Annem ve babam, bana karşı hiçbir zaman, o sevgi dolu ve ilgili anne babalar gibi olmadılar. O yüzden ben de küçüklüğümden beri kendimi, rengârenk hayaller kurarak mutlu etmeyi öğrendim. En sevdiğim hayalin rengi ise beyazdı. Beyaz bir gelinlik... Beyaz, mutluluğun, aşkın ve bir gün kendi yuvamı kurabileceğimin müjdecisiydi. Bu evde kavuşamadığım huzura, kendi kurduğum yuvada sahip olacağıma gerçekten inanarak büyümüştüm. Oysa şimdi ailem, bu hayalimi de elimden almıştı.Benimle hiçbir ilgisi olmayan bir olaydan dolayı, hiç tanımadığım ve civardaki herkesin Deli diye bildiği bir adamla evlenmek zorundaydım.
Tüm ilçede deli diye tanınan bir adam: Emre. Aradığı şefkati ailesinden bile görememiş, tek hayali bir gün sevdiği adamla evlenmek olan bir genç kız: Elif. Ve zoraki bir evlilik.
Kimsenin bilmediği bir psikolojik sorunla boğuşan Emre ve Emre'yi tanıdıkça ona karşı anlayamadığı bir şekilde merhamet duymaya başlayan Elif, gerçek bir aile olabilecek miydi?
Deli bitti bende bittim. Öncelikle kitabı sevmediğimi belirtmeliyim bunun nedenlerine gelirsek; öncelikle kitap hiç hoşlanmadığım bir üslup ile yazılmıştı - Sürtük senin anandır, yavşak! - Ay! Hayvan! Yavaş ayı! Öküz, camış, dümbük! Bu cümleler gibi cümleler doluydu kitapta. Bunlar ne yazık ki kitabı daha samimi yapmıyor aksine oldukça itici geliyor bana. Kitabın sonlarına doğru bu oldukça azaldı hatta karakterler bir gelişme gösterdi ama bir kere üsluptan hoşlanmayınca sonuna kadar öyle gidiyor. Sonra; kitapta bazı yerler çok uzatılmıştı, çok fazla tekrar vardı. Ayrıca karakterler çok çabuk fikir değiştiriyordu. Mesela kız bu adama deli dendiği için onunla evlenmek istemiyor, sonra onu görüyor ne yakışıklı bir deli diye düşünüyor, sonra adam bunu hırpalıyor yakışıklı olsa ne olur deli işte diyor, sonra ama benim delim oluyor. Bunlar öyle çabuk oluyor ki bu değişiklik hızı bana tuhaf geldi özellikle de Emre'nin psikolojik açıdan çok çabuk toparlayıp Elif ile yakınlaşması çok hızlıydı. Buralarda kitap bana yetersiz geldi. Çok fazla klişe vardı kitapta bilemiyorum hiç ısınamadım. Bu konuyu daha önce bir yerde okuduğuma eminim ama hatırlayamıyorum. Ama her şeye rağmen kitap çok akıcıydı 2 günde bitirmemden de belli zaten :D Not: Beğenmeyeceğinizi düşünüyorsanız kitaba başlamayın bile derim. Çünkü hiç eleştiriye açık olmayan bir yazar ve maalesef ki bana demediğini bırakmadı sırf beğenmediğim için. Keşke edebiyat böyle insanların eline kalmasaydı.
GÜNCELLEME 2: 27.10.2016 İlginç bir haber... Bu kitabın devamında daha ne olabilir ki Allah aşkına?
***
GÜNCELLEME 1: 11.07.2016
Sonunda bitti!
Bu kadar ticari nedenlerle basılan başka kitaplar var mı (tahminimce bir dolu) bilmiyorum. Rezalet desem değil, ama olayın vahametini anlatacak başka bir kelime bulamadım dağarcığımda. Ya da durun: Fiyasko nasıl? Sanırım idare eder...
Şöyle ki kitap gereksizce uzatılmış, tekrarlarla kağıt israfı yapılmıştı. Mesela 477. sayfadan sonrasına ne gerek vardı? Gerçekten yanarım yanarım kullanılan o kadar kağıda yanarım dostlar! Resmen kitap daha kalın olsun diye bitmiş kitabın sonuna olayları en baştan, farklı bakış açısından yazıp koymuşlar!
