Jump to ratings and reviews

Ölümsüzlük Ardında Gılgamış - Toplu Şiirleri II

Bu kitapta Melih Cevdet Anday'ın 1981-1995 yılları arasında ilk basımları yapılan dört yapıtı bir arada sunuluyor: Ölümsüzlük Ardında Gılgamış (1981); Tanıdık Dünya (1984); Güneşte (1990); Yağmurun Altında (1995). Kitapta ayrıca Abidin Dino ve Rasin'in şiirlere eşlik eden desenleri yer alıyor.

326 pages, Paperback

Published February 1, 2002

Loading...
Loading...

About the author

Melih Cevdet Anday

86 books56 followers
Melih Cevdet Anday was born in Istanbul in 1915. In 1936, he started attending the Faculty of Letters and History-Geography. In 1938, he went to Belgium to study sociology, however, upon breakout of World War II in 1940, he had to return to his homeland. Between 1942 and 1951, he worked as a publication consultant for the Department of Publications of the Turkish Ministry of National Education, and subsequently he was employed as librarian for the Ankara Library. In 1951, he returned to Istanbul and did reporting for the Aksam newspaper. During this period, he wrote short features and essays for Tercüman, Büyük Gazete, Tanin and Cumhuriyet newspapers. He was also in charge of the art and literature sections of the same papers. From 1954 onwards, he taught phonetics and diction courses in the Department of Drama of the Istanbul Municipal Conservatory. Between 1964 and 1969, Anday served as a member of the Turkish Radio Television’s Board of Directors. When he retired from his position in the Conservatory in 1977, Anday was assigned to the UNESCO Headquarters in Paris as Cultural Attaché. Later on, due to a change in government he was called back to Turkey. He wrote essays for the Cumhuriyet newspaper regularly from 1960 to 1990, and occasionally from 1990 to 2000.

Ratings & Reviews

What do you think?

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
3 (50%)
4 stars
2 (33%)
3 stars
1 (16%)
2 stars
0 (0%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for Carduelis.
444 reviews
July 16, 2026
Belki ileride daha iyi anlayarak okuyabilirim.


GUNESE YAKARI
Erken saatların bahçede gezinen güneşi Susmuş ruhun gömüsü, tek kavuştağı ağıtın, Ağaçsız deniz üstündeki yol gösterici, sen, Yön belirten ışık, geleceği söyleyen çanak, Anlat bana Gılgamış'ın başından geçenleri.

O ki, uykusuz bal dolu akik bir sağrak, Lacivert taşından bir kap, evcil yağ dolu, Saçı sunmuştu sana, ilk ağlayışında,

O ki, üçte bir insan, üçte iki tanrı, Renkli sedire uzandı artık, yatacak.

Yüce kıral Gılgamış, Uruk'un baş duvarcısı, Bilge tanrıça Ninsun'un oğlu, hangi esinle Aradı ölümsüzlüğü ağzında ırmakların, Sen, dağı ovaya yıkan, geçmişteki gelecek, Anlat bana onun ikinci kez ağlayışını.


Yiğitler de, erenler de Ay'a benzerler, Gittikçe büyür, ışır, solup gider sonra, Sürülerle yıldız geçer omuz başından, Her şeyi bilendi o, gizleri görürdü,

Yüreğin sesi tohumsuz yağmura döner.


Ekip biçme, sıcak soğuk bitmez durdukça dünya, Gece, başını kanadının altına koydu mu, Susar
otların altındaki gizemli çıtırtı, Sağanağa tutulan güçlü dağ arpası titrer, Ölümlü Gılgamış'ın dönüşünü anlat bana.

Ve tufan sonrası neden başladı tüm canlılar, Acı veren yasalar yeniden, onurlu direnç, Neden başladı insanın taşıl kemikten sabrı, Kire bulanmış eski ruhlar verildi yeniden, Oysa kül olan erdemin ödülü kalmalıydı.

UYGAR İLE YABANIL

Bir kıral gökteki yıldız kadar güçlü olursa, Ne sulanmış bahçe görür kent, ne de tezgâh Sert ketenlerde kuş sürüleri havalandırır Kuzeydeki sedir ormanına, uyanan

Kırlangıç mevsimin en güzel rüzgârını uçmaz. Ve evlere kapanmış korku yakarırdı: Tanrım, kıral dediğin halkın çobanı olmalı.

Homurdanan arslan ufaldıkça ufalır,
Şöyle tuttu mu kuyruğundan çöl faresi dersin, Silkeler ölümünü, yeleli baş tuzbuz, Kente dönerken avaz avaz yükselir gök, saklan, Karılarını kapar soyluların bu kez, Bırakmaz ilk geceyi ekin biçmiş sevgiliye, Eşit bir güç yarat, erinç bağışla bize.

