İman; herkesin bildiği gibi bir itikad, bir inanç ve bir tasdikten ibarettir. Lâkin bütün ibadetlerin başı, kökü, esası ve temelidir; bu olmadıkça hiçbir ibadet sahih ve makbul olamaz. Öyle kuru iman değil, olgun ve kâmil bir iman lazım. Bu da ancak ibadet ve taatlere hem de ihlâsla birlikte devamla mümkündür! Bugün görüyoruz ki birçok insan menfaatleri icabı hemen yön değiştirmektedirler. Akşam müslüman, sabahleyin küfre dönen ne kadar insan ararsın; bunların bir kısmı da hâlâ kendini müslüman sayar; çok acayip! Fikir değişikliği -Allah korusun- hep iman zâfiyetinden ileri gelmektedir.Bugün insan dövme ve öldürme hadiseleri de yine ya tamamen imansızlığın veya çok zayıf bir imanın, amelsiz bir imanın mahsulü olsa gerektir ki müslüman bu gibi cinayetleri katiyen irtikab edemez. Çünkü Müslümanlık tam bir hürriyet dinidir. Müslüman, kimseye ne eliyle ne de diliyle ezâ ve cefâ edemez. Zira bu gibi çirkin hareketler Müslümanlıkta yasaktır, haramdır. Evet, iman başka, amel başka; âmennâ. Lâkin can başka, ceset de başka. Amma ikisi birleşmedikçe hiçbir şey olmaz. Nasıl ki ölümle,can cesetten çıkınca o cesedi hemen mezarlığa götürüp toprağın içine atmaktayız. Çünkü artık işe yaramaz. Neden? Zira asıl olan ruh çıktı, cesedin işi de bitti. Öyle ise aziz ve muhterem kardeşim!İmanını amelsiz bırakma ve bir de imanına zarar verecek olan günahlardan çok sakın. Zira günahların en büyük zararı, kulu Rabbinden uzak etmesidir. Cehennemdeki en büyük azap da kulun Hâlıkından uzak kalmasıdır ki bu azap cehennemin ateşinden yüz binlerce fazladır. Bu dünya dâr-ı imtihândır, burada ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm! Ölüm ise mü'min için bir rahmet, bir lütuf ve bir ihsân-ı ilâhîdir. Dinsiz ve imansız için de pek acı bir felaket ve pek büyük bir azaptır. Şimdi fırsat senin elinde! Bu fırsat elinden gitmeden seçeceğin yeri iyi düşün ve bu dünyaya iyi bak ki kimseye kalmamıştır...
Mehmed Zahid Kotku (1897, Bursa - 13 Kasım 1980, İstanbul), İslam âlimi, yazar, din adamı, vaiz, Nakşibendi şeyhi. Ailesi Şirvân'a bağlı, eski bir hanlık merkezi olan Nuha'dandır. Kafkasya'da bir dağ eteğinde bulunan ve ipekçiliği ile meşhûr olan bu yöreden Osmanlı-Rus Harbi sonrasında Anadolu'ya 1897`de göç eden Müslümanlarla gelmişlerdir. Bursa'ya geldiğinde henüz 16 yaşında olan babası İbrahim Efendi, Bursa Hamza Bey Medresesinde tahsil görüp çeşitli yerlerde imamlık yapmıştır. 1929 yılında vefat etmiştir. Annesi Sabire Hanım da Mehmet Zahid Kotku henüz 3-4 yaşlarında iken vefat etmiştir.
İlk ve orta öğretimini Bursa'da tamamladı. I. Dünya Savaşı sebebiyle 18 yaşında askere çağrılmış, Suriye cephesinde uzun yıllar askerlik yapmıştır. Ağabeyi Ahmet Şakir Efendi de Kudüs ve Çanakkale cephelerinde savaştıktan sonra 28 yaşında cephede hastalanarak şehit olmuştur.[1] Askerden döndükten sonra İstanbul'da dini toplantılara katılmaya başladı. Gümüşhanevi Dergahında Ömer Ziyaüddin ed-Dağıstanî'nin öğrencisi oldu. Çeşitli yerlerde imamlık ve hatiplik yaptı. Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasından sonra Bursa'ya döndü ve 1952 yılına kadar orada kaldı.
İstanbul'a döndükten sonra çeşitli camilerde ve son olarak İskenderpaşa Camii'nde imamlık ve hatiplik yapmaya başladı.
Çevresince çok sevilen ve vaazları ilgiyle izlenen Kotku'nun tebliğ misyonu cemaati mensuplarınca benimsenerek cemaate dönüştü. Böylece başlayan İskenderpaşa Cemaati adını vaazların başladığı İskenderpaşa Camii'nden aldı.
Mehmet Zahid Kotku kalmak üzere 1979 yılında gittiği, Hicaz'dan 1980 yılında ağır hastalıkları sebebiyle geri dönmüş, 13 Kasım 1980'de vefat etmiştir. 14 Kasım 1980 günü Süleymaniye Camii'nde çok kalabalık bir topluluğun eşliğinde kılınan cenaze namazının ardından Süleymaniye Camii haziresine defnedilmiştir.
Kitapları: Tasavvufî Ahlâk (5 Cild) Cennet Yolları Mü'minlere Vaazlar (2 Cild) Ehl-i Sünnet Akaidi Ana Baba Hakları Hadislerle Nasihatler (2 Cild) Nefsin Terbiyesi Tezkiretü'l-Evliyâ Tercümesi Risâle-i Hàlidiyye Tercümesi Cihad Evrâd-ı Şerif Faydalı Dualar ve 32 Farz Mecmuası Yemek Âdâbı
Sevadü'l A'zam, El fıkhul ekber li'l İmami'l Azam ve Şerh-i Emâlî adlı eserleri müellifin tercümesi ve yorumu eşliğinde okuyorsunuz. Şerh-i Emâlî adlı eserin dili nisbeten ağırdır okuyanlar için not olsun. Akaid her müslüman için elzemdir. Okumalı ve itikadı gözden geçirmeli kanatimizce.