Hera, arkadaşının ısrarıyla sadece birkaç dakika bulunması gereken bir basket maçına gittiğinde hayatının altüst olacağından habersizdi.
10 Numara Çağlar Ataman, tam da o an düşüverdi hayatının orta yerine. Aslına bakarsanız Hera'nın arkasına bakmadan kaçması gerekirdi. Çünkü 10 Numara, Hera'nın unutmak istediği her şeydi!
Gelecek görüşleri, onların eseri morluklar, morlukları gizlemek için vermesi gereken bir arka planda kalma çabası ve çözmesi gereken bir gizem!
Artık Hera'nın merak ettiği tek şey, görüşleri sayesinde 10 Numara'yı kurtarıp kurtaramayacağı!
Çünkü tanımadığınız birini kurtarmak istemek bir şeydir, değer verdiğiniz birini kurtarmak ise her şey.
"Gözlerini kapattığında yıldızlar benim, ben senin olacağım."
İstanbul doğumlu, 20 yaşında bir üniversite öğrencisi olan Gamze Aydeniz erken yaşta kazandığı okuma alışkanlığını yazmaya başlayarak taçlandırmıştır. Sosyal paylaşım sitelerinde başlayan yazma serüveni Kanada yapımlı bir hikaye paylaşım platformunda devam etmektedir.
Birinin gözlerine baktığında(tabi bu herkeste olmuyor) gelecekten kesitler gören Hera, ünlü basketbolcu 10 numara ile göz göze gelir. Hera, genç basketbolcunun talihsiz geleceğini gördükten sonra olacakları değiştirme umuduyla bir yola çıkar.
Başarabilecek midir? İşte bu günün sorusu...
Evet, güzel bir konusu var. Üstelik Türk bir yazar tarafından yazılmış olmasıda ayrı bir hoşuma gitti. Güzel yazılmıştı. Aşırı akıcı ve uzun olmadığı için 4 5 saate bitti sanırım. Kitabı sevdim ve şans verilmeye değer olduğunu düşünüyorum. İçinde fantastik ögeler bulunsa da direk bu kitap fantastik diyemem ama kötü yansıtılmamıştı. Tabi ki gözüme batan eksiklikleri vardı ama son sayfalarda aşırı heyecanlandım. O yüzden puanım 5/5 (bu arada yeni kapak daha güzeldi ama burada kayıtlı değil) 2. kitabı merakla bekliyorum.
Bir kitabı sebepsizce merak ettiğimde yorumlara, alıntılara bakmamak gibi bir huyum var. Zaten merak ettiysem söylenen hiçbir şey almama engel olamadığından zaman kaybetmemeyi yeğliyorum da diyebiliriz. Bu yüzden kitabı okumayı çıktığı gibi kafama koymuştum ve yorumlara hiç de bakmadım. Tek bildiğim karakterlerden birinin basketçi olduğuydu ve bu da beklentiye kapılmama yetti. İtiraf etmem gerekirse yanıldığım için mutluyum. Erkek karakterin basketçi olduğu bir aşk hikayesi olduğunu düşünüyor, beğenmeyi umuyordum ama daha ilk bölümde kitabın paranormal bir kurguya sahip olduğunu fark edip yaşadığım şoku anlatamam.
Benim gibi konuyu bilmeden okumak isteyenler bu paragrafı atlasın lütfen. Konumuz, sebepsiz bir şekilde insanların geleceğiyle ilgili olasılıkları görebilen bir karakter olan Hera'nın yeni bir hayat kurma çabası ve bu esnada yaşadığı yeni vaka üzerine. Aslında kitap epeyce başlangıç kitabı olmuş. O kadar çok şey havada kaldı ki ikinci kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. Sorularımın cevapsız kalması kitaba olan beğenimi bir hayli düşürecek çünkü. Hera kimseye doğru düzgün anlatamadığı, ailesini dahi inandıramadığı görüleri yüzünden insanlardan uzaklaşıyor. Geçmişinde "yaptığı" bazı şeyler var, peşinde olan biri var ve tüm bunlar tamamen cevapsız bırakıldığı için olayın nerede başlayıp nereye gideceğini merak ediyorum. Bu cevapsız soruların arasında Çağlar ufacık bir soluk gibi giriyor kitaba. Hera'nın son görüsü, bu meşhur basketçi hakkında ve tek bir amacı var, ona faydalı olarak kendi ruh sağlığını da sağlama alabilmek.
