Original bdg. 17,50 / 23,00 cm. In Turkish. 80 p. Tezer Özlü'nün ilk kitabi Eski Bahçe'nin okuruyla bulusmasinin 40. yilina özel baskisi Yapi Kredi Yayinlari'ndan çikti. Yasamin ve ölümün aci kokularini erken yaslarda almis, toplumsal baskilarla bireysel uyumsuzluklarin çeperlerini görmüs, lirik ve sözünü sakinmayan bir yazar Tezer Özlü. Eski Bahçe ilkin 1978 yilinda Ada Yayinlari'ndan "Tezer Özlü Kiral" imzasiyla çikti. On bir öyküden olusan kitabin ilk öyküsü 1964 tarihli "Dönüs", son öyküsü 1976 tarihli "Hayalet Oguz". Yazarin ölümünün ardindan, on iki öyküden olusan Eski Sevgi bölümü eklenerek, yine Ada Yayinlari'ndan Eski Bahçe – Eski Sevgi adiyla kitap bugünkü halini 1987'de aldi. Eski Bahçe, Tezer Özlü'nün ilk kitabi ama yazarligini damgalayan yasam serüvenini bütün yönleriyle gösteriyor. 1940'li yillarda çocuklugunu geçirdigi Simav, Ödemis, Gerede... 1950'lerde okul yillarini geçirdigi Istanbul... 1960'larda evlenip is hayatina atildigi, çeviriler yaptigi Ankara... 1970'lerde yazarliginin boyutlarini iyice gösterdigi Istanbul... Kisacasi yasaminin izlerini belirginlestiren, biçimi ve biçemiyle onun bütünlüklü yazin dünyasini köse bucak yansitan öyküler var bu kitapta. Yasaminin izlerini belirginlestiren, yazarligini damgalayan, biçimi ve biçemiyle onun bütünlüklü yazin dünyasini köse bucak yansitan on bir öykü. Eski Bahçe her bir öyküsüyle kirk yildir göz alan bir göktasi.
Türk yazar. Özellikle Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yaşamın Ucuna Yolculuk olmak üzere az sayıda kitabıyla tanınır. Yazar Demir Özlü ile yazar ve çevirmen Sezer Duru'nun kardeşidir.
Simav'da doğdu. Çocukluğu anne babasının görev yaptığı Simav, Ödemiş ve Gerede'de geçti. İstanbul'a on yaşındayken geldi. Avusturya Kız Lisesi'ne gitti; ancak mezun olmadı. 1961'de yurt dışına çıktı. 1962 - 1963 yıllarında otostopla Avrupa'yı gezdi. Paris'te tanıştığı tiyatrocu ve yazar Güner Sümer'le 1964 yılında evlendi. Birlikte Ankara'ya yerleştiler. Sümer'in AST'ta çalıştığı bu dönemde Özlü Almanca çevirmenlik yaptı. AST'ta 1963-64 sezonunda Sümer'in yönettiği Brendan Behan'ın Gizli Ordu oyununda oynadı. Sümer'den ayrılarak İstanbul'a yerleşti. Geçirdiği rahatsızlık nedeniyle kesintili olarak 1967 - 1972 yılları arasında İstanbul'da farklı hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kaldı. Çocukluğundan başlayarak yaşadıklarını ve klinikte kaldığı bu dönemleri Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabında yazdı.
1968 yılında yönetmen Erden Kıral'la evlendi. Bu evlilikten 1973'te kızı Deniz doğdu. Bir burs alarak 1981'de Berlin' e gitti. Bu arada Kıral'dan ayrıldı. Kanada'da yaşayan İsviçre asıllı sanatçı Hans Peter Marti ile tanıştı ve 1984'te Marti'yle evlenerek Zürih'e yerleşti.[1] Göğüs kanseri nedeniyle 1986'nın 18 Şubat'ında burada öldü. Mezarı Aşiyan Mezarlığı'ndadır.
Özlü, eski eşi Erden Kıral'ın Yol filminin çekimi döneminde yaşananları anlattığı filmi Yolda'da Yelda Reynaud tarafından canlandırıldı.
Yorum bile yapılamaz güzellikte. Tezer okumak, onu anlamak, onu hissetmek çok başka. Ben şimdi günlerce yine Tezer’le beraber yaşayıp, onun yaşadıklarını hissedeceğim.
