What do you think?


Genç Bir İşadamına
'Yazdıklarından bazıları Murphy Yasaları gibi duvarlara asılacak.''
Sibel Kilimci / Mart - 1996
''...İşadamı dünyasını, sadece sosyete dergilerinden ve televizyonlardaki paparazzi programlarından dış görüntüleriyle izleyenlere... İçerden bilgi sızdıran bu kitap, farklı bir pencere açıyor. Kelimelerle karikatürler çiziyor. Kitap çok daha renkli ve cesur ifadelerle örülmüş.''
Güneri Civaoğlu / Milliyet / 30 Nisan 1996
''...Her satırında, insan zekasının, yaratıcılığının, aklının yapabilirliğini, edebilirliğini soluyup bir yandan keyif duymak mümkün. Ama öbür yanıyla kaldığını göreceksiniz...''
Murat Birsel / Yeni Yüzyıl / 29 Mart 1996
''...1994 yılında tüm işlerini tasfiye ederek doğal yaşamı seçen ve ''Genç Bir İşadamına'' adlı kitabıyla iş dünyasını eleştiren Emre Yılmaz, ''iş köleliğine hayır!'' diyor.''
Global Managament / Mayıs - Haziran 1996
''Emre Yılmaz, bu kitabında yuppie'liği çok hoş, ironik biçimde sorguluyor. Son derece yalın bir dille bölüm bölüm her konuya değiniyor. Bir işadamının iş hayatı, yüzyıl fikirleri, özel hayatı ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Kitap; basit, kimi zaman argo ifadelerle gerçeği pat diye insanın yüzüne vuruyor. Bence kişilerin kendilerini sorgulaması açısından çok önemli bir kitap...''
Leyla Alaton / Esquire / Şubat 1996
''Farklı çevrelerden insanların, ortak beğenisini kazanan bu kitabın, 'iş dünyasındaki günahların, yıkımların sergilenmesini isteyen, demokrasi kültürünü hazmetmemiş iş dünyası temsilcileriyle; iş dünyasının insanı tüketen yanının sergilenmesinden keyif alan sosyalistlerin ve aydınların buluşma noktası' olabileceğini düşünüyorum...''
Sezai Kaynak / Esquire / Şubat 1996
Sibel Kilimci / Mart - 1996
''...İşadamı dünyasını, sadece sosyete dergilerinden ve televizyonlardaki paparazzi programlarından dış görüntüleriyle izleyenlere... İçerden bilgi sızdıran bu kitap, farklı bir pencere açıyor. Kelimelerle karikatürler çiziyor. Kitap çok daha renkli ve cesur ifadelerle örülmüş.''
Güneri Civaoğlu / Milliyet / 30 Nisan 1996
''...Her satırında, insan zekasının, yaratıcılığının, aklının yapabilirliğini, edebilirliğini soluyup bir yandan keyif duymak mümkün. Ama öbür yanıyla kaldığını göreceksiniz...''
Murat Birsel / Yeni Yüzyıl / 29 Mart 1996
''...1994 yılında tüm işlerini tasfiye ederek doğal yaşamı seçen ve ''Genç Bir İşadamına'' adlı kitabıyla iş dünyasını eleştiren Emre Yılmaz, ''iş köleliğine hayır!'' diyor.''
Global Managament / Mayıs - Haziran 1996
''Emre Yılmaz, bu kitabında yuppie'liği çok hoş, ironik biçimde sorguluyor. Son derece yalın bir dille bölüm bölüm her konuya değiniyor. Bir işadamının iş hayatı, yüzyıl fikirleri, özel hayatı ayrıntılı biçimde anlatılıyor. Kitap; basit, kimi zaman argo ifadelerle gerçeği pat diye insanın yüzüne vuruyor. Bence kişilerin kendilerini sorgulaması açısından çok önemli bir kitap...''