Çok karışık oldu yine. Spoiler vermeden konuyu anlatmak gerçekten zor. Her neyse. Konumuzu geçersek başta karakterlerden birazcık bahsedeceğim. Hera'yı anlıyorum, sevmek için de çok çabaladım ama o kadar uç seviyede bir iticiliği var ki tüm çabama ve patalojik olduğunu da bilmeme rağmen kendisini sevemedim. Çünkü dengesiz ve istikrarsız bir karakter. Evet, ailesi ve yalnızlığı yüzünden asosyal olması gayet normal. İnsanlardan uzak durma sebebi makul. Ama bu kibirli, ukala, aptal davranışlarını açıklamıyor. Hele hele herkesten çok Çağlar'a gösterdiği bu yönü inanılmaz rahatsız edici. Tam şey klişesi işte: Esas kızın, esas oğlanı görünce tüm normalliğini yitirip aşırılaşması. Bu yüzden her şeye rağmen onu sevmek istesem ve bazen gerçekten onun için üzülsem de sevemedim. Kitaptan kırdığım bir puan, gerçekten sadece Hera için. O kadar itici ki bazı bölümlerde, tahammül sınırlarımı zorladı.
Çağlar ise onun aksine o kadar normal ki okurken yüzümde şapşal bir gülümseme oluşturup durdu. Gözümde kişisel sebeplerden ötürü kendisi Cedi Osman olarak canlanıp durdu zaten. Şarap içen bir profesyonel sporcu olması dışında dengesiz hiçbir yanı olmaması, Hera'yı anlamak için gösterdiği gayreti, uçlara asla çıkmayışı; Hera'nın aksine onu benimsememe sebep oldu. Her şeyin nasıl ilerleyeceğini merak ediyor, sonunun klişe olmasını tüm kalbimle umuyorum. Böyle bir karakter için klişe sonu bağrıma basarım, aksi beni üzer.
Genel olarak kitapla ilgili de düşüncelerim beğeni dolu. Kahraman anlatıcı bir hayli düzgün yansıtılmıştı, karakteri sevmememe rağmen okurken zevk alışım bunun en büyük örneği olsa gerek. Bazı noktalarda çok saçma detaylar yok değildi. Üniversiteyi bile bitirmemiş kızımızın "tezler" yazacak seviyede bir bilgisi olması ama bunun kendi içinde imkansızlığı yanında, bilgi seviyesinin sadece lahanayla sınırlı kalması gibi. Ailesini çooook seven kızımızın neredeyse finale kadar onları aklına bile getirmemesi gibi. Vücudunda çıkan morlukların can yakmaması gibi. Yani mantığını anlayamıyorum. Tamam, paranormal, eyvallah da morluklar sadece görsel mi? Yakın zamanda burnunu fena halde morartmış biri olarak şunu söyleyebilirim ki yaklaşık 1 hafta boyunca inanılmaz bir acı veriyor. Böyle ufak tefek şeyler var daha bir sürü ama üzerinde durmayacağım çünkü kitabı sevdim, devamını merak ediyorum ve ilk kitaplardan sonra yazarların kendini daha çok geliştireceğine inanıyorum. Bu yüzden umarım, ikinci kitabı bir an önce okuruz ve tüm sorularımın cevabını alır ve Hera'yı sevemesem de en azından rahatsızlığımı yenebilirim.
Not: Şu şömine sahnesinin gelmemesine de ayrı uyuz oldum, sevgiler.
This was a really good book.Hera was a mistery girl to number 10 and i really like their relationship.The ending was a big shock for me i was not expecting that,but i wish it didn’t end like that i would rather it to be only one book.Actually it says to be continued and like i said it’d be better as only one book.You should read it.