Yaz aylarını gezdiren ışık duyulmaz kışın, Bir gözde yıldız vardır, ötekinde günah, Yarılmış incirdeki ısı erimez asmada, Sağ elin düzeni ayrı, sol elin ayrı,

İki kocaman ağaç bilmelisin: yakın ırak, Doğa'nın yasası başkadır, kentin başka, Yükselen yakarılarla duvarı karıştırma.

Enkidu'yu doğurdu ormanda bildiri,
Elini suya soktu yalın ayak bir tanrıça, Buğday tanrıçası taradı saçlarını, Tüylerle kapladı davar tanrısı, kıvır kıvır, Su başlarına saldı biri ceylanlarla,

Bilmez kenti, haberi yok ekili topraklardan, Çıplak, otobur, insanın suçsuzu, yaban.

Hem tanrı, hem insan olamaz kimse yüzakıyla, Sağaltıcı yosmayı saldı ormana kent, Kimmiş yabanıl hayvanlarla gezen bu damsız er, Bakıştılar bir pınar başında iki gün, Kadın göğsünü açtı ve üzerine çağırdı, Ekti biçti adam altı gün yedi gece,

Ama ne ceylan kalmıştı ne geyik, döndüğünde.


Güçsüzdü artık av tuzaklarını bozan,
Yozmuştu, yüreğinde insana özgü duygular, Çoban çadırlarına çekti kadın onu, "Ekmeği çiğne" dedi, "yaşamın kabuğudur bu, Şarap iç, şarap ülkenin soyağacıdır." Ve giysisinden yırtıp tüylü kasları giydirdi,

"Gılgamış'la dövüşe git, donandır kenti."


Tapınaklı pazar yeri Uruk'a vardığında, Bir sokak ortasında durdu, silip vakti, Buldu Gılgamış dengini, gece halkındır artık, Ayağını uzatıp kiralı önledi,

Boğalarca bir döğüş önce, yıkılır kapılar, Korku gün doğarkene ve düzen solurdu, Ama kurdular
orman yolculuğuna giden dostluğu.


Düş müydü gün doğmalarımız göze görünmeden,

Yüreğimiz bomboş göğü zaman mezarlığının, İki mızrak saplanmış şarap tulumlarımızdan, Kadına yakılar hazırlatan horlanmış kuşku, Çiğ etleri gibi kervan sofralarının gizli, Üzüntü kokar bekleyiş kumulunda yağmurlar, Çorak gecenin damında korku yıldönümleri.


ORMAN İLE DÜZEN

Düş gönderen dağ, yüreğin tutkular kazancısı, Başı yukarda, açlıktan çılgına dönmüş arslan, Rüzgârı aramak yanlıştır, gökyüzünde cansız Kavuşulan ün dünyaya yansımaz, söz ve esin, İstekle yazgı dişi ayın yüzleri gibidir, Hem gökten ağırbaşlı çini yıldızları işte, Hem yeryüzünden bitimsiz simgeyi, fidan daha Yeşillenirken bilge bahçıvan anlar bu hangi Yemiştir, sen kendi içindeki cana benzersin.


Dağdaki düzeni değiştirmeğe kalktı kıral, Küçük bir delilik dünyası olan saçlı insan, Dedi, ormandaki kötülüğü yok edeceğiz, Sedir kesilen dumanlı ormanda Humbaba'yı, Kükreyince değişir yönler, soluğu tutuşur, Ormanın bekçisidir o, uyumayan Sığırtmaç, Ve düş gördü yaratık Gılgamış, yorumladı dostu: Alınyazın değildir düş görmeyen ölümsüzlük, Sana yalnız kırallık verdi atalar tanrısı.


Sonra Uruk'un törebilimcileri geldiler: Dersin ki, dağa tırmanmak, boylu sediri kesmek, Yazılı ad bırakmak isterim pişmiş tuğlaya, Yürekliliğin uzaklara götürüyor seni, Kalk, geniş ovalar dön, kulpsuz yıldızlara bak, Yıkık mevsimlerin yola çıkışlarını sına, Sabah üzümlerini nasıl yer dişsiz bir kurtçuk, Günün kızıllığında yıka ölümlü göğsünü, Bilinen şeyler boş da, bilinmeyen mi gerekli?
Profile Image for Bir Genelleme.
53 reviews
November 15, 2020
Melih Cevdet Anday'ın antik şiirleri ve diğerlerini bir araya getirdiği toplu şiirleridir.
-Ölümsüzlük Ardında Gılgamış
-Tanıdık Dünya
-Güneşte
-Yağmurun Altında
kitaplarının birleşimidir.

Öylesine okunup rafa kaldırılacak bir kitap değildir. Ara sıra herhangi bir sayfayı çevirip herhangi bir noktadan sonra devam edilebilirsiniz. İnsanın bazen yan yana gelen iki kelimeyi anlamak için sarf ettiği çaba yoruyor.
Displaying 1 - 2 of 2 reviews