Günümüz dünyasını milletlerarası münasebetlerin yapısını ve niteliğini oluşturan gelişmelerin başlangıcı, 1914-18 arasında cereyan etmiş olan Birinci Dünya Savaşı'nın sonuçlarına kadar gitmektedir. Fakat Birinci Dünya Savaşı da durup dururken patlak vermiş olan bir milletlerarası buhran değildir. Bu savaş, 1789-1815 arasında Avrupa'yı alt üst etmiş olan ve bundan da daha mühim olarak insanın siyasal yaşayışında tesirlerini günümüze kadar sürdüren çeşitli siyasal fikir akımlarını ortaya çıkarmış bulunan Fransız İhtilâli'nden sonra kendisini gösteren gelişmelerin bir sonucu olmuştur. Yani, Birinci Dünya Savaşı'nın kökleri, 1815-1914 arasının siyasal ve diplomatik gelişmelerinde yatmaktadır. Dolayısıyla 20. yüzyılı iyi anlayabilmek için 19. yüzyılın siyasî ve sosyal olaylarını çok iyi tahlil etmemiz gerekir.
Ülkemizin siyasî tarih alanında en tanınmış simalardan biri olan Prof. Dr. Fahir Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi kitabıyla tüm dünyada cereyan eden 20. yüzyılın en önemli siyasî ve sosyal olaylarını/liderlerini derli toplu ve kronolojik olarak anlatmıştır. Dünya tarihinin seyrini değiştiren Liberalizm, Nasyonalizm ve Sosyalizm akımlarının doğuşundan Birinci Dünya Savaşı'na; İkinci Dünya Savaşı'ndan Soğuk Savaş Dönemi'ne; bloklardaki yapı değişikliklerinden Ortadoğu ve Asya'daki gelişmelere; Yumuşama sürecinden dünya politikasında Ortadoğu'ya kadar birçok olay; Napolyon'dan George Washington'a, Mustafa Kemal Atatürk'ten Churchill'e, Hitler'den Stalin'e, Yasser Arafat'tan Saddam Hüseyin'e, Gorbaçov'dan Turgut Özal'a kadar birçok lider yine yüzlerce Türkçe, Fransızca, İngilizce belge ve kaynak eser kullanılarak incelenmiş ve tarih severlerin beğenisine sunulmuştur.
Zamanımızda yaşanan siyasî olayları daha iyi anlamak adına 19. Yüzyıl Siyasî Tarihi kitabıyla çıktığımız tarih yolculuğuna; 20. Yüzyıl Siyasî Tarihi kitabıyla devam ediyoruz. (Tanıtım Bülteninden)
20. yüzyıl siyasi tarihini son derece detaylı bir şekilde ele almış 1000 sayfaya yakın (970 sayfa) muazzam bir emek ürünü. Ancak eleştirilerim de olacak; Önemli ve atlanmaması gereken eleştiriler… Kitap, 19. yüzyılın özeti ile başlıyor, imparatorlukların dağılma sürecine varıyor. Sömürgecilik dönemi, birinci Dünya Savaşı, ikinci Dünya Savaşı, bütün bu süreçlerde Türkiye’nin durumu ve dış politikası son derece detaylı bir şekilde işlenmiş. Olayların birbiriyle neden - sonuç bağlantısını dönemine göre çok iyi kurmuş. Doğusuyla-batısıyla gelişen bütün olayları süreçleri ile ve detaylarıyla anlatmış. Kitabın büyük çoğunluğu soğuk savaş dönemini anlatıyor. İki kutuplu Dünya; Amerika ve Sovyetler birliği. Küba krizi , casus uçak krizi , Vietnam Savaşı , Kore Savaşı , Afganistan Savaşı , İran - Irak Savaşı,…. Kitabın en çok detaya inilen, ancak öte yandan en çok eleştirilecek noktası da bu kısım. Soğuk savaş dönemini de tüm detaylarıyla uzun uzun anlatıyor; emeğinin hakkını teslim etmemiz lazım.(hatta fazla detaya indiği için yer yer, bazı kısımlarda sıkıcı da olabiliyor🙂). Bir yandan ABD’nin ve İngiltere’nin yön verdiği ülkelerin politik duruşları, gelişmeleri ile kapitalist -liberal dünyanın gelişmeleri; Öte yandan Sovyetler Birliği’nin sosyalist - komünist politikasıyla çevre ülkeleri içine alarak genişlemesi…. gerginlik, inatlaşma ve karşılıklı stratejileri ile gelişen iki kutuplu dünyanın tarihi olayları detaylarıyla, adım adım anlatılıyor. Ancak kitabın bu büyük kısmını kapsayan soğuk savaş döneminde yazar Fahir Armaoğlu’nun açık ve aleni bir şekilde sağ görüşlü ve Amerikancı olduğunu fark etmemeniz mümkün değil. Yaşanan bütün krizleri, savaşları, politik açmazları , sömürgeciliği sadece Sovyetlere yüklüyor. Sovyetler Birliği kötüleniyor. Amerika’nın gelişim, değişimi sağlayan taraf iken/ Sovyetlerin bütün kötülükleri yaratan şeytan olarak görülmesi bilimsel ve etik açıdan doğru değil. Bunu kitap boyunca görüyorsunuz. Ancak bu asla kitabın kötü bir kitap olduğunu göstermez. Bir kere bunca detaylı anlatım ve emek, kaynak taraması, 20. yüzyıl olaylarının gelişim ve bağlantısının süreç içinde anlatımı ile muazzam bir iş çıkmış. Tekrar dilinin ağır olduğunu, detayları sebebiyle 20. yüzyıl ve dünya tarihi için genel bir okuma değil, detaylı, yer yer yorucu, sıkıcı ve çok kalın(970 sayfa) bir kitap olduğunu belirtmek isterim. 