Kâmuran Şipal, Orhan Kemal Roman Armağanı kazanan kitabı “Sırrımsın Sırdaşımsın”dan sekiz yıl sonra yeni romanıyla okurunun karşısına çıkıyor.
“Dua Çiçeği”, kadın ve kızların dünyasında hayatı keşfeden bir delikanlının hikâyesi...
Şipal’in inceliklerle dolu kaleminden gönül ilişkileriyle tatlanan, çiçekli bir geçmiş zaman anlatısı.
“Fadime’nin ellerinde, kendisine çaylar, kekler buyur eden uzun parmaklarında bir şey vardı sanki, bir an kendi başlarına bırakılsalar uzayacak, uzayacak, onun iç dünyasının derinliklerinde soluğu alacaktı.
Kapıyı teyzesi açtı. Geleceğinden habersizdi. Onu görünce şaşırdı. Ne yapacağını bilemeyerek bir an öylece kapıda dikildi. Ağlamaklı bir hal aldı yüzü, kendini tuttu. Sonra birden atılıp onu kucakladı, mutluluk içinde yaşanmış bir geçmişi kucaklar gibi kucaklayıp öpücüklere boğdu.”
Kâmuran Şipal 24 Eylül 1926’da Adana’da doğdu. İlk ve orta okulu Adana’da okudu. İstanbul Pertevniyal Lisesi’ni (1946) ve İÜEF Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1955). Aynı bölümde iki yıl asistan olarak çalıştıktan sonra, Almanya’da iki yıl akademik çalışma yaptı. Türkiye’ye dönüşünde İÜ Yabancı Diller Yüksek Okulu’nda Almanca okutmanı olarak görev aldı (1960); buradan emekli oldu.
İlk şiiri (1949) ve ilk öyküsü (Haziran 1951) “Varlık” dergisinde çıktı. Öykü, inceleme ve çevirileri “Varlık”, “Türk Dili”, “Yelken”, “Ataç”, “Yeni Dergi”, “Dönem” (1949-1970) gibi dergilerde yayımlandı. TDK’nın açtığı öykü yarışmasında aldığı ödülle adını duyurdu (1953). Öykülerinde orta sınıf insanların iç ve dış yaşamları arasındaki ilişkileri ve çatışmaları gerçekçi-düşçü bir yaklaşımla, olayların ve çatışmaların nedenlerine yönelerek inceledi. 1968’den sonra edebiyat ve kültür tarihinden beslenen çağrışım-bileşim öykülerine yöneldi (B. Necatigil). Yalnızlık, tedirginlik, mutsuzluk, çaresizlik, ayrılık ve pişmanlık gibi temaları geleneksel öykü düzeni içinde işledi.
Çağdaş Alman edebiyatından ve Franz Kafka’dan yaptığı önemli çevirilerle de tanındı; Alfred Adler, Ingeborg Bachmann, Wolfgang Borchert, Heinrich Böll, Alfred Brauchle, Bertolt Brecht, Max Brod, Elias Canetti, Sigmund Freud, Gustav Hans Graber, Günter Grass, C. G. Jung, Thomas Mann, R. M. Rilke, Robert Musil, Bernhard Zeller, Hans Zulliger ve Hermann Hesse’den çeviriler yaptı.
Bu kitaba bir şiir dizesi bırakacak olsam, Korkmazgil'in dizelerini bırakırım: "incecikti / gül dalıydı / dokunsam kırılacaktı / dokunmadım / kurudu"
O derece narin bir konu o derece narin bir anlatım.
Kâmuran Şipal
Adana'nın güzel isimlerindendir; hatta hani bazı güzellikler vardır, kuytuda olmaları onları daha bir güzel yapar; işte öyle bir güzellik Şipal, roman ve öykülerinin bilinirliği bakımından kuytudadır.
Şipal daha çok çevirmenliğiyle bilinir: Kafka'dan Rilke'ye, Adler'den Freud'a, Hesse'den Mann'a pek çok yazarın eserini dilimize kazandırmıştır. Ancak bu güçlü yönü de kendi eserlerine dair bilgiyi ulaştıramaz okura. Çünkü çoğu okur çeviri eserlerin ikinci yazarını/yaratıcısını tanıma zahmetine pek girişmez ve çevirmene dair bilgi, adı ve soyadı olarak kalır yüzeyde. Oysa Şipal, yüzeyde bırakılamayacak kadar güzeldir.
Dua Çiçeği
Sevenlerin; sevdiğini açık açık söyleyemediği, sevdasını anlatacak sözlerden çok, bir bakış bir dokunuşla onun görülmesini istediği, bunun zorluğuyla bir arı gibi ondan ona uçuşmadığı, başkalarını soldurmadığı -ama bazen kendini soldurduğu- aşkı ve sevdayı en duru hâliyle yaşayan insanlar dönemi var; henüz çok da uzağımızda kalmayan. Dua Çiçeği tam da bunun romanı.
Adını bilmediğimiz kahramanımız tedirgin geçen bir geceden sonra bir bayram sabahına uyanır. İstemeden kırdığını düşündüğü Fadime'den özür dilemek, gönlünü almak için hazırlanırken anılar üşüşmeye başlar zihnine.
Giriş paragrafı romanın sondan bir önceki paragrafı gibidir. Çünkü bu paragraftan sonra kahramanımız geçmişi anımsar ve okurun da elinden tutarak, anılarında süzülmeye başlar. O anılarda Havva ablasıyla, annesiyle, Betül ve ailesiyle, Fadime'yle olan geçmiş yaşantılara tanık oluruz.
Bu anılarda süzülmek; anlatımda kullanılan tekrar cümleleriyle, çiçeklerin, boncukların, kokuların, çocukluğun büyüselliğiyle ve akronolojik yapıyla öyle güzel ki büyüselliğe direnmeyen, geçmişe süzülmeyi seven okur kendini başka bir zaman diliminde, o anıların içinde hissedecektir.
Buraya kadar geldiysen: Şipal'e kapı aralamayı bir düşün.
Kitabımın kapağına "Paragraf sorusuna adı geçen kitap Temmuz/2023" diye not düşmüşüm. Geçen sene almış ancak şimdi okuma fırsatı bulmuşum. Yılın bitmesine az kala kitap hedefime ulaşabilmek adına kısa kitaplara öncelik verdiğimden olacak. Çocukluk, gençlik ve yetişkinlik zamanları hep kadınlar arasında geçen bir adamın hayatı konu ediliyor kitapta. Annesi, kendisine bakan Havva ablası, Fadime, teyzesinin kızı ve Fadime'nin kızı Seher. Bu kadınlara dair anıları ve geç kalınmışlıklar. Kısa ve güzel bir romandı. Bir solukta okusaydım daha çok keyif alacağımdan eminim lakin bu aralar ben mi kitap okuyorum kitaplar mı beni okuyor emin değilim. Kafamı bir türlü toparlayamıyorum. Eski okuma alışkanlığıma dönmek istiyorum.