Birde yazım dili vardı ki... Olmaz olsun dedirtti bana. Ben insanların birbirine küfür etmesine,hakaret etmesine pek kızmam. Yani insan sinirli ve öfkeliyken ağzını tutamayabilir. Buna anlayış, mümkün mertebe müsamaha gösterebilirim. Örneğin -en hafifinden- biri size aptal dese, bu sizin aptal olduğunuzu göstermez. Üzerinize alınmayı bırakın -şahsım adına söylüyorum, ben kale bile almazdım. Ama şu cümle küfür veya hakaret içermiyor benim gözümde. Bu ancak ve ancak seviyesizlik!
Bkn:
Tek cümlede bu kadar seviyesiz kelimeyi bir araya getirmek mi başarıdan sayılıyor bilemedim ki?
Lütfen ya, lütfen! Bir karı koca, birbirini sevsin sevmesin, aynı evi ve hayatı paylaşan iki insan böyle seslenebilir mi birbirine? Bir daha onun yüzüne nasıl bakacaksın be kızım sen? Evet, bunu birde kız söylüyor. Üstüne üstlük bu bir kerelik bir şey de değil: ["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>["br"]>
Deli bana arkadaşlarımın oku dediği bir kitaptı. Wattpad'deyken okumuşluğum, yazarın yıldız olmadan devam ettirmeyeceğini söylediği için yıldızlamışlığım bile olan bir kitap. Wattpad'in bu kafasına hastayım. Kitabın sonunu görmek zorunda hisseden manyaklardan olduğum için önüme geleni yıldızlıyorum.
Orada okurken bile beni rahatsız eden çok fazla yeri vardı. Akıcı mıydı? Evet, akıcı. Alıp bitirirsiniz iki günde. Kitap ilçenin deli diye adlandırılan adamıyla evlenmek zorunda bırakılan Elif'in hikayesi. Kitap boyu Emre'nin hastalığının bir sebebi olduğu iddia ediliyor ve siz çok merak ediyorsunuz. Bu arada ikili ilişkisine başlıyor.
Öncelikle kitabın bir "psikolojik roman" olduğunu düşünmüyorum. Böyle okursanız beklentinizi karşılamaz. Ortada bir hastalık olması ve tarafların bununla uğraşması, ne kadar duygular anlatılmış olsa da kitabı o kategoriye sokmaz. Kitabın sonunda açıklamamızı alıyoruz. O kadar gerilime değdi mi? Zannetmiyorum.
Kitabın emeğine "eline sağlık" desem de üsluba kesinlikle böyle bir şey diyemiyorum. Elif benim okuduğum en çirkef kadın karakter. Altınlarım da altınlarım deyişi zaten illallah ettirdi. Öte yandan Emre. Adam kıza "Koca Meme" diyor. Ben bunu mazur görmem, göremem. Allah aşkına böyle hitap mı olur? Kadının adama deli deyişi de garip. Evet Anadolu'nun bağrındayız ama yapmayın arkadaşlar böyle şeylerle komedi olur mu? Bilmiyorum, okurken beni rahatsız eden çok fazla yeri vardı, konu güzelse bile o satırlarda keyfine varamadım.
02.04.21 (re-read) Bu kitapla ilgili çok farklı düşüncelerim var. Ne seviyorum ne nefret ediyorum ne de çok başarılı buluyorum. Konu itibariyle gerçekten içine çeken okuyucunun okuma isteğini artıran ve sonraki sayfa için de meraklandıran bir yazım tarzına sahip. Karakterlerin özelliklerini her ne kadar sevsem de kitapta geçen diyaloglardan hiç hoşlanmadım. Özellikle bel altı argo kelimeler bir kez daha kitaptan soğuttu. Emre yaşadığı ilçede deli diye bilinen ve psikolojik sorunları olan biri. Tabii çevresindeki insanların tabiriyle pırlanta gibi de bir adam... Emre, Elif ile tanıştığı andan itibaren Elif'in saçını çekmeler mi dersiniz göğsünü sıkmalar mı dersiniz, evlenene dek-hatta evlendikten sonra da (Tufan ve arkadaşlarının yanında "Elif'e binmek arabaya binmekten daha zevkli," diyor)- kıza şiddet uyguluyor. Evet bunun adı şiddet. Ayrıca Emre'nin akıl sağlığı da gayet yerinde ki ilaç kullanmıyor. Hal böyleyken kıza gösterdiği şiddet yüzünden Emre'yi sevmedim hatta nefret ettim. Güncel kasaba/köy romanları (?) bana göre değil bunu anladım. Özellikle yörenin ağzıyla yazılmış "gız, garı vs." kelimeler aşırı itici geldi. Dümbük, ayı, pezevenk vb. kelimelere değinmiyorum bile... Emre'nin kitapta az çok bilgili olduğunu ve çeşitli konularda Elif'i bilgilendirdiğini görüyoruz ama bu bilginin tam anlamıyla Emre'nin kişiliğine tesiri olmadığı üzerine yemin edebilirim. Öyle ki Elif'e sürekli "deli dürtecek şimdi seni" demesi midemi bulandırdı ve aralarında romantik bir bağ olacaksa bile onun gözümde iğrenç bir şeye dönüşmesini sağladı. Elif ise küçüklüğünden beri sokaklarda büyümüş ve anne-babasından hiç sevgi görmemiş bir kız. Üstelik Emre ile evlenme sebebi de ailesinin göz bebeği olan oğulları Tufan'ın Emre'nin arabasını mahvetmesi... Evet, bir türk filmi/dizisi klişesi. Elif'in ailesine ayrı bir nefret duyduğumu itiraf etmeliyim. Keza ailesinin durumunu da göz önünde bulundurup "ben küçüklüğümden beri tırnaklarım dışarıda büyüdüm" diyen Elif'in ettiği hakaret ve küfürler gerçekten büyük bir problemdi. Emre'nin aşık olduğunu söylediği tüm güzel özelliklerini, kaba sabalığı mahvetmişti.
