Osmanlılar ve Afrika Talanı, Osmanlı İmparatorluğu’nun emperyalizm çağındaki yayılmacılık gayretlerini ele alan ilk çalışma. Okuru II. Abdülhamid’in iktidarının ikinci yarısında İstanbul’dan Berlin’e, doğu Sahra’ya, Çad Gölü havzasına, Hicaz’a ve sonra yeniden İstanbul’a götüren kitap, Osmanlıların giriştiği “yeni” türden bir rekabetçi emperyalizm denemesine ve bu stratejinin kıtalar arası sonuçlarına eğiliyor. Mostafa Minawi, daha önce kullanılmamış arşiv kaynaklarına dayanarak, Osmanlıların Berlin Konferansı’na (1884-85) ve Afrika’da cereyan eden şiddetli sömürge kapma yarışına katılımının, bir zamanların kudretli dünya imparatorluğunun kendi kendisini yeniden icat etme çabasının bir parçası olduğunu gösteriyor. Bunu yaparken 19. yüzyıl sömürgeciliğinin parametrelerini Osmanlı İmparatorluğu’nu da içerecek şekilde yeniden tanımlayan Minawi, Avrupa güçlerinin değişimin küresel sahnedeki tek faili olduğu ve Şark Meselesi’ne çözüm aramakla sadece onların ilgilendiği algısına karşı çıkıyor. Padişahın emriyle çeşitli defalar Libya’ya ve Hicaz’a görev yolculukları yapmış bir Osmanlı paşasının, Sadik al-Mouayad Azmzade’nin seyahat günlüklerinin de ışık tuttuğu bu heyecan verici kitapta, bugüne kadar üzerine çok az şey yazılmış bir Osmanlı projesinin, Hicaz Telgraf Hattı’nın hikâyesini de öğreniyoruz.
This book was so dreary, that I gave up reading it on page 120 out of 146 ("real" pages, the rest are notes and such). I've literally read translator glossaries cover-to-cover, and even I couldn't endure this. Don't bother reading this book.
This book wasn't all bad. The first 40 pages or so were actually pretty interesting. I enjoyed reading about the idea of how the seemingly-uniform empires on a map get translated into local authority, especially in the borderlands, hinterland, and frontiers. I also enjoyed reading about the founding of the al-Sanusi Sufi order, and how sufi lodges worked.
However, my interest began to wane once we shifted to the Ottoman's failed diplomacy to defend their Central Sudanic claims, and to two (!) chapters devoted to telegraph lines in the Hijaz. Who is demanding MORE chapters about Arabian telegraphs? I abandoned the book entirely during the last telegraph chapter.
Overall, I found this book to be unfocused and confusing, failing to deliver on any of its basic themes. The preface states that this started as an investigation into the life of a government official named Azmzade, from a prominent Syrian family. However, despite introducing every chapter with a quote, Azmzade at best flits in-and-out of the narrative; I wouldn't notice if he were absent entirely. The book claims to be about Ottoman ambitions in Africa, yet mostly focuses on the relationship with the al-Sanusi sufi order, rather than on the African polities directly. Finally, for a book purportedly about geopolitics and the imagination and defense of borders and frontiers, it would have been nice if the author included some maps that were not just black-and-white facsimiles written in Ottoman Turkish.
Here is a summary of this book: The Ottomans tried to coordinate with the al-Sanusi sufi order to strengthen their claims to the Sahara and Central Africa; the Europeans ignored them and invaded anyway. The Ottomans struggled to use telegraphs effectively, because European-owned companies were a security risk and Bedouins kept attacking the lines.
There. Now I've saved you from reading 150 pages. Go read something better instead.
Mustafa Minawi'nin kitabı kendi tezini çürütüyor. Bu yüzden şimdiya kadar eşine rastlamadığım bir okuma deneyimi sunuyor. Yazarın tezi Berlin Konferansı sonrası Osmanlılar'ın Afrika'dan sömürge kapma yarışına girdiği fakat kitapta bunu destekleyen hiç bir şey yok. Bu yönüyle kitap iddialarını ispatlamaktan oldukça uzak.
Kitap yedi bölüm, Giriş bölümünde, Osmanlı Devleti'nin Berlin Konferansının bir tarafı ve imzacısı olması konu edinmiş. 1. Bölümde Osmanlı Libya'sının tarihi ve Senussi tarikatı ile ilgili bilgi verilmiş. 2. Bölümde Libya'nın Hinterlandı meselesi, Osmanlı-Senussi ilişkileri ve Sadık el Müeyyed'in çabalarına yer verilmiş. 3. Bölümde Sudan, Kongo, Masavva'da sömürgecilerle olan mücadelemize yer verilmiş. 4. Bölümde Çad Gölü bölgesinde Fransızlarla mücadele ve Senussi direnişine yer verilmiş. 5. ve 6. Bölüm kitabın genelinden farklı olarak Hicaz telgraf hattının yapımını konu edinmiş. Son iki bölüm başka bir kitabın konusu olmalıymış.
Kitabı okuyuculara tavsiye ederim. Osmanlı sömürgeciliği ile ilgili hiç bir şey yok içinde. Fransızlara karşı tarihi geçmişi olduğu insanları direniş için silahlandırmak sömürgecilikse tanımı yeniden yapılmalı. Yazar açısından tutarsız.
Mustafa Minawi'nin kitabı kendi tezini çürütüyor. Bu yüzden şimdiya kadar eşine rastlamadığım bir okuma deneyimi sunuyor. Yazarın tezi Berlin Konferansı sonrası Osmanlılar'ın Afrika'dan sömürge kapma yarışına girdiği fakat kitapta bunu destekleyen hiç bir şey yok. Bu yönüyle kitap iddialarını ispatlamaktan oldukça uzak.
Kitap yedi bölüm, Giriş bölümünde, Osmanlı Devleti'nin Berlin Konferansının bir tarafı ve imzacısı olması konu edinmiş. 1. Bölümde Osmanlı Libya'sının tarihi ve Senussi tarikatı ile ilgili bilgi verilmiş. 2. Bölümde Libya'nın Hinterlandı meselesi, Osmanlı-Senussi ilişkileri ve Sadık el Müeyyed'in çabalarına yer verilmiş. 3. Bölümde Sudan, Kongo, Masavva'da sömürgecilerle olan mücadelemize yer verilmiş. 4. Bölümde Çad Gölü bölgesinde Fransızlarla mücadele ve Senussi direnişine yer verilmiş. 5. ve 6. Bölüm kitabın genelinden farklı olarak Hicaz telgraf hattının yapımını konu edinmiş. Son iki bölüm başka bir kitabın konusu olmalıymış.
Kitabı okuyuculara tavsiye ederim. Osmanlı sömürgeciliği ile ilgili hiç bir şey yok içinde. Fransızlara karşı tarihi geçmişi olduğu insanları direniş için silahlandırmak sömürgecilikse tanımı yeniden yapılmalı. Yazar açısından tutarsız.
Interesting look at colonialization in Africa by the Ottoman Empire. Special emphasis on how the use of modern technology both enhances and causes conflict in remote parts of the empire.
Osmanlı İmparatorluğunun 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı politikalarını ve dinamiklerini Trablusgarp ve Hicaz örnekleri üzerinden ilgi çekici bir şekilde inceleyen bir çalışma. Tavsiye ederim.