What do you think?


Efsuncu Baba
Efsuncu Baba büyüyle, simyayla, tılsımla uğraşan; define aramak, madeni altına çevirmek, yıldıznamelerden âlemin sırrını çözmek gibi heveslere kapılmış bir zat-ı muhteremdir. Onun dünyasını batıl inançları şekillendirir, her adımını bu hurafelere göre atar. Eline yeni bir kitap geçer, İstanbul’un bütün defineleri şifreli halde bildirilmiştir bu kitapta. Defineye ulaşmak için tılsımı kaldırması gerekir, bu da Binbirdirek’teki anahtarı ve kendisine yardımcı olacak insan suretinde iki meleği bulmasına bağlıdır. Böylece Kirkor ve Agop’la tanışırız. Karın tokluğuna çalışan, ortaoyunundan fırlama bu iki komik tip Efsuncu Baba’nın karısı ve kızıyla yaşadığı konağa taşınır. Entrika giderek tüm aileyi sarar. Hüseyin Rahmi sofu görünümlü budala karakterlerinden birini daha insanlığın en büyük derdi olarak, gülmeceyle süslü serüvenli bir dille canlandırıyor.
77 pages, Paperback
First published January 1, 1924
About the author
Hüseyin Rahmi Gürpınar
133 books231 followersHüseyin Rahmi Gürpınar was a Turkish writer and politician.
Gürpınar was the son of a family close to the Ottoman court, born in Istanbul. Having lost his mother at an early age, he was sent to Crete where his father was an Ottoman civil servant, however he was soon sent back to Istanbul, where he was brought up by his aunts and grandmothers in Istanbul.
Gürpınar started writing fiction at an early age. He became a civil servant, then a writer and journalist. He later served as a member of parliament in the early years of the Turkish Republic between 1935 and 1943.
Gürpınar was the son of a family close to the Ottoman court, born in Istanbul. Having lost his mother at an early age, he was sent to Crete where his father was an Ottoman civil servant, however he was soon sent back to Istanbul, where he was brought up by his aunts and grandmothers in Istanbul.
Gürpınar started writing fiction at an early age. He became a civil servant, then a writer and journalist. He later served as a member of parliament in the early years of the Turkish Republic between 1935 and 1943.
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 30 of 156 reviews
October 6, 2019
Gulyabani'nin altında kaldığını düşünüyorum. Özellikle tiyatro metni gibi geniş zamanın kullanımı ve aynı paragraf içinde geniş zamandan şimdiki ya da di'li geçmiş zamana geçiş beni okurken çok yordu.
Yapılan hicve hiçbir sözüm yok. Halkımızın batıl inançlarına güzel bir eleştiriydi. Ancak anlatım şekli bu kısacık kitabı elimde süründürdü.
Bence kitabın asıl değeri yazarın kendi düşüncelerini aktardığı son 3 sayfada gizliydi. Özellikle şu sözü günümüze ne de güzel uydu:
"Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar"
Yapılan hicve hiçbir sözüm yok. Halkımızın batıl inançlarına güzel bir eleştiriydi. Ancak anlatım şekli bu kısacık kitabı elimde süründürdü.
Bence kitabın asıl değeri yazarın kendi düşüncelerini aktardığı son 3 sayfada gizliydi. Özellikle şu sözü günümüze ne de güzel uydu:
"Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar"
August 2, 2018
Bu tarz 1900lerin başında yazılan Türk klasiklerini oldum olası sevmişimdir, en uzak görünen eserlerde bile coğrafyanın geçirdiği ve geçirmekte olduğu çalkantılı Zamana gönderme vardır. Efsuncu baba da benim için böyle bir kitap oldu başta eğlenceli komik orta oyunu tadında ilerliyordu sanırım çok ciddiye almadığım için asıl mesajı kaçırdım ve son 4 sayfası ile kendime geldim. Özellikle bu son sayfalar gerçekten çok önemli ve değerliydi.
August 2, 2018
Türk Edebiyatını okumayı çok istiyordum ve İş Bankası Kültür Yayınlarının bu dizisi beni çok mutlu etti çünkü hem sevdiğim bir yayınevinden okuyacak olmak hem de düzenli bir seri olarak yayınlanacak olması oldukça sevindirici.
