Sorgulanmadan öğretilene, söylenegelene, tekrarlana tekrarlana geleneğe dönüşene güvensizlikle işe başlıyor Süha Oğuzertem. 1990 ile 2014 arasında yayımlanan, 10 yazar hakkındaki 16 incelemeden oluşan bu kitap bir “itirazlar toplamı”. “Acaba öyle mi” sorusunu şiar edinerek, hem edebiyatın geneline dair hem de yazarlar özelindeki yerleşik yargılara karşı çıkıyor. Klişeleri sorgulamaya, “metnin gizi” çözüldükçe menzili derinlik kazanan bir yolculuğa davet ediyor okuru. Psikanalizden feminizme, etikten ekoeleştiriye, Marksizmden (post)modernizme kuramı ihmal etmeyen, yakın okuma yöntemine daima sadık kalan ama varacağı yerin ufku sabit kuramsal çerçevelerle çizilmemiş bir yolculuk bu. “Eleştiri namına yapılan iş, birtakım sabit kuramların, kuralların uygulanması değildir. Bir yolculuk, serüven, keşif süreci içermeyen, eleştirmeni değiştirmeyen eleştiri ne ölçüde eleştireldir? Eleştirel özgürlüğümüz, araştırma nesnesini ciddiye almanın yanı sıra ondan bağımsızlığımız üzerine kuruludur”. Tıpkı edebiyattan beklendiği gibi, eleştirinin de “başkasının yerini almaya değil, başkalarına ilişkin farkındalığımızı yükselterek kendimiz olmaya özendirmesi”nin yolunu açıyor Oğuzertem.
Süha Oğuzertem'in edebiyatımız üzerine yazılarının derlendiği kitabından ne yazık ki ölümüyle haberdar oldum. Allah rahmet eylesin.
Sunuş kısmında belirtildiği üzere Süha Beyin "eleştirel yaklaşımında psikanaliz, etik ve ekoeleştiri perspektiflerinin yanında Marksizm, feminizm ve Türkiye'de (hala) az bilinen anlatıbilimi de" var. Metinlere psikanaliz perspektifinden yaklaşımı kendisinin de belirttiği üzere Türkiye'de eleştiri alanında doldurulamayan bir boşluk. Yazar psikoloji eğitimi almamış ama yaptığı atıflardan ve açıklamalardan konuya hakim olduğu anlaşılıyor.
Eserlerine aşina olduğum ve çoğunu beğendiğim yazarları ele alması şanstı benim için. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Abdülhak Şinasi Hisar ve kitaplarına ayrı bir bölüm ayrılan Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine yazılar ufkumu açtı diyebilirim.
Süha Bey geç tanıdığıma üzüldüğüm tek eleştirmen sanırım. Tüm okurlara tavsiye ederim yazılarını. Ele aldığınız eserlere bakışınızı değiştirecek metinler hepsi. Kitabın tekrar baskı yapmasını diliyorum.
Sait Faik'in Ütopyacı Poetikası ve Türkçe Kurmacanın Lirik Dönüşümü .................................................... 21 Geçmişten Geleceğe Yaşar Kemal ...................................................... 39 "En Soylu Vahşi": Balıkçı'nın Yaşam Yazısının Bugünkü Anlamı .................................................................................... 57 Kaybolmayan Yazar: Leyla Erbil'in Özgünlüğü, Özgürlüğü .................................................. 89
İKİNCİ BÖLÜM Metnin Gizi
Karakterin Sıfır Derecesi: Sodom ve Gomore'de Aşk, Ahlak ve Millilik .................................... 121 Taklit Aşklardan Taklit Romanlara: Genel Kadın Yazarlığı ...... 183 İktidarı Öven Galip: Modernist Roman(s)ımızın Çerçevesi ve Ödipal Anlatının Sınırları .............................................. 207 Modern Edebiyat ve Abdülhak Şinasi Hisar'ın Sözlü Yazı Serüveni ............................................................................ 241 Romanının Kahraman Fahim Bey ...................................................... 259 Kayıp Yazarın İzi, Elias'ın Gizi ............................................................ 269 Ali Teoman'ın El Çabukluğu ............................................................... 285
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Tanpınar'ın Gizemi
Narsisizmin Kurmacaları: Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Öykülerinde Metafizik ve Psikoseksüel Çatışmalar ............................................... 305 Hasta Saatler Bozuk Sıhhatler: Enstitü Sorununa Babasız Bir Yaklaşım ..............................................319 Gizemli Bir "Yaz Gecesi"nde Freud, Joyce ve Tanpınar ................. 343 Psikanalitik Eleştiri ve Tanpınar'ın Metinleri ....................................367 Huzuru Mazmunlarıyla Okumak ........................................... 383 DİZİN ..................................................................395
kuramsal ya da düşünsel kitap az okuyorum. en büyük eksikliğim diyebilirim. lise ve üniversitede çok daha fazla okurdum, en sevdiğim ve hatta türkoloji’de okuturlar sandığım ise (saflığın dibi) berna moran’dı. işte süha oğuzertem’den de moran’dan aldığım tadı aldım diyebilirim, süha bey’in dili bazen daha akademik ama yer yer fışkıran ironisi inanılmaz :) bilgisi, görgüsü, ilgisi ve sevgisi resmen satırlardan okura geçiyor. her şeyi deşiyor, kutsalı didikliyor, kabul görmüşten şüpheleniyor. en sevdiğim bölümler, yakup kadri- sodom ve gomore, kara kitap, ali teoman ve tanpınar’ın 5 sayfalık yaz gecesi öyküsünü didik didik ettiği bölüm oldu.