“Oğuz: E. ye uğradım. Sen benden daha önce gebereceksin, çok seviniyorum dedi, diye gülerek anlattı. Hepimiz gülüştük. İnsanın, kendi ölümü üzerine, ölmeden dört gün önce şaka yapabilmesi üstün bir zekanın bile işi değil. “ TEZER ÖZLÜ-ESKİ BAHÇE (Hayalet Oğuz)
En son öykü Hayalet Oğuz en etkileyici öyküydü. Nedendir bilmem ama onu çok beğendim. Ayrıca özel baskı, güzel ciltli ve kağıtlı bir ediston olan bu özel basım kaçırılmamalı. İyi okumalar.
Tezer Özlü'nün "Eski Bahçe" adlı kitabı.. Yazarın kendi hayatından kesitler sunduğu, derin duygular ve samimi anlatımlar içeren kısa hikayeler. Biraz depresif gelebilir eser.. Ama bayılıyorum ben Tezer Özlü'nün tarzına.. Sevdiğim kalemler arasında ilk sıralarda kendisi..
Özlü, yaşadığı coğrafyayı, içsel dünyasını, aile ilişkilerini ve 1960'lı yılların toplumsal yapısını yalın ama etkileyici bir dille anlatmış.. Gerçekçi yanı sanırım beni en çok etkileme sebebi..
Kitap, varoluşsal sorgulamalar, yalnızlık ve melankoli temaları etrafında dönüyor.. Özlü'nün içten ve yoğun anlatımı, sanırım okuyucuyu derin bir duygusal yolculuğa çıkaracaktır.
Yazarı tanımayanlar aslında bu kitapla başlasa kendisini ve kalemini çok iyi tanıyacaktır bence..
Büyük bir hevesle başladığım hayal kırıklığıyla biten bir deneyim oldu. Kitapta "Hayalet Oğuz" hariç, üstünde konuşulabilecek bir "önerme"ye sahip "hikaye" diyebileceğimiz bir metin yok. Başlardaki metinler "dağınık bir zihnin" bölük pörçük düşüncelerinin ve anı parçalarının dışavurumu, sonlara doğru ise daha çok günlük olayların aktarımı ve seyahat izlenimleri şeklinde. "Overrated" bir yazar bence. Not: Taylan Kara, Vasat Edebiyatı 101 adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim bu arada.
Okuması zor bir metin olduğu kabulüyle başlamak gerek. Yer yer sizi provake ediyor, rahatsız hissediyorsunuz. Sonra bu rahatsız hissetme halinin aslında Tezer'in tam da hedeflediği "okuru sarsma" hali olduğunu anlayıp, metnin amacına nasıl da güzel ve fark ettirmeden ulaştığını görüyorsunuz. Ruhun tozlu kalan yanlarına kalemiyle hafifçe ve nazikçe "püff" yapıp, çocukluk yaşantıları ve rüyalarla sizi duyumsamaya, anlamaya ve tedirgin olmaya çağırıyor.
tezer'in daha once bes kitabini okumustum derin bi hayal kırıklığı oldu bu. tüm kitaplarını okumayı istiyodum ama uzun bi sure sonra okurum muhtemelen.
Tezer Özlü'nün küçerek öykü türündeki eseri. Birden çok zamanda ve mekânda geçen olayların serimlerini, düğümlerini ve çözümlerini içeren eser roman olurken tek olaya dayanırken hacimli de olan eserlere novella deniyor. En iyi örneklerini Stefan Zweig'in verdiği novellanın diğer adı uzun hikaye. Aksi takdirde klasik hikaye oluyor. Ancak şiir çok yoğunlaştırılmış hikayelere öykü olarak adlandırılıyor. Kısa hikaye olarak da ifade edilir. Bir de daha billurlaştırılmış küçerek öykü türü var. Eski Bahçe'deki öykülerin çoğunun deneysel bir havası var ancak son birkaç öyküde üslup farklılaşıyor. En sonda da Hayalet Oğuz öyküsü var, dokunaklı bir öykü.
Özlü, çok satan bir yazar. Demir Özlü ile Sezer Duru'nun kardeşleri. Bir dönem tiyatro oyunculuğu da yapıyor. Filmde de oynuyor. Tiyatro, ilk eşinin yönetmenliğinde, film ikinci eşinin yönetmenliğinde, yoksa zor böyle yerlere girmek. 1984'te yine başka bir sanatçı ile evlenmiş, İsviçreli. 86'da Zürih'te hayatını kaybediyor.
Daha önce başka kitabını okumamıştım. Melankolik, postmodern biraz... Ben anlatımı biraz zayıf buldum.