Jump to ratings and reviews
Rate this book

Doğu Seyahatnamesi - Bir Dominikan Keşişin Anadolu ve Ortadoğu Yolculuğu, 1289-1291

Rate this book
13. Yüzyılın sonlarında Oradoğu'ya yolculuk

Ricoldus de Monte Crucis'in dürüst ve nispeten tarafsız bir dille kaleme aldığı seyahatnamesi, Ortadoğu'daki Latin varlığının sona erdiği, Moğol istilası sonrası bölgenin istikrara kavuşmaya başladığı ve o coğrafyaya sonraki yüzyıllarda hâkim olacak aktörlerin ortaya çıktığı bir dönemin panoramasını çizmesi bakımından oldukça değerli bir eser. Bunun yanı sıra, Müslüman dünyasına yönelik militarist perspektifin dışına çıkarak, sonraki 300 yıl Doğu-Batı dikotomisinin yönünü belirleyen bir kaynak ve oryantalizmin öncülü olmasıyla da Doğu Seyahatnamesi mutlaka okunmayı, anlaşılmayı bekliyor. Müslüman inancına fazla müsamahakâr bakmasa da kendisinden önce, İslam'ın reddiyesi üzerine yazan dindaşı teologların düştükleri hataya düşmeyerek, İslam'ın sapkınlık değil apayrı bir din olduğu gerçeğini ortaya çıkardığı düşünülünce, Ricoldus'un bölgeye ve insanına bakışını apayrı bir yere koymak gerekiyor.

1240'larda Tiflis'te faaliyete başlayıp Ortadoğu'yu kendine faaliyet alanı olarak belirleyen Dominikan Tarikatı, zamanla görev sahasını Tebriz'e kadar genişletmiştir. Tarikatın Anadolu ve Ortadoğu toprakları hakkında bilgi almak ve misyonerlik faaliyetlerinde bulunmak üzere görevlendirdiği keşişlerden biri de Ricoldus de Monte Crucis'tir. Kutsal Topraklardan başlayan yolculuğunu Kilikya, Doğu Anadolu, Azerbaycan, İran ve Irak'ta sürdürüp Bağdat'ta sonlandıran Ricoldus, yazdığı eserle Ortadoğu halkları ve gelenekleri üzerine benzersiz bir kaynak ortaya koymuştur. 1289-1291 yıllarında keşişin Bağdat'ta olduğu günlerde yazdığı ve orijinal ismi LiberPeregrinationis in PartibusOrientis olan Doğu Seyahatnamesi, Bağdat'ın Moğol işgali altındaki dönemini anlatan kısımlarıyla da modern tarih yazımını aratmayan Batılı kaynakların başında gelmekte.
Ahmet Deniz Altunbaş'ın Latince aslından çevirdiği ve notlandırdığıDoğu Seyahatnamesi, Suriye, Celile, Tiberya, Yafa, Kudüs, Ürdün, Filistin, Trablusşam, Tartus, Kilikya, Yumurtalık, Toroslar, Sivas, Erzurum, Ağrı, Tebriz, Bağdat, Musul, Tikrit gibi dünyada benzersizliğini hâlâ koruyan Ortadoğu ve Mezopotamya diyarlarının kendine has çok kültürlü atmosferini başarıyla yansıtıyor ve bugün de ilgiyle okunmayı fazlasıyla hak ediyor.

95 pages, Paperback

First published January 1, 1291

1 person is currently reading
64 people want to read

About the author

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
33 (26%)
4 stars
49 (38%)
3 stars
34 (26%)
2 stars
7 (5%)
1 star
3 (2%)
Displaying 1 - 18 of 18 reviews
Profile Image for Metin Yılmaz.
1,080 reviews129 followers
July 29, 2018
Sevdiğim tarz seyahatnamelerden biri Doğu Seyahatnamesi. Az biraz yanlışlıklar olsa da güzel bir kitap. Özellikle o dönemleri yansıtması açısından kaçırılmaması gereken metinlerden. Tabi yazan kişinin din adamı olması yüzünden din ağırlıklı bir anlatım söz konusu. Betimlemeler ve beşeri yaşayışın anlatımı genellikle din üzerinden yapılmakta.
Profile Image for Caterina.
1,216 reviews61 followers
July 8, 2018
Değerli hocam link: @ricoldus 'un bizlere kazandırdığı, bir solukta okunan, öğretici olduğu kadar düşündüren yanları da bulunan eseri.

