Jump to ratings and reviews
Rate this book

Sylvia Plath'ın Şairliğinin İntiharı Bağlamında Analizi

Rate this book
Sanat ve Bilim Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nden Mezun Olmak İçin Gerekli Koşulları Kısmen Karşılamak Amacıyla Teslim Edilmiş Bir Tez.

Umarım böylesine emsalsiz ve belirgin bir konuda, şiirlerini ölüm kavramını derinden algılayarak yazmış ve intiharında da sanatındaki kadar başarılı olmuş bir kadının analizini yapabilme konusunda başarısız olmam.

·Gizdökümcü tür nedir ve Sylvia Plath’ın şairliği bu türe ne kadar aittir?

·İntiharla sanatsal yaratı arasındaki ilişki; Sylvia Plath şiirlerini ve ölümünü nasıl yaratır?

·Kadınların şiirlerinin ortak yönlerini ve kısıtlamaları barındırma ölçüsü

·Plath’ın düzyazılarıyla şiirleri arasındaki temel farklar; kurgusal metinleriyle dizeleri arasında bazı karşılaştırmalar

·Önceki bölümlerin çıkarımları ışığında, S. Plath’ın bazı şiirlerinin kronolojik bir analizi

72 pages, Unknown Binding

First published January 1, 2005

12 people are currently reading
671 people want to read

About the author

Nilgün Marmara

7 books129 followers
1958 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi'nde bitirip, yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı.
Sylvia Plath üzerine incelemeler yaptı. Plath'ın bireyin yalnızlığına ve varoluş sorununa bakışı genç şairi etkiledi. Nilgün Marmara, şiirlerinde çoğunlukla, 1. tekil kişinin düşle gerçek arasında gidip gelen, kırılgan izleklerini kullandı.
Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. Küçük İskender, Lale Müldür, Orhan Alkaya, Cezmi Ersöz, Ece Ayhan, Gülseli İnal, Onur Göknil ve Serdar Aydın gibi şairleri derinden etkiledi.
Sylvia Plath sevgisi, Marmara'yı ölümde de sevdiği şairin yazgısıyla birleştirdi. 13 Ekim 1987'de henüz 29 yaşındayken "yaşama karşı ölüm" dedi ve intihar etti. Kırmızı Kahverengi Defter adıyla yayınlanan günlüğünde "hayatın neresinden dönülse kârdır" ifadesi yer almaktadır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
218 (49%)
4 stars
157 (35%)
3 stars
52 (11%)
2 stars
13 (2%)
1 star
2 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 64 reviews
Profile Image for Constance .
14 reviews40 followers
October 26, 2012
“Umarım böylesine emsalsiz ve belirgin bir konuda, şiirlerini ölüm kavramını derinden algılayarak yazmış ve intiharında da sanatındaki kadar başarılı olmuş bir kadının analizini yapabilme konusunda başarısız olmam.”


Bugün, boş günüm. Yani okula gitmiyorum. Cumaları böyle. Ben de genelde uyuyabildiğim kadar uyuyup sonrasında kalkıp kahvaltıdan sonra elime bir şeyler alıp okuyorum. Bazen tez için bazen de sırf kendi keyfim için. Tez için okuduklarım keyifli değil sanılmasın, sadece biraz daha ciddi okumalar oluyorlar genelde.

Bugün daha önce de bir kere okuduğum, Nilgün Marmara’nın 1985 yılında, Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları bölümüne lisans mezuniyet tezi olarak sunduğu çalışmayı okudum. Yazılmasından tam yirmi yıl sonra Dost Körpe Türkçe’ye çevirmiş, Everest Yayınları tarafından da basılmış.

Bir aralar dört kadına fena halde sarmıştım. Virginia Woolf, Tezer Özlü, Nilgün Marmara ve Sylvia Plath. Birbirlerinden hem çok farklı hem de benzerdiler bana kalırsa. Hala bu dört isimden birini gördüm mü, biraz durup, düşünmeden edemem. Bu nedenle belki de bu tez benim için önemliydi. Çok merak ettim, buldum, okudum, tekrar okudum. Kafamda sorular belirdi, eleştirdiğim noktalar da oldu. Şöyle ki...

Yetmiş sayfalık bir inceleme bu. Bence kitap tasarımı oldukça başarılı. Daktilo fontunun hem kapak hem de sayfalarda kullanılması, sanki metnin, hatta bir belgenin aslını elinizde tutuyormuşsunuz hissini veriyor. Çeviri iyi. Ancak, bu ve benzeri edebiyat incelemesi/analizi metinlerde de karşılaşıldığı üzere, Türkçe okumak biraz yorucu hatta yer yer kafa karıştırıcı olabiliyor. Bunda elbette benim bugüne dek tüm edebiyat teorisi okumalarımı İngilizce kaynaklardan yapmış olmamın payı büyüktür. Terimlerin, kavramların karşılığını bulmada zorlandım. Bunun haricinde, çeviri konusunda Körpe elinden geleni yapmış bana kalırsa.