Kitabı okurken %80'lik kısmında -yeni nesil diliyle- "cringe" oldum. Sinirden kahkahalar attığım da oldu gözlerimi çevirdiğim de. Hatta sinir olup ara verdiğim de.
Diğer yandan Emre'nin hastalığı ile ilgili durumun kurgusu güzeldi. Özellikle son 100-150 sayfa kitabın en güzel kısımlarıydı diyebilirim. Emre'nin babasının yaptıklarının da yine bir yeşilçam klişesi olduğunu da unutmayalım ama.
Benim için reading slump dönemlerinde bana iyi gelen ve kendini okutan bir kitap. Yazarın yazım tarzı çok sade olduğu için akıp gidiyor. Bu açıdan sayfaları nasıl çevirdiğimin farkında bile olmuyorum desem yeridir. Keşke bu dediğim kısımlar böyle olmasaydı da kitaba daha yüksek puan verebilseydim.
cehaletimi mazur görün ama.. bu neydi?! yavşak, sümüklü, sürtük, sapık, koca meme, ve aklıma daha gelmeyen bir sürü kelime içeriyor bu tarz bol bol.. bir de bunlar namazında niyazında insanlar.. vay arkadaş geldiğimiz duruma bak. keşke okurunun yaş ortalamasını göz önüne alabilselerdi.. harbi yazık..
Ben Hande Altaylı olsam bu yazardan bir teşekkür notu beklerdim. Hem Delice adlı kitabımdan esinlenmekle kalmayıp konuyu bizzat alacaksın, hem sıfır yazım kalitesiyle kitabı satacaksın. Tebrik etmek gerek. Wattpadden çıkan kitapların yüzde 90 ı gibi sırf okunma sayısı için basılmış size hiçbir şey katmayacak bir kitap.
Büyük potansiyel fakat daha büyük bir hayal kırıklığı!
Biri bana bu kitabı bir cümle ile anlat dese kesinlikle bu şekilde anlatırım! Bu kitabı bana biri hediye olarak almıştı, ve hediyeyi alan kişide bende bu kitapta büyük potansiyel görmüştük. Elif psikolojik problemleri olan ve yıllarca “Deli” diye damgalanmış Emre ile ailesinin zoruyla evlenmek zorunda kalır, bu roman ise önce Elif’in zorla evlendirildiği için yaşadığı zorlukları anlatan bir drama, daha sonra ise Emre’ye onu tanıdıkça yavaşça aşık olmasını anlatan bir romantik kitap olduğunu düşünmüştük. Teknik olarak haklıydık evet, fakat bu kitap konusundan değil de uygulamasından ve yazarın rahatsız edici tavırları yüzünden kaybediyor. Yorumun detayında uygulamadaki problemlerden ve özellikle yazarın tavırlarından bahsediyorum:
0. Yazım dili
Kitabın yazım dili gerçekten çok kötü, özellikle kitabın başlarında! Kitabın konusu ne kadar trajik başlıyor düşünün, gencecik bir kız ailesi tarafından erkek kardeşinin hatasını telafi etmek için zorla sevmediği, üstelik “Deli” diye damgalanmış ve kadınlara saldırdığı bilinen birisiyle evlendiriliyor. Ne kadar kötü ve trajik bir dram değil mi? Hayır bu kitapta değil. Maalesef Elif’in iç dünyası bir tek o gün be yaptığı, ne kadar ağladığı, alışverişte neler aldığı, nasıl göründüğü ve başka insanlarla olan diyaloglarından ibaret. Bu demek ki bu kızın iç dünyasında hiç duygu yok! Elif’in durumu çok trajik fakat biz okuyucu olarak kendimizi Elif’in yerine koyarak durumun aslında ne kadar kötü olduğunu hissedemiyoruz. Kitap bir romandan çok Elif’in günlüğü gibi okunuyor, ve bu günlükte gerçekten hayatında iki kelime yazmamış, duyguları aktarmanın ne demek olduğunu bilmeyen biri tarafından yazılmış gibi.