Hazırlanma sürecinde titizlikle çalışıldığı belli zira dipnotlar sayesinde başka bir kaynağa ihtiyaç duyulmaksızın ilerleme sağlanabiliyor. Benim gibi teolojik terminolojiye aşina olmayanlar anlatıdaki bazı konularda ayrıca araştırma heyecanına kapılacaklardır.

Önsöz bölümünde yazılmış olan

... Haçlı varlığının birkaç küçük merkez dışında son bulduğu, Moğol istilasının yaşattığı siyasi istikrarsızlığın yerini göreceli bir denge haline bıraktığı bu dönem aynı zamanda Hristiyan aleminin Müslüman coğrafyaya ilk defa objektif ve antagonizmden uzak bir perspektifle bakmaya başladığı, diplomatik ve dini misyonların sıklaştığı döneme tekabül etmektedir...


cümleleri eserin değerini okuruna en baştan hatırlatır nitelikte.

Okur notu:
Antagonizm, düşman olma durumu...

Ricoldus'un bu seyahat deneyiminden oldukça etkilendiği, İsa'nın çarmıha gerildiği Golgota Tepesi'ndeyken aile soyadı Pennini'iy kullanmayı bırakıp, ömrünün sonuna dek Monte Crucis (Haç Tepesi) mahlasını kullanmaya başlamasından anlaşılmaktadır.

Cümlesinden seyahatin Ricoldus'un yaşamında yaptığı değişikliği anlamak mümkün. Seyyahımız yola çıkmadan önce Marco Polo gibi dönemin önemli isimlerin ilgili eserlerini okuyarak hazırlık yapmış. Bu sayede olaylara geniş bir açıyla bakabilmiş.

Buradan sonrası benim kendim için tuttuğum notlar.

Profile Image for Yusuf.
273 reviews41 followers
March 30, 2020
Gittiği her yerde kâfir görmese ya da kimin neden kâfir olduğunu açıklamak dışında da ilgileri olsa daha ilgi çekici bir seyahatname olurdu. Bu haliyle ortaçağda fundamentalist bir Katolik rahip ötekiyle karşılaşınca ne görür sorusunun cevabı gibi olmuş bu seyahatname. Yine de gönlümden üçten fazlası kopmadı. Storytel'den dinledim.
Profile Image for Yasemin Macar.
277 reviews13 followers
May 12, 2025
Yazarının din adamı olması münasebetiyle dinler hakkında çok fazla detayda barındırsa da keyifli bir okumaydı. Tatarlar ve Moğollar hakkında verdiği bilgiler güzeldi.
Profile Image for Özge Kurbetoglu.
63 reviews14 followers
September 28, 2018
12.-13. Yuzyillara yolculuk
Bir kesisin gozunden Anadolu-Ortadogu toplumlari, irklari, yasayis ve inanislari
Kesinlikle okunmasi gereken bir kitap
Islam ile ilgili dusunceleri beni benden aldi, Islam’in ozunu bir kesis sayesinde yeniden hatirlamis bulundum
Profile Image for Seyyah Kudema.
88 reviews
July 24, 2018
Kısa süre içinde okunan çok keyifli bir kitaptı. Bu kitabı dilimize kazandıran Ahmet Deniz Altunbaş'a çok teşekkür ediyorum.
Profile Image for Evren.
60 reviews8 followers
April 4, 2023
Seyahatnameler, yazıldığı dönemde belki sadece mekansal bir aktarım anlamına geliyordu ama şu anda bu seyahatnamelerin zamansal aktarım boyutu bizim için galiba çok daha önemli. Bu sayede, belli coğrafyadaki, belli dinsel ve kültürel dönüşümleri görmek ve dönemin siyasi/sosyal iklimini anlamak mümkün hale geliyor. Beni mesleki olarak ilgilendiren en önemli unsurlardan biri de, geçmiş zaman seyahatnamelerinin neredeyse tamamının aslında aynı zamanda birer sefaretname olması. Gerçi çok az seyahatname yazarı, yaptığı diplomasi işini diğer unsurlar kadar açık seçik kaydediyor. Bunun bir nedeni yapılan işin gizliliği, diğer nedeni ise muhtemelen kendisini görevlendiren siyasi idareye sunulmak üzere bir tezkerenin ayrıca zaten yazılıyor olması. Ne olursa olsun, asırlar üzerinden uzanıp, elçilik mesleğinin bir duayeninin elini tutmak mutluluk verici.