Girişte Marmara amacını şöyle açıklıyor: “Bu tez, Syliva Plath’ın şairliğini intiharıyla birlikte ele alır, yani tarihsel açıdan intiharı bağlamında analiz eder.” (s.1) Emin olun ki bir şairin daha doğrusu bir sanatçının eserlerinin yazarın kendisi/yaşamı/eylemleri göze alınarak incelenmesi Rus Biçimcileri çok rahatsız ederdi. (Bkz. Viktor Shklovsky, “Art as Technique”) Tez beş bölümden oluşuyor. Marmara ilk olarak Sylvia Plath’ın şairliğinin dahil olduğunu iddia ettiği Gizdökümcü Tür’ü (Confessional Art) açıklamakla başlıyor. İkinci bölümde, Plath’ın intiharı ile sanatsal yapıtı arasındaki ilişki inceleniyor. Üçüncü bölümde ise kadın şairlerin ortak yönleri ve Plath’ın şiirlerinde bu noktaların ne kadar yer aldığı tartışılıyor. Açıkçası benim teorik olarak en zayıf bulduğum, ve olmaması gereken genellemelere yer verildiğini düşündüğüm bölüm bu oldu. Dördüncü bölümde Plath’ın düzyazıları ve şiirleri karşılaştırılıyor. Sonuç öncesi son bölümde, önceki bölümlerin çıkarımları sonucunda Plath’ın kimi şiirleri inceleniyor.

Açıkçası şeyden emin olamadım, acaba benim elimdeki metin tezin tamamı mı, yoksa basıma uygun hale getirmek adına ya da başka bir sebepten ötürü bir kısaltılmaya mı gidilmiş? Çünkü böylesine bir konu için gereğinde fazla kısa buldum ben bu tezi. Evet lisans tezi ve çok da uzun, detaylı, kapsamlı bir çalışma beklememek lazım ancak yine de sanki bir şeyler çok üstü kapalı geçilmiş, kimi açıklamalar yapılmamış, bazı argümanlar öne sürülmüş ancak örnekleri eksik vs. Diğer bir deyişle, ben eğer lisans tezi yazacak olsam ve bu konuyla gitsem, bölümlendirmem aynen böyle olsa, tez danışmanım büyük olasılıkla önerimi ve fikrimi çok beğenir ancak bir lisans tezi için gereğinden fazla kapsamlı hatta iddialı olduğunu, bu fikirlerimi master, belki de doktora tezi için saklamamı önerirdi.

Bu çalışmada benim ilgimi en çok çekense sanırım intihar kavramı/olgusu/eylemi üzerine teorisyenlerin görüşlerine yer verilen kısımdı. Kendini yok etme eyleminin dinsel ve romantik bileşenleri olduğunu düşünmek ilginçti. Ve elbette, Sartre. “Sartre’a göre ‘intihar dünyada var olmanın başka bir yoludur,’ çünkü kişi eylem olarak ölümü seçtiğinde kendi varlığının farkına vararak, varlığının tanımını hiçlikle yapar” (s.19)

Daha önce belirttiğim gibi, uzun uzadıya incelenmesi gereken kısımlar o kadar kısa tutulmuş ki... Mesela Plath’ın şiirlerinin karşılaştırmaları. İki şiirinin karşılaştırma analizinin iki, üç cümleden daha uzun olması gerektiği görüşündeyim.

Marmara’nın çalışmasında çıkan sonuç şu ki, Palth intiharının haberini çok önceden düzenli olarak şiirlerinde ve bir de Sırça Fanus adlı otobiyografik romanında vermiş (okumamış olanlara kesinlikle öneririm). Plath’ın intiharını bir yana bırakalım. Elimizde neler var? Plath’ın günlükleri, yakınlarına yazdığı mektuplar. Yaşamından izler taşıyan şiirleri ve otobiyografik romanı. Ve acılar çekmiş. Var olmayan bir baba, ilgisiz ve sonrasında terk eden bir koca, bu koca ki aynı zamanda çok yetenkli bir şair (Ted Hughes), bir türlü alışılamayan anne olma hali... Benim sorum şu: Hayatından ve yaşadıklarından bu kadar bunalmış bir insan bunları bu denli yazıya döker mi? Yazıya dökmek ne demek? Saklamak demek. Gitmelerine izin vermemek, unutmaya karşı önlem almak demek. Acılar, hatıralar ve tüm bu yaşanmışlıkardan beslenip ortaya çıkan şiirler. Çok kaba bir tabirle, Plath’ın sonu gelmez melankolisinin ekmeğini yediğini söyleyebilir miyiz? Acı çekmekten zevk alma haline bağımlı yaşamlar var, biliyoruz. Plath, hem duygusal açıdan kendisinde yaralar açan, hem de edebi ün bakımından sürekli bir rekabet içinde olduğu kocası Hughes’tan neden bir türlü kopamamış? Acılardan beslenmek bu olsa gerek. Bilemiyorum, bu konuda benim kafam karışık galiba. Canımızı çok acıtan şeylerden neden vazgeçemiyoruz? Unutamıyor muyuz yoksa unutuyoruz da affedemiyor muyuz? Plath bile bile neden bu kadar acı çekti. Acı çekmeyi neden var olmasının ön koşulu yaptı? Neden partilere gidip, arkadaşlarıyla dedikodu yapıp boş zamanlarında bir şeyler yazmadı? Neden yazdı. Daha mutlu ve tahminen sonu intiharla noktalanmayacak bir hayat yaşamak varken, neden bu yolu seçti? Her şeyin akıl almaz bir hızla kirlendiğini bir o mu fark etti?

