Ahmet Şık is a Turkish investigative journalist, the author of several books, a trade unionist, and member of Parliament in Turkey. His book, The Imam's Army, investigating the controversial Gülen movement of the Islamic preacher Fethullah Gülen, led to his detention for a year in 2011–2012 and the book's being seized and banned. He remains under indictment in the OdaTV case of the Ergenekon trials; his cause has been taken up by English PEN, an association of writers fighting for freedom of expression. In 2016, the prosecutor in this case requested Şık's acquittal.On 29 December 2016, Şık was taken into custody once again on charges of "propaganda of terrorist organisations", with reference to 11 tweets that he had published. The following day, an Istanbul judge ordered Ahmet's arrest. According to lawyers, Şık was denied access to legal advice, held in solitary confinement, and not given drinking water for three days.
“Cumhuriyet gazetesinde aradığınız örgüt, siyasi parti kılığında ülkeyi yönetiyor. Sahibinin sesi medyası da bu organize kötülük örgütünün yalanlarını gerçekmiş gibi sunuyor. Suçlarını perdeleyip, kötülüğün yaygınlaşıp sıradanlaşması görevini yerine getiriyor. Yani örgüt propagandası yapıyor.
Çünkü en bilinen hakikat tüm çarpıklığıyla bir kez daha karşımızda duruyor: Suç dünyanın en güçlü zamkıdır. Siyasi iktidar, bürokrasi, yargı, talancı sermaye ve sahibinin sesi olmuş medyayı birbirine yapıştıran da bu zamktır.
Bu kirli düzen, bu suç hanedanlığı hep sürecek zannedenler yanılıyorlar. Tarihin sayfalarını karartan tüm diktatörlüklerde olduğu gibi, kinlerinin ve hırslarının doymak bilmez açlığıyla yol almaya çalışanlar her zaman kendi sonunu hazırlar. Taşlarını kendi döşedikleri cehennemlerine vardıklarındaysa o görkemli küstahlıktan, akılları kör eden kibirden eser kalmaz.
Kimsenin kuşkusu olmasın, tüm kişi ve kurumlarıyla organize kötülük örgütünün bu ablukası dağılacak.
…
Bu karanlık günlerde ihtiyacımız olan daha fazla hakikat kaybı değil. Her şeyden çok ve daha fazla gerçeklere ihtiyacımız var. Bu yüzden hakikate kendimden daha fazla saygı duymaya da, inkarcı biat kadrolarına dahil olmayı reddetmeye de devam edeceğim.
Bunun için bir bedel ödemek gerektiği ortada. Ama sanmayın ki bu bizi korkutuyor. Ne ben, ne de dostları olmaktan gurur duyduğum ‘Dışardaki Gazeteciler’ her kim olursanız olun hiçbirinizden korkmuyoruz. Çünkü zorbaları en çok korkutanın cesaret olduğunu biliyoruz.
Ve zorbalar da şunu bilsin ki, hiçbir zalimlik, tarihin akışını engelleyemez.
Ahmet Şık'ın Cumhuriyet davası kapsamında tutuklanıp yargılandığı süreçte, mahkeme heyeti karşısında yaptığı savunma metinlerinden oluşuyor kitap. Ancak sıradan bir savunma metni olmanın çok ötesinde... Bir araştırmacı gazetecinin, kendisi hakkındaki savcı iddianamesinin altını üstüne getirdiği, tüm delikleri bir bir ortaya koyup net bir şekilde kendisi hakkındaki suçlamaları çürüttüğü bir hukuk metni.
Gazetecilik nasıl yapılır görmek, öğrenmek isteyenlerin okuması gereken bir kitap. Hukuk nedir, kime hizmet eder, iktidar hukuk adamlarından nasıl yararlanır öğrenmek isteyenlerin okuması gereken bir kitap. Türkiye'nin son yıllarına damgasını vuran cemaat-akp kavgasında hangi illegal, hukuk dışı yollar kullanılıyor, medya ve adalet bu süreçlere nasıl alet ediliyor bunları merak edenlerin de okuması gereken bir kitap. Kısaca okunması gereken bir kitap. Tıpkı Şık'ın diğer kitapları gibi.
Ahmet Şık'ın 24 Temmuz 2017 ve 25 Aralık 2017'de yaptığı (27. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince engellenen beyanı) savunmalar kitap haline getirilmiş. Türk adalat tarihi trajedisi olarak ciddi bir kaynak eser. Bütün suçlamalar ve ilgili metinler de kitaba kara mizah olarak eklenmiş. Gerçekten savunma değil iktidarın cevap vermesi gereken ithamlar.
Kitap, Ahmet Şık'ın kendisine karşı açılan davalarda yaptığı savunmalarını (ona göre ithamları, çünkü savunma yapması gerekenin onu suçlayanlar olduğunu söylüyor.) içeriyor. Davanın tüm ayrıntılarını barındıran tutanaklar bütünü olarak görsek daha doğru olur sanırım.