Leyla Alaton / Esquire / Şubat 1996
''Farklı çevrelerden insanların, ortak beğenisini kazanan bu kitabın, 'iş dünyasındaki günahların, yıkımların sergilenmesini isteyen, demokrasi kültürünü hazmetmemiş iş dünyası temsilcileriyle; iş dünyasının insanı tüketen yanının sergilenmesinden keyif alan sosyalistlerin ve aydınların buluşma noktası' olabileceğini düşünüyorum...''
Sezai Kaynak / Esquire / Şubat 1996
416 pages, Unknown Binding
First published January 1, 2002
Ratings & Reviews
Friends & Following
Create a free account to discover what your friends think of this book!
Community Reviews
Displaying 1 - 24 of 24 reviews
August 15, 2015
One of the best Turkish business book ever.
July 13, 2026
https://youtu.be/9FsuIEBorlc?is=Uo0qB...
..YALAN her yerde, her zaman, yavaş yavaş ve parça parça ORTAYA ÇIKAR..
..DOĞRU, yalanı kovalayabilir ama YAKALAYAMAZ.. (s.23)
..neşeli ve iyimser bir YALANCIYA, dürüst ve namuslu bir ASIK SURATLIDAN daha çok güvenilir.. (s.147)
..SANAT, sanatı gizlemektir.. (s.154)
..birilerine bir şeyleri BEĞENDİRMEYE ÇALIŞMAK güçsüzlük işaretidir.. (s.157)
..insan olmak ‘KÖTÜ’ OLMAK ama kötülüğü bir türlü kendine yakıştırmayıp ‘İYİ’ DAVRANMAYA ÇALIŞMAKTIR.. (s.204)
September 21, 2026
Eğer kitabı üç çeyreğine kadar okusaydım, “tespitleri hâlâ geçerli olan kitap” olarak tanımlayıp yüksek bir puan verirdim. Ne var ki sonrasında ağır cinsiyetçiliğiyle yokuş aşağı gitti. O yüzden bitirdiğimde, sevip sevmediğime karar veremediğim bir kitap olarak kaldı.
Müstear bir isim kullanan yazarın adı üstünde “genç bir iş adamı”na seslendiği bu kitap, 1996 yılında yazılmış.
Kitap şu çarpıcı cümle ile başlıyor: ruhunu sat.
Bu arada iş adamı derken sadece girişimci, patron anlamında değil. “Çünkü bugün bütün meslekler ve hünerler bir tek ahlâki standart altında toplanmıştır -işadamlığı.” İş adamı bu yeni dünya düzeninde kudrete, servete ve şöhrete ulaşmak için ruhunu satmaya, değerlerini çiğnemeye hazır herkes için kullanılıyor.
İtibar için yalan söylemenin normalleşmesi, aylaklığın eskiden üst sınıfın bir simgesi sayılırken bugün düzenin herkesi köleleştirmesi, üst sınıfın her zaman bir maskeli balo oynar gibi yapmacık olması gibi konulara değiniyor.
Bugün yazılsaydı diye düşündüm okurken, kitabın adı “genç bir fenomene” olurdu. Bugün nasıl birçoğumuz sosyal medyada bir imaj sergiliyor, İnstagram’lık yaşıyor, maskeler takıyorsa o zaman da öyleymiş ama geleneksel medya için. Yaşam tarzı ve çağ çok değişti sanıyoruz ama okurken anladım ki hiçbir şey değişmemiş.
Kitapta tüketim çılgınlığını ve kapitalizmi ironik bir üslupla eleştiren yazar, bazı kısımlarda siyasi yorumlar da yapıyor. Şaşırtıcı derecede isabetli öngörüleri var. Örneğin Refah Partisi’nden sonra kurulan, ılımlı bir çizgi çizen Ak Parti’yi ve Kürtçe yayın yapan TRT 6 kanalını ta 1996’da tahmin etmiş. Halbuki, o zamanın konjönktüründen bakıldığında bunlar imkânsız gibi görünüyor.