Plath deyince aklıma, hani en dibe vurduğunuzda hissettikleriniz vardır ya, o haller, anlar geliyor. Bir boşluktasınızdır, artık ne yapsanız da çıkışın olmadığı hissi (bu bazen yerli bazen de yersizdir) aslında sizi bir şekilde rahatlatır çünkü daha fazla uğraşmanız gereken bir şey yoktur. Daha kötü ne olabilir ki? Siz de saatlerce kaldığınız yerde ağlayabilir, bağırabilir ya da sadece uyuyabilirsiniz. Mesela bazıları vardır ki böyle durumlarda makine gibi ev temizlerler. Ev temizleme eylemini alın, o kişinin önüne bir adet daktilo yerleştirin. Tulşlar tıkır tıkır çalışır. Plath bence her o delilik anında böyle yaptı. Tıpkı Virginia Woolf’un da yaptığı gibi.
Elbette Plath’ın yazarlığı ve şairliğini bu denli basite indirgememek lazım. Bambaşka olduğu apaçık.

İyi ki okumuşum bu çalışmayı. İlginçti. Öneririm. Ancak yine de Marmara’nın Plath’a duyduğu derin hayranlığın bir akademik çalışmayı - ki akademik çalışmak objektif olma gerekliliğini de beraberinde getirir- bu denli etkilemese daha iyi olabilirdi.
Profile Image for Özlem Güzelharcan.
Author 5 books348 followers
April 11, 2020
“Gizdökümcü türün tanımlayıcı özelliği, kendini aklama peşinde olan şairin yeraltına inmesidir.”

Bu, okuduğum en güzel tez olabilir. Nilgün Marmara hayranı olduğu Sylvia Plath’ın dizelerinden yola çıkarak bize kadının toplumdaki ve edebiyattaki yerini sorgulatıyor. Tez İngilizce yazılmış ve Stephen Crane’in dizeleriyle başlıyor (1980lerde tezlerde romantik dokunuşlara yer verilebiliyormuş demek ki):

In the desert
I saw a creature, naked, bestial,
who squatting upon the ground,
Held his heart in his hands,
And ate of it.
I said: “Is it good my friend?”
“It’s bitter-bitter, he answered;
“But I like it
Because it is bitter
And because it is my heart”

Sonrasında ise hep Plath dizeleri okuyoruz. Marmara’ya göre Plath “kadınların toplumsal bir hastalığın sonucu olan perişanlığının kurbanı olmuştur.” Ve yine “insanların kendilerini bir kutuya kapatıp duvarlarını kendi kanlı mısralarıyla mühürleyen kişilere kapılarını nasıl kapattıklarını bilmek önemlidir.”

Tezin sonlarına doğru şöyle diyor Marmara: “Ölü bir baba yüzünden, erkek bir otorite figüründen yoksunluk yüzünden acı çekmesine yol açan ideoloji, ironik bir şekilde ona intiharsı şairlik yoluyla kendini gerçekleştirme fırsatı sunar; sözcüklere yönelik yoğun saplantısı, ölme arzusuna benzer.”

Marmara, yazdığı hiçbir eserinin yayınlandığını görmeden, Sylvia Plath’tan tam 24 yıl sonra onunla aynı kaderi paylaşmayı seçiyor ve intihar ediyor.

