“Onlara deyin ki zanaatim misillemedir. Mesleğim ise intikam.”
Freud’a göre insanlığın hocası ve kurtarıcısı, Nietzsche’ye göre kendisinden bir şeyler öğrenilen yegane psikolog, Stalin’e göre büyük bir yazar fakat aynı zamanda büyük de bir gerici, Lenin’e göreyse ahlakçı bir kusmuk olarak görülmüş, anlaşıldığı üzere de hem yerilmiş hem övülmüş ama herkesin illaki kendisi dolayısıyla da eserleri hakkında bir çift laf etmek zorunda hissettiği Dostoyevski, yaşadığı yüzyıla ve belki de tüm yüzyıllara damgasını vurmuş ve vurmaya da devam etmektedir. Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin meslek ve özel yaşantısını benim de nihayet bu kitapla benimseyebildiğim Simultancomic tekniğiyle hikayeleştirip çizen Vitali Konstantinov’un ailesinden de gelen ve çocukuğundan itibaren süregelen yazara duyduğu hayranlık bu kitap sayesinde ulaşıyor okuyucusuna. Babasının benim oğullarım yazar bozuntusu olmayacak diyerek, askeri mühendis yapmak üzere Petersburg’a gönderdiği genç Fyodor askeri mühendis olur olmasına da, yavan bulduğu mesleğini bırakıp çeviri ve yazma serüvenine girişir. “İnsancıklar”la göklere çıkartılır, “Öteki” ile başlayan yerilme süreci “Ev Sahibesi” ile devam eder. Siyaset olmadan yalnızca şair olmanın yetmeyeceğini bilir. Bu arada Avrupa’daki devrim ruhu Rusya’ya dek uzanmıştır. Bu hal Dostoyevski’yi de etkiler fakat monarşiye karşı suç teşkil eden amaçlarından ve Ortodoks Kilisesine karşı hain yazılarının dağıtımından ötürü suçlu bulunur ve ölüm cezasına çarptırılır. Son dakikada ipten döner. Yaşayacakları ve yazacakları için kim bilir belki de dünya ile işi henüz bitmemiştir yazarın. Kürek mahkumu olduğu dört uzun ve çileli yıl ona yeni romanlar yazdırır. Sonrasında evlenir, ayrılır, epilepsi nöbetleri geçirir, “Stepançikovo Köyü ve Sakinleri”ni yazar, aşık olur, “Yeraltından Notlar”ı , “Suç ve Ceza”yı yazar, tekrar evlenir, kumar oynar, kaybeder, “Kumarbaz”ı yazar ve “Budala” ve “Ecinniler”i ortaya çıkartır, oğlu Alyoşa’nın kaybından sonra “Karamazov Kardeşler”i yazar, Puşkin’in ardından konuşma yapar, rahatsızlanır, sonsözünü söyler: “her şey yeni başlıyor” der ve ölür.
Kıssadan hisse yaşadığı yüzyıldan günümüze dek aradan geçen onca nesil Dostoyevski ve eserleri ile yeniden başlar durur hayata. Dünya üzerinde kalemiyle iz bırakmış Rus yazarın külliyatını tekrar gözden geçirmek, hayatındaki dönüm noktalarını ve ardından gelen sıkıntılı yaratım sürecinden sonra ortaya çıkardığı eserlerini incelemek açısından başarıyla resmedilmiş, kaçırılmayacak bir eser var elinizin altında.
“İnsan bir gizdir. Bu gizem çözülmelidir. Ve şayet tüm yaşam boyu bu gizemi çözeceksen, zamanı boşa harcamış olduğundan söz edemezsin. Ben bu gizle uğraşıyorum, zira bir insan olma gayretindeyim.”