“Bu Su Hiç Durmaz'da ben bir hüzün alırım. Her şey devam eder, su yine akar, yine gider ve hayat sürer. Sen de istediklerini yapamayabilirsin ama hayat aktığı için onunla beraber akarsın. Su zaten benim için bir hareket sembolü, o hareketin içinde sen de yürür gidersin. Bazen bir şey yapamazsın, bazen yaparsın. Bazen yaşar, bazen kaybolursun. Bazen başarırsın, bazen başaramazsın... ”
Benim o stüdyoya girişimle çıkışım farklıydı. Şarkı bittiğinde ,“Biri beni anladı” dedim. Sanki Bana yazılmış gibi... O şarkıyla, bu çocuksu vehme kapılmayacak yoktur sanırım. Bütün hücrelerimle Bülent'in ne kadar derin ve hakiki bir kaynaktan döküldüğünü idrak ettim. Bu yüzden, istediği kadar görünmez olmaya çalışın, imkansız. Öz'den söz ediyorum ezcümle...
- Sezen Aksu
Bir de Yağmur var... Aşkı tane tane anlatan Yağmur. Hüznü damla damla akıtan. Dertlenmeyi öğreten, diklenmeyi belleten. “Her şey olur, her şey büyür, her şey geçer, hayat kalır ” yazılı bir muskayı, ömür boyu göğsümüzde taşımamızı sağlayan Yağmur. Ortaçgil, denizden esen bir rüzgardır.
- Yekta Kopan
Dinlediklerim hayatı anlatıyordu, bazen Şık Latife'deki gibi, doğrudan, bazen de şiir gibi. O zaman hayalimde sürrealizme çalan resimler canlanırdı. En çok, Eski Defterler'de dinleyeceğimiz Değirmenler'de bu hisse kapıldım herhalde.
- Banu Güven
İnsan olmanın çelişkisi duydum Ortaçgil'den ve ufak ufak çözmeye başladım düğümlerimi. Her şarkısını başka vurguyla, bir daha ve bir kez daha dinledim, izledim, okudum.
- Jehan Barbur
Ortaçgil dinlendiğinde, şarkıların derin bir lirizmi yani özel bir heyecan ve coşkuyu imlediği söylenebilir. Dinleyicilerini belki de en çok etkileyen özelliklerden biridir bu. Bu lirikler yoluyla hep kendi açıklarını, çıkmazlarını, ikilemlerini yakalar dinleyici. Tabii ki bu sorunlar, kentli bireye ve “ilişkisizliklerine” dairdir. Aşk, bu şarkılarda ancak böyle nefes alıp verebilir.
Kitap kötü bir kitap değil aslında. Ancak kapağına biyografi dediğiniz zaman beklenti farklı oluyor. Kitabın neredeyse tamamı ortaçgil’in yaptığı parçalar ve Türkiye’deki müziğe olan bakış açısı üzerine yapılmış bir söyleşi. Söyleşi diyorum çünkü kitap soru cevap şeklinde ilerliyor. Ortaçgil ne yaşamış ne etmiş eski karısı ya da kızı onunla ilgili ne diyor ne düşünüyor bunları öğrenemiyoruz. Zaten kızı da neredeyse 1 paragraf yer alıyor bu kitapta. E o zaman sevgili inkilap kitabevi siz neye dayanarak bu kitaba biyografi diyorsunuz ?
This entire review has been hidden because of spoilers.
Ortaçgil şarkıları gibi her şeyi yerli yerinde, doğru tonda ve kıvamda bir söyleşi kitabı. Kitaba sonradan eklenen, ünlülerin Ortaçgil hakkında yazdıklarını lüzumsuz ve boş buldum. Bunun dışında çok başarılı bir kitap olmuş.
10 lu yaşlarımın ikinci yarısında geldiğim İstanbul’da satın aldığım ilk kaset “Benimle Oynar mısın ?” idi. Hemen arkasından Çekirdek Sanatevi’ndeki canlı konser kaydı “Çekirdek Hatırası-Biz Şarkılarımızı...” elime geçti. O gün bugündür, pek çok kez canlı dinledim, yaptığı her işi yakından takip ettim. Kent ozanı derler ben de onun şehirli fanatiklerinden biri idim, hala da öyleyim. “Benimle Oynar mısın ?” la başlayan dinleyicilik serüvenim 50 li yaşlarımda “Ayrıntılara” erişti. O yenilerini yazana kadar da orada kalacak. Bu nehir söyleşiden çok keyif aldım, bildiklerimin detayına vakıf oldum, bilmediklerimi öğrendim. Kitabı okurken, durup şarkıları dinledim. Hep aklımızda olsun: “Her siyahın bir beyazı, gecelerin gündüzü de vardır”
Ortaçgil'in müzik kariyerinde geçirdiği evreleri öğrenmek açısından kapsamlı bir nehir söyleşi. İnsan biraz daha özel hayatıyla ilgili bilgi edinmek istiyor yalnız. Hayran olunca bu ihtiyaç da oluyor ister istemez. Daha da uzun olsaydı da söyleşi hiç bitmesin istiyorsunuz okurken.
Böylesine özel bir sanatçı için hazırlanmış, zaten Ortaçgil'in eski dinleyicisinin bildiklerini tekrar eden, yetersiz ve sığ bir kitap. Özellikle dolgu malzemesi olarak kullanılan "laf ola beri gele" maksatlı yazılmış makaleler çok fena. Özellikle sanatçıya dair bir çok konu yine gölgede kalmış.
Ortodoks Ortaçgilseverlerin Ortaçgil’in iç dünyasını, şarkıların yaratılış sürecini anlaması ve kendi yarattığı Türkçe kentli müziğin gelişimini görmesi açısından önemli bir nehir söyleşi.