Yürek dağlar engellilerin durumları; hep acınarak bakılır. Bir işe yaramaz sanılır. Şimdi sizlere kendimden bahsedeceğim. Kararı siz verin, işe yarıyorlar mı yoksa yaramıyorlar mı? Engelli bir birey öncelikle kendiyle ve bedeniyle barışık olmalı ki; yaşadığı zorluklara göğüs gerebilsin. Uç aylıkken geçirdiğim menenjit bir diğer adıyla havale nedeniyle beden sağlığından yoksun biriyim. 37 yaşındayım ve kendimi bildim bileli kendi ihtiyaçlarımı karşılayamıyorum... İhtiyaçlarımı, kardeşlerim ve annem gideriyor. Babam, akciğer kanseri nedeniyle vefat etti. Annem, 7 yıl önce iki beyin ameliyatı geçirdi. Yine de biz çocukları için, ayakta duruyor. Hikâyeler senaryolar yazıyorum. Bu kitap benim ilk kitabım. Kitabımda dört hikaye, bir oyun, bir skeç, bir senaryo, bir de mektup var. Çoğu zaman kitaptaki kahramanların yerine kendimi koyuyorum. Bilgisayar başında yazdığım karakterlerin bedenlerini kendi bedenim gibi kullanıyor, kendi bedenimde sergileyemediğim özgürlüğü o karakterlerin üzerinde sergiliyorum.
Üç aylıkken geçirdiği menenjit nedeniyle beden sağlığından yoksun, %98 engelli ve kendi ihtiyaçlarını kendisi karşılayamayan bir kadının kullanabildiği tek parmağıyla yazdığı bir kitap bu.
Ben ise yukarıdaki küçük paragrafı bile azıcık da olsa empati kurabilmek için tek parmağımla yazmayı deneyeyim derken "%" işaretini yazacakken 2. bir parmağa ihtiyaç duyan, %0 engelli ve istediğim bazı giysilerin üzerime uymamasından ötürü canı sıkılan aciz bir insanım.
Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar kitabı 1 otobiyografik hikaye, 3 hikaye, 1 skeç, 1 tek kişilik oyun ve 1 senaryo gibi edebi bölümlerden oluşmaktadır. Yazarın kendi hayatında elde edemediği fakat hikayeleştirdiği aşk ve yaşamak konularındaki ütopyalarının otobiyografik ögelerle birlikte yoğurulmasıyla ortaya hem çocukların okurken hiç zorlanmayacağı hem de deneysel olarak çok çeşitte eserler verilmiş olan bir kitap çıkmış. Çocuklara onların sosyal hayatlarını etkileyebilecek küfür dolu, yoğun cinsel içerikli kitaplar hediye etmek yerine rahatlıkla bu kitabı hediye edebilirsiniz.
Kendisine 37 yıldır hiç şikayet etmeden bakan annesine karşı duyduğu sevgiyi, akciğer kanseri sebebiyle vefat ettiği babasına duyduğu özlem duygusunu satırların arasında rahatlıkla bulabilirsiniz. Bazı yerlerde gerçekten gözlerim doldu, yalan değil.
Bir eleştirim yayınevine olacak, kitabın önsözü, 2. önsözü, girişi, 2.girişi, sonsözü ve arka kapağında zaten yazılmış olmasına rağmen her bölümün başında yine aynı yazılar olması sadece sayfa sayısını artırmış, belki Rukiye Hanım'ın bu kitabı yazarken neler yaşadığı unutturulmamak istenmiş fakat yine de bu yaklaşımı gereksiz buldum.
Rukiye Hanım'ı hem cesaretinden hem de azminden ötürü can-ı yürekten kutluyorum. Çok naif, esprili ama bir o kadar da aynanın sırlı ve karanlık yüzünü gösteren hikayeleriyle buluşturmuş ilk kitabında bizleri. Mesajı net: Hepimiz engelli adayıyız! Tüm engelli arkadaşlarımız da bilmeli ki, acıyarak değil destekleyerek yanlarındayız. İyi ki yazmışsınız Rukiye Hanım, nice kitaplara... =) 📚✌📚
“Kanadı Kırık Melek’in Kanadına Takılanlar” 3 aylıkken menenjit geçiren ve sadece sol elinin işaret parmağıyla yazabilen Rükiye’nin kitabı. Onun yaşama tutunma azminden bir şeyler kapmaya çalışmalı. Kitapta özellikle altı çizilen noktalar,
Her sağlıklı insan bir engelli adayıdır. Bunu hiçbir zaman unutmamamız gerekir. Bir engelliye acıma duygusuyla yaklaşıp bu ona hissettirilmemeli. Son olarak Rükiye’nin açık çağrısı “Ben engelimle mutluyum. Ya siz, sizler sağlığınızla mutlu musunuz?”