İsmiyle ve konusuyla seride en çok merak ettiğim kitap Efsuncu Baba idi ve ilk onunla başlamak istedim okumaya. Bir çırpıda okunan bir kitap olmasına rağmen okuduğum sürede kitaptan pek zevk almadığımı belirtmeliyim. Yazarın değindiği konu, vermek istediği mesaj çok güzeldi. Bir insanın batıl inançlar, büyü ve tılsımın peşinden giderek madeni altına çevirmek, define aramak gibi hevesler peşinde koşmasını ve bu hevesin hayatına getirdiklerini okuyoruz. Efsuncu Baba denilen Enveri’nin aslında sofu görünümünün altında nasıl bir budala barındırdığını gösteriyor yazar bize. Kitabın yazıldığı dönem ile günümüz arasında bu konuda hala hiçbir değişiklik olmadığını görmek insanı bir miktar üzüyor doğrusu.
Dediğim gibi kitabın konusu ve mesajı çok güzel olsa da ben yazarın anlatım tarzından hoşlanmadım. Çoğu insana eğlenceli gelen mizahi anlatımı bana itici geldi açıkçası. Kitabın içinde yer alan Agop ve Kirkor karakterlerinin konuşma şeklinden aşırı rahatsız oldum diyebilirim. O yüzden de keyif alamadım.
Bide bana kalırsa kitap çok kısaydı. Çok üstünkörü yazılmıştı. Biraz daha heyecan ve gizem katılsa daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum.
İsmiyle ve konusuyla seride en çok merak ettiğim kitap Efsuncu Baba idi ve ilk onunla başlamak istedim okumaya. Bir çırpıda okunan bir kitap olmasına rağmen okuduğum sürede kitaptan pek zevk almadığımı belirtmeliyim. Yazarın değindiği konu, vermek istediği mesaj çok güzeldi. Bir insanın batıl inançlar, büyü ve tılsımın peşinden giderek madeni altına çevirmek, define aramak gibi hevesler peşinde koşmasını ve bu hevesin hayatına getirdiklerini okuyoruz. Efsuncu Baba denilen Enveri’nin aslında sofu görünümünün altında nasıl bir budala barındırdığını gösteriyor yazar bize. Kitabın yazıldığı dönem ile günümüz arasında bu konuda hala hiçbir değişiklik olmadığını görmek insanı bir miktar üzüyor doğrusu.
Dediğim gibi kitabın konusu ve mesajı çok güzel olsa da ben yazarın anlatım tarzından hoşlanmadım. Çoğu insana eğlenceli gelen mizahi anlatımı bana itici geldi açıkçası. Kitabın içinde yer alan Agop ve Kirkor karakterlerinin konuşma şeklinden aşırı rahatsız oldum diyebilirim. O yüzden de keyif alamadım.
Bide bana kalırsa kitap çok kısaydı. Çok üstünkörü yazılmıştı. Biraz daha heyecan ve gizem katılsa daha güzel olabilirdi diye düşünüyorum.
September 10, 2021
Hüseyin Rahmi Gürpınar, ABD'de doğmuş olsa Edgar Allan Poe olurdu. Samimiyetle söylüyorum bunu. Öyle sürükleyici, gerilim dozu öyle yüksek, bir de üstüne eğlenceli. Ne var ki bu topraklarda doğmuş, bari biz hakettiğince adını yaşatsak.
Kitabın siyasi vechesi, Molla Enveri karakteri üzerinden Enver Paşa eleştirisi ise muazzam, nalına mıhına. Büyüksün üstad.
Kitabın siyasi vechesi, Molla Enveri karakteri üzerinden Enver Paşa eleştirisi ise muazzam, nalına mıhına. Büyüksün üstad.
July 25, 2018
"Henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kimseleriz.
Bu dünya henüz büyük komik Moliere çağından üç adım ileri gitmedi. Daima üstadın ebedi komedyaları tekrarlanıp duruyor. Yalnız sahnenin dekorları değişti. Tarzlar başkalaştı. İnsanın mayası hep o maya... Kötüler daha kurnazlaştı. Birbirine zarar verme ilerledi. Fenalık büyüdü."
Bu dünya henüz büyük komik Moliere çağından üç adım ileri gitmedi. Daima üstadın ebedi komedyaları tekrarlanıp duruyor. Yalnız sahnenin dekorları değişti. Tarzlar başkalaştı. İnsanın mayası hep o maya... Kötüler daha kurnazlaştı. Birbirine zarar verme ilerledi. Fenalık büyüdü."
November 12, 2021
Aradan çıktığına sevindim ama hiç sarmadı beni be??
December 29, 2018
3.5
Son üç sayfada yazarın topluma yönelik manifesto niteliği taşıyan eleştirileri benim içim romandan çok daha kıymetli oldu.