Dediğim gibi bu yazım dili kitap ilerledikçe düzeliyor. Kitabın sonunda yine iyi yada mükemmel değil fakat Elif’in olaylardan ne kadar etkilendiğini ve ne kadar üzgün olduğunu birazcık olsun hissedebiliyoruz. Kitabın başındaki ve sonundaki yazım dili uyuşmazlığı bence yazarın kitabı Wattpad’den alırken değiştirip geliştirmeye çok uğraşmayışından kaynaklanıyor. Belli ki sonradan eklenen bölümler daha çok uğraş gösterilmiş fakat yazar önceki bölümleri değiştirmek için hiç uğraşmamış ve ben bunu okura büyük bir saygısızlık olarak görüyorum. Sana popülarite veren ve senin kitap bastırabiliyor olmanı sağlayan insanlara bir veya iki bölümden fazlasını vermek gerek. İnsanlar 25 lira verdikleri kitapta Wattpad’de ücretsiz okudukları yazım kalitesinden daha fazlasını okumayı hak ediyor.
0. Olayların Gelişme Hızı
Bu kitap gereksizce uzatılmış doğru, ama aynı zamanda kitaptaki önemli olaylar ve konusu inanılmaz derecede hızlı gelişiyor. Bu nasıl olur diye soranlara anlatayım: yazarımız kitabımızın asıl konuları olan Elif’in zorla evlendirilmesi ve Emre’ye zamanla aşık olmasını derinleştirerek yazmak yerine 100 sayfaya sıkıştırırken, en gereksiz olayları, örneğin Elif’in bir türlü sevişmek istememesini bir başka 100 sayfaya yayıyor. Aynı zamanda başka bir 50 sayfa kadar Elif’in anne babasıyla küsmesi, bir 50 sayfa Neclaydı, komşu kadınlardı vs vs.
Elif’in kendi rızası sonunda evlendirilmesi, bunu kabul etmesi, ve dönüp Emre’ye aşık olması 100 sayfa sürüyor sadece! Bu kız ailesi zoruyla evlendiriliyor, Deli denen bir adamla hemde, müstakbel kocası tarafından tehdit ediliyor, eski sevgilisi tarafından taciz ediliyor ve üstüne kocasına aşık oluyor sadece 100 sayfada! Bunun tek sebebi yazarın bize Elif’in hislerinden hiç bahsetmemesi. Eğer düzgün bir şekilde uygulanmış olsaydı sadece bu 100 sayfadaki olaylar bile 300 sayfalık bir roman olarak yazılabilirdi. Gerçekten yazık edilmiş!
0. Karakter Uyuşmazlığı
Yazar sanırım bir şekilde karakterleri (özellikle Emre’yi) ilk sayfalarda çok kötü bir karaktermiş, canavarmış gibi anlatıp daha sonra hemen melek gibi karakterlere değiştirerek karakter gelişimi yaptığını düşünüyor sanırım. Kötü haber yazarcığım karakter gelişimi böyle olmaz! Bir karakterin gelişmezi yavaş yavaş olur ve değişimini okuyucu izler. Fakat bu kitapta öyle değil. Emre Elif ile olan ilk 3 görüşmesinde de Elif’i ya cinsel olarak taciz ediyor ya da şiddet uyguluyor. Evlendikleri anda ise melek olarak kesiliyor ve kitabın sonuna kadar Emre böyle bir karakter olarak kalıyor. Emre’nin karakteri genel olarak kötü biri değil yani. Emre’nin Elif’e evlenmeden önceki davranışları hikayeye hiç bir şey katmıyor üstelik tamamen gereksiz ve karakter uyuşmazlığına sebep oluyor. Kitabın sonunda yazar bu davranışları Emre’ye doktoru Selçuk’un yapmasını söylediği gibi saçma bir bahaneyle geliyor (ki buna daha sonra tekrar değineceğim) fakat bu hiç mantıklı değil çünkü burda Emre karakterine tamamen zıt olan bir şekilde Elif’e zarar vermek istediğini söylüyor ve tek vazgeçme sebebi babasının ona ben seni böyle yetiştirmedim demesi!
