Katar, Çin, İran, Fransa, Irak ve Türkiye... Bu ülkeler her gün farklı bir şehirde işlenmiş tüyler ürperten cinayetlere uyanırken yedi gün üst üste gerçekleşen ve katillere dair en ufak bir iz dahi barındırmayan bu cinayetler, beyinleri kemiren bir korkuyu insanlar arasında dalga dalga yaymaktadır. İnsanlar korku ve çaresizlik içinde neler olduğunu anlamaya çalışırken şu gerçekten habersizdirler; Tüm bunlar sadece başlangıç... "Bugüne kadar okuduğunuz tüm korku-gerilim romanlarını bir kenara bırakın ve sayfaları çevirirken iliklerinize kadar ürpereceğiniz bu kitabı okumaya başlayın."
Bu ara üst üste çok doğaüstü kitap okudum. Ama bu kitap beni bir tık daha fazla etkiledi. Nihayetinde bizden korkular. Ne kadar “yok yaa ne korkacağım” desem de, kitabı gece okuduktan sonra ışıkları kapatınca perdelerin şeklini bir şeylere benzetme dürtüme engel olamadım. Bir de yazarın sevdiğim özelliği şu oldu ki, ölümlerden yana elini korkak alıştırmamış. Bir karakter sırf sevildi diye ölmediğinde sinir oluyorum, zira gerçek hayatla bağdaşmıyor bu durum. Ali bey maşallah herkesi katletti :) Devam kitabını merakla bekliyorum. Heyecanlı bir yerde bitti.
Daha 13. sayfada bol yüklemli kısa cümleleriyle tahammülümü zorlayan, 20. sayfada "çocuk sahibi olmayan biri, bir ülkeyi asla yönetmemeli" cümlesiyle beni kendinden iyice soğutan kitap. Bu noktada Mustafa Kemal Atatürk'e gereksiz bir gönderme yapıldığını düşündüm, çocuk sahibi olanlar çok iyi yönetiyorlar çünkü ülkeyi.. Neyse, kitabın üçte birini (kendimi zorlayarak) ancak okuyabildim. Serkan Ertem'in Azazel serisi aynı içerikte olmasına rağmen bundan çok daha iyiydi bence. Yarım bıraktım, tavsiye etmiyorum açıkçası. =)
Enteresan bir kitap. Önyargısız okunduğu zaman oldukça heyecanlı ve süprizlerle dolu bir korku/gerilim kitabı. Ortalardan itibaren türün sevenleri için oldukça sürükleyici olabilecek bir kitap. Okurken bazı bilgileri araştıma ihtiyacı hissettim merakımdan. Oldukça enteresan şeyler öğrendim. Yer yer eğlenceli göndermelerin olması da çok hoş.