Hemen her yerde ve hele ilim ve irfanın zayıf bulunduğu memleketlerde hile, aldatmacayla daha çok iş görülür. Sf:74
Ahlak, adet ve geleneklerimiz hayallere o kadar geniş bir alan ayırmıştır ki hakikat ona en fazla muhtaç olanların gözlerinde bile daima değersiz ve cazibesiz kalır. Sf:75
Enver Paşa son nefesine kadar kendini pek büyük bir işle müjdelenmiş bildi. Üst üste gelen müthiş başarısızlıkları onun kendine güvenini kırdıramadı. Siyasi ve askeri maharetinin son iflası felaketinde İstanbul'dan adi suçlular gibi kuyruğu kıstırıp kaçtı. Hamiyeti onu diğer bir İslam beldesine koşturdu.
Hiçbir millet ve hükümdarın vermediği, kendi kendine aldığı rütbelerin şereflerini doymak bilmez ruhu için hiçbir vakit yeterli göremedi. Yükselmek, bulutların üzerinde taht kurmak istiyordu. Talihi ve gücü sayesinde çıkamadığı bu en son makama bir Bolşevik kurşunu onu uçurdu.
Merhum zannetti ki cihanı yenmek Abdulhamid'i korkutmak kadar kolaydır. Sf:77
Son üç sayfada yazarın topluma yönelik manifesto niteliği taşıyan eleştirileri benim içim romandan çok daha kıymetli oldu.
Hemen her yerde ve hele ilim ve irfanın zayıf bulunduğu memleketlerde hile, aldatmacayla daha çok iş görülür. Sf:74
Ahlak, adet ve geleneklerimiz hayallere o kadar geniş bir alan ayırmıştır ki hakikat ona en fazla muhtaç olanların gözlerinde bile daima değersiz ve cazibesiz kalır. Sf:75
Enver Paşa son nefesine kadar kendini pek büyük bir işle müjdelenmiş bildi. Üst üste gelen müthiş başarısızlıkları onun kendine güvenini kırdıramadı. Siyasi ve askeri maharetinin son iflası felaketinde İstanbul'dan adi suçlular gibi kuyruğu kıstırıp kaçtı. Hamiyeti onu diğer bir İslam beldesine koşturdu.
Hiçbir millet ve hükümdarın vermediği, kendi kendine aldığı rütbelerin şereflerini doymak bilmez ruhu için hiçbir vakit yeterli göremedi. Yükselmek, bulutların üzerinde taht kurmak istiyordu. Talihi ve gücü sayesinde çıkamadığı bu en son makama bir Bolşevik kurşunu onu uçurdu.
Merhum zannetti ki cihanı yenmek Abdulhamid'i korkutmak kadar kolaydır. Sf:77
July 23, 2018
"-Ben bu herif ile laf edeceğim...
-Zo divanelik bulaşır deyi korkmazsın?
-Bulaşırsa bulaşsın be... Bu karanlıkta oturup iplik kıvırmadansa Toptaşı'na gider, divane kardeşlerimizle hep beraber opera bağırırız. Şimdicek bu kederli dünyanın sefası yalnız tımarhanelerde kaldı..."
•
Bu Türk Klasikleri Serisi fikri kimin aklına geldi de sonunda dileğim gerçek oldu bilmiyorum ama bilseydim herhalde o kişiye gidip sarılmak falan isterdim. Düzgün bir yayınevinden çıkmış Türk Klasikleri hayalim epeyce uzun bir süreye dayanıyor. Bu yüzden bir yanım hemen hepsini okumak istiyor, bir yanım da kıyamayıp her ay birkaç tane ile yetiniyor. En başta bu eserlerin amaçlı yazılmış olmasını, halka bir şeyleri anlatma çabası taşımalarını seviyorum sanırım.
Efsuncu Baba, mizah anlayışını sevdiğim bir kaleme ait. Beni epeyce eğlendireceğinden şüphem yoktu, nitekim öyle de oldu. Cahilliğin kol gezdiği bir dönemde, İslam ile alakası olmadığı halde halkın içine sinen batıl inançlar ve hurafeleri eleştiriyor bu kitabında Hüseyin Rahmi. Cahilliğin birçok çeşidini karakterler üzerinden yeriyor, arada kişisel fikirlerini de dile getirmekten çekinmiyor.
Bazı noktalarda yazara katılmıyor olsam da söylediği çoğu şeyi destekliyor ve yazdığı kitaplardaki ağlanacak hallerin, günümüzde de yaşandığını görerek bir parça üzülüyorum.
Ayrıca detaylar beni şaşırtmıyor ama 1920'lerde yazılmış bir eserin bu kadar orijinal fikirler taşıdığını görmek bir parça gururlandırıyor. Mutlaka okuyun, tanışın bu seri ile.