0. Seksizim, Kadın Düşmanlığı ve Homofobi
Seksisizm ve Kadın Düşmanlığı Bu kitap inanılmaz derecede seksist ve kadını aşağılayıcı. Sanılanın aksine bu aşağılamanın çoğu kitaptaki kadın karakterlerin kendisi tarafından yapılıyor.
Kitapta Elif sürekli kendisinin “sanıldığı gibi” bir kız olmadığı ve kocasından başka kimsenin onu çıplak göremeyeceğini vurgulamaya bayılıyor! Evlenmeden önce cinsel ilişkiye giren insanlar kaltak ve sürtük ya çünkü bizim baş karakterimiz öyle değil!
Kitapta şöyle bir alıntı var ki gerçekten kusmak ve sinirden kitabı yakmak istedim:
“Sonra odama gidip yakası kapalı bir tişört giyindim. Sonuçta eniştem gelecekti. Aşağı indiğimde Emre salondaki koltuğa kurulmuştu bile. Ben sehpaya ikramlıkları dizerken, ‘Aferin, beni onları kesmek zorunda bırakma,’ dedi. ‘Ben nerde ne giyeceğimi bilirim bir kere!’”
Gerçekten şaka mı gerçek mi emin değilim! Demek ki kocandan başka herhangi bir erkeğin önünde yakası açık giyilmemeli, çünkü erkekler (Enişteniz bile olsa!) tahrik olabilirler. Böyle giyinmeyenler ise nerde ne giymeleri gerektiğini bilmeyen kaltaklar!
İleriki sayfalarda Elif’in ablası bize sebepsiz (istememe sebep sayılmıyor) yere kocanıza sekse hayır derseniz günaha girdiğimiz bilgisini veriyor (sayfa 94). Biz çünkü erkeklerin seks oyuncaklarıyız ve ne zaman bizden sevişmek isterlerse onlarla sevişmek zorundayız. Mükemmel bir mesaj!
Yine aynı sayfalarda, altın gününde baş karakterimiz Elif mahalle kadınlarını sekse ilgili oldukları için ayıplıyor ve yola gelmeleri için din imana gelmeleri gerektiğini söylüyor (sayfa 95). Biz kadınlar olarak herhangi bir cinsel istekte bulunamayız çünkü, çok ayıp çok!
Bir sayfa geçmeden bu sefer Elif hanım kızımız kendisini bakire bir şekilde boşanacağını düşündüğü için açılmadan iade edilen bir mala benzetiyor (sayfa 96). Çünkü kadınlar bir mal ve bakirelik giderse bozulmuş oluyor.
Sayfa 111’de “Yemek yapmak benim gerekliliğim” alıntısıyla karşılaşıyoruz. Tekrar sayfa 121’de “Hâlâ tamamen sönmemiş olan mangalda köfteleri ısıttım hemen. Ne de olda ben bu evde sadece bu işler için vardım.” alıntısı çıkıyor karşımıza. Yemek yapmak ve ev işleri bir kadının ‘gerekliliği’ olarak yansıtılıyor bize tüm kitap boyunca.
Tüm bunların neden inanılmaz derecede kötü olduklarını açıklamama gerek olmadığını düşünüyorum. Gülşen Kılıçaslan kitapta sürekli bir “namuslu kadın” olgusunu bize dayatarak bu çerçeveye uymayan herkesi ayıplıyor. Tüm bunların genç bir kadın tarafından yazıldığını görmek beni gerçekten inanılmaz derecede üzüyor. Kendinden utanmalısın Gülşen Kılıçaslan! Bir kadın olarak başka kadınları şu şekilde aşağılayıp, tehlikeli seksist rolleri okuyucularına empoze etmen çok yanlış!
Homofobi “Ama en çok ağırıma giden erkekliğime laf demesi oldu. Gey diye adımı çıkardı,” (sayfa 286)
“Hakkında çıkan gey dedikoduları ile yüzünü kızartmazdı babasının.” (Sayfa 484)
Gaylerin heteroseksüellere göre erkeklik konusunda hiçbir eksiklikleri yok! Gey kişiler de gayet “erkek” ve “adam”, bu homofobik cümle gerçekten okuması sinir bozucu ve utanç verici. Geylik yüz kızartacak, utanılacak bir durumda değil!