Everest Yayınları’nın 2018 baskısı gerçekten şahane. Sayfaların bir yanında tezin İngilizce, daktilo yazıları, diğer yanda da Türkçe’si var. Okuması çok keyifli. Sırf bu baskı için bile bibliyofiller bu kitabı edinmeli bence.
Profile Image for zep.
75 reviews16 followers
August 22, 2024
okuduğum en iyi sey

22.08.2024 reread

"Plath sıkıcı bir hayat sürse belki yaşam sürecini uzatabilirdi, ama bunu yapamadı çünkü hayatının kapısını şiirinki gibi kapamayı yeğledi, hızlı ve manikçe, itiraz edilemez bir kesinlikle."

cryin 2 hour for just one sentences
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Gözde.
752 reviews40 followers
December 6, 2018
Tezini yazdığı konu ve sonra kendisininde intihar edişi çok düşündürüyor. Mesela intiharı da bu süre zarfında düşünmeye başlamış mıydı? Sylvia hayranlığı bu yüzden miydi? Bunun dışında tezinin Boğaziçi arşivinde bulunamaması da çok ilginç. Ben açıkçası bu kitabı bir tezmiş gibi okuyamadım. Bir kere çok kısa. Ayrıca bir tez ne zamandan beri böyle yazılıyor? Hep “I” kalıbı var mesela. Çok fazla kendi fikrini ortaya koymuş. Biz hep özellikle lisans teziyse asla fikir belirtmeyiz, çok fazla alıntı koyarız teze. “Bir konudaki fikri sadece uzmanlar belirtebilir ve siz uzman değilsiniz.” Derdi üniversiteki hocalarım. Ancak doktora tezinde kendimizden bir şeyler katabileceğimizi de söylerlerdi hep. O yüzden kitap garip geldi. Tez bile diyemiyorum. Kaynakçası bile 9 kaynak sözde.

“...intiharında da sanatındaki kadar başarılı olmuş bir kadının...”

Çok fazla Nilgün Marmara’nın fikri vardı. Çok yönlendiriciydi. Okuduklarım hep yarım geldi. Hep eksik hep kanıtlanamaz geldi. Plath’i anlayamadım bile. Bence Nilgün Marmara’da anladığı bir şey varsa ne yazıkki anlatamamış. Kafası karışıkmış gibi geldi nedense. Hala okuduğum şeyin bir tez olduğuna inanamıyorum mesela çünkü 5 bölümden oluşuyor. Everest’i yine tebrik ediyorum. Kitabın boyu ve baskı kalitesi çok güzel. Ayrıca Nilgün Marmara’non orjinal tezinin görsellerini koymaları da çok hoşuma gitti.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Melda.
Author 5 books243 followers
February 4, 2017
"Plath için evrende onaylanmanın, kendini gerçekleştirmenin yolu; kurgulanmış biçimsel düzenlere sahip bir eser, mesela giriş, gelişme ve etkileyici sonuç bölümleri olan uzun ve büyük romanlar yaratma gücünü sergileyen düzyazılar meydana getirmekten geçmelidir. Böyle bir sanat eseri yaratabilmek ona verimliliğini, hayal gücünün akıcılığını kanıtlayacaktı."
Profile Image for Afra.
39 reviews1 follower
September 7, 2022
"Ölüm, Sisifos'un kayasıdır. Onun mahvoluşu, cezalandırılışı, onu yaşadığı için acı çekmeye zorlayan absürd bir eyleme dönüşür."
Profile Image for dilara &#x1f352;.
101 reviews12 followers
August 19, 2025
“Umarım böylesine emsalsiz ve belirgin bir konuda, şiirlerini ölüm kavramını derinden algılayarak yazmış ve intiharında da sanatındaki kadar başarılı olmuş bir kadının analizini yapabilme konusunda başarısız olmam.”

Nilgün Marmara’nın Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olmak için yazdığı bitirme tezi aslında bu kitap. Tüylerim diken diken okudum resmen. Sol taraf Nilgün Marmara’nın kendisinin yazdığı orijinal metin, İngilizce şekilde verilmiş. Sağ taraf ise Türkçe hali.

Kitapta sırayla gizdökümcü tür, Plath’ın şiirleri, intiharla sanatsal yaratı arasındaki ilişki, kadınlar ve kadınların şiirlerindeki ortak noktalar, Plath’ın düzyazıları yer alıyor. Sırayla her şey harika bir biçimde açıklanmış. Ben aslında bu kitabı sadece Nilgün Marmara’ya dair bir tez çalışması olarak okumadım. Plath’ın edebi dünyasına hazırlık olarak da okudum. Çok etkilendim.

Kısa bir zaman önce “bazı kadın şair/yazarlar ve onları bekleyen ortak son: intihar.” temalı bir video izlemiştim. Bu videodan o kadar etkilendim ki bu temayla çekilmiş olan birçok video izlemeye devam ettim. İzlediğim videoların sonucu olarak da bir kitap alışverişi yapmış bulundum. Okumak istediğim hatta okumayı kendime zorunlu gördüğüm birçok kitap var. Aynı zamanda birçok yazar da var. Onlardan biri de Nilgün Marmara’ydı. Kendisini de Sylvia Plath’ınkinden çok farklı bir son beklemiyormuş aslında. Bu teziyle de belki de aslında ondan ne kadar çok etkilendiğini çevresindekilerin görmesi gerekiyordu fakat o hep kendini bu dünyadan olmayan birisiymiş gibi gördü.

