Türkiye Sosyalist Solu Kitabı 1: 20'lerden 70'lere Seçme Metinler'de Türkiye sosyalist hareketinin, doğuşundan başlayıp 70'lere dek uzanan zaman dilimi içerisinde yaşadığı teorik serüveni, girdiği farklı yönelimleri yansıtan temel metinleri bir araya getirmiştik.
Birinci kitabın bıraktığı yerden devam eden bu cilt ise 74-80 arası dönemde ortaya çıkan ve bir önceki dönemle olan süreklilik ve kopuşları kendilerinde cisimleştiren sosyalist örgüt ve yapıların varoluş nedenlerini belirtik kılan -en azından öyle olduğunu düşündüğümüz- metinleri içeriyor.
Kitapta, Türkiye sosyalist solunun 12 Mart sonrasından 80'e değin neler yaşadığını, sosyalist düşüncenin bu dönemde ne gibi arayışlara girdiğini, sosyalist grupların hangi bağlamlarda birbirinden farklılaştığını yansıtan metinlere yer vermeye çalıştık. Kendilerine farklı politik-ideolojik hatlar belirleyen grupların bunu temellendirme kapsamında Marksizmi -ve Leninizmi- nasıl algıladıklarına açıklık getirmek de başlıca amaçlarımızdan biri oldu.
Türkiye sosyalist solunun tarihi bu topraklarda, teorik, politik ve entelektüel cesaretin tarihidir. Sosyalist solun fikri ve pratik deneyimine gerçekten bakarsak pekala kendine ait bir alemi, bir ‘hayatı' fikri geleneği her zaman vardır. 70'lerde bir hayli de güçlüydü. Otuz yılı aşan yenilgi zamanlarında da, zayıf olabilir, güçsüz olabilir ama kendi kimliğiyle varolduğu bir hayat alanı her zaman inşa etti. Her zaman bir derdin, bir arayışın peşinde oldu. İğne ile kuyu kazmaktan vazgeçmedi. Ama 12 Eylül sonrası geçmişi açık yüreklilikle sorgulayıp, yaşanılan yanlışlardan ders çıkarma, resmi tarihlerini ve fikri zeminlerini kökünden kurcalayıp, yeni bir paradigma kurma çabasında o kadar atak davranmadı.
TSİP, TİP, TKP, SDP, TEP, TİKP, MLSPB, TEKP, Partizan/TKP-ML, TİKB, Acil, Halkın Yolu, KurtuluşDevrimci Yol, Birikim, Devrimci Sol, Halkın Kurtuluşu, Halkın Birliği TKP-ML Hareketi...
İkinci cilt içinde sol/sosyalist hareketlerin 1970-80 arasındaki en yoğun ve en kaotik dönemi anlatılıyor. Bu cildin önsözünü mutlaka iki kez okumalı, dönemi çok güzel özetlemiş. Kitapta yer bulan her hareketin başında yer alan kısa tarihçeleri okumak yeterli bence. Çünkü görüleceği gibi bir kelime ve kavram üzerinden o kadar çok ayrışma olmuş ve her ayrışan düşünce öncüllerini suçlamış, neredeyse copy-paste aynı kelime ve cümlelerle. Bu nedenle aynı teorik tartışmaları tekrar tekrar okumak hiç gerekmiyor. Bazı bölümler seçici olarak daha geniş okunabilir.
Bu iki cilt kitabın özellikle 2.cildin eksiğinin hareketlerdeki liderler ve sembol olmuş isimlerden hiç söz edilmemesi olduğunu düşünüyorum. Örneğin 12 Mart Dönemi sonrasında kurulan ilk sosyalist parti olan TSİP’te Ahmet Kaçmaz, Oya Baydar, Çağatay Anadol, “Acilciler” hareketinin kurucusu Engin Erkiner, Halkın Yolu/TKİH kurucuları Necmi Demir, İlkay Demir ve Kamil Dede, Devrimci Yol’u kuran Nasuh Mitap ve Oğuzhan Müftüoğlu , daha sonra bu gruptan ayrılıp Kurtuluş Hareketi’ni kuran Mustafa Kemal Kaçaroğlu, Mahir Sayın, Şaban İba, başlarda Devrimci Yol içinde olan Bülent Uluer, Paşa Güven ve Dursun Karataş'ın ayrılarak Dev Sol’u kurması hatta bu örgütün üst düzey yöneticilerinden olup ayrılan Bedri Yağan, TKEP kurucularından Teslim Töre, 1970 yılında Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Alpaslan Özdoğan, Deniz Gezmiş ve Cihan Alptekin'le birlikte Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nun (THKO) kuruluş çalışmalarını yürüten Sinan Cemgil ilk aklıma gelen isimler.
Bu kitapların okunmasını önemsiyorum çünkü bu ülkede bir “Gezi Hareketi” yaşandı. Benim 60’lı yaşlarımda gördüğüm bu hareket çok çok önemliydi. Gezi hareketinin önce başkaldırı, sonra direnişe evrilmesi ve bu süreçteki çoşkunun hızıyla benzer şekilde hızla sönümlenmesi üzerine konuşmak için 70-80 sol hareketlerin ne olduğunu, ne olmadığını, aralarında neler yaşandığını, ne gibi dersler çıkarıldığı veya çıkarılması gerektiğinin bilinmesi gerekir. Bu iki kitabın oluşmasında emeği geçenlerin ellerine sağlık.