasıl aşamalardan geçtiğini, nasıl tutkuyla resim yaptığını ama nasıl da hüzünlü olduğunu görmek derin düşüncelere daldırsa da....okuması zevk veren bir kitap oldu
Kalbime ruhuma işledi. Bu kitap bitsin istemedim. İster sanatçı olun ister öğrenci ya da ev hanımı mutlaka okuyun derim. Her şeyden önce dostluğu, yardımseverliği için abdin dino yu okuyun ve ardından mutlaka bir belgeseli yapılması gereken Fikret Mualla okunmalı. Dönemin zorlukları siyasi kargaşaları ve vatan hasretiyle yanan bir sanatçı. Muhteşem bir eser.