“Her filmin her aşaması, süreçle aynı anda, farkında olarak ya da olmaksızın yaşadığınız bir içsel yolculuğu da içerir. Fakat işin kendisi o kadar öne çıkar ve her şey filmin çekilmesine o kadar tabi kılınır ki, bir süre sonra o işin ‘yolculuğunu' gözden kaybeder, aklınızdan çıkarırsınız. Ancak iş bittikten sonra yolculuğun kıymetini fark edersiniz. Çünkü bitmiş bir işin sonunda, yolculuk boyunca yaşanan tüm hayal kırıklıkları, iniş çıkışlar, ümitler, vazgeçişler, kabullenişler ya da itirazlar adeta hiç yaşanmamış gibi unutulmuş ve bir kenara atılmıştır.
Ama, ‘öğrenmek' denilen şey de budur!” Bir film güncesi elinizdeki... Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği, 2011'de Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü'nü kazanan Bir Zamanlar Anadolu'da filminin hikâyesi. Akla düştüğü andan itibaren... Hatta daha da gerisinden: Ercan Kesal'ın taşrada genç bir hekim olarak yaşadıklarının, bir film fikrine maya olmasından itibaren...
Bir filmi doğuran, onun oluşumuna refakat eden gözlemlerin, düşüncelerin, duyguların, kısacası bir film deneyiminin kaydını tutuyor Ercan Kesal. Bu deneyim içinde filmin ve senaryonun nasıl canlı bir organizma gibi evrildiğini görüyoruz. Basitçe “kamera arkası” değil; bir filmin seyrüseferi hakkında, film çekme macerası hakkında ve aynı zamanda Anadolu hakkında hevesli bir hikaye.
1959'da doğan Ercan Kesal, hekim ve sinema oyuncusudur.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden 1984 yılında mezun oldu. Keskin Devlet Hastanesi, Bala ve köylerinde Sağlık Ocağı hekimliği yaptı. Daha sonra özel hastane sektörüne girdi. Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak filmiyle oyunculuğa adım attı. Bir Zamanlar Anadolu'da filminde Ebru ve Nuri Bilge Ceylan'la birlikte yazdığı senaryo; 2011 yılında Asia Pacific Screen Ödülleri'nde "En İyi Senaryo" dalında ödüle aday gösterildi. Peri Gazozu (2013) ve Nasipse Adayız (2015) kitapları İletişim Yayınları tarafından basılmıştır.
Bir Zamanlar Anadolu’da filminin benim içimde ayrı bir yeri vardır. Nedense beni en çok inciten Nuri Bilge Ceylan filmidir. Filmi izlerken kendinizi bir Çehov bir Dostoyevski romanı okuyormuş gibi hissedersiniz.
Bu kitapta Bir Zamanlar Anadolu’da filminin senaristi, oyuncusu, fikir babası, o olayı bire bir yaşamış Ercan Kesal’ın güncesi. Filmin başlangıç aşamasından, bitiş aşamasına kadar olan hikâyesini o kadar güzel yazmış ve not almış ki keşke sevdiğimiz bütün filmler için böyle günceler tutulsa dedim. Üç sayfalık hikâye nasıl yüz küsur sayfalara geliyor, karakterler nasıl oluşuyor, oyuncu seçimleri, filmin isimleri, çekimden önce analizler, çekim boyunca yaşanan aksilikler, güzellikler tıpkı filmin içindeymiş gibi okudum.
Her sinemaseverin okuması gereken hatta okurken notlar alması gereken bir kitap. Keyifle okudum. Filmi tekrar izlediğim zaman çok farklı bir gözle izleyeceğim kesin.
Kitaba ilk başladığımda sevdiğim bir filmin ortaya çıkış sürecini, yol üstündeki zorlukları, değişen onca şeyi okumak ilk etapta çok heyecan vericiydi. Senaryo üzerinde yapılmış değişiklikler, oyuncu seçimleri, filmde aslında önceden bulunan ama sonradan ayrılan ana karakterleri düşünmek keyif vericiydi. Bir süre sonra olayların geçiştirilmiş gibi geldi, okuyucu olarak önceden edilen bilgilerle bir merakla okumaya devam ederken hiç bir detayın verilmemesi olayların üstün körü anlatılması üzücüydü.
When I first started the book, it was very exciting to read about the creation process of a movie I loved, the difficulties along the way, and all the things that changed. It was enjoyable to think about the changes made to the script, the casting choices, and the main characters who were actually in the movie before but left later. After a while, it seemed like the events were glossed over, and as a reader, it was sad that no details were given and the events were only explained superficially, while I continued reading with curiosity based on the information provided beforehand.