0. Psikolojik Hastalıklara ve Tedaviye Yaklaşım Biçimi
Keşke yazar biraz araştırıp yazmaya aldansaymıştı bu konuları! Dr Selçuk Bey bize sürekli olarak psikolog olarak tanıtılıyor fakat öğreniyoruz ki kendisi aslında tıp fakültesi mezunu. Tıp fakültesi mezunu olup da uzmanlığını psikoloji ve psikiyatri üzerine yapan insanlar “Psikiyatrist” olur “Psikolog” değil. Psikologlar Klinik Psikoloji üzerine doktora yapmış doktorlardır ve hasta ile terapi yaparlar, ilaç verme yetkileri yoktur.
Bunu aradan çıkartmışken Dr Selçuk’un ne kadar profesyonel olmayışından bahsedelim. Dr Selçuk, Emre’nin kendisine sürekli olarak karısıyla konuşmasına izin vermemesine rağmen Elif’le ilk tanıştığı anda Emre’nin tüm geçmişini ve psikolojik sorunlarını anlatıyor. Bu YASAKTIR arkadaşlar. Hiçbir tıp görevlisi, özellikle psikolog veya psikiyatrlar hastalarının herhangi bir bilgisini onların izni olmadan kimseyle paylaşamazlar. Hastaların bilgileri yasa tarafından böyle korunmakta. Bunun tek istisnası Doktorun hastasının veya etrafındaki başka birisinin güvenliğinden korkması, ve ya ciddi bir suç işlendiği zamanlar sadece polisle iletişime geçmesi, ve ya herhangi bir suç işlenmiş ve mahkemeden izin çıkmışsa bu konuda görüşmesinden ibarettir. Kesinlikle ve kesinlikle hastasının izni olmadan, onun yaşadıklarını ve sorunlarını hastasının ailesin anlatamaz!
Kitabın sonlarına doğru ise Elif hanim kendisinin tıp fakültesi bitirmiş doktordan Emre’yi tanıdığı için daha bilgili olduğunu ve onun iyiliğini daha iyi bildiğini söylüyor. Kendi başına Emre’nin ilaçlarını azaltıp kesiyor, doktorun söylediklerine rağmen ille de Emre’nin kendisinin söylediği sebepten hasta olduğunu ve ancak kendisinin bildiği yön ile iyileşeceğimi tutturuyor. Ve tabii ki baş karakterimiz o olduğu için haklı çıkıyor! Bunun ne kadar saçma olduğunu açıklamama gerek yok heralde?!
This entire review has been hidden because of spoilers.
Deli, belkide Wattpad mecrasindan cikan en sevdigim kitap. Anlatim dili ve kurgu tarzi ile Gülsen Kilicaslan'da en sevdigim yazarlar arasinda yerini alma yolunda ilerliyor diger kitaplarinida en kisa zamanda okuyacagim.
Bu kitap bana yazar tarafından gönderildi. Kafam çok dolu olduğu için çerezlik hadi başlayayım dedim,gerçekten çok akıcı. Ama gerçekten çok klişe olduğunu düşünüyorum. Üslubunu hiç hiç sevmedim,edebiyat namına bir şey yoktu. Tamam her kitaptan bir edebi yön beklemiyorum ama çok düzdü kitap,boştu. Her şey çok çabuk ilerliyordu ama anlamsızca uzatıldıkça uzatılmıştı sanki. Sevmedim,tavsiye etmiyorum. Bence zaman kaybı olacaktır. Ayrıca şunu söylemek istiyorum yazar yaklaşık 10 kez mesaj attı. Sürekli olarak. İnsan gerçekten üstünde baskı hissediyor ve ben bu hissi sevmem. Resmen sorumluluk hissi içinde okudum,zaten kitabı bitirmedim. Artık her şey kendini tekrar edince bıraktım. O şekilde işte,siz bilirsiniz..