Nilgün Marmara’nın da hayatına dair bazı şeyler bilmek gerekiyor belki de bu kitaptan yeterince etkilenebilmek için: Boğaziçi Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuyor. Plath üzerine yazdığı bu tez ile de mezun oluyor. İkinci Yeni ortamında Cemal Süreya, Ece Ayhan, Edip Cansever gibi dönemin çok ünlü şairleriyle dostluklar kuruyor ve yine aynı ortamda tanıştığı Kağan isimli bir beyefendi ile evleniyor ve bir süre evli kalıyor. Fakat kendisini bu dünyaya ait hissetmemeye devam ediyor olacak ki 13 Ekim 1987’de daha hiçbir eserinin basıldığın görmeden kendi hayatına son veriyor, evinin balkonundan kendini boşluğa bırakarak. Bunların hepsini dinlediğimde ve okuduğumda inanılmaz etkilenmiştim. Nilgün Marmara okumayı hızlandırma sebebim oldu. Hatta bir rivayete göre eşi Kağan, Nilgün Marmara’nın intiharından sonra “Şiir yazdığını bile bilmiyordum.” gibi bir açıklamada bulunmuş. Tıpkı bu kitapta S. Plath için yazdığı gibi Nilgün Marmara da kadın olmanın da eş olmanın da verdiği yükleri kaldıramamış anlaşılan.

“Ölüm, Sisifos’un kayasıdır. Onun mahvoluşu, cezalandırılışı, onu yaşadığı için acı çekmeye zorlayan absürd bir eyleme dönüşür. Plath’ın kayası muazzam hayal gücünün yanı sıra mutfağıdır, anne ve eş olmanın sorumluluklarıdır. Ama ona kendi ölümünü dayatan odadan çıkıp kapıyı kapar.”
Profile Image for Kam Sova.
419 reviews11 followers
December 23, 2025
"Ölüm hakkında yazdıkça, hayal dünyası giderek güçlendi ve bereketli hale geldi. Böylece yaşamak için her türlü sebebi oldu,"der Alvarez. "Her türlü sebebi oldu"nun yerine "hiçbir sebebi olmadı"yı koyabiliriz, çünkü Plath bunu bizzat yapmıştır. Her şeyin yerine hiçbir şeyi koymuştur. Ona göre stimülasyon iki üçlü bir değnekti; bir ucu yaşama, diğer ucuysa ölüme dönük. O "rien" (hiçlik) ucunu seçti.
Profile Image for B. Han Varli.
167 reviews123 followers
September 22, 2017
plath, dünyadaki ve kendi zihnindeki egemen dehşetin gerçekliğini tasdik ederken, kendini işkence çeken insanlarla özdeşleştirirken, hassas psişik atmosferindeki yaralarını sergiler


sylvia plath'i merak ettim biraz, hangi kitabı ile tanışsam, şiirlerini mi okusam, romanına mı baksam diye düşünürken elime nilgün marmara'nın okulu bitirme tezinin kitap hali geçti.

beşinci kattaki evinin balkonundan atlayarak intihar eden bir şairin, yine intihar eden başka bir şair hakkındaki yazdıkları biraz ürpertici gelse de öğretici nitelikte bir eser olduğunu kolaylıkla söyleyebilirim.

pl

ama ben intiharsı şairlerden, şiirden hoşlanmam.

çocukken babası, ''kadın'' olduğundaysa kocası tarafından yalnız bırakılan bir kadının anlattıkları da ilgimi çekmiyor; öldüğünde kusursuzlaşacağını düşünen herhangi bir insana saygı duyamıyorum.

intihar güzellemeleri beni bayıyor...

intihar dünyada var olmanın bir başka yoludur, çünkü kişi bir eylem olarak ölümü seçtiğinde, kendi varlığının farkına vararak, varlığının tanınımı hiçlikle yapar demiş mesela sartre, ya da beckett annelerimizin mezarlarımızın üstünde bacaklarını açtıklarını ve bizi mezarlarımızda doğurduklarını söylemiş.

çok edebi olabilir ama böyle bir karanlığın uzağındayım, en azından henüz.