Üstad Ricoldus da, aslında bir dereceye kadar halen birbirine sıkı sıkıya bağlı dini-diplomatik iki misyonu yerine getirmek amacıyla, İslam Dünyası'nın muhtelif merkezleri olan Kudüs ve havalisi, Kilikya, Anadolu, Azerbaycan, İran ve Bağdat'a yaptığı ziyaretleri kaleme almış (1288-1291).

Söz konusu dini-diplomatik misyonlardan ilki, Katolik (ve daha sonra Protestan) Hristiyanlığın, sapkın olarak tanımladığı Doğu Kiliselerini teolojik ve elbette politik olarak egemenliği altına alma arzusudur. O dönemde Ricoldus'un yaka paça hırpalanmasıyla sonuçlanacak bu çaba daha yüzyıllar boyu çok su (ve kan) götürecektir.

İkinci misyon ise, Ricoldus'un bu ziyareti yaptığı dönem göz önünde bulundurulduğunda daha da anlam kazanıyor. Bu dönemde önce 1204'te 4. Haçlı Seferi ile Katolik ve Ortodoks Hristiyanlık arasında bir daha çözümlenemeyecek bir düşmanlık girdi. Ardından Moğolların Asya'nın bir ucundan, birçok medeniyeti önüne katıp gelmesiyle yaşanan türbülansta güç dengeleri yeniden tanımlandı. Haçlı Seferleri'yle vücut bulan İslam-Hristiyanlık savaşlarıyla tanımlanan "çift kutuplu" dünya, Abbasi Başkenti Bağdat'ın düşmesi ve Selçukluların da bu büyük güce tabi olmasıyla birden bire yok olunca, birçok yerde güç boşlukları oluştu ve bölünmüş yapılar ortaya çıktı. Bu boşlukları ise Batı dünyasından özellikle daha kurumsal yapıya sahip Hristiyan tarikatlarının doldurma çabasını görüyoruz. Bu tarikatların bir amacı da Müslümanlarla devam eden mücadelelerinde Moğolların aradığı ittifak imkanlarını araştırmak, onlarla karşılıklı destek anlaşmaları yapmaktı. Nitekim 1305'te Moğol İmparatoru Olcayto'nun Fransa Kralı Güzel Filip'e (Philippe Le Bel) yazdığı, ittifak teklif eden mektup bu gayretlerin bir sonucu olarak okunabilir. Ricoldus'un ise ittifak arayışından daha iddialı bir stratejik amacı olduğunu görüyoruz: Moğolları Hristiyan yaparak ittifak işini kökten çözmek istiyor ama amacına ulaşamıyor.

Bu arada, bu Hristiyan çabalarından bence en etkileyici olanı yine aşağı yukarı aynı dönemde, yani 13. yüzyıl sonu, 14. yüzyıl başında Kırım'da Kumanlarla temas eden Katolik misyonerlerinin, Kuman dilini kayıt altın aldıkları "Codex Cumanicus"u yazmalarıdır, ama o da ayrı bir konu.

