Bu kitaptan nasıl bir beklentim vardı, neden aldım emin değilim. Aslında bir taraftan çok yükselmemiştim. Herzl de siyonizm de dezenformasyon yaratacak şekilde sürekli gündemde olan isimler, kavramlar. Halen bu coğrafyada, bizim, komşularımızın hayatlarında etkisini sürdürdüğü için belki. Bu sebeple yoğun didaktik bir okuma yapma arzum (en azında çizgi roman formatında) yoktu. Böyle bir tema, konu anlatma derdinde çizgi romanlar biraz türün özelliklerinden uzaklaşıp resimli bir nesire dönüşebiliyor.
Fakat güzel bir kapak var karşımda. Sakallı, yorgun görünen bir adam, vagon üzerinde yazan rotaya ve logoya bakılırsa Orient Ekspres (Şark Ekspresi) ile seyahat ediyor. Karakarga’nın seçimlerinin de kredisiyle okumaya karar veriyorum.
Birbirine sarmal ilerleyen iki hikaye var kitapta. Biri Brodsky kardeşlerin diğeri ise Herzl ailesinin hikayesi. Kitabın bana göre özellikle ilk yarısının omurgasını oluşturan ve benim Herzl ve Siyonizm hikayesinin ötesinde ilgimi çeken İlya ve Olga Brodsky kardeşlerin öyküsü. Çarlık Rusya’sında yaşayan iki çocuk ve dahil oldukları cemaatin zulme uğraması, pogromu yaşamalarıyla Avrupa içlerine doğru kaçmalarını anlatıyor.
Olga, hayatın, kardeşinin yükünü sırtlanmış ama her şeye rağmen ümit etmekten vazgeçmeyen, güçlü bir abla. İlya ise küçük kardeş, altı yedi yaşlarında olmasına rağmen hiç konuşmamış. Yaşadıkları içine kapamış onu. Hayata tutunmak için yola düşüyorlar.
Kitabın bu ilk bölümü başta olmak üzere (geneli için de söyleyebilirim) son zamanlarda okuduğum en şiirsel, en içli metinlerden bir tanesi. Bunu hiç beklemiyordum! Çizgi roman türünde görsel anlatımın ağır basması gerektiğini savunurum. O sebeple metne boğulmuş olanları sevmem. “Siyonizmin Doğuşu” da ciddi metin barındırıyor fakat metnin o şiirsel, duygusal lezzeti boğulmadan görmezden gelmemi sağlıyor. Özellikle sonlara doğru çok kolay bir okuma değil. Herzl, yakın dönem Yahudi, Avrupa, Rus ve Osmanlı tarihine dair, sosyalizm başta olmak üzere siyasal akım ve fikirlere dair ne kadar bilgi sahibi olunursa o kadar istifade edilir. Döneme dair, İsrail’in kuruluş fikrinin doğuşu, yahudiler arası fraksiyonlar, farklı fikir ve önerilere dair bir sürü şey öğreniyorsunuz.
Ama tüm bunlar değil Olga ve İlya’nın hayatları, duyguları, acıları, tüm bu hengamede fert olarak düşündükleri ve Herzl’in de siyasi bir figür olmak dışında çocukluğu ile, ailesi ile ve İlya gibi ablasıyla, sonrasında eşiyle ilişkileriyle bir insan olarak hayatı ilgimi çekti, bir okur olarak memnun etti. Bu yaşananların, şahsi travma ve acıların belki de insanı nelere sevk ettiği…
Kapakta görülen renk paleti hakim kitapta. Sadece siyah, beyaz, kirli sarının tonları. Bazı sayfalarda özellikle konturlarda fark edilen bulanıklıklar mevcut. Bizdeki baskıya has mı, karşılaştırma imkanı bulamadım.
Yoğun metin barındıran çizgi romandan rahatsız olmayan, biyografi, yol hikayesi, göç, göçmen, mültecilik konularında okuma yapmaktan keyif alan, insan ruhu ve doğasına dair samimi konuşma balonları arayan ve siyonizm konusunu fikir babalarının bakış açılarından okumak isteyenler için öneririm. Benden geçer not aldı.