Jump to ratings and reviews
Rate this book

Sisli Geceler

Rate this book
Sisli Geceler, Halide Nusret Zorlutuna’nın her eserinde olduğu gibi vatan sevgisi, kadının toplumsal konumu, aşk ve ahlak temalarını incelikle işlediği ve yazar olarak tanınmasını sağlayan en önemli eserlerinden biridir.

Bu romanda, kalabalık bir köşk halkını ve onların akrabalık ilişkilerini okuyoruz. Küçük yaşta anne ve babasını kaybeden Mine, ona kol kanat geren ağabeyi Kenan Bey ve eşi Sacide Hanım’la birlikte yaşamaktadır. Sacide Hanım, hem yengesi hem de teyzesinin kızıdır.

Sacide Hanım’ın kardeşleri Nüzhet ile Doktor Fikret ve eşi Zehra da bu kalabalık ailenin parçasıdır.

Halide Nusret, bir yandan Milli Mücadele yıllarının yangınını anlatırken, diğer yandan aşkı sorgular.

Aşkın tüm değer yargılarından daha üstün olduğunu düşünen Mine, bu kalabalık ailenin bütün yaşamını değiştirecektir.



(Tanıtım Bülteninden)

208 pages, Paperback

Published November 1, 2019

2 people want to read

About the author

Halide Nusret Zorlutuna

11 books5 followers
Halide Nusret Zorlutuna (1901, İstanbul - 10 Haziran 1984, İstanbul), Türk şair, yazar, öğretmen.
"Kadın yazarların annesi" olarak anılır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren Anadolu'nun birçok yerinde öğretmenlik yaptı. Öğretmenlik yıllarında öğrencileriyle edindiği tecrübeleri “Benim Küçük Dostlarım ” adını verdiği kitapla anlattı. Hece ölçüsünde hamasi şiirleri ve konuşulan Türkçe ile yazılmış romanları vardır. Romancı Emine Işınsu'nun annesi, yazar İsmet Kür'ün (1916–2013) ablası ve yazar Pınar Kür'ün teyzesidir.
1901 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Erzurumlu Zorluoğulları ailesinden gazeteci Mehmet Selim (daha sonraki adı ile Avnullah Kâzımî Bey), annesi Ayşe Nazlı Hanım'dır. Gazeteci Süleyman Tevfik Özzorluoğlu ise amcasıdır. Halide Nusret'in babası Avnullah Kazimi Bey, 1908 yılında "Fedekeran-i Millet Cemiyeti" adlı bir siyasi parti kurup muhalefete başladığı için İttihat ve Terakki Partisi yönetimi tarafından yıllarca sürgün ve zindan hayatı yaşamak zorunda bırakılmıştı; bu nedenle Halide Nusret çocukluğunda babasını çok az görebildi. Annesi, dedesi ve dayısı ile yaşadı. İlk eğitimini annesinden aldı.
Halide Hanım, 1924'te Edirne Muallim Mektebi'nde başladığı öğretmenlik görevini Kırklareli, Kars, Ardahan, Urfa, Karaman, İstanbul ve Ankara gibi yurdun çeşitli yerlerindeki liselerde sürdürmüştür. Öğretmenlikle ilgili anılarını "Benim Küçük Dostlarım" adlı kitabında topladı.