Dünya düzenine dair teşhislerinde hak verilebilecek bu kitap, ilişkiler ve kadınlar alanına geldiğinde kelimenin tam anlamıyla çuvallıyor. Hatta hastalıklı bir hale geliyor.
Teknolojiyi eleştiriyor mesela. Sadece televizyonu değil, çamaşır makinesi gibi faydalı icatlarını da. “… keyif alarak, ailece, güle oynana yaptıkları ne varsa ellerinden alın ve yerine bir makine satın. Nehirde çamaşır yıkamak mı? Derhal onlara merdaneli-mekanik bir çamaşır makinesi satalım.” diyor mesela. Eee, sen, baban ve deden erkek olarak hiç çamaşır yıkamadığınız için sevgili Musa pardon Emre, güle oynaya yapıldığını sanırsın tabii ki. Sen onu soğuk suda elleri çatlayan kadınlara sor.
İlişki içerisinde şiddeti övüyor. Maalesef… “Sen de çok sinirlendin mi aynı şekilde sevgililerine vurmaya çekinme. Parmak uçları ile yanağa vurulan iki üç tane hızlı tokattan fazlasını atma,” diye öğüt verebiliyor. “Bir kadına henüz tokat atmamışsan onu seviyorum deme; seni dövmeyen kadının da sevdiğine inanma,” gibi fecaat bir şiddet-sevgi eşleştirmesi yapabiliyor.
Yazarın genel olarak neyi eleştirdiği bariz, liberal-kapitalist dünya düzenini ve yaşam tarzını. Ancak neyi savunduğunu pek de anlayamıyorsunuz. Bir yandan bakınca sosyalist gibi duruyor, bir yandan bakınca anarşist. Eleştirmek, sorun tespit etmek kolaydır aslında. Fakat eleştiriyi asıl değerli yapan, karşısına konulacak sağlam bir antitezdir. “Bu olmasın,” tamam ama ne olsun? Kitabın en büyük bir eksiği bu.
Etkilenebilecek genç okurlara kesinlikle tavsiye etmiyorum. Doğruların arasında yanlış fikirleri de benimsersiniz. Eleştirel bakabilecek olgun okurlara ise kitap bir şey katmaz. Başta “sevip sevmediğime karar veremedim” demiştim de kitabı sevmedim ben ya.
Müstear bir isim kullanan yazarın adı üstünde “genç bir iş adamı”na seslendiği bu kitap, 1996 yılında yazılmış.
Kitap şu çarpıcı cümle ile başlıyor: ruhunu sat.
Bu arada iş adamı derken sadece girişimci, patron anlamında değil. “Çünkü bugün bütün meslekler ve hünerler bir tek ahlâki standart altında toplanmıştır -işadamlığı.” İş adamı bu yeni dünya düzeninde kudrete, servete ve şöhrete ulaşmak için ruhunu satmaya, değerlerini çiğnemeye hazır herkes için kullanılıyor.
İtibar için yalan söylemenin normalleşmesi, aylaklığın eskiden üst sınıfın bir simgesi sayılırken bugün düzenin herkesi köleleştirmesi, üst sınıfın her zaman bir maskeli balo oynar gibi yapmacık olması gibi konulara değiniyor.
Bugün yazılsaydı diye düşündüm okurken, kitabın adı “genç bir fenomene” olurdu. Bugün nasıl birçoğumuz sosyal medyada bir imaj sergiliyor, İnstagram’lık yaşıyor, maskeler takıyorsa o zaman da öyleymiş ama geleneksel medya için. Yaşam tarzı ve çağ çok değişti sanıyoruz ama okurken anladım ki hiçbir şey değişmemiş.
Kitapta tüketim çılgınlığını ve kapitalizmi ironik bir üslupla eleştiren yazar, bazı kısımlarda siyasi yorumlar da yapıyor. Şaşırtıcı derecede isabetli öngörüleri var. Örneğin Refah Partisi’nden sonra kurulan, ılımlı bir çizgi çizen Ak Parti’yi ve Kürtçe yayın yapan TRT 6 kanalını ta 1996’da tahmin etmiş. Halbuki, o zamanın konjönktüründen bakıldığında bunlar imkânsız gibi görünüyor.
