İçeri girmez miydiniz, diyor. Yüzünde yarım bir gülümseme. Onu bütüne mi tamamlasa yoksa yüzüne daha başka bir ifade mi oturtsa, karar veremiyor. Daha üzgün görünebilir belki ya da daha öfkeli. Bu duruma hepsi uyar. Hayır sağ olun, otobüse yetişmem lazım, diyorum. Yalan. Birlikte yaşadıkları evi, onun benim hayatımda olmadığı zamanlarda kaçıp saklandığı yeri ne kadar çok merak ettim. Ona bizden başka bir hayatı içine sığdırabileceği bir ev yarattım. Odalarında, banyosunda, mutfağında defalarca dolaştım. Şimdi eşiğinde durduğum bu evin, o düşsel eve ne kadar benzediğini görmek ilginç olabilirdi.
İçeri Girmez miydiniz?’le Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanan Önderoğlu, öykülerinde farklı hayatları, farklı insanları bir araya getiriyor. Yalın ve çarpıcı anlatımıyla dikkatleri üzerine çeken Neslihan Önderoğlu, bu kitabında da günlük hayatın derdini, tasasını yüklenen, yaşamdan yaralar alıp kabuklarına çekilen insanları anlatıyor. Yazar, yoğun bir hüzün duygusunun sarıp sarmaladığı bu öykülerde okurun bamteline dokunuyor.
Neslihan Önderoğlu, İstanbul’da doğdu, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. 2012’de yayımlanan ilk öykü kitabı İçeri Girmez Miydiniz? ile 2013 Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazandı. 2013 yılında Mevsim Normalleri adlı öykü kitabı, 2014’te ise, editörlüğünü yaptığı Karla Karışık Kış Öyküleri Seçkisi yayımlandı. Murathan Mungan’ın hazırladığı Merhaba Asker ve Kadınlar Arasında seçkilerinde ve çocuklar için derlenen Bir Masal Anlat gibi seçkilerde öyküleri yer aldı. Notos, Sarnıç Öykü, Sözcükler, Kitap-lık, Özgür Edebiyat, İzafi, Dünyanın Öyküsü, Sıcak Nal, Türk Dili, Öykü Teknesi, Patika gibi çok sayıda dergi ve fanzine öyküleriyle katkıda bulunan Neslihan Önderoğlu, Sarnıç Öykü dergisinin editörlüğünü sürdürüyor. Yazarın ilk romanı, “Köprü Kitaplar” dizisi için yazdığı Bana Sesini Bırak (2015) adlı gençlik kitabı. Çağdaş öykücülüğün önemli isimleri arasında yer alan Önderoğlu, İstanbul’da yaşıyor.
Birbirinden hüzünlü yirmi öykü. Birkaçı hariç öykülerde ana izleğin “yalnızlık duygusu” olduğunu söyleyebilirim. Ancak bu duygu çok uçlarda işlenmiş yani basit yalnızlık öyküleri değil; ölümler, intiharlar, ayrılıklar ön planda. Özellikle, bir yakının kaybından doğan yalnızlık daha çok ön plana çıkıyor öykülerde. Yerli edebiyatımızdan iyi bir örnek olabileceğini düşünüyorum.
Kısa Hikaye 101 kitabı :) Boşuna Haldun Taner ödülü verilmemiş. Neslihan Önderoğlu'nun ilk öykü kitabı olduğuna inanamıyorum zira usta işi öyküler var içlerinde. Özellikle de bir öykü nasıl bitirir, öykünü sonu ile okuyucu nasıl vurulur tek tek dersler var. Okurken büyük keyif aldım. Bir solukta okunabilecek bir kitap.
Sade bir dille yazılmış yirmi öykü bulunuyor. Yazarın üslubunu çok sevdim. Etkileyici olmak adına kasıntı cümleler yazılmamış, okuyucuya anlaşılmaz şeyler mırıldanmamış, ağdalı bir dil kullanılmamış. Yazar, hayatın ta kendisinden yirmi adet sıradan, olağan, güzel, hüzünlü, etkileyici ve yer yer vurucu öykü çıkarmayı başarmış. Yeni nesil öykücülerden diğer kitaplarını merakla okuyacağım bir yazar olarak kendisini okuma listemde üst sıralara alıyorum.
ilk öyküler için oldukça iyiydi... "İçeri Girmez miydiniz?", "Kapak", "Başkasının Mutfağı", "Usulca ve Yalnız", ve " Bay Hankuk'un Akıl Almaz Değişimi" özellikle güzeldi...
İçeri Girmez miydiniz? 2013 Haldun Taner Öykü Ödüllü, 20 hikayeden oluşan bir kitap..
Yalın, alçak gönüllü, gösterişsiz, okuyucuyu da öykünün içinde gezdiren bi' tarz.. Hem de tam kararında, ne eksik ne fazla..
"..Kuzguncuk İskelesi'nde o kadına rastlıyorum. Kedileri besliyor. Siz ölmemiş miydiniz? Sabahlığının yakasıyla, buruşmaya yüz tutmuş gerdanını örtmeye çalıştı. Ben terziyim aslında diyor. Günlerin kenar çizgilerini teyelleyerek dünyadaki zamanımı uzatmaya çalışıyorum. Küçümseyen bir gülüşle yüzüme baktı. Biliyor musunuz, hepiniz aptalsınız. Şu kediler kadar bile yaşamayı beceremiyorsunuz. Sonra başıyla iskeleyi işaret edip, son vapuru kaçırdın, dedi. Cebinden çıkardığı makasla vapurun arkasında bıraktığı beyaz köpüklü çizgiden denizi mavi bir saten gibi ikiye ayırdı."
