Toplu öykülerin ilk cildinde, Nezihe Meriç’in 50’li yıllarda başlayıp 1960’larda tamamlanan ilk dönem öykülerinden oluşan Bozbulanık (1953), Topal Koşma (1956) ve Menekşeli Bilinç (1965) yer alıyor.
1925'te Gemlik'te dünyaya geldi. Çocukluğu Anadolu'nun değişik kentlernide geçti. Orta öğrenimini 1943'te Eskişehir Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. Mezun olmadan, 1945’te öğrenimini yarıda bıraktı. Öğrenimi sırasında Verda Ün'den piyano dersleri almış olan Meriç, onbir sene boyunca (1945-1956) Heybeliada İlkokulu’nda müzik öğretmenliği görevinde bulundu. 1956 yılında yazar Salim Şengil ile evlendi.
1952 – 1972 yılları arasında Şengil’in çıkardığı Dost dergisi ve Dost Yayınları’nı yönetti. bu evlilikten Aslı adında bir kızı oldu. Nezihe Meriç'in ilk yazısı olan Ümit İstanbul Dergisi'nde 15 Şubat 1945’te N. Ufuk imzasıyla, ilk öyküsü Bir Şey ise Seçilmiş Hikayeler Dergisi'nde yayımlandı. Korsan Çıkmazı ile 1962 Türk Dil Kurumu, Bir Kara Derin Kuyu ile 1990 Sait Faik Armağanı, Yandırma ile 1998 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü, 2007’de ise Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nü aldı. Kanser tedavisi görmekte olan Meriç, 18 Ağustos 2009'da İstanbul, Etiler'deki evinde hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.
yazının kitaptan kitaba gelişimini izlemek güzeldi, menekşeli bilinç sanırım üslubun uç noktalarıydı, topal koşmanın roman öykü olması ayrı bir tattı, uçarılığını uçuculuğunu beni zorlamasını da sevdim
birkaç saat sonra edit: yazdıklarım incir çekirdeğini doldurmadığı için döndüm. uzun zaman geçirdim kitapla. bozbulanık'ta başlayan izlek--topluma sığmak, düş kurmak, yerleşmek, yerinden olmak--son öykülere kadar devam etti. ancak başlarda içerikle yürütülen kavramlar sonda biçime iyiden iyiye yedirilmişti. sanki ilk hikayelerde mutluluğa ya da tatmine dair bir ipucu vardı da sonra bunun sürmediği, süremediği, sürmesi için cebelleşmek gerektiği işleniyordu, oysa topal koşma ve menekşeli bilinç'te mutsuzluk, tatminsizlik, umutsuzluk baştan koşuldu, karakterler hikaye izleğince kendi başlarına örülen çorapları (yaşam çorabı, en çekilmezinden) az biraz söküyor da nasıl mutsuz olduklarını, nasıl sıkıştıklarını sona doğru kavrıyor kıvırıyordu. bozbulanık yaklaşımında bir ferahlık varsa eğer gerisinde bu ferahlığın üstü önceden kapatılmıştı. topal koşma'da anlatımı yoğunlaştırmak için kullanılan tekrarlar bence boğucu raddedeydi, özellikle "farklı kadın" olma motifi sık sık kullanılmıştı, oradan beni biraz sıktı. menekşeli bilinç sanırım en sevdiğim oldu, nezihe meriç'in karakterleri gerçekten menekşeli bilinçlere sahipler, dimağlarında açan, uzun sürmeyecek, karmaşanın ya da bulantının üstünü kısacık kapatan mor mavi benekler. bir cümlelik ömürler deneyimler--ben kafamı kaldırana kadar solmuşlardı bile
Aslında vermek istediğim yıldız 3.5/5. İlk üç öyküyü okuduktan sonra kendimi sorgulamak zorunda kaldım "Ben neden bu kitabı okuyorum? Hakkında övgüyle bahsedilen bu eseri anlamaktan uzak mıyım, yoksa öven kişi ile ortak bir zevkim mi yok? Her kitaba 75 sayfa şans vermek yanlısı olduğum için devam ettim. İyi ki de etmişim İlk bölümde iki öyküyü keyifle okudum. İkinci bölüm gerçek bir ömür törpüsü. İki hatta üç defa okuduğum sayfalar oldu. Gerçekten yorucu bir akış içinde bazen gelişigüzel yazılmış gibi gelen kelimeler, kısa cümleler.... Susuz serisini iki kere okuyunca bir şeyler yerine oturmaya, sayfalar yenilenmiş bir itki ile akmaya başladı. Üçüncü bölüm İlk ikisinden ziyadesiyle farklı ama aynı kalemin eseri olduğu belli. Uzamış cümleler ve beyni alt üst etmeyen klasik bir dizim daha az imgesel bir yaşamı anlatan öyküler.
Bu kitabı bir daha okur muyum? Kesinlikle. Toplu eserlerin ikincisinin siparişini verdim mi? Evet Tavsiye eder miyim? Nadiren
"Kafası çok karışık bir kadın tarafından yazılmış, gerekli özen ve özveriden yoksun. Sadece siyasi görüşü sebebiyle şişirilen bir balondur şahsı kanaatim."