Dünya düzenine dair teşhislerinde hak verilebilecek bu kitap, ilişkiler ve kadınlar alanına geldiğinde kelimenin tam anlamıyla çuvallıyor. Hatta hastalıklı bir hale geliyor.
Teknolojiyi eleştiriyor mesela. Sadece televizyonu değil, çamaşır makinesi gibi faydalı icatlarını da. “… keyif alarak, ailece, güle oynana yaptıkları ne varsa ellerinden alın ve yerine bir makine satın. Nehirde çamaşır yıkamak mı? Derhal onlara merdaneli-mekanik bir çamaşır makinesi satalım.” diyor mesela. Eee, sen, baban ve deden erkek olarak hiç çamaşır yıkamadığınız için sevgili Musa pardon Emre, güle oynaya yapıldığını sanırsın tabii ki. Sen onu soğuk suda elleri çatlayan kadınlara sor.
İlişki içerisinde şiddeti övüyor. Maalesef… “Sen de çok sinirlendin mi aynı şekilde sevgililerine vurmaya çekinme. Parmak uçları ile yanağa vurulan iki üç tane hızlı tokattan fazlasını atma,” diye öğüt verebiliyor. “Bir kadına henüz tokat atmamışsan onu seviyorum deme; seni dövmeyen kadının da sevdiğine inanma,” gibi fecaat bir şiddet-sevgi eşleştirmesi yapabiliyor.
Yazarın genel olarak neyi eleştirdiği bariz, liberal-kapitalist dünya düzenini ve yaşam tarzını. Ancak neyi savunduğunu pek de anlayamıyorsunuz. Bir yandan bakınca sosyalist gibi duruyor, bir yandan bakınca anarşist. Eleştirmek, sorun tespit etmek kolaydır aslında. Fakat eleştiriyi asıl değerli yapan, karşısına konulacak sağlam bir antitezdir. “Bu olmasın,” tamam ama ne olsun? Kitabın en büyük bir eksiği bu.
Etkilenebilecek genç okurlara kesinlikle tavsiye etmiyorum. Doğruların arasında yanlış fikirleri de benimsersiniz. Eleştirel bakabilecek olgun okurlara ise kitap bir şey katmaz. Başta “sevip sevmediğime karar veremedim” demiştim de kitabı sevmedim ben ya.
November 8, 2021
Türkiye'de yaşayan, başarıyı tırmalayan ve girişimci bir kişi iseniz bu kitabı mutlaka okumalısınız. Türkiye'de iş insanı olma yolunda size ufuk açacaktır.
Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren öyle göründüğü gibi temiz ve ahlaklı bir iş insanı olunmadığını öğreneceksiniz. Şerefsiz ve kalpazan olmak ile iş insanı olmak arasında bir fark yok. Maalesef bu ülkede en alt düzeyden en üst düzeye kadar hamurumuz aynı ve değişmiyor.
Kitabın kendine has bir tarzı var. Küfür, fitne, fesat ve daha niceleri. Dili sokak diline çok yakın. Bir noktadan sonra küfürden rahatsız olabilirsiniz ama cımbızlayarak aralarından çok güzel öğretiler alabilirsiniz.
Bana oldukça faydası oldu. Güzel öğretiler ve tavsiyeler aldım.
Kısaca 20 yaşlarının başında ve iş hayatına atılmış herkese tavsiye ederim. İnsan okudukça aydınlanıyor sonrasında ise hayda diyerek hayıflanıyorsunuz. Evet iş dünyasında her şey göründüğü gibi kolay ve ahlaklı değil.
Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren öyle göründüğü gibi temiz ve ahlaklı bir iş insanı olunmadığını öğreneceksiniz. Şerefsiz ve kalpazan olmak ile iş insanı olmak arasında bir fark yok. Maalesef bu ülkede en alt düzeyden en üst düzeye kadar hamurumuz aynı ve değişmiyor.
Kitabın kendine has bir tarzı var. Küfür, fitne, fesat ve daha niceleri. Dili sokak diline çok yakın. Bir noktadan sonra küfürden rahatsız olabilirsiniz ama cımbızlayarak aralarından çok güzel öğretiler alabilirsiniz.
Bana oldukça faydası oldu. Güzel öğretiler ve tavsiyeler aldım.
Kısaca 20 yaşlarının başında ve iş hayatına atılmış herkese tavsiye ederim. İnsan okudukça aydınlanıyor sonrasında ise hayda diyerek hayıflanıyorsunuz. Evet iş dünyasında her şey göründüğü gibi kolay ve ahlaklı değil.
September 3, 2022
Bir garip yazar, bir garip kitap.. Gerçekler ve doğrular, altına imzanı atacağın konular var, var olmasına da.. Bir çoğu için "umarım ironidir" dedirten cüretkar ve coşkulu yazılar..
Ve bir alıntı:
Şüphe insanı kemirir. Ondan sonrası… eleştiri, şikayet, dırdır ve bitmek tükenmek bilmeyen ima, dokunduruş ve sitemlerdir. Biten aşkın arkasından sevgi ve saygı da zamanla yok olur gider.
Ve bir alıntı:
Şüphe insanı kemirir. Ondan sonrası… eleştiri, şikayet, dırdır ve bitmek tükenmek bilmeyen ima, dokunduruş ve sitemlerdir. Biten aşkın arkasından sevgi ve saygı da zamanla yok olur gider.
This entire review has been hidden because of spoilers.
July 10, 2023
genç girişimciler, özellikle katma değeri yüksek işlerle uğraşanlar benzer yolları daha önceden yürümüş "bilge" insanlara sıklıkla ihtiyaç duyar. çünkü yaşadıkları hayat ve çözmek zorunda kaldıkları problemler toplumun büyük bir kısmından çok daha farklıdır. emre yılmaz'ın bu kitabı genç girişimci ve işadamları için altın değerinde.
August 15, 2017
Bahsedildiği kadar muhteşem diyemem. Hatta yasaklanmış, vb. noktalarını da inandırıcı bulamadım ama yine de gayet eğlenceli, zevkli, hafif... İnsanın kendisine itiraf edemediği netlikte ve bunu sakin sakin yapıyor... Özellikle hızlı okuma seviyesinde, gayet başarılı bir seçim.
March 3, 2021
Erdemli olmakla ilgili pek bir şey yok kitapta, ancak işadamı olacaksan da erdemleri bir kenara bırakmak gerekiyor fikri üzerinden yürüyor..Özellikle zenginleri 3'e ayırması; esnaf zenginler, beyaz yaka zenginler ve jet sosyete zenginler olarak ilgi çekici.. Akıcı ama biraz da yorucu..
August 8, 2019
o kadar haklı ki.
August 10, 2019
Audiobook via storytel. Striking language with very dystopian content.
March 31, 2020
İş hayatımı değiştiren kitap 🖤
May 5, 2025
Hayatın her dönemi için baş ucu kitabı
July 2, 2019
Çok keyifli bir kitaptı.
Belli ki yazıldıktan sonra üzerinde oynamalar yapılmış, eklemeler olmuş - keşke bunlarla ilgili bir önsöz vs yazsaymış "Emre" Bey. Ayrıca içeride, sanırım önceden kitabın yasaklanmasına sebep olan, bazı kısımlar sansürlenmiş - Ermeni meselesi kısmı gibi.
Yazarın içgörüsüne bayıldım. Keşke kendisiyle oturup sohbet etme şansım olsaydı. Belli ki kitabı okuyanların arasından "ruhlarını sevenler" doğru mesajları alacak, "aptallar" ise kitabı bir kullanım kılavuzu gibi kullanmaya çalışarak zamanla tabii akıbetlerine uğrayacaklar.