hakkında fazla övgü duyduğum bir kitabın yorumuyla sizlerleyim. deli kitap olarak çıktığı günden beri fazlasıyla ilgi gören bir kitap oldu. sırf bazı okuyanların abartılı övmeleri sonucunda kitaptan biraz soğudum diyebilirim. zira karşımda bir kötü çocuk,ağır bir wattpad klişesi görmeyi bekliyordum. sonunda bu ön yargılarımı hala tam olarak yıkamasam da kitaba bir şans tanıdım. ön yargılarım haklı mıymış diye soracak olursanız %20 lik bir haklılık payı biçebilirim onlara. çünkü konu ağır bir klişe olmasa da kitap boyunca yedirilmiş minik klişeler var. fakat bunlar çok da önemli değil aslında benim puan kırmam bu konu yüzünden değil. çok hızlı bir başlangıç yapıyoruz kitaba. çok da hızlı bir bitiş bekliyor bizi. peki bu arada anlatılan 400 sayfa... tamamıyla günlük hayatın rutin modu. esasında ortada biraz gizemli,araştırılmaya heves edilebilecek bir geçmiş var. fakat karakterler neden ki bunu son sayfalarda araştırmaya başlıyorlar. ayrıca bu 400 sayfanın en az 250 sayfası olmasa da olur. hiçbir aksiyon hiçbir macera yok çünkü. resmen evden işe,i işten eve yeni evli çiftimizin birbirini tanıma çabası. tamam karakterler çok güzel, kurgunun temeli de karakterlerin davranışlarıyla harmanlanarak hoş bir birliktelik oluşturulmuş fakat kurgu kitaba gerektiği gibi yedirilememiş. hele ki Emin amcanın ağzından anlatılan bölüm çok gereksizdi.zaten kitabın başlarında konunun tüm ana hatlarını öğrenmişken, sadece minicik ayrıntılar için aynı olayları okumamıza dayanamadım. bu kitap bir 350 sayfa olsaydı tadından yenmezdi. zaten o zaman kurgu da kendiliğinden gerektiği gibi oturmuş olurdu. fakat bu kadar eleştiriden sonra yazarın hakkını vermem lazım. kitabı öyle akıcı bir biçimde yazmış ki sayfalarda kayboluyorsunuz. karakterlerin birbirleriyle o deli uyumuna bayılarak sayfaları istekle çeviriyorsunuz. sanırım kitabı elimden bırakamamdaki en büyük etken bu. kısaca kafanızı dağıtacak, çerezlik ve eğlencelik bir kitap okumak isterseniz DELİ sizin için güzel bir öneri olabilir fakat üstteki eleştirilerimin de aklınızda bulunmasını tavsiye ederim.
Kitabımız ilçenin deli diye adlandırdığı Emre ile ailesinden beklediği şefkati, ilgiyi, sevgiyi göremeyen Elif'in hikayesini anlatıyor.
Elif zorla Emre ile evlendirilir. Ama bu daha sonra büyük bir aşka dönüşüyor. Emre'nin büyük bir problemi vardır. Bu problem ise karşı cinsten korkması diyebilirim. Karşı cinsten biri ona yaklaşınca travma yaşıyor. Ama ona bir tek Elif yaklaşabiliyor. (Kitapta Emre bile şaşırıyor Elif'in ona yaklaşabilmesine.) Bunun sebebi ise küçükken annesini kaybettiğinde babasının onu bir akrabasına emanet ettiğinde yaşadığı bir takım olaylardır. (Bu olayları travma sonrası Emre bile hatırlayamıyor. Bu kısımda üzülmedim değil. Düşünsenize çocukluğunuzda dehşet bir olay yaşıyorsunuz ve bundan ötürü o olayın olduğu sene full yok.) Bence Emre deli bile değildi. Yaşadığı olaylar öyle olmasına sebebiyet vermiş. Bir gün Emre'nin babası Emin bey vefat eder. Cenazenin olduğu sırada Emre mezarlıkta bir şey görür ve travma yaşar. Böylece emre hastaneye tekrar yatırılır. Elif ise bunun sebebini ve geçmişte yaşadığı travmayı öğrenmek için çok çabalar ve bulur. Acaba bu travma nedir? Biraz daha anlatırsam spoi verecekmişim gibi hissediyorum.
Kitap bir yandan mükemmel bir aşk hikayesini anlatırken bir yandan da çocuk istismarına değinmiş. Kitap rahatça okunabilir. Dili yalın ve sade. Okumaya başladığım anda nasıl bitti anlayamadım. Yazarın kalemine sağlık Yazarın bu kitabı dışında diğer kitapları da çok güzel.