Halide Nusret, Küller adlı ilk romanını 19 yaşında iken kaleme almıştı. Milli Mecmua, Türk Kadını, Kadınlar Dünyası, Aydabir, Salon Mecmuası, Çınaraltı, Çağrı, Hilâl, Defne, Hisar, Ayşe, Töre, Türk Edebiyatı dergilerinde ve Vakit, Zafer, Kudret, Haber, Yeni İstanbul, Sabah, Hürriyet gazetelerinde yazılar yayımladı. 1923'te yayımladığı Hanım Mektupları adlı eseri ile edebiyat dünyasında ilgi uyandırdı.
Şiir yazmaya mütareke yıllarında başladı. Türk Kurtuluş Savaşı'nın etkisi ve heyacanıyla millî edebiyat akımına katıldı. Millî duygularla kaleme aldığı “Git Bahar" adlı şiiri tanınmasını sağladı. Millî edebiyat akımı içinde değerlendirilen şiirlerinde hececi anlayışa bağlı kaldı. Ünlü şair Yahya Kemal'in şiirlerini ezberlediği ender şairlerden birisi olarak bilinir.
Halide Nusret'in sahnelenmemiş ancak basılmış piyesleri de vardır. Bazılarının adları şunlardır: Hatırsaymaz Kaymakam, Peçe ve Kafes, Rüzgârdaki Yaprak, Suçlu Kim?, Asıl Aşk, Ali Usta'nın Torunları, Gecekondu Gülleri.
Halide Nusret, genç yaşlarından itibaren sosyal kuruluşlarda ve hayır cemiyetlerinde çalıştı. Türk Kadınlar Birliği, Türk Ocakları, Halkevleri, Muallimler Birliği, Yardım Sevenler Derneği, Söroptomistler, Çocuk Haklarını Müdafaa Cemiyeti ve Çocuk Esirgeme Kurumu(Himaye-i Etfal Cemiyeti) yönetim kurullarında uzun yıllar hizmet verdi. 1959'da Türk Anneler Derneği'ni kuruluşuna öncülük etti. Türk Dil Kurumunun da kurucu üyelerindendi.
1975 yılı Birleşmiş Milletler tarafından “kadın yılı” olarak ilan edildiğinde “Kadının Sosyal Hayatını İnceleme ve Araştırma Derneği” tarafından düzenlenen sergi ve toplantıda Halide Nusret’e “Ümmü'l-Muharrirat” (kadın yazarların annesi) unvanı verildi. 1976’da 75 yaşını doldurması nedeniyle onuruna jübile düzenlendi. Oturduğu sokağın adı “Şairler Sokağı” 1983 yılında ise Basın Yayın Genel Müdürlüğü ile Türk Basın Birliği tarafından “Basın Mesleği’nde 50 Yıl Şerefli Hizmet” belgesiyle plaket verildi.
Halide Nusret Zorlutuna, 10 Haziran 1984 günü İstanbul'da öldü. Cenazesi Cebeci Mezarlığı'na defnedildi.
Halide Nusret Zorlutuna Özel Arşivi Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı'ndadır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
2 (22%)
4 stars
0 (0%)
3 stars
3 (33%)
2 stars
4 (44%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 3 of 3 reviews
Profile Image for Rüçhan.
377 reviews7 followers
June 7, 2020
Sisli Geceler, yazın tarihimizde "Ümm'ül Muharrirat" yani "kadın yazarların annesi" pâyesiyle onurlandırılan Halide Nusret Zorlutuna ile tanışma kitabımdı. Bu kitapla birlikte diğer kitaplarını da kesin olarak okumaya karar verdim. Pişman olmayacağıma eminim. Son derece akıcı bir dili varmış Zorlutuna'nın. Ayrıca yazıldığı döneme göre (1922) çok ama çok yalın bir dili var. Sadeleştirilmemiş metinden okumama karşın -ki sadeleştirmeye zaten hiç gerek yok- kullanımdan kalkmış eski sözcükler neredeyse yok gibiydi.

