Gündüzler tekdüzedir, ya gece? Geceyi kimse planlayamaz. Macera arıyorsan kendin bilirsin ama yıldız ışığına güvenilmez mesela. Kent ışıkları hele kahve falı gibidir, ne gösterirse tersi çıkar. Tek bir uzun zamanda, aynı anda olup biter her şey, bitmezse de bitmez, alacakaranlığın olayı budur zaten.
Sıradan taksi şoförü Can, eline tutuşturulan bir Picasso rulosuyla evine döndüğünde başına geleceklerin farkında bile değildir.
Koltuğunuza kurulun ve İstanbul'un altını üstüne getirecek bir kapışmanın hikâyesine hazırlanın. Rakun, gittikçe renklenen Suat Duman romanlarının en heyecanlı halkası…
1977 Kars doğumludur, üniversite eğitiminin sonuna dek 20 yıl Ankara’da yaşadı. Ankara Hukuk’ta okudu. Mesleki nosyonun ötesinde, fakültenin kendisine kazandırdığı “yetenek” muhakeme yeteneği oldu.
2008 yılından beri İstanbul’da yaşıyor.
Bir yandan avukatlık yaparken bir yandan da polisiye romanlar yazmaya ve yayınlamaya başladı. İlk romanı Cinayet Mevsimi Ankara yıllarından izler taşır. Cebeci Kampüsü çevresinde geçen bir seri cinayet olayını araştıran Hukuk Fakültesi öğrencisi Mehmet Cemil’in okurla buluştuğu ilk kitap Cinayet Mevsimi’dir. İkinci romanı Müruruzaman Cinayetleri’nde aynı karakterin, bu kez İstanbul’da geçen macerasını anlattı. Her iki roman da siyasi polisiye janrı içerisinde önemli eleştiriler aldı.
Üçüncü romanı Dünyanın Leşleri 2015 yılı Aralık ayında yayınlandı. Bu sefer isimsiz bir karakterin sürüklediği bir kara polisiye ile okuru tanıştırdı.
Cinayet Mevsimi'yle polisiye edebiyata ilk adımını atan Suat Duman, 4. kitabı Rakun'la, kendi söyleyişiyle, muammanın keyfini sürdüğü bir hikâye anlatıyor. Ama ne anlatmak! Kitabı kenara koymak mümkün olmadı, bir kaç saat içerisinde bitirmek zorunda kaldım. Büyük keyif alarak okudum. Çok eğlenceliydi.
Yazarın youtube'da yayınlanan söyleşilerinden birinde, bir hukukçu olmasının da polisiye edebiyata bakışını nasıl etkilediğini görmek güzel aslında. İlk iki kitabı Cinayet Mevsimi ve Müruruzaman Cinayetleri (henüz okumadım ancak bugüne okuduğum bir çok kitap arasında en iyi birinci bölüm-giriş bölümü diyebilirim) yazarın hukukçu olması sebebiyle adalet talep edici, suçun ve suçlunun ne ve kim olduğunu düşünüp bu meseleler üzerine bir çeşit adalet arayışı ya da adaletin tesisi için edebiyatın bir çeşit araç olduğu gibi bir tavırla yazılmış, söyleşilerden benim anladığım buydu. Ancak edebiyatın esas meselesinin meseleleri çözmek değil de anlatmak olduğu düşüncesiyle yazar üçüncü kitabından itibaren (Dünyanın Leşleri- onu da okumadım henüz) düzeni iyileştirici, adalet talep edici tavrını bir kenara koyarak anlatmak yönüne ağırlık vermeye başlıyor. Rakun'da karşımıza çıkan sonuç: bir sürü sesin birbirini kovaladığı soluk soluğa bir anlatım.
Suat Duman'ın 10 kitaplık son çalışması 1918 şimdilik üç kitap olarak çıktı. Bu üç kitapta da bu yeni, anlatmayı dert edinen tavır aynen sürüyor. Serinin üçüncü kitabı ise edebi anlamda serinin şimdilik en iyisi.
Suat Duman'ı sevme sebebim olarak polisiye ve edebiyatı birbirinden ayırmaması, edebiyattan vazgeçmeden polisiye yazması ve üretmesini söyleyebilirim. Bu, Cinayet Mevsimi'nde de 1918 serisinde de, Rakun'da da böyle. Müruruzaman Cinayetleri'nin girişi bile yazarın kaleminin neyin peşinde olduğunun çok iyi bir örneği aslında. Bu yaz nasipse, ömrüm varsa okunmamış Suat Duman çalışması kalmayacak elbette, ama ben ne yazdıysa yazsın, okuyacağım çalışmanın edebiyatın bir parçası olduğunu biliyorum. Türk polisiyesi açısından bu, hakikaten çok kıymetli bir özellik.
Okumayan kaldıysa Rakun'u mutlaka öneririm. Dikkat edin...MUTLAKA !
Ucuz bir amerikan aksiyon filmi izliyorum gibi hissettim kitabı dinlerken. Çok karakter vardı ve en sonunda kim kimdi karıştı. Açıkçası benim için sıkıcıydı.
"Rakun" by Suat Duman is a moving and thought-provoking novel that explores the themes of love, loss, and identity. The book tells the story of a young man named Rakun, who is struggling to find his place in the world and to come to terms with the death of his father.
One of the most impressive aspects of the book is Duman's writing style. His prose is poetic and lyrical, with a deep sense of emotional resonance that will stay with readers long after they have finished the book. The descriptions of the Turkish countryside, where much of the novel takes place, are especially vivid and immersive.
The characters in "Rakun" are complex and well-developed, with their own struggles and motivations. Rakun himself is a fascinating character, torn between his love for his father and his desire to forge his own path in life. The other characters in the book, from Rakun's friends to the women he falls in love with, are equally well-drawn and add depth to the story.
The book's exploration of identity and loss is both poignant and powerful. Duman delves into the complexities of grief and the ways in which it can shape a person's life, as well as the difficulties of finding one's place in the world. The novel is also a meditation on the beauty of the natural world and the ways in which it can provide comfort and solace in times of difficulty.
While the book is not a fast-paced thriller, it is a deeply moving and engaging read. Duman's writing is accessible and engaging, and the story is compelling and emotionally resonant.
Overall, "Rakun" is a beautifully written and thought-provoking novel that explores the themes of love, loss, and identity. Duman's prose and his exploration of difficult issues make this book a must-read for anyone interested in Turkish literature and culture.
Kars'tan Kore'ye uzanan İstanbul menşei bir kovalamaca. Her bir karakter ayrı ayrı deli, kalan sağları da olayın akışı delirtti zaten. Ne yalan söyleyeyim, ben de delirdim. Sinirler falan bir bozuluyor... Absürd mizah denilen şey bu sanırım, o kadar bağımsız olaylarla o kadar alakasız karakter bir anda öyle bir birleşti ki. Tecrübe edinilesi bir kitap. Öyle büyük beklentileri karşılamaz bence ama eğlenmek için birebir.
Bugün 4-5 saatlik bir boşluğum olunca bekleyen kitaplardan ‘Rakun’u aldım elimde. Gayet keyifliydi. Murat Menteş severler mutlaka Suat Duman’ı da seveceksiniz