“Finlandiya’nın göz kamaştırıcı eğitim sistemini dünyaya tanıtan Pasi Sahlberg, hangi ülkeden olduğu fark etmeksizin tüm eğitim liderlerinin faydalanabileceği dört dersi ortaya koyuyor. Sahlberg’in açık, ikna edici ve sohbet havası taşıyan bu etkili çalışmasına kulak vermenin tam zamanı.”
- Prof. Howard Gardner, Harvard Üniversitesi
“Çağı yakalamak ve modern ülkeler arasında ‘hak ettiğimiz’ yeri almak için çocuklarımızın eğitiminin çok önemli olduğu konusunda hemfikiriz. Ancak, yıllardır devamlı vites değiştirip zikzak yaptık. Eğitim konusunda izleyeceğimiz uzun vadeli yolu, yani politikaları, bir türlü tespit edemedik; ideolojik tercihlerin esiri olduk. Oysa çalışmadan, akıl kullanmadan, iyi örneklerden ders çıkarmadan, verilere önem vermeden hiçbir şey gerçekleştirilemez, ‘hak edilemez.’
Bu kitapta okuyacağınız fikirlerin eğitim dünyamıza yeni ve taze bir soluk getireceğini düşünüyorum. Pasi Sahlberg, ABD’de John Dewey, Howard Gardner gibi düşünür ve bilim insanlarının geliştirdiği eğitim kuramlarının Finlandiya eğitim sistemini nasıl başarıya taşıdığını bu kitapta son derece akıcı bir anlatımla bizlere sunuyor.”
- Prof. Dr. Üstün Ergüder, Eğitim Reformu Girişimi Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı
Bana kalırsa bu küçük kitapta yalnızca Finlandiya eğitim sistemiyle ilgili değil, genel olarak eğitimin nasıl olması gerektiğiyle ilgili çok önemli bilgiler var. Eğitim alanına ilgi duyan duymayan herkesin okuyabileceği anlayabileceği güzel bir dille yazılmış. Bence eğitimle pek ilgilenmeyen insanların bile okuması gereken bir kitap.
Senelerdir ülkemizde ve birçok ülkede PISA sonuçları baz alınıp ani, yüzeysel ve sürekli yap-boz parçasını denemek gibi oyuna dönüştürülen politikalar uygulandı. Oysa yazar “Eğitim alanında yapılacak değişiklikleri aceleye getirirseniz, her şeyi berbat edersiniz.” diyor ve bununla birlikte PISA sonucu değil, öğrenciye hayata dair bir şeyler öğretmenin önemini belirtiyor. Ülke çapında eğitimi geliştirmek, siyaset politikalarına alet edildiği, diğer ülkelerin sistemlerini irdelemek yerine olduğu gibi kopya edildiği ya da ekonomik eşitsizlikler artırıldığı sürece bizim ülkemizde çok zorlaşıyor. Kitaptan birkaç öneri: -Geleneksel eğitimden çıkıp, çoklu zeka, işbirlikli öğretim, probleme dayalı, proje tabanlı öğretime geçiş. (Bu kavramlar yıllardır ülkemizde sadece akademik çalışma olarak geçiyor, uygulaması yetersiz.) -Öğretmene değer ver ve gelişimini akademik eğitimini destekle. -Çok ödev veya hiç ödev değil, az ders saati ya da çok ders saati değil, nitelikli eğitim. -Öğrenciye teneffüs ve rahatlama alanı tanı. -Standartlaştırılmış sınav ağırlığını azalt.
Özet: Aslında Kitap bilgi odaklı bir kitap olduğu ve kitabın başlığı da konusunu ele verdiği için çok fazla söylenecek bir şey yok. Eğitim sistemi nasıl olmalı sorusunu ele alan ve o sorunun altını tüm doğru ve yanlışlarla didik didik eden bir kitap. 4 vermemin sebebi de bu alandaki kitaplara çok ilgi duymamam yani bu türde okuduğym ilk ve son kitap olacak galiba. Keşke her öğretmen bu kitabı okuyup özümsemek zorunda olsa...