June 26, 2018
O zamanlarda da günümüzde yaşanan benzer sorunların olduğunu gösteren bir kitap olmuş. Güzel dersler var içeriğinde. Daha çok bir tiyatro izliyor gibi hissettim kendimi. Aynı zamanda komikti de. Çok eğlendim.
September 9, 2026
Deməli Efsuncu Baba əsasən batil inancların, xurafatın və insanın inanmaq istədiyi şeyə nə qədər asanlıqla aldanmasının çox əyləncəli və ironik təsvir olunduğu bir əsərdir. Gürpınar bir tərəfdən Ebulfazl Enverinin timsalında gizli aləmlərə həddindən artıq inamı məsxərəyə qoyur, digər tərəfdən isə insanın öz təxəyyülündə yaratdığı illüziyalara nə qədər rahat inandığını göstərir. Əsərdə mənə ən maraqlı gələn məqamlardan biri də budur ki, müəllif əslində yalnız bir “efsuncu”nu tənqid etmir, həm də bir növ cəmiyyətin cahillikdən, qorxudan, maraqdan və mənfəətdən necə istifadə etdiyini göstərir. Aqop və Kirkorun hadisələrə qarışması isə əsərə həm gülməli, həm də sosial baxımdan maraqlı başqa bir baxış bucağı qatır. İnsanların görünməyən aləmə olan inancı ilə çox real və maddi maraqları arasındakı ziddiyyət də əsərin ən güclü tərəflərindən biridir. Birdə xüsusilə əsərin sonundakı aydın sarkazmdan tutmaq olur ki Ebulfazl Enveri obrazında Hüseyn Rahmi dövrün siyasi-mistik atmosferinə və Enver Paşaya satirik eyhamlar vurur....Nəm sonra onun özünün Saray yaveri oğlu olması da yəqin dövrün sosial siyasi mənzərəsini analiz etməsi üçün zəmin yaradıb. Bunlar bir tərəfə amma ən maraqlısı budur ki, kitabı bitirdikdən sonra əsərdən daha çox Hüseyn Rahmi Gürpınarın özü məni maraqlandırmağa başladı. Uşaqlığına, heç evlənməməsinə, həyatının böyük hissəsini keçirdiyi Heybəliadadakı evinə, inanılmaz dərəcədə məhsuldar yazıçılıq fəaliyyətinə, hətta ölümünə və məzarına qədər araşdırdım. Bir yazıçının yaratdığı obrazlardan çıxıb məhz müəllifin öz həyatına bu qədər maraq salmaq nadirən olur məndə. Çünki nəsə belə bir marjinallıq sezdim sanki.Xüsusilə Miralay Hulusi Beylə münasibəti haqqında oxuduqca marağım daha da artdı. Uzun illər bir-birlərinə çox yaxın olublar, Hulusi Bey Gürpınarın yazdıqlarını nəşrdən əvvəl oxuyan ilk insanlardan biri olub. Hulusi Beyin ölümündən sonra Gürpınarın bundan ciddi şəkildə sarsılması və hətta ölümündən sonra onun yanında dəfn olunmaq istəməsi isə mənə olduqca şübhəli gəldi. Adamda istər-istəməz bir sual yaranır: bəlkə də bu, sadəcə dostluq deyildi? Bəlkə onların münasibətinin arxasında dövrün sosial və əxlaqi şərtlərinə görə açıq şəkildə yaşana bilməyən bir sevgi münasibəti vardı? Təbii ki, bunu fakt kimi söyləmək mümkün deyil və mən də belə bir iddia irəli sürmürəm. Sadəcə Gürpınarın həyatına və Efsuncu Baba-da bəzi münasibətlərin, xüsusilə kişilər arasındakı yaxınlığın, bədənlərin, toxunuşların və emosional bağların təsvirinə baxanda bu ehtimal məndə istər-istəməz yaranır. Bəzi səhnələr var ki, ilk oxunuşda sadəcə komik və ya qəribə görünür, amma müəllifin bioqrafiyasını bildikdən sonra onların üzərinə bir az daha çox düşünmək istəyirsən. Hətta əsərin əsas mövzusu olan görünən və görünməyən məsələsi də sanki simvolikdi. Efsuncu Baba insanlara görünməyən aləmlər, gizli qüvvələr və sehrlər haqqında danışır, amma əsərin özündə də görünən reallığın altında gizlənən başqa arzular, qorxular və münasibətlər var. İnsanların söylədikləri ilə əslində istədikləri şeylər arasında böyük bir təzad yaranır. Bəlkə də Gürpınarın məqsədi də elə bu idi.... insanın cəmiyyət qarşısında göstərdiyi tərəfi ilə daxilində yaşadığı həyat arasındakı uçuruma diqqət çəkmə?? Hə indi durub soruşa bilərsiniz ki “onun orientasiyasından mənə nə?” Əslində, normalda mənim üçün də heç nə. Amma nədənsə Gürpınarın vəziyyətində belə hiss edirəm ki, məhz bu orientasiya fərqlilikləri onun Ədəbi məzmun və dəsti xəttinə ciddi təsir edib. Yəni bəlkə dəonun yazılarını bəsləyən, mövzularını və insanlara baxışını müəyyən qədər istiqamətləndirən şeylərdən biri də məhz heç vaxt tam açıq yaşaya bilmədiyi şəxsi dünyası olub. Əgər belədirsə, onun əsərlərindəki qəribəliklərin, kişi münasibətlərinə verdiyi diqqətin, bədən və yaxınlıq təsvirlərinin və cəmiyyətin “normal” hesab etdiyi davranışlara qarşı istehzasının bir hissəsi daha fərqli məna qazana bilər.