Millî Mücadele döneminde işgal altındaki İstanbul'un büyükçe bir konağında yaşayan geniş bir ailenin çapraşık bir aşk ağıyla örülmüş hikâyesini anlatıyor Sisli Geceler. Böyle özetleyince son derece sıradan, daha önce yazılmış yüzlerce romana benzer bir konu çıkıyor ortaya. Fakat, kitabın ancak sonuna geldiğinizde asıl konunun farkına varıyorsunuz: "Sevmiş olan bir kadın bağışlar, fakat asla unutmaz"

Kitabı okurken, kitabın başkişisinin hırçın ve bunalımlı Mine olduğunu düşünüyorsunuz. Fakat sona gelince anlaşılıyor ki, kitap bu çapraşık aşklar ağının tek gerçek kurbanı olan gelin Zehra'nın kitabıymış. Her ne kadar okuru öfkelendiren bir karakter olsa da, onun da kendini "başkasının hatırına" kendini yakmış bedbaht bir kadın olduğunu anlıyorsunuz.

Söylediklerim okumayan için pek bir anlam ifade etmeyebilir, buradan sonrası kitabın özeti olacak:

- Mine ve Kenan kardeştir. Anne ve babaları erken yaşta ölmüş teyzeleri Münire Hanım'ın yanında büyümüşlerdir. Münire Hanım onları evlatlarından ayırmamıştır.
- Kenan, teyzesinin kızı yani kuzeni Sacide'yle evlidir. Mine, hem kuzini hem yengesi olan Sacide'nin elinde büyüdüğünden ona "abla" der ve aralarında gerçekten abla-kardeş bağı vardır.
- Mine, güzeller güzeli bir genç kızdır. "Mineçiçeği kadar güzel" olduğundan Minâ olan adı aile içinde Mine olmuştur. Genç yaşta öksüz ve yetim kalmasının da etkisiyle zayıf bünyeli, asabi ve biraz şımarıktır.
- Evde aynı zamanda, iki kuzenleri daha yaşamaktadır: Fikret ve Nüzhet. Nüzhet Mine'ye âşıktır. Mine'nin bundan haberi yoktur. Fikret ise tıbbiyeden doktor çıkmıştır.
- Fikret, çalıştığı hastanede kâtibe olarak çalışan genç kız Zehra'yla evlenmeye karar verir. Kitap boyunca Fikret'in samimi bir aşkla Zehra'yı sevdiği gözlemlenir. Fikret ve Zehra evlenince Anadolu'daki mücadeleye destek için Ankara'ya geçer ve orada çalışırlar.
- Teyze Münire Hanım hastalanır ve ölmeden önce Mine'ye, Nüzhet'le evlenmesini vasiyet eder. Mine bu vasiyetin ağırlığıyla ne yapacağını şaşırır. Annesinin ve teyzesinin sürekli düşlerine girip bunu ondan istemesi nedeniyle bir hayat arkadaşı olarak sevmediği kuzeniyle evliliği kabul eder.
- Fikret ve Zehra'nın İstanbul'a dönüp onlarla birlikte yaşamaya başlamasıyla işler karmaşıklaşır. Gözden ırak olan gönülden ırak olur ama böyle iç içe bir yaşantı başlayınca zemberekler boşalır.
- Gelin Zehra, Mine'nin günlüğünden onun kocasına olan tüm duygularını öğrenir. Mine'nin kocası Nüzhet'e karşı olan soğukluğundan kuşkulanan kuzeni Fikret, onun bir başkasını sevdiğini düşünmektedir.
- Bir akşam, Fikret "sen başkasını mı seviyorsun?" sorusunu kuzeni Mine'ye yöneltir ve konuşma Mine'nin kendisine olan aşkını itirafıyla sonlanır. İlginç olan nokta şu ki, kitap boyunca hiçbir belirtisi görülmemesine karşın, Fikret de eskiden beri Mine'ye âşık olduğunu söyler Eşi Zehra kucağında bebeğiyle tüm konuşulanları kapıda duyar ve tüm mağrurluğuyla aradan çekilip gider.
- Kitabın çözüm bölümünde anlaşılıyor ki, o gece Mine denize atlayarak intihar etmiştir. Sevilmemiş bedbaht kocası Nüzhet her şeyi bırakarak Millî Mücadele'ye katılmış, bütün varlığını bir okul yaptırması için Zehra Yengesine bırakmış ve şehit olmuştur.
- Mine'nin intiharı ve karısının terk edişiyle yataklara düşen Fikret, iyileşince Zehra onu bağışlamıştır. Bağışlamış ancak Fikret'in yaptıklarını hiç unutmamıştır. Fikret bunun ezikliğiyle, Zehra acısıyla birlikte yaşamayı sürdürmüş ve bir çocuk sahibi daha olmuşlardır.

Kitabın ana konusunu oluşturmamasına; hatta aşırı derecede geri planda kalmış olmasına karşın Millî Mücadele dönemine yapılan az sayıdaki gönderme bile insanın kalbine dokunmaya yetecek türdendi. Doğruyu söylemek gerekirse kuzenler arasında gönül ilişkileriyle dolu olan bu kitapta hoşa gidebilecek tek şey zaten vatan için gösterilen mücadeleyle gelin Zehra'nın hiçbir zaman bozulmayan vakur duruşu.

Eski romanları okumayı en çok bu bakımdan seviyorum. Geçmişte yaşamış insanların değer yargılarını, kabul ve tahammül sınırlarını bu romanlar dışında bir yerden öğrenme şansımız yok. Kuzenlerarası evlilik ülkemizin kırsal kesiminde var olan bir olgu, bunu biliyorum. Fakat İstanbul gibi bir yerde, zengin ve eğitimli bir ailede bile bunun yaşanabilmesine açıkçası şaşırdım. Demek bazı değer yargılarımız değişeli çok da uzun zaman olmamış.
Profile Image for Amene Mohammadi.
94 reviews
March 22, 2022
Halide Nusret Zorluta'nın düşüncelerini anlamak ve tanımak için iyi bir kitap. Tabii bir şaheser değildir. Ama bir kadın yazarın döneme nazaran daha modern bir düşünceye sahip olmasının göstergesidir.


Asıl puan: 2.5
1 review
January 9, 2019
Dümdüz, çok klasik, tam yazıldığı zamana uygun genel konular ama akıcı ve sıkıcı değil.
Displaying 1 - 3 of 3 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.