Şahsi öykü okuma yılım olan 2018’ de okuduğum en güzel öyküler olmaya aday. En en çok sevgili Selim İleri’ ye ithaf edilen öyküyü beğendim. Her öyküde bi parça kendimi bulabildim. Peki neden 5 yıldız vermedim, öyküler bi yerden sonra benzer bi eksende kaldı ve gereksiz bir karamsar ve bunalım sularında kaldı.
Yeryüzü Yorgunları’ nı okuduğumda öykülerini çok merak etmiştim gene bi parça rahatsız edici ve düşündüren-sorgulatan olduğunu görüyorum yazarın, bu da yazara aşinalığımdan yabancı hissettirmedi.
Sürprizsiz, sade ve yalın öyküler, karakterler amma dediğim gibi bi yerde karamsarlık dozu kaçmış bu da güzelliğini yok edememiş, yazarı heyecanla okumaya devam!
"Sokak o kadar tenha ki sandıktan insanlar çıkarıp camdan aşağı savurasım geliyor."
Yirmi kısa öyküden oluşan bu kitap insanın içini hoş eden bu tarz büyüleyici cümle ve anlatımlardan oluşuyor. Orhan Pamuk'un Kafamda Bir Tuhaflık kitabında rastlamış olduğum aynı olayları farklı karakterlerin ağzından anlatma biçimini beş sayfalık kısa hikayelerin bazılarında kullanmayı tercih etmiş yazar. Bu kimi zaman bir bulmaca merakı vermiş olsa da akıcılık ve ritimde kopmaların önüne geçememiş. Beni en çok etkileyen öyküler ise Kapak, Saide ve bir romanın girişi niteliğinde olabilecek Dışarda oldu.
yazarın okuduğum ilk kitabı. pekçok değerlendirmede belirtildiği gibi kalemi oldukça kuvvetli. güzel bir türkçe ile, abartıya kaçmadan, oyunlarla okuyucuya ters köşe yapan öyküler. bir ilk kitap için oldukça başarılı. diğer kitaplarını da okurum zamana yayarak.
bikaç sayfalık 20 hikaye var kitapta. benim için öne çıkan bir hikaye olmadı, tek yıldızı da bu yüzden kırptım.
öykü seven okurun okuması ve takip etmesi gerek diye düşünüyorum.
Son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitabı. Öykü türüne olan ilgimi yeniden canlandırdı. Uzunlukları 6-7 sayfayı geçmeyen, bir solukta okunan öyküler..Senin öykün, benim öyküm, bizim öykümüz..Kanımıza, canımıza dokunan öyküler..Neslihan Önderoğlu umarım tek öykü kitabıyla kalmaz ve yazmaya devam eder. Şimdiden kendisinin vefalı bir okuru addediyorum kendimi. Bu arada, Alakarga yayınlarını da bu öykü kitabıyla keşfettim. Oldukça kaliteli, özenli basımları olan bir yaynevi. Umarım bu çizgide devam ederler.
Sıkıntılı bir kitap. Ama asla sıkıcı değil. Çerçevenin dışında kalmışların hikayelerini asla gösterişe kaçmadan, yalın ve vurucu bir biçimde aktarıyor. Kitapta özellikle; Bir Prenses Masalı İçeri Girmez miydiniz? Usulca ve Yalnız Dışarda öyküleri göz dolduruyor. Kafka'nın Dönüşüm'ünü kendine katan Bay Hankuk'un Akıl Almaz Değişimi ise kitaba eğlenceli tarzıyla renk katıyor, gülümsüyor.
Yazarın hayatından birçok iz taşıyor sanki. Hatta kendi hayatı ile hikayeleştirdikleri arasındaki o ince çizgi hep bozuluyor ve birbirine geçiyor hayatlar. Hiç sıkılmadan ve kelime seçimlerine takılmadan bir solukta okuduğum ilk hikaye kitabı. Bir de aklıma kazınan şu varoluşçu cümle var : "c'est moi A'board".
This entire review has been hidden because of spoilers.
Ömrümü çürüttü, bitireceğim diye canım çıktı! Sırf kötü senaryolar üzerine kurulu kısa öyküler. Allahtan kısa öyküler, bir de uzun bir roman olsaydı bileklerimi keserdim herhalde. Sevene mani olmam, ben almayayım.
"İçeri Girmez Miydiniz" davetiyle anlatımı ile büyüleyen kısa öykülerle bezenen sofrasıyla aklıma yer eden bir misafirlikten gelmiş gibiyim... Öykülerin çoğu kasvetli gelse de hayatın içinden örgüsü kurgusu ile bir solukta okunacak bir kitap
Hayatında kim bilir ne çok kişiyi yolcu etmiş olmalı diye düşünmeden edemedim. Ancak çok ölüm görmüşlerin edinebileceği bir deneyimle, duyarsızlaşmadan yalnızlığıyla yakınlaşmış gibi. İçine çekiverdi. Sabırsızlıkla diğer öykülerine başlayacağım zamanı kolluyorum.
İlk öykülerden çok keyif alamasam da bir yerden sonra neden Haldun Taner Öykü Ödülü verildiğini anladım. Önderoğlu'nun ilk öykü kitabıymış. Şaşırdım; çünkü hakikaten bir "ilk" gibi değildi.