Hatırlanması Gerekenler: Eğitim ve hayatın her alanında eşitlik gereklikiği sorgulanması gereken bir şey iken adaletse kesinlikle tesis edilmesi gerekir. Çünkü eşitlik demek herkes için aynı şeyin yapılması demektir, halbuki herkese ihtiyacı oranında hizmet verilmelidir. Adaletse hayatın her noktasında yer alması gereken sarsılması tüm toplumu derinden etkileyen bir olgudur. İşte baktığınızda Finlandiya ile bizim aramızdaki fark onların bunu uygulaması bizim de hayatın her yerinde olduğu gibi gerçeklere seyirci kalmamız...
Quick and easy. Myth busting. Four ideas offered: 1. recess & physical exercise; 2. small data can be more effective than big data; 3. equity is essential; and 4. myths can divert from the path of improvement.
Tam bir yıl önce okunacaklar listeme eklediğim ve bu bir yıl boyunca aklımdan çıkmayan bir kitaptı,beklediğime değmiş.Ben bir eğitimci değilim ama genel kültür bilgisi olarak bunları öğrenmek çok güzel oldu benim için.Hayatımda kullanabileceğim bakış açıları kattı bana.
Sade bir dili var ve konuları ağır değil.Bence bir öğretmenseniz ya da adayıysanız,bu eseri okumalısınız.
Eserde eğitim alanında ülkemizin adının bir kez bile geçmemesi çok üzücü.Umarım tez zamanda güzel adımlar atılır ve hakkaniyetli bir eğitim bizim ülkemizde de hayata geçirilir.
Kitaptan birkaç alıntıyı paylaşmak istedim:
"...Bireyleri istatistiki ortalamalarla kıyaslayan standartlaştırılmış sınavlar,daha zayıf öğrencileri bir kenara atan rekabet baskısı ve performansa dayalı ücret politikaları,okulların hakkaniyeti artırma çabalarını riske atıyor."
"Okullar arasında rekabet yerine işbirliğini teşvik etmek,standartlaştırma ve uyumlulaştırmadan ziyade yaratıcılığa ve esnekliğe alan açmak,okullarda meslekten olmayan personele yönelmek yerine öğretmen ve idarecileri profesyonelleştirmek,cezai hesap verilebilirlikten ziyade öğretmenlere itimat etmek...Bunlar Kanada,Hollanda,Singapur ve Finlandiya gibi eğitim alanında başarılarıyla ön plana çıkan ülkelerin eğitim sistemlerini geliştirmek için faydalandıkları stratejilerden sadece birkaçı."
Oldukça sade bir dille iyi bir eğitim sisteminde olması gerekenler (ki inanın hiç de öyle zor ve imkansız şeyler değiller) anlatılmış. Eğitimci değilim ancak eğitim sistemi her yıl değişen ve değiştikçe karmaşaya dönüşen bir ülkede yaşayan bir ebeveyn olarak yeni nesiller için tüm eğitimcilerin ve bürokratların bu kitabı okumasını diliyorum.
"Eğitimi sürekli daha iyiye taşıyabilmek için büyük ve küçük veriyi bir arada kullanmak gerekiyor; bu zaten hayatın pek çok alanı için geçerli. Kesin olan bir şey varsa o da şu: Eğer küçük veriyle yönetmezseniz, büyük veri ve sahte korelasyonlarla yönetilirsiniz (s. 73)."
Finlandiyalilarin bildigi bizim bilmedigimiz ne var sorusunun cevabini bu kitapta bulabileceginize inaniyorum. Her egitimcinin okumasi gereken bir kitap.
Finlandiya'daki egitim sisteminin başarısına etki eden çok fazla parametre var fakat en önemlileri olarak başta eğitimde fırsat eşitligi ve adaleti sağlamak geliyor.
Finlandiya daki eğitimden eğitimde ve okullarımızda uygulayacagimiz küçük dokunuş modelleri ama yansıması büyük olabilecek yöntemler. Okumalı ve tavsiye etmeliyiz.
The author is a teacher and administrator in Finland, an international advisor, and a visiting scholar at many universities, including Harvard. The gist of the book is that starting in the 1970's and continuing, Finland has used the best American research to improve its schools and make them top-ranked in the international PISA tests. The author is astonished that the US spends so much time and money on education research but then doesn't follow it. The current fad of market-driven, charter school, national testing standards being a case in point - they go against the best research from US educators and are probably a reason the US fares so poorly in the PISA exams. The author talks about four ideas that are (more or less) easy to understand and implement. 1. make recess the right of the child 2. use "small data" for big change 3. enhance equity in education 4. avoid urban legends / myths about Finnish (and other country's) schools