Son zamanlarda çok popüler olan Çemberin Altında kitabının yorumuyla geldiimm. Normalde tek günde bitirilebilecek bir kitaptı ama ben okul yüzünden 3 güne bölerek okudum. Bu yazardan okuduğum ilk kitaptı bu ama ona rağmen çok akıcıydı ve şaşırarak söylüyorum ki fazla klişe sahne yoktu. Yani bildiğim kadarıyla wattpadden çıkma bir kitap ama klasik "kötü çocuk" tiplemeleri yoktu. Sonunun zaten öyle olacağını ana karakterimiz olan Hera kendi ağızıyla söylüyor ama yine de biraz üzdü diyorum ve konusunu yazıyorum hemen. • Kitap Hera adlı fizyoterapistin en yakın arkadaşı Gizem'in zoruyla bir basket maçına gidişiyle başlıyor.Hera karakteri pek dışarı çıkmak istemeyen, çok neşeli ve heyecanlı olmayan birisi. Hera bazı insanlara bakınca onların gelecekleri hakkında görüşleri oluyor.Yani anlayacağınız üzere geleceği görebiliyor ve bu görüşleri bedeninde hemen kaybolmayan morluklar bırakıyor. Bu basket maçında Türkiye'nin gözdesi olan Çağlar Ataman'nın geleceğine dair bir kesit görüyor.Ve Ataman'ı bekleyen kötü sondan onu kurtarmaya karar veriyor. Çağlar Ataman'a gelirsek...10 Numara diye tanıyoruz kitapta onu daha çok. Kibar ve çok düşünceli bir yapıya sahip bir karakter. Basketbol onun her şeyi olduğunu söylüyor.Bir insanın kendisini sevecekse önce basketbolu sevmesi gerektiğini düşünüyor. • Çemberin Altında 4/5 🏀
Dışardan bakıldığında normal bir genç kurgu gibi gelsede çok güzel fantastik bir kitaptı. Hera, küçüklüğünden beri herkesin geleceği hakkında kesitler görebilmektedir ve geleceğinde kötü şeyler olacak insanları kurtaramamak Hera’nın kafasını çok karıştırır. Bir gün arkadaşıyla bir basket maçına giden Hera, Çağlar’ın geleceğinden de kesitler görür. Kitap konusu anlatmakta berbatım ama anlaşılmıştır herhalde. Çok akıcı ve güzel bir kitaptı, 1 gün olmadan bitirmiştim, hele şu sıkıcı ve evden pek çıkmadığımız günlerde kesinlikle okunum kafa dağıtılabilecek bir kitap. Yazarın dili güzeldi ne çok ağır bir dili vardı ne de çok basitti, yer şey yerli yerindeydi. Sonunda üzülsemde olması gereken bir sondu. Aksi, kitabı basitleştirir ve okuma isteği giderdi. Kitapta eleştirebileceğim hiç bir şey yok ve benim için kusursuz bir kitap. 2. kitabı heyecan ile bekliyorum yaşanacak o kadar çok şey var ki… Kesinlikle herkese tavsiye ettiğim bir kitap. Okuyun, okutun. Instagram Blog Hesabımdaki Gönderi İçin; https://www.instagram.com/p/CJYRebJBLNa/
Bu seri yorumu oldu ikisini birlikte yorumluyorum. Ama ilk kitap ikinci kitaptan daha güzeldi diye bir not düşeyim.