Belli ki yazıldıktan sonra üzerinde oynamalar yapılmış, eklemeler olmuş - keşke bunlarla ilgili bir önsöz vs yazsaymış "Emre" Bey. Ayrıca içeride, sanırım önceden kitabın yasaklanmasına sebep olan, bazı kısımlar sansürlenmiş - Ermeni meselesi kısmı gibi.
Yazarın içgörüsüne bayıldım. Keşke kendisiyle oturup sohbet etme şansım olsaydı. Belli ki kitabı okuyanların arasından "ruhlarını sevenler" doğru mesajları alacak, "aptallar" ise kitabı bir kullanım kılavuzu gibi kullanmaya çalışarak zamanla tabii akıbetlerine uğrayacaklar.
December 27, 2016
ortaokul ya da lisedeyken babamın kitapları arasında görüp okumuştum. kapağı ve ismiyle kişisel gelişim kitaplarını andırıyor ama değil. ilk okuduğumda da çok sevmiştim, 15-20 yıl sonra okuduğumda yine çok sevdim. çok güzel tespitler var evet ve hala güncel. sistemle derdi olan arkadaşlar azıcık da eğlenmek istiyorlarsa buyursun okusunlar.
sevdiğim birkaç kısımsa şöyle;
“toplum, insanı önce okula, sonra kışlaya, sonra bir işe ve en sonunda da muhakkak evliliğe tıkar. bunların hepsine sırasıyla isyan edilir-boyun eğilir- ve alışılır. birçok insanın da yaşamdan anladığı burdur-alışabilmek, katlanabilmek, idare etmek.”
parası umrumda değil ama “islamcıların sevimli bir hale gelmesi yeterdi” dediğim kısımsa şöyle; “genç işadamı; önümüzdeki yirmi sene içinde eğer avrupa birliği’ne girer, kürtleri kandırır, islamcıları da sevimli bir hale getirebilirsek, türkiye’de çok ama çok büyük paralar kazanılabilir.”
ev almakla ilgili planları olan arkadaşlar için belki faydası dokunur şöyle anlatıyor emre yılmaz “otuzbeş yaş villasının inşaatına başlarken şu denklemleriniz önüne almalısın:
sosyal hırsın aklından bir karış yukarıdaysa, villanın üç katlı ve altıyüz metrekare civarında olması lazım. sosyal hırsın aklına eşitse, iki katlı ikiyüz elli metrekare bir villa senin için idealdir.
aklın, sosyal hırsından daha ilerideyse yüz elli metrekarelik tek katlı bir evde otur ve bahçeni büyük tut.
salt aklın varsa, ne ev al ne de bahçe. hele türkiye’de! bırak mülkiyet dertleri ve riskleriyle başka aptallar uğraşsın. sen canının istediği yerde otur. sıkılınca da topla eşyalarını kalk git.”
bitirirken hepimizin malumu şu tespiti de paylaşmak isterim.
“çalışmak, egemenlerin son on bin yıldır insanlığa dozu devamlı artan bir şekilde dayattıkları bir zordur.”
sevdiğim birkaç kısımsa şöyle;
“toplum, insanı önce okula, sonra kışlaya, sonra bir işe ve en sonunda da muhakkak evliliğe tıkar. bunların hepsine sırasıyla isyan edilir-boyun eğilir- ve alışılır. birçok insanın da yaşamdan anladığı burdur-alışabilmek, katlanabilmek, idare etmek.”
parası umrumda değil ama “islamcıların sevimli bir hale gelmesi yeterdi” dediğim kısımsa şöyle; “genç işadamı; önümüzdeki yirmi sene içinde eğer avrupa birliği’ne girer, kürtleri kandırır, islamcıları da sevimli bir hale getirebilirsek, türkiye’de çok ama çok büyük paralar kazanılabilir.”