şiirlerinden yapılan alıntıları sevmedim, romanı hakkındaki eleştiriyi okuduktan sonra plath ile tanışmaya olan hevesim ise hepten kaçtı.
Profile Image for Sinem Uzunoğlu .
14 reviews2 followers
March 17, 2021
30 yaşında intihar eden bir şairin, şairliğini intiharı bağlamında analiz eden ve 29 yaşında intihar eden bir diğer şairin lisans tezi. Bence sadece bu durum bile aşırı ilgi çekici ve okurken hissettirdikleri çok farklı.
" Aristo'nun intiharı yorumlayışına baktığımızda, dinsel sebeplerden dolayı, şehri kirlettiği ve faydalı bir vatandaşın yok edilmesiyle ekonomik açıdan zayıflattığı, sosyal açıdan sorumsuzca bir eylem olduğu için devlete karşı işlenmiş bir suç saydığını görürüz.
Peki ya toplumun kalıplaşmış normlarına, kişinin zihnini ve psikolojisini kurmak suretiyle mahveden kurallara, devletin rahatsız edici kanunlarına ne demeli.”
Profile Image for Ece.
124 reviews33 followers
February 16, 2024
“…O heart, such disorganization…” (s.74)

“Miracles occur,/ If you care to call those spasmodic/ Tricks of radiance miracles./ The wait’s begun again,/ The long wait for the angel,/ For that rare, random descent.”
But later on, in the last months of her life, at 4 in the mornings, there is no muse, no invitation, the poems make themselves written by Plath, spontaneously and compact going beyond bounds.” (s.74)

Yüksek lisans tezimde şiir çalışacağım için şiir incelemeleri okumaya karar verdikten sonra elime aldığım bir tezin beni bu kadar etkileyeceğini ve bana bu kadar dokunacağını düşünmemiştim. Nilgün Marmara’yı yanlış hatırlamıyorsam lisedeyken okumuştum ve bana çok kapalı, anlaşılmaz gelmişti şiirleri. Birhan Keskin, Didem Madak gibi değildi, ama şu an anlıyorum ki yanlış bir vakitte okumuşum. İlk işim tüm şiirlerini tekrar okumak olacak.
Marmara’nın Boğaziçi’nden önce nasıl bir İngilizce eğitimi vardı, liseyi kolejde mi okudu bilmiyorum ama çok güçlü ve sağlam bir dille yazılmış bir tez bu. Kelime bilgisinin çeşitliliği bir yana, şiirlerin tek tek analizi, şiirler arası kurulan bağlantılar ve Plath harici yazar/şairlerle kurulan metinlerarasılık, bu tezi okurken aldığım entelektüel zevki katlayarak artırdı. Öte yandan okuma sürecim boyunca bana eşlik eden ana duygu zevk değil hüzün ve acıydı. Hayatta olduğu gibi edebiyatta da kadının adı yok, ve bu, coğrafi sınırları aşıp hepimizi, dünyadaki bütün kadınları tahakkümü altına alan bir durum. Bazen varlığımızın yokluğundan kaçışımız olmayacak gibi hissediyorum, özellikle kadın yazar/şairleri okuduğumda bu his daha da yoğunlaşıyor.
Kadınların kaleme aldığı edebi eserler ile erkeklerin kaleme aldığı edebi eserler arasında bariz fark var. Erkekler, toplumsal kaygılardan uzak bir şekilde kendi eril varoluşlarının dışında konular yazmakta özgürler, çünkü eril varoluşları toplumda bir sorun teşkil etmiyor, çünkü zaten toplumun kendisi bir eril varoluş. Bu yüzden “angaje edebiyat” başlığı altında incelediğimiz sosyalizm, komünizm, savaş karşıtlığı, fakirlik, hayatın anlamı gibi konularda hep erkek yazar/şairler aklımıza geliyor: Sartre, Camus, Malraux, Duhamel, vb. Veya romantik duygulardan, aşktan, sevgiliden bahseden erkek şairler daha çok gündemde oluyor: Aragon, Verlaine, Rambaud, Hugo, Cemal Süreya, Attila İlhan,…
Ancak kadınlar için durum farklı. Kadın olmak birçok sorunu beraberinde getiriyor. Ataerkinin ve kapitalizmin el ele verip kadını yok etmeye yemin ettiği bir dünyada, kadın edebiyatçıların kendileri haricindeki konuları ele alamıyor olmaları, tutkulu ve şehvetli aşk şiirleri yazamıyor, romanlarında etkileyici komünist propaganda yapamıyor, insanın varoluşu üzerine yazamıyor olmaları ne kadar haklı nedenlerle eleştirilebilir ki? Her daim ezilen taraf olmak, beyaz bir kadın olsanız dahi kaçınılmaz bir son. Sylvia Plath’ın yaşadığı da tam bu işte, Nilgün Marmara’nın da, Virginia Woolf’un da, ve diğer birçok kadın yazar/şairin de. Kadınlığın getirdiği hayatta kendine ait bir yer bulamama hissi çok güçlü bir his ve bunu aşabilmek zor. Son zamanlarda “Girlhood” dediğimiz kavramla bunu aşmaya, tüm dünya kadınları olarak ortak bir paydada buluşup “valid” olduğumuzu ve hepimizin aynı olduğunu birbirimize göstermeye çalışmamız bence bu sebeple çok değerli.
Edebiyat derslerinde erkek yazar/şairlerin çoğunluğu bazen o kadar ezici bir üstünlük kuruyor ki ders kitaplarının ilgili konusundaki son alt başlık 5-6 sayfadan oluşan “bilmem ne dönemindeki kadın yazar/şairler” oluyor. Ne kadar yazık!
Profile Image for Rana.
9 reviews
May 13, 2025
Biraz pozitif taraflı başladım bu teze çünkü Plath'in eserlerinin hayranıyım, uzun yıllardır.
Tez olması garip gelse de bir makale olarak ele alırsam okurken kalbime çok dokunan yazılar bütünlemesi oldu.