Wattpad de okuduğum ve sevdiğim bir kitaptı. Sonuçta amatör bir yerde okuduğunuz, amatör bir hikaye. Konusu da fena değildi ve okutuyordu. Kitabın ticari amaçlarla basıldığını biliyorum. Kitap basılmasa bile wattpad de finalinin yayımlanmayacağını biliyordum. Basıldığında tek sevindiğim şey sonunu okuyacak olmamdı. İlk başlarda kitabı almak istedim ama kardeşim sağolsun almadım. Param cebimde kaldı. Kitabı kaldığım yerden pdf olarak okudum. Yani wattpad den okuyormuş gibi devam ettim. Belki elimde kitap olsa nefret ederdim ama pdf olarak okuyunca hayal kırıklığı falan yaşamadım. Wattpad de okuduğum bir kitap gibi oldu-ki öyleydi- benim için. Kitabı wattpad hikayesi olarak düşünüp okuyunca ve elinizde kitap da olmayınca yazılanlar daha makul görülebiliyor. Sonuçta internet ortamı ve amatörlük diyorsunuz. Kendim için konuşmak gerekirse bir wattpad hikayesi olarak sevdim. Diyaloglara, kelimelere, olaylara pek dikkat etmedim. Öylesine okuduğum bir şeydi çünkü. O yüzden sevdim. Ama eğer daha önceden başlamamış ve kitap olarak okusaydı hiç sevmeyeceğimi düşünüyorum. Eğer okuyacaksanız pdf olarak, wattpad hikayesi okuyormuş gibi düşünün ve hayal kırıklığınız azalsın.
Bir deli bu kadar akıllı olabilir miydi? Kesinlikle tavsiye ederim okumanızı. Nasıl güzel bir kitaptı anlatamam,ama anlatmam gerekiyor anlatabildiğim kadarıyla. Gerek kurgusu gerekse verdiği mesajlar çok ama çok güzeldi. Gayet akıcı ve kusursuz bir kitaptı bence.Emre'nin babasının vefatında kriz geçirdiği bölümleri kalbim kaldıramadı. O sayfaları göz yaşları içinde okudum.Elif'in ailesini bir kaşık suda boğasım geldi.Kitabın konusuna gelince Elif abisinin yaptığı bir hata yüzünden deli diye anılan Emre ile evlenmek zorunda kalır. Başlarda dirense de ailesinin ona verdiği değere nazaran bir deliyle evlenip yaşamayı göze alıyor. Emre'yle evliliğinin ardından onunla yaşamanın o kadar da kötü olmadığına kanaat getirmişti. Günler ayları kovalarken birbirlerine ısınmışlardı. Emre asla desteğini esirgememişti Elif'ten,tabi ki Elif te öyleydi. Emre'nin kriz geçirmesine sebep olaydan sonra asla onu yalnız bırakmamış ve tüm kötülüklerin üstesinden gelip mutlu kocaman bir aileye sahip olmuşlardı.#
Bu tarz kitapları sırf para kazanmak için nasıl kitap olarak basarsınız anlamıyorum. Hiç bir edebi yönü hiçbir okunası tarafı yok !! Çocuklarınıza kitap alırken dikkat edin. Içinde güya nefretten aşk doğacak temalı şiddet , kadının aşağılanması , saçma küfürlü diyaloglar var güya halk içinden seçilmiş karakter oluşturmaya çalışmış ama bildiğin toplumu en aşağılara çeken bütün karakterler var birtanesi bile mi normal olmaz. Artık yeni basım günümüz yazarlarından da kitaplarından da çekinir oldum soğudum buna wattpad de dahil. Türk filmlerine dizilerine karşı oluşturduğum negatif düşüncelere artık yeni nesil türk yazarlarıda eklenmiş bulunmakta.
Bu kitap baya eski bir kitap ablamdan çaldığım bir kitaptı. Okurken cidden ağlıyorsunuz. Ana karakter kızın başına gelen tramvatik olaylar ve ondan daha korkunç olaylar başına gelmiş bir adam... Birbirlerinin yaralarını sarmaları başlarına gelen korkunç olayları atlatmaları... Genel olarak çoğu kişi yazarın kitabı yazma dilinden rahatsız olmuş ama beni rahatsız etmedi. Öküz,Mal gibi cümleler küfür bile değil bence... Yabancı kitapların erkekleri genel olarak daha sex düşünceli daha aşağılayı nitelikte olduğunu düşünüyorum. Bu türden türe değişir. Bu laf ve cümleleri kaldırabilicekseniz okuyunderim.
kitap uzun olmasına rağmen bir günde bitirdim çok akıcı bi kitaptı. Kitapta sevdiğim çok güzel yerler olmasına rağmen biraz çelişik gibiydi . Namaz ve cinsellik bana çok iç içe geldi ama onun dışında güzeldi diyebiliriz. Güzel ve akıcı bi genç yetişkin kitabı arıyorsanız mutlaka okumanızı öneririm.
lisedeyken bir solukta bitirdiğim bir kitapti ve Emre karakteri beni çok etkilemişti bir kaç ay önce tekrar aklıma geldi sırf emre karakteri için yeniden okudum biraz da nostalji oldu fakat kitap dili beni çok rahatsız etti içinde güzel olaylar olsa da gerçekten çok rahatsız ediciydi