Əlbəttə, bu hələlik sadəcə mənim oxucu intuisiyamdır. Düşünürəm ki, daha çox əsərini oxuduqca bu istiqamətdəki fikirlərim ya daha da möhkəmlənəcək, ya da tamamilə dəyişəcək. . . .
Əlbəttə, bu hələlik sadəcə mənim oxucu intuisiyamdır. Düşünürəm ki, daha çox əsərini oxuduqca bu istiqamətdəki fikirlərim ya daha da möhkəmlənəcək, ya da tamamilə dəyişəcək. . . .
September 28, 2020
Efsuncu Baba okurken pek çok kez sesli bir şekilde güldüğüm nadir kitaplardan biri oldu. Okumaya başlarken bu kadar eğleneceğimi tahmin etmiyordum elbette. Yazarın yine bir şeyleri hicvettiğini biliyordum elbette ama bunu bu kadar komik, aslında traji-komik, şekilde yapması beklemediğim bir şey oldu. Kitap, kendini batıl inançlara kaptırmış, bir yandan da tılsımdır, simyadır bu işlerle uğraşan Enveri isimli birinin (namı diğer Efsuncu Baba) çok değerli bir defineyi arayış hikayesini anlatıyor. Ana karakterlerden ikisi Ermeni olunca, onların Türkçe'yi konuşma şekilleri de hikayeye sempatik, komik, neşeli bir hava katıyor. Kitaplarında insanlar sokakta nasıl konuşuyorsa karakterlerini de öyle konuşturuyor Gürpınar. Burada da bu iki saf Ermeninin diyalogları beni gerçekten eğlendirdi. Kitap aslında çoğunlukla diyaloglardan oluşuyor, anlatımda bir tiyatro metninde olduğu gibi.
O yüzden okuması çok kolay, tek oturuşta dahi bitebilecek bir kitap. İşlediği konu, olaylar ne kadar acı, üzücü olsa da yazarın bunu anlatış şekli, karakterlerin bu olayları yaşayışı gerçekten insanı ister istemez güldürüyor. Bu hikayeden güzel bir komedi filmi çıkacağını da düşünmüştüm okurken. Yazarı seviyorsanız, mutlaka okuyun. Yazarı daha önce hiç okumamışsanız başlamak için güzel bir kitap olabilir. Bence Efsuncu Baba insanın modunu yükselten, gününü güzelleştiren bir kitap. Eee gülmek insana iyi geliyor sonuçta..
O yüzden okuması çok kolay, tek oturuşta dahi bitebilecek bir kitap. İşlediği konu, olaylar ne kadar acı, üzücü olsa da yazarın bunu anlatış şekli, karakterlerin bu olayları yaşayışı gerçekten insanı ister istemez güldürüyor. Bu hikayeden güzel bir komedi filmi çıkacağını da düşünmüştüm okurken. Yazarı seviyorsanız, mutlaka okuyun. Yazarı daha önce hiç okumamışsanız başlamak için güzel bir kitap olabilir. Bence Efsuncu Baba insanın modunu yükselten, gününü güzelleştiren bir kitap. Eee gülmek insana iyi geliyor sonuçta..
May 2, 2019
Ebulfazl Enveri hayatın sırrını büyülerde arıyor,gerçeğin ötesindeki gerçekliği istiyor.Ancak bunu yaparken gözünün önündekini göremeyecek kadar körleşiyor.
Madeni altına çevirmeyi arzularken; elindeki madenden de oluyor.. Ders vereyim derken; oyuna getiriliyor.
Yine karakterlerin çeşitliliği ile..
.