🙂 Yine de, İlgilenen ve tarihe merakı olanlara mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
1800’lü yılların son dönemlerindeki gelişmelerden başlayarak 1995 yılına kadar olan gelişmeleri genel hatlarıyla oldukça iyi aktaran bir eser. Kitapta her şeyi detayları ile bulmak çok zor araştırarak okumak faydalı olacaktır çünkü kitabın yazıldığı tarihten sonra ortaya çıkan değişen bir sürü mesele söz konusu. Bu tarz bir eseri ilk kez okuduğum için daha önce bilgim azdı bu döneme ait ben de böyle bir yöntemle okumaya çalıştım ve oldukça zamanımı aldı ancak fazlasıyla bilgi edindim. Her sayfası bilgi bankası diyebiliriz altını çizmekten not almaktan yoruldum. Kitap içeriğiyle ilgili son olarak şunu söylemek isterim yer yer taraflı yazılmış konular var malesef özellikle sovyet ve komünizm karşıtlığı çok net farkediliyor ve birinci dünya savaşı sonrası Nazi Almanya’sının oluşumu-gelişimi doyurucu bir şekilde aktarılırken Sovyet Rusya için de bu bahsettiğim döneme dair detaylı bilgiler malesef yok olmasını çok isterdim. Kısaca Stalin Sovyetlerine dair bilgi yok denecek kadar az ta ki 2. dünya savaşı meselesine gelene kadar. Ülkemizin de yakın tarihine dair bilgiler fazlasıyla mevcut. Abdulhamid döneminden başlayarak Milli Mücadele, Atatürk ve İsmet İnönü dönemine Kıbrıs Sorunu-Bulgar Meselesi gibi konulara dair kaynaklı-doğru bilgiler bulunuyor kitapta. Özellikle tüm detayları ile aktarılan 2.dünya savaşı zamanı politikamız beni oldukça etkiledi. Sonuç olarak bu devirle ilgili siyasi tarih okumak isteyenler için başlangıç seviyesi bir kitap olarak değerlendirilmeli gelişmelerin derli toplu olarak anlatılması da kesinlikle bir avantaj tavsiye ederim.
Son derece detayli olmasina ragmen, maalesef tarihe sadece sagci gozlugu ile bakilmis bir kitap. Kisaca gozlemlerim soyle; * Gerceklesemeyen Macar devriminin lideri Nagy hakkinda sayfalarca bahsetmesine ragmen Che Guevara'dan sadece 3 cumlede bahsetmektedir. * Komunizm'in surekli kotulenmesi ve dunyadaki butun ozgurluk hareketlerinin sanki Komunistlere karsi yapilmis gibi gosterilmeye calisilmasi * Kurtler ve Rumlardan bahsedilirken bu isimlerin bas harflerinin israrla kucuk harfle yazilmasi :) * Amerika'nin atom bombasi ile savasi bitirmesinin, olagan ve siradan bir sey gibi bahsedilmesi. Bu teknolojiyi ilk Japonlar bulup, California'nin gobeginde patlatsalardi bu da kabul gorur muydu?
Kitapta neredeyse hic bahsedilmeyen diger onemli kisiler; * Mahatma Gandhi * Martin Luther King
aldığım en güzel derslerden biri için “iyi ki almışım” dememdeki en büyük etken bu kitap olmuştu, yeni okuduğum bir kitap değil ama yazmak istedim
ayrıca dönem içinde biraz dağınık şekilde okuduğum için yavaş yavaş tekrar okuma isteği var içimde, belki bir gün sakin ve boş kafayla alırım tekrar elime
An essential and comprehensive reference for understanding modern political history. Armaoğlu masterfully weaves global events into a coherent and accessible narrative, without losing depth or accuracy. Especially valuable for students and researchers, but also readable enough for history enthusiasts. A true cornerstone in Turkish political literature.
Son derece derli toplu bir çalışma. Tarihsel olayları düzenli bir şekilde ve açıkça anlatan değerli bir çalışma. Rifat Uçarol'un Siyasi Tarih'ini hatırlatıyor.