Harikulade filmin (Bir Zamanlar Anadolu'da) diplerini, görünmeyenini anlatmaya çalışan; bunu çoğunlukla da başaran Ercan Kesal kitabı. Ercan Abi samimi şekilde, dışarıdan bakmaya özen göstererek, senaryo ve çekimler sırasında yaşadığı, hissettiği şeyleri aktarmış. İyi de etmiş.
Neyse, birkaç not yazayım bari:
- Merkezdeki olay Ercan Kesal'ın gençliğindeki doktorluk anılarından, hakiki bir olaymış. Öyle bir gece yaşamış.
- Savcıyı harika oynayan Taner Birsel'in yerine önce Olgun Şimşek oynayacakmış! Bence hiç olmazdı.
- Filmin adı için önce "Mavera" düşünülmüş. O da kötü.
Evvel Zaman, Bir Zamanlar Anadolu'da filminin çekilme anlarına, hem bir yönetmenin hem bir senaristin hem de bir oyuncunun bakış açısıyla tanıklık ediyor. Ercan Kesal tüm bu şapkaları sırasıyla takarken, okuyucuyu da filme her seferinde farklı bir gözle bakmaya davet ediyor. Bir Zamanlar Anadolu'da filminin varoluş serüvenini samimi bir dille okuyoruz. Kitap yalnızca bu filme ait yaşananları aktarmakla kalmıyor, NBC filmlerinini oluşum evresini de gözler önüne seriyor.
Ercan Kesal’ın mecburi hizmet yaptığı doktorluk döneminde yaşadığı gerçek bir hikayeden doğuyor “Bir zamanlar Anadolu’da” Filmin senaryosunu, Nuri Bilge, eşi Ebru Bilge ve Ercan Kesal birlikte oluşturuyorlar. Ercan Kesal’ın film oluşum sürecini anlattığı “Evvel Zaman” kitabı bir film güncesi. Kendisi antropoloji doktorası yapıyor- kitabı da bu gelenekten alarak yazdığını söyleyebiliriz. Sosyal Antropolojiden öğrendiği katılarak gözlem metoduyla tuttuğu notları her gün kağıda dökmüş. Yazılarına 25 yıl öncesinden yazılmış mecburi hizmet notlarını, o yıllardan kalan fotoğrafları, yine o yıllardan bugünkü senaryoya akan anı ve şiirleri de eklemiş.
Çatı, kısa çatı, sinopsis, öykü, tretman nasıl oluşmuş, hangi süreçlerden geçmiş bunu vermesi açısından sinema açısından önemli diye düşündüm.
Filme dair kitaptan mini notlar: -Yılmaz Erdoğan’ın oyuncularla ilişkilerini çok iyi buluyor-BKM geleneği olduğunu düşünüyor. -Filmin uzun bir süre adının Mavera olacağını düşünüyorlar. (Mavera-Öte, görünenin öte yanı demekmiş.) -Filmin başlangıcının sıkıcı olduğu eleştirisi gelince Nuri Bilge başta sıkıcı olması iyidir demiş. -Referans kitaplar/film: Çehov Bozkır hikayesi / Karamazov Kardeşler / Çehov Hayaller/ okunmuş film için. Tarkovski Solaris-Ayna rüzgar sahneleri-İz Sürücü (Stalker) köpek alınmış filmleri. Lamba sahnesi Abbas Kiarostomi’nin “Rüzgar BiziSürükleyecek” ve elma sahnesi “Arkadaşım Nerede?” Filmlerinden.
Film esinlenmeleri- esinlenme mi çalıntı mı olduğu soru olarak akıllarda kaldı.
Nuri Bilge Ceylan’ın , Cannes’da jüri büyük ödülü alan Bir Zamanlar Anadolu’da filminin yaratım sürecini “hikayenin” sahibinden, yani Ercan Kesal’ın güncesinden görüyoruz.
Filmi -benim gibi- başucuna alanlar için, hayran oldukları filmin mutfağına bir nevi konuk olma imkanı vermesi açısından değerli ve okunması gereken bir kitap.
Nuri Bilge Ceylan sinemasını ve Bir Zamanlar Anadolu'da filmini çok seven biri olarak kitabı merakla okudum. Filmin hikayesinin nasıl ortaya çıktığını, ne anlatılmak istendiğini, hikayenin nasıl yoğurulduğunu ve dönüştüğünü Ercan Kesal'in samimi anlatımıyla dinliyoruz.
Sinemanın arkaplanına çok ilgi duymasanız bile hikaye anlatımının inceliklerine ve oluşum sürecine meraklı olan herkesin seveceğini düşündüğüm, bir solukta okunabilecek bir kitap.