Hüseyin Rahmi Gürpınar yine insanın aksayan yönlerini çarpıyor yüzümüze. Komedyaların karakterlerinin yok olmadığını; aksine daha da etrafımızı sardığını anlatıyor. Enveri gibilerin, fikiri olan aklı olmayanların nasıl tehlikeli olduklarını..
.
Günümüz Türkçesine uyarlama çalışması ise Engin Kılıç’a ait..
Madeni altına çevirmeyi arzularken; elindeki madenden de oluyor.. Ders vereyim derken; oyuna getiriliyor.
Yine karakterlerin çeşitliliği ile..
.
Hüseyin Rahmi Gürpınar yine insanın aksayan yönlerini çarpıyor yüzümüze. Komedyaların karakterlerinin yok olmadığını; aksine daha da etrafımızı sardığını anlatıyor. Enveri gibilerin, fikiri olan aklı olmayanların nasıl tehlikeli olduklarını..
.
Günümüz Türkçesine uyarlama çalışması ise Engin Kılıç’a ait..
April 18, 2020
Orta oyunu tadında, şirin mi şirin, kısacık harika bir hikaye. Hüseyin Rahmi o hoş anlatımıyla yine harikalar yaratmış. Özellikle ermeni iplikçiler mükemmel tiplemelerdi. Onların o tatlı argosu, dillerinin dönmemesi, saflıkları.. Beni aldı götürdü.
Son 2-3 sayfada döneme yapılan eleştiri de yine ilginçti.
Bu kısa romanı şiddetle tavsiye ederim. Bir oturuşta bitecek.
Son 2-3 sayfada döneme yapılan eleştiri de yine ilginçti.
Bu kısa romanı şiddetle tavsiye ederim. Bir oturuşta bitecek.
June 22, 2024
Hüseyin Rahmi bu kısa öyküsünde de, batıl inançlar, tılsımlar ve simyadan medet uman bir efsuncuyu ve iki saf karakteri harika hicvetmis. Son sayfalardaki dönem eleştirisi de gözden kacmamalı. Beş yıldız.
July 15, 2020
Okurken çoğu kez "Godot'yu Beklerken"i anımsadım. Beckett'ı daha önceden okumuş olduğum için belki tarihsel anlamda hatalı olabilir ama Kirkor ve Agop'taki Vladimir ve Estragon havası beni çok çekti. Absürtlüğü beklediğim kadar olmasa da beni yeterince tatmin etti hikaye.
Daha önceden çevrildi mi bilmiyorum ama bir gün bunu İngilizce'ye çevirmek istiyorum. Zira kitabı okurken hissettiğim duygulardan biri de buydu.
Daha önceden çevrildi mi bilmiyorum ama bir gün bunu İngilizce'ye çevirmek istiyorum. Zira kitabı okurken hissettiğim duygulardan biri de buydu.
September 20, 2021
Hüseyin Rahmi’nin Heybeli’de Enver Paşayı ve maskaralıklarını düşünerek kaleme aldığı ve hala günümüzde de örneklerini gördüğümüz Efsuncu baba büyüyle, efsunla, definecilikle uğraşan kafası kafdağında kolay yoldan kazanç peşinde bağnaz bir kişidir. Ama ava giden avlanır…
Henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kimseleriz.
Henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kimseleriz.
July 27, 2019
Hüseyin Rahmi ve onunla özdeşleşen hurafe, batıl, efsun gibi temaları yine karşımdaydı bu kitapta da. Dürüst olmak gerekirse ilk sayfalarda tam diyalogların karmaşıklığı nedeniyle kitaba tam anlamıyla adapte olamadım. Ancak kitabı yarılayınca; özellikle son sayfalarda yazarın ustalıkla kitabı toparladığını ve o ilk sayfaların karmaşıklığını giderdiğini gördüm.
Efsuncu Baba, kendi içinde efsunu, gizemi, merakı yaratan bir öyküydü. Agop ve Kirkor adındaki iki Ermeni’nin, simyacılıkla, büyücülükle uğraşan Erveni ile; nam-ı diğer Efsuncu Baba ile yollarının kesişmesi sonucu onunla birlikte atıldıkları serüveni ele alıyor. Kitap içerisinde her türlü tılsım, gizem fazlasıyla mevcut durumda.