Seyahatnamenin neredeyse yarısı, bir din adamının o güne kadar kutsal kitaplarında okuduğu coğrafyayı keşfinin hikayesidir. Bu buluşmanın özlemini, hayatı boyunca hiç görmediği bir coğrafyaya dini veya dünyevi nedenlerle hasret duyarak büyüyenler, hakkında her şeyi okuyanlar, araştıranlar iyi bilirler. Onun için, her adımında Eski Ahit Peygamberlerinin, Hazreti İsa'nın ve Havariyyun'un izlerini arayan bu adama, Müslümanlara yönelik sapkınca önyargılarının elverdiği ölçüde sempatiyle bakarsınız. Gerçi Ricaldus, yeri geldiğinde Müslümanların bazı niteliklerini methetmeden de yapamaz ama bunu "Müslümanları övmekten ziyade Hristiyanları utandırmak amacıyla yaptığını" da tasrih eder, herhangi bir yanlış anlamaya mahal vermemek için.

Eserin diğer yarısında ise Ricoldus temas ettiği milletlere ve bunların birbirleriyle ilişkilerine dair gözlemlerine yer veriyor: "Türkler Yunalardan nefret ederler; Yunanlar Türklerden korkarlar; Tatarlar (Moğollar) tavşana hürmet ederler ama onu yerler; Bütün diğer Doğu milletlerine boyun eğdiren Tatarlar bile Kürtleri dize getiremezler; Kürtler bütün Hristiyanlardan ve bilhassa Fransızlardan nefret ederler." türü gözlemler yer yer tebessüm ettiriyor.

Çeviriyi ve tashihi güçlü buldum. Ahmet Deniz Altunbaş'ı ve editör Rıfat Özçöllü'yü tebrik ediyorum. Maalesef yayın evlerimizin çoğunda bu titizlik yok. Kronik sadece iyi işler yapmakla kalmıyor; işini de iyi yapıyor. Yalnız çevirmene "Dominiken" yerine neden "Dominikan" ifadesini tercih ettiğini sormak isterdim. Bu ifadeler dilimize, yanılmıyorsam Fransızcadan geçtiği için "Dominicain" karşılığı olarak "Dominiken" telaffuz edilir. Sanırım "Dominikan" aynı ifadenin İngilizceden alınmış şekli olsa gerek. Çok da önemli değil; neticede tercih meselesidir ama kitapta "Fransiskan" değil "Fransisken" kullanılması yeknesaklık bakımından dikkatimi çekti.
Profile Image for Kubilay Özdemir.
287 reviews6 followers
July 31, 2025
Önsözde de altı çizildiği gibi dönemin Katolik Kilisesi'nin genel görüşü olarak bırakın diğer dinleri, Hristiyanlıktaki diğer mezhepleri bile sapkın olarak gören bir zihniyet söz konusuyken çoğunluğu Müslüman olan coğrafyaları ziyaret etmiş bir rahibin seyahatine dair böylesi yukarıdan bakan bir yazın kaleme almasını çok doğal karşılıyorum. Hatta aksine, bu kadar büyük önyargılarla giden bir insanın (bahsedilen insan Katolik bir rahip) Müslümanları takdir etmesi, -biraz da hasetlenerek- örnek alınası davranışlar sergilediklerini söylemesi ve kendi dindaşlarını da bu iyi davranışlarından uzaklaştıkları için eleştirmesi dönemine göre bence fazlasıyla takdir edilesi bir davranış.

Ricoldus'a getirilen -bence- yersiz eleştirileri bir kenara bırakırsak eğer, ziyaret ettiği kentlerdeki yaşayan insanlara, onların yaşayış biçimlerine ve -misyoner olarak gitmesi münasebetiyle- dini inanışları ve dinin hayatlarında işgal ettiği yere dair çok iyi ışık tutan önemli bir eser olarak görüyorum. Biraz fazla saldırgan davrandığı yerlerde de tebessüm ettiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Alınmak yerine tebessümle karşılamak daha doğru bir davranış olsa gerek.