İki kadinin da neredeyse ayni yollardan geçip ayni yaşlarda ayni şekilde dünyaya veda etmeyi seçmeleri kalp kirici.
Bu sebepten de Marmara'nin yazarken kendini kaybettiği ve bulamadığı bir tez olmuş. Kendisine sempatim olsa da okurken soru işaretleri oluşmadı değil kafamda, kendinden çok vermis bu kitaba ve Plath ile parasosyal bir ilişki oluşturulmuş gibi bir izlenim oluşuyor.

Bunlara rağmen hüzünlü olsa da güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Profile Image for hümeyra .
237 reviews3 followers
December 9, 2023
keske her ted hughes dendiginde tw verilseydi... tuylerim diken diken oluyor onun disinda zaten we all know what this is about (mentally gidik kizlarin evi)
Profile Image for Demir.
17 reviews10 followers
December 13, 2016
Aylar önce bir edebiyat dergisinde Plath ve Marmara hakında bir inceleme okumuştum. Metnin başlığı ikisini bir araya kolayca getirebiliyordu; Varoluş sancılarının ruh ortakları. Kitap aslında Nilgün Marmara'nın bitirme tezi. Gencecik yaşında 'katilim yoktu, katilim çoktu' diyerek son veriyor hayatına tıpkı Sylvia gibi..

"Ölüm hakkında yazdıkça, hayal dünyası giderek güçlendi ve bereketli hale geldi. Böylece yaşamak için her . sebebi oldu," der Alvarez. Her türlü sebebi oldurun yerine hiçbir sebebi olmadıyı koyabiliriz, çünkü Plath bunu bizzat yapmıştır. Her şeyin yerine hiçbir şeyi koymuştur. Ona göre stimülasyon iki uç'lu bir değnekti; bir ucu yaşama, diğer ucuysa ölüme dönük. O rien (hiçlik) ucunu seçti.
5 reviews1 follower
April 24, 2021
Hayatımda ilk defa bir tez okuma şansı buldum. Nilgün Maramarayı çok sevdiğimden onun tezini okumak onunla sohbet ediyormuşum gibi hoş duygulara kapılmamı sağladı. Ayrıca Sırça Fanus'un ardından Sylvia Plath hakkında bir analiz okumak ayrı bir haz duymamı sağladı. İlk sayfadan itibaren hiç tanımadığım kelimelerle karşılaştım ve tez boyunca bir çok defa kelimeleri araştırarak anlamlarıını kavrayarak devam ettim. Dünyaya farklı bakabilen ve hayatı, toplumu, yaşadığı her şeyi sorgulayabilen insanları seviyorum. Bana göre Nilgün Marmara ve Sylvia Plath tam da bu insan grubuna giriyor. Hatta bir adım daha ileri giderek Alvarez'in sözünde "Her şeyin" yerine "Hiçbir şeyi" koymuşlardır ve "rien" ucunu seçmişlerdir.
Profile Image for Adem Yüce.
160 reviews15 followers
August 31, 2018
Plath’ın varoluşu, zalimliği doğal olarak kendisini yabancılaşmaya itecek olan şikâyetçi zihni tarafından beslenen bir yalnızlık peçesiyle örtülür. Istırap içinde yaşar ve kaçamak kederini kavramayı başarır. Şiirlerini köşkünün tamiratı sırasında konan tuğlalar, intiharınıysa tam bir başarısızlık olan bu evin tamamen yıkılması eylemi olarak görebiliriz.
Profile Image for sude.
19 reviews5 followers
August 9, 2022
tezden ziyade günlüğüme öylesine karaladığım düzyazıları andırıyor, nilgün marmara gibi usta bir isimden daha kapsamlı bir analiz beklerdim. iki şairin de intihar ettiğini biliyor olmam beni hem onlara yakın hissettirdi hem de buruk bir tebessümle okumama vesile oldu.
Profile Image for gülefşan.
24 reviews5 followers
June 12, 2022
"Plath sıkıcı bir hayat sürse belki yaşam sürecini uzatabilirdi, ama bunu yapamadı çünkü hayatının kapısını şiirinki gibi kapamayı yeğledi, hızlı ve manikçe, itiraz edilemez bir kesinlikle."
Profile Image for lynn.
50 reviews
August 5, 2023
9/10 “Kadınlara ikinci sınıflığı dayatan ve sarınmaları için, ıstırapla dokunmuş bir kumaştan başka bir şey sunmayan bir toplumun kurbanı olan Plath, uzlaşmayı reddeder ve uyumlu sosyal varlıkların çirkinliğine kaçınılmaz bir tepki olarak intiharı seçer.”