Nuri Bilge Ceylan’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmi benim için bir başyapıttır. Son dönem Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri, tüm zamanlar listelerine de girebilecek bir film. İşte Evvel Zaman, filmin senaristlerinden olan Ercan Kesal’ın filmin yapılış sürecini anlattığı kitabı. Oyuncu ve mekan seçimleri, senaryodaki değişiklikler, çekim sürecinde yaşanan olaylar gibi konuları okuyabilirsiniz. Ben önce kitabı okuyup sonra filmi izledim ama siz benim gibi yapmayın. Önce film sonra kitap yapın ki filmle ilgili spoiler yemeyin.
Sinemayla, senaryo yazımıyla, film yapımıyla, ya da özellikle Nuri Bilge Ceylan'ın filmleriyle ilgilenen okurlar için bulunmaz bir kitap Ercan Kesal'ın yazdığı bu kitap.
Yaşanmış gerçek bir hikayeden uyarlanan bir filmin, fikir aşamasından senaryo yazımına, oyuncu seçiminden çekim aşamalarına kadar hepsi adım adım, bir günce şeklinde ele alınıyor. Kitap; fikrin olgunlaşmasını, hikayenin yeniden ve yeniden kurgulanmasını, yazılan senayonun çekim öncesinde ve sırasında oyunculardan mekana pek çok etken tarafından nasıl değiştirilmesini, üstelik bunun başlangıçtaki "gerçek" hikayeden nasıl uzaklaştığını ya da ona yeniden nasıl yaklaştığını da gözler önüne seriyor.
Kitabın benim açımdan en şaşırtıcı yanlarından biri, Ercan Kesal'ın gerçekçi kurmaca metinlerini bilen, öykülerini, gazete yazılarını okuyan biri olarak sanat ile ilgili görüşlerinin bu gerçekçi tavrından ne kadar uzak olduğunu görmek oldu.
Kesal, kitapta, Tarkovski'nin "Bir sanat eserinin düzeyi, ifade ettiği fikir ne kadar derinlere gömülmüşse ve ne kadar iyi saklanmışsa o kadar iyidir" şeklindeki cümlesini alıntılıyor. Bu cümle, Kesal'ın bir süredir birlikte çalıştığı Nuri Bilge Ceylan sinemasının da özeti gibi. Sanatı böyle tanımlayan bir kişinin öykülerinde, gazete yazılarında, konuşmalarında bu kadar yalın, gerçekçi olması şaşırtıcı.
Evvel Zaman, Ercan Kesal'ın Bir Zamanlar Anadolu'da filminin senaryo sürecini ve çekim aşamalarını anlattığı bir kitaptır. Kitap, yazarın taşrada doktorluk yaptığı dönemden başlayarak filmin fikrinin nasıl oluştuğunu ve nasıl geliştiğini gösteriyor. Kitap, bir film güncesi olmanın yanı sıra Anadolu'nun kültürüne, insanlarına ve sorunlarına da değiniyor.
Yazar, filmin kamera arkasında yaşananları, duyguları, zorlukları ve başarıları paylaşıyor. Yazar, aynı zamanda filmin senaryosunu ve karakterlerini nasıl oluşturduğunu da anlatıyor. Kitapta, filmin yönetmeni Nuri Bilge Ceylan ile olan diyalogları da yer alıyor.
Evvel Zaman, bir film yapımının perde arkasını gösteren ilginç ve keyifli bir kitap.
This book is where I first discovered the name Ercan Kesal. Probably most readers went through the same steps to find out who “Muhtar” is. Ercan Kesal’s amazing and ultra-realistic performance as Muhtar (who handles the village paperwork) may be the most rewatched and memorable scene in the movie. After that, you begin to see Kesal’s observant and philosophical side beyond his acting.
First of all, I should warn readers: this book is not a fictional story, but rather a filmmaking diary of Once Upon a Time in Anatolia. If you’re interested in the behind-the-scenes process of filmmaking and storytelling, and if you want to experience the journey through the author’s talent, you’ll find this book deeply rewarding.
P.S. The story is inspired by the author’s real memories.
Bir zamanlar anadoluda filminin senaryo yazarlarından biri olan Ercan Kesal'ın öznel bakışıyla yazılmış hikayesi. Film sonu söyleşi gibi. Film nasıl çekildi, neler oldu, senaryo nasıl ortaya çıktı, ekip nasıl seçildi. Oyuncu seçiminde kim neden elendi? Hangi kısımlar senaryodan çıkarıldı? Hagi kısımlar sonradan eklendi? Hikayenin ana temasında hangi kaymaları yaşandı?
Çok hızlı okunan. Filmi izleyen ve merak edenler için filmin satır aralarını dolduran bir kitap olmuş. Öyle bir hengame içinde süreklilik gerektiren böyle bir kitap için hergun notlar almak, yazmak,zaman ayırmak, çaba göstermek çok zor iş. Yazara helal olsun.
