Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, bir on yedinci yüzyıl klasiği olarak hem zevkle okunabilecek bir edebiyat eseri hem de tarih, dil, halkbilimi, sanat tarihi, topografya, dinler tarihi, tasavvuf tarihi ve yerel tarih araştırmacıları için kaynak niteliği taşır.
Asya, Avrupa ve Afrika’da gezip gördüğü yerler için yalnızca onun kullandığı bir dil ve bakış açısı ile tanıklık eden Evliya Çelebi, on ciltlik dev eserinin birinci cildiyle aynı zamanda ilk Türkçe “İstanbul Monografisi”ni de yazmıştır.
Adlarını vermiş olsa bile birçoğunu bugün bilemediğimiz pek çok kaynaktan derlediği mitoloji ve tarih karışımı bilgilerden saray hayatına; pek çok ünlünün kişisel tarihinden şehrin gündelik hayatına; şehrin etrafını çevreleyen surlardan her türlü mimari esere; kapılardan tepelere ve iskelelere; savaş ve barışta şehrin ve ordunun ihtiyaçlarını karşılayan yüzlerce esnaftan bahçe ve mesirelere; padişahlardan her sınıftan yönetici, bilim adamı ve ilginç tiplere; devletçe düzenlenen şenliklerden çok özel meclislerde yaşanan eğlencelere varıncaya kadar akla gelebilecek her şey bu ciltte anlatılmıştır.
Günümüz Türkçesiyle ve iki kitap halinde sunulan Birinci Cilt ile okur, Evliya Çelebi’nin açtığı kapıdan uzun bir İstanbul gezisine buyur ediliyor ve şehrin olanca gizemi ile ayrıntılı bir haritası çiziliyor.
Derviş Mehmed Zillî (1611 - 1682), known as Evliya Çelebi (Ottoman Turkish: اوليا چلبى), was an Ottoman explorer who travelled through the territory of the Ottoman Empire and neighboring lands over a period of forty years, recording his commentary in a travelogue called the Seyâhatnâme (Book of Travel). The name Çelebi is an honorific title meaning gentleman (see pre-1934 Turkish naming conventions)
Evliya ile çıktığım bu yolculuğun ilk kısmını geçen ay tamamlamayı umuyordum ama planlar tutmadı, bugüne kaldı. sadece en genel hatlarını bildiğim seyahat serüveninde beklediğimden çok daha eğlenceli ve öğretici bir başlangıç yaptım.
20 ciltlik, uzun bir serüven olacak benim için ama her adımı okuma arkadaşlarımla daha keyifli olacak kesinlikle.
Çok değerli bir kitap. Tarihin bir çok yerini aydınlatan bir seyyah. Yer yer abartıları ve süslemeleri var elbette. Ama çoğu anlattığı, tarihçilerin değerlendirip bizlere anlatabilmesi için çok kıymetli.
Fakat benim için uzun bir okuma oldu. İlk kez bir seyahatname bu kadar uzun süre okunuyorlarımda kaldı. Aslında böyle olmasının bir kaç nedeni var. Öncelikle eser günümüz Türkçesi ile yazılmamış. Bir çok kelimeye yabancıyız. Bunların incelenmesi, araştırılması gerekiyor. Bunun yanı sıra eserde, dini söylemler ağırlıklı ve yoğun bir biçimde geçiyor. Bu da okumayı yavaşlatan, akıcılığı yer yer azaltan etkenlerden. Bir diğer konu listelemeler. Bu listeler ya da arşiv gibi olan çalışmalar tarih araştırmaları için çok kıymetli. Fakat okuma sırasında, sürüklenmeyi durdurucu etkenlerden.
Ne kadar doğru özetleyebildim bilmiyorum ama kısacası günümüz Türkçesi ile, daha hikayesel bir biçimde sürüklenerek okumayı beklemiştim. O olmamış oldu ama bu beni durdurmayacak elbette Evliya Çelebi’nin on cildini de okuma hedefim halen devam ediyor.
Herkesin ömründe bir kere olsun okuması gereken kitaplar vardır. Evliya'nın seyahatnamesi de bunlardan biri.
Giriş kısmında dediği gibi Ahmet Hamdi Tanpınar "Ben Evliya Çelebi'yi tenkit etmek için değil, ona inanmak için okurum ve bu yüzden de daima karlı çıkarım" [Beş Şehir, İstanbul, 1989. s. 16]
Ben de iki arkadaşımla çıktığım Seyahatname yolculuğunda Evliyayı tanımak, eğlenmek ve öğrenmek için okuyorum.