Kendini bir çıkmazda bulup bu düzene karşı kazanılabilecek tek zaferi intiharda görmesi… İnce detaylara özen gösterilerek yapılmış, bilgilendirici ve biraz da yürek burkan bir analiz olmuş. Sonunda kadınlarımıza bunu reva görüp bizi zihnen bu noktalara kadar sürükleyen düzene sıçayım derken gözlerim dolmadı değil. Bence hepimiz Sylvia’yı biraz da olsa anlıyoruz.
Profile Image for emine.
28 reviews2 followers
April 16, 2023
“bu arada, yaşamayı sürdürmemeye ve şiirlerinin basılması gibi önemsiz meselelerde yardım kabul etmemeye karar vermiş biri böyle şeylerden yaşama gücü almayacak olsa da, insanların kendilerini bir kutuya kapatıp duvarlarını kendini kanlı mısralarıyla mühürleyen kişilere kapılarını nasıl kapattıklarını bilmek önemlidir.”
Profile Image for Dila.
79 reviews8 followers
October 24, 2023
Sylvia Plath ve Nilgün Marmara ikilisini sevenler, aralarındaki bağı anlamak isteyenler için mükemmel bir eser. Nilgün Marmara'nın Sylvia'nın içinde kendini nasıl bulduğunu, onun şiirlerini analiz ederken aslında kendi psikolojik durumunu da değerlendirmesini okuyoruz. Şiir sevenlere kesinlikle önerimdir. 5/5
Profile Image for Mehmet Kır.
411 reviews15 followers
November 20, 2017
Literatürde kitap Nilgün Marmara'nın bir tezi olarak geçmekte.
Eleştirel bir yönü de mevcut.

“Sözcükler kuru, sürücüsüz,

Yorulmak bilmez toynak sesleri.

Bu arada

Sabit yıldızlar havuzun dibinden

Bir yaşamı yönetiyor.”
Profile Image for ege.
138 reviews4 followers
December 4, 2023
cevirisi fazlasiyla uzak hissettirdi acikcasi orijinali daha doyurucu ve oturmus gibi
Profile Image for Berk.
14 reviews5 followers
May 4, 2015
Sylvia Plath gibi, Amerikanin en guclu kadin yazarlarindan biriyle ayni sonu paylasmis olab olan bir kadinin, benzer sonlarini bir kenara koyarsak ki cok etkileyicidir, siirleri bu denli benimsemesi ve kendinden mutlaka birseyler bularak yorumlayabilmis olmasi inanilmaz birsey.
Eger Plath konusunda biraz daha bilgi edinmek, kendisi hakkinda olamasada, degerli olan, nasil hissettigini ogrenmek isterseniz, "Sylvia Plath'in sairliginin intihari baglaminda analizi" kitabi Nilgun Marmaranin biz okurlara bir armaganidir.
Profile Image for Asu.
104 reviews16 followers
May 12, 2014
Çok güzel bir tez olmuş :)))
Ölüm kavramını derinden algılayarak yazmış ve intiharında da santındaki kadar başarılı olmuş bir kadının analizini şiirlerinde yazdığı gibi "olduğum gibi ölmeliyim, olduğum gibi" diyerek intiharında? bunu başarmış olan bir yazarın tezi ;)
Profile Image for Aslıhan .
57 reviews
October 16, 2020
Sylvia'nın vedasını Nilgün Marmara'nın kalemiyle okumak oldukça etkileyici.
İkisini bir arada okuyabilmek ise çok kıymetli.
"...Gelecek gri bir martı Kedi sesiyle gevezelik ederek gitmekten, gitmekten bahseden." Bir Yaşam- Sylvia Plath
Profile Image for busé.
391 reviews8 followers
Read
October 10, 2020
Çok kişisel bir inceleme, içinde Sylvia Plath’tan çok Nilgün Marmara var. İlginç.
Displaying 1 - 30 of 64 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.