Belki zor bir seneydi. Belki çok çalıştınız, çok stresli günler geçirdiniz. Belki çok bunaldınız, gündelik işler bile uykularınızı kaçırmaya başladı. Ne olursa olsun bir tatili hak ettiniz. Yaz geliyor; dinlenmek, hafiflemek lazım. Belki de bunu insanların en rahat olduğu, güzel kokuların sızdığı masalardan şen kahkahaların yükseldiği bir ülkede yapmalısınız bu sene. Begonvil kokulu masmavi ülke Yunanistan’da! Bunun için ihtiyacınız olan en önemli şeylerden biri iyi bir rehber! Sizi kalabalıklardan uzakta, ağaçlara sarılabileceğiniz, masmavi suların içinde tüm stresinizi unutturacak, herkesin geçmediği yollardan geçirecek bir kitap belki. Okudukça içinizi ısıtacak, fotoğraflarıyla büyüleyecek, coşkusuyla aylardır ertelediğiniz tatil planlarınızı gerçekleştirme gücü verecek bir kitap… İşte seyahati bir sanat olarak gören Nazlı Gürkaş’ın yazdığı Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan tam da aradığınız yol arkadaşı! Cebinizi yakmayacak bol mavili-yeşilli bir rota çizmek, Yunanistan’ın en güzel yemeklerini yemek istiyorsanız; daha az turistik, daha fazla yerel deneyim diyorsanız çantanızda bu kitap olmadan yola çıkmayın!
1988 yılında Kırklareli’de doğdu. Uludağ Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği’nden mezun olduktan sonra Autònoma de Barcelona Üniversitesi’nde gazetecilik ve iletişim alanında yüksek lisansını yaptı. İtalya, Yunanistan ve İspanya’da yaşarken bu ülkelerde sürekli seyahat edip onlarca şehrin altını üstüne getirdi. Yaşlı zeytin ağaçlarını kucaklamaya, kedileri evlat edinmeye, bisikletle yollara düşmeye, kültür rotalarını yürümeye ve kamp yapmaya bayılıyor. En çok da plansız seyahatleri seviyor. İngilizce, İtalyanca, İspanyolca ve Portekizce dillerinden çocuk kitaplarını Türkçeye kazandırıyor. İlk kitabı olan Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan Mayıs 2018'de Hep Kitap tarafından yayımlandı. Seyahatlerini @seyahatsanati instagram hesabı üzerinden paylaşıyor.
Nazlı Gürkaş’ın uzun zamandır okumayı heyecanla beklediğim kitabı Zeytin Ağacında Yunanistan tam da yaza girerken çıkıverdi ve ben, dilimde kitapta anlatılan leziz Yunan yemeklerinin tadı, kulağımda güzelim rebetiko ezgileri ve zihnimde Gürkaş ile ortak sevdiğimiz yazar ve şairlerin dizeleriyle, yeniden ve hep “Yunanistan’a gitme hissiyle” kalakaldım.
Gürkaş, bu kitabı yazarken 4.987 adet Yunan şarkısı dinlediğini söylüyor. Kitapta her bölümde bir şarkı önerisi var. Ben her bölümü önerilen şarkılar eşliğinde okudum. Size de öyle yapmanızı tavsiye ediyorum.
Anlatılan her mübadil hikayesinde gözlerim doldu. Her bir begonvilin kokusunu içime çektim okurken. Her yeni adada, gün batımında, ben de Nazlı ve yol arkadaşlarıyla bir tepede güzel hikayeler dinliyordum.
Zeytin ağaçlarının gölgesi pek bir güzel oluyormuş, bir kez daha anladım.
Bugün şahane bir kitabı dinlemeyi bitirdim. Storytel programını her gün kullanıyorum. Beni çok heyecanlandıran ve dinlemekten çok keyif aldığım bu güzel kitabı mutlaka en kısa sürede satın alacağım ,çünkü benim için bir baş ucu kitabı niteliğinde . Kitap o kadar güzel yazılmış ki ;günlük tadında bir referans kitap ya da referans kitap tadında bir günlük . Sevgili yazarımız , Yunanistan’da gezdiği yerleri en ince detayına kadar anlatmış. Nazlı Gürkan zaten ;İngilizce ,İspanyolca , İtalyanca ,Portekizce dillerinden çocuk kitaplarını Türkçe’ye çevirtiyormuş.Bu bilgiyi okuyunca anlatım dilindeki ahengin kaynağını anlamış oldum. Yaşlı zeytin ağaçlarını kucaklamayı ,kedileri evlat edinmeyi,bisikletle yollara düşmeyi,kültür rotalarını yürümeyi,kamp yapmayı,en çok da plansız seyahatler yapmayı seviyormuş. Bütün bunlar kitabın ne kadar detaylı olduğunu anlatıyor değil mi? Ben çok çok beğenerek okudum , sık sık Yunan adalarına ve anakaraya gidiyorum ,artık yanımda her seferde bu şahane kitap bana eşlik edecek .
Yıllardır bize empoze edilenler yüzünden Yunanistan’a karşı ön yargılı olduğumu ve bunun ne kadar saçma olduğunu farkettim kitabı okurken. Ilık ılık esen bir rüzgâr gibi akıcıydı dili. Yunan kültürü, tarihi, mimarisi, müziği, şiiri, mutfağı... hepsi var kitapta.