Çok fazla beklentimin olmadığı fakat gelecek görüşlerine sahip Hera’yı okumak istediğim için aldığım bir seriydi. Keyifli bir okuma oldu benim için ama daha iyi olabilirdi tabi ki. Çünkü seride bir basketbol maçı okumak istedim keşke olsaydı güzel olurdu. Özellikle basketbol tutkunu Çağlar’ın bir maçını okumak çok keyifli olurdu. Hera’nın başka insanlarda da görüş görmesi farklı olayların olmasını sağlardı bu fantastik yönü için hoş olurdu bence taksici amca ile olan gibi mesela ama daha pozitiflisi. Görüşlerin eksileri çoktu artılarını da görmek isterdim, ikinci kitaptaki bir an dışında görüşler pek bir işe yaramadı bence yaradığı anları okumak zevkli olurdu. İkinci kitap biraz olaysız geldi bana çünkü ilk kitapta da bitirilebilirdi diye düşündüm kapağı kapatınca. Çağlar’ın yaşadığı olay sonuçları ve Hera’nın da takımla ilgilenip Çağlar’ı kurtarmaya çalışması dışında bir şey olmadı bu bana uzun geldi daha dolu olabilirdi.
Her bir karakteri sevdim. Özellikle Çağlar’ın düşünceli, naif halleri her şeyiyle güzel bir karakterdi. Kitaptaki diyaloglar, takımın tatlılığı, karakterlerin birbirlerine olan destekleri, takımın sahada çalışma yaptığı anlar eğlenceli ve güzeldi. Seri akıcı ve sade bir anlatım diline sahip kendini çabuk okutturuyor. İkinci kitapta ilk kitaptaki soruların cevabını alıyoruz misal görüşlerin sebebi gibi. Onun dışında bazı küçük detaylar var mesela Hera’nın ailesi ile olan ilişkisi de tuhaf kaldı bende, daha anlamlı olmalıydı bence. Bunlar dışında çok fazla bir şey yok yani küçük şeyler dışında güzel bir okuma oldu benim için. Keyifli ve reading slump kurtarıcısı isteyenler için iyi bir kitap olabilir. Bir minik konusunu bırakayım aşağıya;
Gelecek hakkında görüşler gören ve her görüşte vücudunda morluklar çıkan Hera’nın, arkadaşı Gizem sayesinde gittiği bir basketbol maçında 10 numara Çağlar Ataman’ın geleceği ile ilgili talihsiz bir görüş görmesi ve onu kurtarmak istemesiyle başlıyor.
Yazarın kalemini ilk defa bu kitapla tanıştım.Yazarın dili sade ve oldukça akıcıydı 2 günde bitirdim kitabı.Sadece betimlemeler daha çok olmasını isterdim.Bunun haricinde kitabı beğendim konusu itibarıyla.En sevdiğim karakter tabi ki Çağlar oldu.Ayrıca ben basketbol oynamayı severim.Bu yüzden kitabın bu konuda geçmesi beni mutlu etti.Çağlar’ın düşünceli tavırları ile kitabın baştan sona beni şaşırtmayan karakter o oldu onu sevmemi sağlayan diğer nedenlerden biri de bu.Hera’ya gelecek olursam insanın geleceği görebilme ihtimali bunu gerçek hayatta nasıl sonuçlanabileceği hakkında fikir edinmemizi sağlıyor.Çok tatlı bir roman.Umursamaz,soğuk gözüken insanlar aslında en düşünceli insanlardır.Hera karakteri bunu yansıtıyor bize.Bu yeteneğinin sonucu yani insanlarda gördükleri özellikle Çağlar’da gördükleri başta hiç anlamadığım yerler oldu ve gördüğü sahneler biraz daha uzun olabilirdi.Sahnelerin çabuk bitmesinden dolayı anlamadım ama işin heyecanı bu olabilir çünkü ilerde neden öyle bir şey gördüğünü anladım.Bu olay örgüsünü denk getirebilmesi çok büyük bir şey o yüzden takdir ederim yazarı.Bunu belirtmeden geçemeyeceğim Gizem’e sonda sinir oldum.Bunu neden yaptığını umarım 2.kitapta öğreniriz.Yoksa Hera’nın onunla konuşmasını istemiyorum.Neyse kitap cidden çok kötü bitti.Bir duyguyla ifade edin deseniz o duyguya çaresizlik derdim.O yüzden 2.kitapta ne olacağını çok merak ediyorum.Seri iki kitaplık bir seri olacak ve 2.kitaba hemen başlamayı düşünüyorum.Bu seriyi kaçırmayın spor konulu kafa dağıtmadık hemen okuyabileceğiniz bir kitap.Tavsiye ederimm.