Keşke daha fazla bu tarz eserler Türkçemize kazandırılsa da aynı zevkle okumaya devam edebilsek.
Profile Image for Mehmet Eroğlu.
Author 7 books32 followers
April 24, 2019
Kısmen tarafsız diyeceğim bir seyahatname kitabı. Kısmen diyorum çünkü, toplumların üçüncü şahıs tarafından gözlemlendiği devir ile toplumu düşünmek gerekir. Avrupanın ortaçağ dönemini yaşadığı bir devirde, doğu seyahati yapan hiristiyan din adamı ne görebilir? Eğer bu dönemde bir de Timur Ankara'ya kadar gelip, Bağdat'ı yakıp yıkmasından sonra ise neler görecek ki. İslam toplumunun yönetim kademesi, zevk-u sefa yahut güçsüz perişan halde yenilmiştir. Taşradakiler de samimi şekilde varanları uğruna canlarını feda etmiş. Varını yoğunu heba etmiş vaziyettedir. İlim adamları oldukça üstün halkın ahlakı çok saf ve temizdir. Bu şekilde bir islam coğrafyasını gezer. Halifenin Bağdat'daki son 3 gününü anlatırken diyecek bir şey bulamazsın. Seyyahımız halkın dini inancının sosyal yaşama nasıl da güzel döndüğünü samimiyetle görür. Eleştirel yaklaşılabilir eğer zihnimizdeki toplum ile uyuşmuyorsa yada bugünle kıyaslar. Seyahat devrine göre düşünmek gerekir diye düşünüyorum.
Profile Image for Mustafa Aiglon.
155 reviews6 followers
November 16, 2020
Tamam her eser yazıldığı döneme göre değerlendirilmeli. Bak bu konuda tamamım. Ama arkadaş bu abi nasıl bir ırkçıymış arkadaş. Bütün ortadoğu halklarının içinden geçmiş. Hepsi yaratılıştan kötü ve sapkınmış. Bir tek dominikan rahipleri sütten ak kaşıkmış. Adamın övgüsü bile laf sokmalı falan. Hayır bir de narsist. Kimsede yok bundaki hitabet, kimsede yok bundaki iman. Biri de çıkıp nasıl katletmez bu adamı o çağda hayret :)
Profile Image for Şahabettin A..
194 reviews2 followers
October 21, 2025
Çok yanlı taraflı, karşıt bir din görüşünden bir görevlisi olmasına rağmen bazı İslam’ın bölümleri de var genel olarak eğer doğruysa o zamanları anlamak için güzel bir gözlem kitabı fakat bazı abartmalarında olduğunu hissediyorsunuz. Yine de çok az kaynağın olduğu bir süreçle ilgili bilgilendirici bir çalışma.
Orijinal yazmanın bulunmadigi kitabın başında bahsediyorlar zaten Fransızca bir yayından çevrilmiş
22 reviews
November 6, 2020
tam moğol yıkımı sırasında verdiği tasvirler açısından önemli. 1 seneye yakın bağdatta kalıp, arapça öğrenip İslamı, sapkın bir nasturi mezhebi değil, ayrı bir din olarak tanıması dönemi açısından önemli
Profile Image for Bane Cronotse.
120 reviews1 follower
November 5, 2022
Tarihi bir vesika olması, bizzat o dönemde bir keşişin gözünden yazılması açısından çok iyi bir eser. Türklerden bahsediyor, Kürtlerden bahsediyor, İranlılardan bahsediyor, karşılaştığı her türlü milleti detaylı şekilde tasvir ediyor. Okunası.
Profile Image for Terss.
660 reviews36 followers
May 11, 2024
Tam bir Hristiyanlık propagandası yapmış yazar. Okumaya başlamadan önce daha objektif bir bakış beklemiştim. Ancak ne yazık ki sonuç hüsran. Barbar müslüman ifadesi İsa'dan daha çok geçiyor olabilir kitapta.
Profile Image for Sema.
25 reviews1 follower
May 11, 2020
İçinde birçok tarihi hata ve abartı barındırsa da - yazarının tarihçi değil misyonerlik yapan bir keşiş olmasından kaynaklı - döneme ışık tutan bir yapıt olduğunu düşünüyorum. Sıkılmadan okudum.
Profile Image for Emre.
27 reviews
January 20, 2021
Temiz bir çeviri ile Türkçeye kazandırılan bu eser kısa ve öz olması hasebiyle bir oturuşta bitirilen kitaplardan birisidir. Oryantalist bakışın yazıya döküldüğü ilk metinlerden olmasıyla başka bir değerini gözler önüne seren bu çalışmayı tavsiye ederim.
Displaying 1 - 18 of 18 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.