Kurgu her şeyden önemlisi insanların nasıl kullanıldığına, yalancılığa ve benzeri temalara dikkat çekilmek için yazılmış. Zaten Hüseyin Rahmi de kendine yakışır bir şekilde kitabın en sonundaki vurucu ve yerinde göndermelerle mükemmel bir şekilde bahsettiğim duruma değinmiş. Hazır kitabın sonu demişken, sonu cidden beklediğimden farklı çıktı. Ters köşe yapan bir sondu diyebilirim. 🌝
Not: İş Bankası Kültür Yayınları, Şık ve Şıpsevdi’yi de bir an önce bizlerle buluşturur umarım. 🙄
Efsuncu Baba, kendi içinde efsunu, gizemi, merakı yaratan bir öyküydü. Agop ve Kirkor adındaki iki Ermeni’nin, simyacılıkla, büyücülükle uğraşan Erveni ile; nam-ı diğer Efsuncu Baba ile yollarının kesişmesi sonucu onunla birlikte atıldıkları serüveni ele alıyor. Kitap içerisinde her türlü tılsım, gizem fazlasıyla mevcut durumda.
Kurgu her şeyden önemlisi insanların nasıl kullanıldığına, yalancılığa ve benzeri temalara dikkat çekilmek için yazılmış. Zaten Hüseyin Rahmi de kendine yakışır bir şekilde kitabın en sonundaki vurucu ve yerinde göndermelerle mükemmel bir şekilde bahsettiğim duruma değinmiş. Hazır kitabın sonu demişken, sonu cidden beklediğimden farklı çıktı. Ters köşe yapan bir sondu diyebilirim. 🌝
Not: İş Bankası Kültür Yayınları, Şık ve Şıpsevdi’yi de bir an önce bizlerle buluşturur umarım. 🙄
Did Not Finish
July 14, 2026Kapağı yüzünden beğeneceğimi düşünmüştüm ama beğenmedim.
September 11, 2026
agopla kirkor iki dost iki deli kurşun ayrıca sonda aniden gelen enver paşa dissi beklenmedikti
May 29, 2019
anlatı: 4
anlatı dili: 3
safsataların insanı ne hale soktuğunu güzelce anlatmış yazar. bu hikaye de tıpkı gulyabani hikayesi gibi toplumun inancını güzelce hicvetmiş :)
kitabın sonundaki şu alıntıyı yapmak istiyorum:
"henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kişileriz."
bu alıntı zannedersem kitabın özeti niteliğinde :))
anlatı dili: 3
safsataların insanı ne hale soktuğunu güzelce anlatmış yazar. bu hikaye de tıpkı gulyabani hikayesi gibi toplumun inancını güzelce hicvetmiş :)
kitabın sonundaki şu alıntıyı yapmak istiyorum:
"henüz çoğumuz hayatın özünü anlayamayarak havada saadet, kuyu dibinde cennet arayan, birbirimizden keramet bekleyen, boş şeylere kapılan, vaatlere aldanan saf kişileriz."
bu alıntı zannedersem kitabın özeti niteliğinde :))
June 8, 2018
Metaforu son sayfada kendisinin özet geçmesi "Scooby-Doo" tadı verdi. Vasat giden hikayeyi de bu hamleyle öldürmüş oldu.
Daha fazla gizem, daha fazla macera ve ailenin yaşamına ilişkin daha çok detay gerekiyordu. Üzerine Enver Paşa metaforu da çok basit kalmış. Son sayfada kendisi açıklamasa bağlantıyı kurmak imkansız olurdu. Kısacası acelecilik ve kolaya kaçmalarla dolu eser.
Daha fazla gizem, daha fazla macera ve ailenin yaşamına ilişkin daha çok detay gerekiyordu. Üzerine Enver Paşa metaforu da çok basit kalmış. Son sayfada kendisi açıklamasa bağlantıyı kurmak imkansız olurdu. Kısacası acelecilik ve kolaya kaçmalarla dolu eser.
April 5, 2019
Dün otobüste başladığım kitabı bugün bitirdim. Efsuncu Baba, Hüseyin Rahmi Gürpınar Külliyatı'ndan okuduğum ilk eser oldu. Kitaba dair büyük beklentilerim yoktu ama kitabı çok sevdim.
Ermeni Agop ve Kirkor'un konuşmaları ve bu karakterlerin Enveri'yi sürekli yanlış anlamaları çok komikti. Kitabın sonundaki yazarın sözleriyle kitabın eleştiri yönü iyice vurgulanmış.
Ermeni Agop ve Kirkor'un konuşmaları ve bu karakterlerin Enveri'yi sürekli yanlış anlamaları çok komikti. Kitabın sonundaki yazarın sözleriyle kitabın eleştiri yönü iyice vurgulanmış.