Bu seriyi üçüncü okuyuşum ve bu kitap benim için nedense özel çünkü hiçbir kitabı ben iki kere bile okumazken bu seriyi sürekli araya zaman koyarak okuyabileceğimi biliyorum. Şu an ikinci kitabı okuyorum ve birinci kitaptaki Çağlar Ataman’ın bir farklı olduğunu anladım. Ben bu seriyi tekrar okuyacak kadar neyi seviyorum bilmiyorum. Klasik değil veya herkesin abarttığı bir seri de değil çıtır çerez olarak görülenlerden ama beni bağlayan sanırım verdiği hissiyat, evreni çok seviyorum ben. Hala en sevdiğim kitap olarak kabul etmiyorum ama okumayı çok seviyorum.
Kurgusunu ve konu ilerleyişini çok sevdim ama kitap çok kısaydı. Başlangıç kitabının da ötesinde kısaydı bence. Hiçbir şey açığa kavuşmadan bitiverdi. İkinci kitabında daha fazla aydınlanma yaşarız diye umuyorum.
10/10 Kitaptan hiçbir beklentim olmamasına rağmen kesinlikle beni çok şaşırtan, güzel bir kurguya sahipti. Dili akıcı, olaylar sürükleyici olunca şipşak bitti kitap. İkinci kitabı bir an önce okumak için sabırsızlanıyorum...
Herşeyiyle çok güzel bir kitap anlatım dili, sürükleyiciliği... Okurken bir dizi izliyo gibiydim heyecanı, korkuyu, endişeyi gerçekten hissettiren bir kitap
Baya uzadi ara vererek okudugum icin.Acilmayavak diye cok korktum ama iyi ki birakmamisim cok tatli ve tahmin edilebilir de olsa gayet heyecanliydi bence begendim 💖
Ne yazmam gerektiğini bilmiyorum. Çok hoştu. Çağların sevgisi.. 10 üzerinden puanlamak isterdim. 7 falan verirdim.
5 verdim fakat değiştirmem gerektiğini düşündüm. Kitapta bir çaba vardı. -SPOİLER OLABILİR- Gerçekleşmeyeceği belli olan bir çaba. Sadece bundan kırdım. Ama çağlar...Onun naif sevgisi...
-13.01.2022- yine değiştiriyorum. Aslında böyle puan vermiyordum ama 4ünde haksızlık olduğunu düşünüyorum. O yüzden 4,5 diye düşünüyorum. Hatta 2. Kitabı içinde geçerli ama onu da değiştirmem garip kaçardı.
Bu seri benim en sevdiğim ikinci seri. Bu kitabı ilk okurkenki heyecanım da 100. kez okurkenki heyecanım da aynı olacak çünkü ben Çağlar ve Hera’nın ilişkisine aşığım. Hera’nın gelecekten kesit görüp Çağlar’ın hayatını kurtarmak için her şeyi riske atması ile başlıyor her şey. Hera, Çağlar’a daha yakın olup onu kurtarabilmek için o klübün fizyoterapisti olarak işe başlıyor. Kitabın ortalarında Çağlar ve Hera yakınlaşmaya başlıyor. Hera, Çağlar’ı görüşü yüzünden basketboldan vazgeçirmeye çalışsa da başarılı olamıyor. Kitabın sonunda ise Hera maçta bir sorun olmasın diye her şeyi kontrol etmeye giderken bir takım sorunlar yaşıyor ve maç başladıktan sonra ancak gidebiliyor ama iş işten geçmiş oluyor ve Çağlar sakatlanıyor. Hera yıkılıyor ve Çağlar (sanırım ilk kitaptaydı) Hera’nın görüşlerini öğreniyor. Her ne olursa olsun hayatımdan çıkaramayacağım bir kitaptır kendisi ve 10 Numara’nın yeri bende çok ayrıdır.
This entire review has been hidden because of spoilers.