ev almakla ilgili planları olan arkadaşlar için belki faydası dokunur şöyle anlatıyor emre yılmaz “otuzbeş yaş villasının inşaatına başlarken şu denklemleriniz önüne almalısın:
sosyal hırsın aklından bir karış yukarıdaysa, villanın üç katlı ve altıyüz metrekare civarında olması lazım. sosyal hırsın aklına eşitse, iki katlı ikiyüz elli metrekare bir villa senin için idealdir.
aklın, sosyal hırsından daha ilerideyse yüz elli metrekarelik tek katlı bir evde otur ve bahçeni büyük tut.
salt aklın varsa, ne ev al ne de bahçe. hele türkiye’de! bırak mülkiyet dertleri ve riskleriyle başka aptallar uğraşsın. sen canının istediği yerde otur. sıkılınca da topla eşyalarını kalk git.”
bitirirken hepimizin malumu şu tespiti de paylaşmak isterim.
“çalışmak, egemenlerin son on bin yıldır insanlığa dozu devamlı artan bir şekilde dayattıkları bir zordur.”
June 8, 2021
Kullandığı eğlenceli ve ironik dil başta açık bir şekilde fark ediliyor olsa da sayfalar geçtikçe yer yer yazara hak vermiş olmam içim ürperirken düşünce yapıma tekrardan gözden geçirmeme sebep oldu. Kimilerine sert gelebilecek konular ele alış biçimi bu kitabı kendine has bir yere koyarken sadece okurlarının birbirini anlayabileceği küçük bir topluluk oluşturuyor.
January 2, 2018
Keskin bir dille, gercekleri insanin yuzune carpa carpa anlatan bir kitap. Sosyetede ve is camiasinda donenler, genc ve zengin bir is adami olursaniz (!) basiniza gelecekler, yapmaniz gerekenler, olaylar karsisinda sergilemeniz gereken tutumlar ogut seklinde hicivle karisik sekilde anlatiliyor. “Politically Correct” seyler okumak yerine “Insanely Actual” seyler okumayi tercih ediyorsaniz bu taraftan buyrun.
July 9, 2013
"yalan söylemekten korkma, yalanına inanmaktan kork" dedi.
June 19, 2014
İş dünyasıyla başlayıp yaşamı sorgulayan, tokat gibi sert, net ve öz bir kitap.
Uzun yıllar oldu okuyalı ama hala açıp bir kaç bölüm okumak keyifli.
Uzun yıllar oldu okuyalı ama hala açıp bir kaç bölüm okumak keyifli.
October 6, 2014
İş dunyasının kurallarını vurucu şekilde ortaya seren bir kitap. Hayata dair de söyleyecek çok sözü var.
August 13, 2015
20'li yaşlarının başındaki her erkeğe okutulması gereken bir kitap.
March 10, 2015
Kurgusal yöne de var gibi. Ama sert. Okunur
April 19, 2017
Köşeli, tırtıklı, sert bir kitap. Ben sevdim. Neden sevdim? Çünkü on senede kurduğu işi bırakıp, tası tarağı toplayan işadamının nasıl anasının gözü olunacağına dair tavsiyelerini okumak, altlarındaki niyeti kazımak hoşuma gitti. Aşk, ilişki, evlilik bölümlerindeki (ilk bakışta rahatsız edici olabilen) gerçekçilikten haz aldım. İnsanlığını hızla ve hırsla yitirmek isteyenler için de, toplamak isteyenler için de faideli bir eser.
August 27, 2017
Mesleğe atılmış her gencin okuması gereken bir kitap.
May 19, 2018
İş adamı olmaya özendirecek bir kitap olduğunu düşünmeme rağmen, tam tersine eğer böyle iş adamı olunuyorsa, bu yolculuktan uzak durmam gerektiğini düşündüren bir kitap oldu benim için.
Displaying 1 - 24 of 24 reviews