January 15, 2019
Ben sevemedim :/
July 6, 2025
Gerçekten bu adamın varlığına inanamıyorum. Bizim ülkemizden çıkmış böyle güzel, aydın insanlar varken bulunduğumuz duruma da inanamıyorum. Verilmesi gereken dersleri, mesajları böylesine güzel anlatmasına her kitabında şaşıyorum. İnsanın fenden, akıldan, düşünceden uzaklaşmaması gerektiği asır öncesinden bize ulaşıyor. Ya da maalesef belli bir kesime... Kitapta geçen sadece bir paragrafı paylaşacağım ve ne demek istediğimi iliklerinize kadar anlayacaksınız.
"Hemen her yerde ve hele ilim ile irfanın zayıf bulunduğu memleketlerde hile, aldatmacayla daha çok iş görülür.
Güya bütün insanlık yalanı, dolanı ortadan kovarak adalet ve hakikati en saygın makama geçirmek için uğraşıyor. Maazallah böyle bir felaket gerçekleşirse hep siyasetler, ticaretler, işlemler durur. Bütün dünya altüst olur. En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar. Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Bu suretle geçim dengesini biraz düzeltebiliyoruz. Aldanıp da aldatamayanlar... İşte aç kalan güruh bu zavallılardır."
"Hemen her yerde ve hele ilim ile irfanın zayıf bulunduğu memleketlerde hile, aldatmacayla daha çok iş görülür.
Güya bütün insanlık yalanı, dolanı ortadan kovarak adalet ve hakikati en saygın makama geçirmek için uğraşıyor. Maazallah böyle bir felaket gerçekleşirse hep siyasetler, ticaretler, işlemler durur. Bütün dünya altüst olur. En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar. Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz. Bu suretle geçim dengesini biraz düzeltebiliyoruz. Aldanıp da aldatamayanlar... İşte aç kalan güruh bu zavallılardır."
March 14, 2026
Sade bir Hacivat-Karagöz hikayesinin, son birkaç sayfada kaleme alınmış deneme maiyetindeki yazıyla birleşmesiyle bambaşka anlamlar kazandığı enfes bir kitap olmuş. Daha çok tiyatro eseri gibi diyalog ağırlıklı olup Osmanlı Türkçesi nedeniyle okumak biraz zor olsa da kitabın sonunda o kadar yerinde mesajlar veriyor ki Gürpınar, kitap bittiğinde mest olmuş bir şekilde çeviriyorsunuz son sayfayı. Enfes.
"Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar."
"En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar. Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz."
"Ahlak, âdet ve geleneklerimiz hayallere o kadar geniş bir alan ayırmıştır ki hakikat ona en fazla muhtaç olanların gözlerinde bile daima değersiz ve cazibesiz kalır."
"Her insanı, hatta her toplumu hoşlandığı yemle avlarlar."
"En akıllılarımız her gün aldanıyorlar. En akılsızlarımız her gün aldatıyorlar. Hepimiz daima aldanıyoruz, fakat fırsat düştükçe aldatıyoruz."
"Ahlak, âdet ve geleneklerimiz hayallere o kadar geniş bir alan ayırmıştır ki hakikat ona en fazla muhtaç olanların gözlerinde bile daima değersiz ve cazibesiz kalır."
January 2, 2020
Kitabın başlarında aşırı sıkılmama rağmen sonradan beni etkisi altına alarak güzel toparladı. Kısa ve güzel bir kitaptı, konusu gereği sizi eğlendirecek bir kitap. Ben okurken yeri geldi bazı kelimeleri anlamakta zorlansam da eğlendim 🔮
March 14, 2025
huseyin rahmi gurpinari cok seviyorum. bu hikayeyi kitapta okumaktansa bi tiyatro oyununda seyretmeyi tercih ederdim, cok daha keyif alirdim.
December 13, 2020
Yazar bu kitabında da toplumdaki cehalete dikkat çekiyor. Efsuncu Baba karakterinin isminin Ebulfazl Enveri olması ve onunla birlikte maceraya atılanların Ermeni olması göründüğünden derin anlam taşıyor sanırım, Enver Paşa'ya yönelik eleştiri niteliğinde sanki kitap. Çok akıcı diyemem, okunmasa da olur.
May 13, 2018
İki kişinin sohbetiyle başlayıp aman allahım bu nasıl Türkçe derken birkaç sayfa sonra Ermeni aksanıyla Türkçe konuşabiliyorum dedirten çerezlik diye tabir edebileceğim bir kitap .Hüseyin Rahmi Gürpınar ‘ın sonunda yazdığını iğneleyici yazı gerçekten dönem farketmeden insanoğlunun bir adım öne gidemediğini hala Moliere’in komedyalarının tekrarlandığını farkettiriyor.
Displaying 1 - 30 of 156 reviews





