Şu an bu yazıyı Yunan müzikleri eşliğinde yazdığım için bir yandan da dans ediyorum. Ah, beni Yunanistan'a ışınlayabilir misiniz? Yıllar yıllaaar (ne ara yıllar oldu ben de anlamadım...) önce Yabancı Damat dizisini izlerken Yunan aşkım ortaya çıkmıştı. Baş karakterle aynı ismi taşıdığımız için Niko her "Nazlı mou" dediğinde içimin yağları erirdi. "Benim de kocam Yunan olsunnnn," diye dua ettiğimi bile hatırlıyorum. 😃 Gel zaman git zaman iş hayatında yazar bir arkadaşım oldu ve şansa bakın onunla da adaşız. 😍 Yunanistan kaderimde var demek ki. "Yunanistan maceralarım anlattığımı bir seyahat kitabı yazdım, çok yakında çıkacak," dediği andan itibaren günleri saydım. Hem kalemine güveniyordum hem de Yunanistan hakkında bilmediğim bir milyon şeyi öğrenmek için can atıyordum. Ve sonunda kitap ellerimin arasına geldi. Taze taze imzalandı.
"Yaseminler tütüyor, haydi yollara düşelim!"
Beni tutan kim?! Kitabı cidden bitirmemek için zor tuttum kendimi. Bir yandan da okumadan duramıyordum. Nazlı Gürkaş, adeta bir Yunanlıdan daha fazla Yunanlı olmuş. Gezmedik, görmedik yer bırakmamış. Hepsini ince ince işleyerek yazmış, fotoğraflamış. Böyle okurken mest oldum. Kendimi onun yerine koydum. Bir "ah be" çektim. Ne kadar güzel anılar biriktirmişsin Nazlı mou. 😊 Kitapta Yunanistan'da gezdiği her şehri, adaları öyle güzel anlatmış ki hemen sırt çantası hazırlayıp yollara düşmek istiyorsunuz. Yemeklerinden, müziklerine, insanlarına kadar Yunanistan'a doyuyorsunuz. Adını sık sık duyduğum yerler de vardı hiç duymadığım ama gidelecekler listeme eklediğim yerler de oldu. Kavala kurabiyesine aşık olan ben Yunanistan'ın bir parçası olduğunu bilmiyordum. Ve daha bunların nicesi...
"Yaşamak yeterli değil. Bir tek yaşam yeterli değil benim için. Yeteri kadar gün yok. Yapılacak çok fazla şey ve bir sürü düşünce var. Her günbatımı bana hüzün getirir, çünkü bir gün daha geçip gitmiştir..." -Mediterraneo filminden bir replik
Özellikle yemekli kısımlara bayılacaksınız. Öyle iştahlı yazılmış ki aç değilseniz bile acıkacaksınız. (Yaşasın kötülük!) Kitabın bir de çok hoşuma giden bir kısmı var. Her bölümün başında şarkı adı paylaşılmış. Ve bu şarkıları Nazlı'nın Spotify listesinde bulabilirsiniz. "Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan- Nazlı Gürkaş" diye aratırsanız hemen bulabilirsiniz. Şu an müzikleri oradan dinliyorum. *-*
"Ne kadar süreceğini hesaplamadan yaşa ve öl zamanını bilmeden git, neresi olduğuna önem vermeden." -Patrick Leigh Fermor, A Time of Gifs
Kitabın daha birçok sevdiğim özelliği var. Nazlı'nın çektiği fotoğraflar, okuduğu kitaplardan yaptığı alıntılar, maceralarını anlatmadan önce o yer hakkında kısa ama doyurucu bilgi vermesi ve bir de kitabın sonunda yer alan ulaşım bilgileri. Bu kadar yararlı ve açıklayıcı bilgileri ne internette ne de rehberlerde bulabilirsiniz. Ne kadar çok emek harcadığını kitabı okuyunca anlayacaksınız. Öyle ki bence Yunanlıların bile keşfetmediği, gitmediği adaları kitabında ön plana çıkarmış. Okuduğum ilk seyahat kitabıydı. İyi ki okumuşum dedim. İyi ki Nazlı Gürkaş'ı tanımışım dedim. Kendisi ayrı sempatik kitabı ayrı şeker.
Bazen bunaldığımda, bazen güzel havaların keyfine keyif katsın diye elime aldığım bir kitap oldu. Seyahat etmek sanatmış gerçekten... Gezdiğin yeri senin gezme hevesin ve tanıma çaban güzelleştiriyormuş. Yunanistan da iyi davranmış Nazlı’ya ama o da güzel yaşamış geçtiği yerlerde; basit ve net bir rehber yerine böyle bir anlatı bulmak bakış açımı değiştirdi. Onun gibi gezer, yaşar, tanır mıyım böyle güzel yerleri bilmiyorum ama gezmenin ve kaynaşmanın hayalleştiği ve tuhaflaştığı bu uzun dönemde Zeytin Ağacının Gölgesinde Yunanistan özel bir eserdi. Yazarın bolca seyahat anısı olduğunu bildiğimden ellerimi yeni bir kitap için semaya açıyorum.
Kitabı okuyunca Yunanistan'ı bir de yazarla gezmek istedim. Kendini hikayenin akışına bırakınca türlü güzellikler gelip onu bulmuş sanki. Nazlı, başlarken "Neden Yunanistan?" sorusunu çok güzel açıklamış. Kitabı bitirince çok daha iyi anlaşılıyor o his, o kadar güzel anılar biriktirmiş ki gerçekten yazmalıymış. Bahsettiği tüm köyleri, kasabaları, yemekleir, şarkıları ve begonvil kokulu sokakları kendi belleğim gibi benimsedim.
Soğuk bir aralık kışında Yunanistan'ın mis havası, cennet suları, leziz yemekleri ve sıcak insanları içimi ısıttı adeta. Sırtıma çantamı alıp yollara çıkasım var!