Kitaptan, “Adınız yabancılaştı mı hiç? Mesela “Şu hasta kız mı?” ya da “Hasta çocuğun annesi?” dediler mi eviniz tarif ederken “(13)
“Bize neler oluyor? İnsanlık nereye gitti? Neden insanlığımızı kaybettik? Cevabı olmayan sorular sordum biliyorum. Şiddetten haz alır olduk. Utanmadan çekinmeden sokak ortasında bir kadını çocuğu, hayvanı dövebiliyoruz. Bazen hayvanları döverken video, fotoğraf çektiriyoruz. Şiddet yanlısı olduk çıktık neredeyse. Yol ortasında bir şahıs dövülüyor yoldan geçenler hiçbir şey olmuyormuş gibi yürümeye devam ediyorlar. Sizlere bir şey söyleyeyim mi sevgili izleyiciler? Ben bu tür olaylara kayıtsız kalıp yürüyeceğime, hiç yürümem daha iyi” (46)
%99 engelli yazarın kendi kendine okuma yazmayı öğrenerek tek parmağı ile bilgisayar yardımı ile yazdığı ilk kitabı. Kendisine verdiği ilham ve motivasyon için teşekkür ediyorum.
Duygu yüklü ve merhamet dolu kısa kısa öğütler ve kitabın sonunda da bir hikaye var, başrol Melek ile. Arada sırada noktalama işaretler vs. beklediğimizden başka yerde, Türkçe ana dilim olmadığı için de biraz zorluk çektim neyin nerede olması gerektiği ile. Bu kitabı okuduktan sonra biraz etrafımdakilerden tiksindim açıkçası, merhamet ve azim gerçek hayatta eksik olunca. Kitabı çok severek okudum ama. Rukiye ablamızın güzel kalbinden gelenlere okudum ya, çok güzel birşey bu zaten
Bir kaç yıl önce sosyal medyada engelli bir kadının yazdığı kitap diye tanıtılıp gözlerimizin önünde sürekli olan bu kitabı bir sahaf alışverişimde ben de edindim merak edip. Öncelikle böyle bir hareket kesinlikle takdire şayan. Rukiye Türeyen'in kendi deyimiyle %99 engeli var ama bu engeli onun hayal dünyasına veya kendini ifade etmesine kesinlikle engel değil. Elindeki kullanabildiği tek parmağıyla bilgisayar başına geçiyor ve iki yıl kadar bir sürede yazdığı hikayeleri, senaryoyu, oyunu, mektubu derleyip toplayıp yayınevi ile çalışması üzerinde bu hale getiriyor ve karşımıza çıkıyor. Kendi deyimiyle hayallerini gerçekleştiriyor. Vücudundaki engel, hayallerini ve azmini engelleyemiyor çünkü aslında Rukiye engelinden çok daha güçlü bir kadın.
Kitapta dört ayrı hikayemiz var. Ben Engelimle Mutluyum hikayesi Rukiye'nin kendisini anlattığı, kendi öz yaşam öyküsünü kendinden dinlediğimiz bir yazı. Siz Hiç İsimsiz Anıldınız Mı? hikayesi ise bir anda geçirdiği bir asansör kazası nedeniyle hayatına engelli devam etmek zorunda kalan adamın kısa öyküsü. Bu hikayede de kendinden bir şeyler kattığı çok belli yazarın. Garip Bir Öyküdür Hayat azmin ve çalışmanın güzel bir anlatımı, Zor Bir Karar ise kanser hastası eşinden ayrılmayı düşünen fakat geçirdiği bir kaza sonucu engelli kalıp kararından pişman olan bir kadının hikayesi. Hikayelerin ortak noktasından Rukiye'nin içinde bulunduğu durumu yansıttığı çok belli oluyor. Öyküler bu kadar kitapta. Daha sonra Fındık Farelerinin İsyanı adında bir skece geçiyoruz yazar ile birlikte ki bu benim kitaptaki en sevdiğim eser oldu. Hem yaratıcı hem de eğlenceli geldi, yazarın da bu skeci yazarken eğlendiğini tahmin ediyorum. Oldukça eğlenceli ve komik bir skeçti. Fındık fareleri ile savaş halinde olan anne-oğulun hikayesini komik bir biçimde anlatmış yazar. Daha sonra Gerçek Bir Oyun adında tek kişilik bir oyun yazmış yazar, bunda ise toplum gerçeklerimizi anlatıyor. Kitaptaki en uzun olan ve kitaba da adını veren senaryo ise Kanadı Kırık Melek adında, arkadaşlarıyla geziye çıkan fakat geçirdikleri bir kaza sonucu herkesin hayatının değiştiği bir grup arkadaşı Melek adındaki kızın gözünden anlatıyor. Yazarın yine kendinden çokça şey kattığı bir senaryo daha okuyoruz böylelikle. Son olarak da Türk Askeri'ne yazdığı bir mektup ve basına ve sosyal medyaya kitabın haberlerinin ve sosyal medya paylaşımlarının eklenmesi ile kitabı bitiriyoruz.
