Kafamdaki romanı yazmak için işimden ve oğlumdan vakit ayıramıyorum, ama üzüldüğüm de yok. Bu koşullarda vaktim olsa da istediğim gibi yazacağımı sanmıyorum. Köyde, sessizlikte, üstünde dura dura çalışmaya alışmış biri için İstanbul çok hareketli; ama buna da alışacağımı, bu koşullarda yazacağım zamanın geleceğini sanıyorum. Yazmadığım için ne devleti ne de yayımcıları suçluyorum. Bunda bir suç varsa doğrudan benim suçum bu.
Yusuf Atılgan gibi bir bakıma “saklı” bir yazarın ardında bıraktığı notlar her zaman heyecan vericidir. Atılgan’ın “Eşek Sırtındaki Saksağan” adlı bir roman yazdığı, sonra da o metni yok ettiği biliniyordu. Elinizdeki kitap, bu romanın yazarın sandığında bulunan giriş bölümüyle birlikte elyazılarından derlenen notlarını, şiirlerini, dergilerde kalmış kısa öykülerini ve yaptığı çevirilerden örnekleri içeriyor.
Yusuf Atılgan (27 June 1921, Manisa - 9 October 1989, İstanbul) was a Turkish novelist and dramatist, who is best known for his novels Aylak Adam (The Loiterer) and Anayurt Oteli (Motherland Hotel). He is one of the pioneers of the modern Turkish novel.
Atılgan is considered as one of the pioneers of the modern Turkish novel. His novels had a psychological style, digging into themes such as loneliness, questioning, meaning of life.
Atılgan finished middle school in Manisa, then high school in Balıkesir. He graduated in Turkish language and literature from İstanbul University. He finished his thesis titled Tokatlı Kani: Sanat, şahsiyet ve psikoloji under supervision of Nihat Tarlan. Atılgan then began teaching literature at Maltepe Askeri Lisesi in Akşehir. In 1946, he settled down at a village named Hacırahmanlı near Manisa where he took up writing. His novel Aylak Adam was published in 1959 which dealt with psychological themes such as loneliness, scope and possibility of love, meaning of life, seeking and obsession. This was followed in 1973 by Anayurt Oteli, which narrated the life of a hotel doorkeeper(named Zebercet) in an Anatolian town, with deep psychological examinations and touching themes such as sexuality and obsession. It gained further fame with a film based on the novel. In 1976, he began working in İstanbul as an editor and translator. With his wife Serpil he had a son in 1979 named Mehmet.
Atılgan died of a heart attack in 1989 while in the middle of writing a novel titled Canistan
Yusuf Atılgan severleri kesinlikle mutlu edecektir. Yazı ile arasındaki bağı okumak heyecan vericiydi. Kitabın içersinde gereksiz bulduğum alanlar oldu ama yine de benim için keyif verici bir okumaydı.
Roman girişimi "Eşek Sırtındaki Saksağan" dışında pek önemli şeyler barındırdığını söyleyemeyeceğim derleme kitabın. "Eşek Sırtındaki Saksağan"ı Faulkner'ın "Döşeğimde Ölürken"ine benzediği için "imha" etmiş Atılgan. Tesadüf eseri böyle yazdığını söylüyor, Faulkner'ın o romanını okumadan. Kitapta ilgi çekici bir başka metin de Tokatlı Kânî üzerine yazdığı İÜ Edebiyat Fakültesi'ndeki bitirme çalışması. Osmanlıcaya hâkim bir Atılgan'la karşı karşıyayız burada. Edebiyat tarih(çiler)i açısından ilginç bir derleme "Siz Rahat Yaşayasınız Diye".
Atılgan’a tutkuyla bağlı okurlar için Atılgan’ın özel karalamalarından haberdar olmak yazarın kişiliğine ve yazma serüvenine minicik bir dokunuş fırsatı sunuyor. Ancak okunabilecek ilk Atılgan kitabı olamayacağı gibi ikinci veya üçüncü de olamaz. Son sıraya eklemelisiniz.
Okuyunca üzüldüm yahu. Evlendikten sonra para lazım diye İstanbul’a göç etmesi o yaşta bir insan için zor olsa gerek. Üretkenliğinin düşük olması buna rağmen bir romanını sırf etkilendi demesinler diye yok etmesi de hüzünlendirdi. Açıkçası kitapların arkasında Manisa’nın bir köyünde yaşadı denince ben hep büyük bir toprak ağasının oğlunu hayal etmiştim. Oysa mesleği elinden alındığı için babasının topraklarında çiftçilik yapan bir adammış.
Oğuz Atay, tutunamayanları yazdığında bir kopyasını Yusuf atılgan’a göndermiş görüşünü almak için. Ama atılgan cevap vermemiş. Oğuz Atay üzülmüş. Yusuf atılgan, benim cevabıma ihtiyaç duyacağını düşünmedim diyor. Yusuf atılgan üzülmüş. Ne garip bazen bazı insanlar hiç karşılaşmadan istemeden birbirini üzüyor.
Atılgan'ın yayınlanmamış yazıları, kısa öyküleri, röportajları ve notlarını içeren bir derleme. Yazarın eserlerini okuyup da kendisine doyamadıysanız ve hakkında daha fazlasını öğrenmek isterseniz aradığınız kitap bu. Faulkner'in Döşeğimde Ölürken kitabına benziyor diye, eleştiri almak endişesi yüzünden neredeyse sonuna geldiği romanını sobada yakması, 50'li yaşlarının ortasında çocuk sahibi olması gibi çok ilginç şeyleri öğrendim okurken. Atılgan, daha fazla roman yazamamasının sebebi olarak ailesini geçindirmek için İstanbul'a taşınmak zorunda kalmasını gösteriyor. Çünkü roman yazmak için şehirde değil sakin kafayla köyde yaşamam gerekiyor diyor. Fakat Atılgan aynı zamanda hayattaki seçimlerinden memnuniyetini de dile getiriyor ve roman yazamadığı ya da sanatını üretemediğinde bunu çok fazla dert etmediğini de belirtiyor. Eğer yazmak konusunda bu kadar esnek olmasa ve yazamadığında bazı sanatçılar gibi varoluş sancıları çekse bize daha fazla eser bırakırmış gibime geliyor.
İlk yarıya kadar gayet güzel ve ilginç gidiyordu, fakat diğer yorumlarda da belirtildiği gibi üniverite tezi ve çevirilerinden örnekler biraz yorucu olmuş. Yine de yayımlanmamış yazıları ve röportajları için okuyabileceğiniz makul bir derleme
İnsan Yusuf Atılgan'in hayatıyla ilgili daha çok şey öğrenmek okumak istiyorlar fakat bir münzevi için bu bile iyi sayılır. Anayurt Oteli ve Aylak Adam'in yazma hikayeleri güzel.
guzel kitap insan daha fazlasini istiyor ancak bu kadar. yusuf atilgan'i merak edenler okuyabilir. bir de sevgili halil kardes var onu da okuyabilirler. bir de yusuf atilgan'a armagan diye bir kitap var ancak hem baskisi yok , ikinci el kitapcilarda da cok pahali. yusuf atilgan' taniyabilmek ve okuyabilmek guzel. herkese oneririm kitabi. okumasi zaten rahat bir kitap.