Bir filmin yapım sürecine dair kısa ve özlü notlar oluşuyla sinema meraklıları için çok iyi bir veri kaynağı. Fakat bu veriler elbette sanatsal bir eser ortaya koymanın sınai bir ürünün imalat proseslerinin birbirine eklemlenmesi gibi mekanik olarak ele alındığı "senaryo yazarlığı" derslerinden ya da atölyelerinden epey farklı. Kitabı özel yapan taraf sanatın insan faktöründen yoksun bir pratik olmadığını, gündelik hayatın gel-gitlerinin, gerilimlerinin, endişelerinin süreçte ne kadar belirleyici olduğunu göstermesi ve bunu tam da NBC ve Ercan Kesal'ın senaryolarında titizlendiği gibi bir gerçeklik hissini okura aksettirerek yapması.
Çok beğendiğim Ercan Kesal'ın en beğendiğim filmlerden biri olan "Bir Zamanlar Anadolu'da" nın doğuş ve yapım aşamasını anlattığı kitap. Kesal'ın anne ve babasına düşkünlüğü, bir yönetmenin galiba hep yalnız olması gerekiyor diye anlattığı kısımdaki NBC ile geçen görüşme en aklımda kalanlar oldu. Benim için tek eksiği bitiş kısmı. Bunca çekilen sahneyi filme koymama kararı nasıl oldu (biz hamam, eczane ve daha bir sürü sahneyi izlemedik), montaj aşaması, baştan sona izlediğinde hissettikleri, ilk tepkiler karşısındaki duyguları vs.. bunları da okumak isterdim.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Nuri Bilge CEYLAN’ın Cannes Film Festivali Büyük Ödülü alan olağanüstü filmi “Bir Zamanlar Anadolu’da” adlı filmin düşünce aşamasından filmin tamamlanmasına kadar geçen sürecin Ercan KESAL’in kaleminden güncesi. Filmin oluşmasına öncülük eden fikir, yine Ercan KESAL‘ın 1984 yılında tıp fakültesini bitirip pratisyen hekim olarak tayin olduğu Keskin ilçesinde karşılaştığı bir cinayettir.
Ercan KESAL on parmağında on hüner olan, hekim, senarist, yazar olarak çok başarılı çalışmaları ve eserleri olan, benim son zamanlar keşfettiğim ve çok beğendiğim bir kişidir. Ne yazıyorsa okunur.
Ercan Kesal bu kitabında, kendisininde rol aldığı Nuri Bilge Ceylan'nın Bir Zamanlar Anadolu'da filminin hikâyesini, senaryosunun oluşum aşamasını ve çekim sürecini anlatarak sizi ekiple birlikte filmin doğum sürecine taşıyor. Yazar kitap da ağırlıklı olarak filmle ilgili gözlemlerini ve duygularını aktararak aslında aşamalı olarak filmin oluşumuna ışık tutuyor.
Evvel Zaman, senaryosunda, gerçek hikayesinde ve filmde rol almış Ercan Kesal'ın yazdığı Bir Zamanlar Anadolu'da filmi çekiminin bir nevi günlüğüdür. Çekim süresince Nuri Bilge Ceylan ile kendisi arasında geçen diyalogları ve olayları da içerir. Onur Ünlü'nün deyimiyle “Bu topraklarda yapılmış en iyi film” olan Bir Zamanlar Anadolu'da filminin gün gün planlanma ve çekim aşamalarını anlatır.
çok sevdiğim Bir Zamanlar Anadolu filmi hakkında daha çok bilgi edinmek isterdim ama kitabı çok beğenemedim sadece filmin içinde yer alanların anlayabileceği garip notlar şeklinde ilerlemiş ve nerede ne yediklerini anlatmış
Bir film nasıl yapılır, senaryo aşamasından çekimlerin bittiği güne kadar günlük şeklinde anlatıyor (Bir Zamanlar Anadolu'da-NBC). Merak edenler için türüne az rastlanır değerli bir kitap.
Kasabalarda hayat bozkırda yapılan yolculuklara benzer. Her tepenin ardında 'yeni ve farklı bir şey' çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvnlan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollar.
Daha tuhaf olanı ise, hastane önündeki arbede sahnesini çekerken, senaryo gereği katili oynayan oyuncuya saldıran yerel oyuncuların içindeki gençlerden birkaç tanesinin, yıllar önce öldürülen maktulün akrabaları olduğunu iyi biliyordum. Biz çekim yaparken hamamın çatısına sıralanıp, çerçeveye girmeden bizi seyreden kasabalıların bir kısmının da katilin akrabaları olduklarını bildiğim gibi.
Her seferinde, elimizdeki parçaları yeniden ve kendi icat ettiğimiz bir "puzzle" gibi dizip, yeniden oluşturduğumuz "gerçeğe" şaşırarak bakıyorduk işte...
This entire review has been hidden because of spoilers.