Rukiye Türeyen edebi anlamda bir eğitim almamış, okumayı bile kendi kendine öğrenmiş bir kadın. Hayatı kendisi 3 aylıkken geçirdiği bir hastalık sonucu kendisini engelli kılıyor fakat o bununla yaşamayı öğrenmiş ve bu durumuna isyan etmiyor, aksine hayallerini gerçekleştirmek için engel ve sınır dinlemiyor. Hazırladığı birbirinden farklı türden yazılar ile karşımıza çıkıyor ve bize azmin zaferini çok güzel bir şekilde yansıtıyor. İnsanlardan gelen destekler ve pozitif yorumlar Rukiye'ye güzel şeyler katmış olacak ki, yeni bir kitap hazırlığına bile girmiş yazar. Böyle çalışmaları desteklememiz gerektiği düşüncesindeyim. Tabii ki edebi olarak çok büyük şeyler beklememelisiniz, sonuçta dediğim gibi kendisi edebiyatçı değil, yazarlığa bu kitapla başladı. Fakat o azmi ve çabası bile çok değerli kendisinin, bu çabanın sonucu ile de böyle birbirinden farklı türde eserleri bir yerde toplayıp karşımıza çıkmış. Hikayeden senaryoya, mektuptan skece kadar... Yaratıcılığının gittikçe de artacağını düşünüyorum. Bu yüzden Rukiye'nin her kitabı bir öncekinden çok çok daha iyi olacaktır eminim.
Böyle bir azim ve çalışkanlık için yazarı gerçekten kutluyorum, umarım o yazma isteğini ve yaratıcılığını hiç bırakmaz ve devam eder her şekilde.
Engelsiz olduğunu zanneden engellileriz bizler; duyarsızlığın, neme lâzımcılığın, kendi dünyası dışındaki dünyalara yabancı ve ilgisiz kalmanın esareti altındaki asıl engelliler...
Bu kitabın yazarı ise fiziken engelli ama yüreği o kadar geniş, güzel ve kucaklayıcı ki...
Okuduğunuzda, yazar Rukiye Türeyenin bu kitabı iki yıl gibi bir sürede, tek bir elinin bir parmağıyla yazdığını ve onu harika duygularla bezediğini düşünürseniz daha iyi anlayacaksınız. Bu açıdan en az bir el dokuması saf ipek halı kadar değerli; belki de çok daha fazla...
Benim görebildiğim kadarıyla bu kitapta, Rukiye hanımın gerçek yaşanm��şlıkları ve hayalindeki güzellikler bir arada derlenmiş...
Yazarın ve kitabındaki kahramanların hayatlarındaki güçlükleri nasıl aştıkları; onların taşıdığı ve etraflarına saçtığı pozitif enerjide saklı.
Bir engelli gözüyle "sözüm ona" engelsizlerin dünyasını anlatan hikayeleri okumak ve yüreği ummanlar kadar engin bu gönül insanının geleceği kucaklama çabasına (hayata tutunma demiyorum; bu saygıdeğer hanımefendi zaten o noktayı aşmış durumda) destek vermek istiyorsanız bu kitabı alıp okuma fırsatını kaçırmayın derim.
Zira kitabın maddi değeri gerçek ederinin çok altında...
“Ben engelim ile mutluyum. Peki ya siz, sizler sağlığınız ile mutlu musunuz?” Şükrecek ne çok şey var... Sevgili Rukiye %99 engelli ve kendi çabasıyla okuma yazma öğrenip tek parmağı ile iki yılda bu güzel kitabı yazmış. Azim budur işte... Empati duygumu gerçekten geliştirdi kitap. Her sağlıklı bireyin bir engelli adayı olduğunu unutmamız gerektiğini altını çize çize yazdı. Öncelikle Rukiye’ye daha sonra da yayınevi Egemen Yayınlarına teşekkürü borç biliyorum. Güzel annesinin de ellerinden öperim ayrıca. Öğrencilerime tavsiye edeceğim ve hediye edeceğim, bunu yaparken de Rukiye’nin hayallerine katkı sağlayacağımın bilincinde olacağım. Herkes alsın istiyorum bu kitabı.
Üç aylıkken geçirdiği menenjit hastalığı yüzünden beden sağlığından yoksun olan Rukiye Türeyen den azda olsa çalışan sol elinin işaret parmağı ile yazdığı dört hikaye, bir oyun, bir skeç ve bir seneryodan oluşan bir eser. Azmin zaferini gösteren çok güzel bir kitap. Yazarı tebrik ediyorum. Okumanızı tavsiye ederim.
Kitap okuma alışkanlıklarımın dışında yer alan bu kitap "Yazılarımı sadece sol elimin işaret parmağını kullanarak yazıyorum" diyen biri için gayet güzel. Kitabı okurken yazarın duygularını görebiliyorsunuz.
Kimine gore hayattan vazgeçme sebebidir engeller, kimine göreyse hayata tutunma sebebi. Isteklerinizle araniza başka hiçbir engel girmemesi dileğiyle, yüreğinize sağlık Rukiye Hanım.