Осман през очите на рицаря Михал, пътешественика Марко Поло и през вътрешния взор на суфи поета Юнус Емре.
Краят на тринайсети век. Анатолия е обхваната от войни и кръвопролития. Източните варвари – монголите, всяват ужас, западните кръстоносци не знаят що е милост, а лукавите асасини налагат своята жестока справедливост… Губернаторите – наместници на императора на Византия – са решили да довършат турците един път завинаги…
Сред този хаос ще се появи водач. Младеж, произхождащ от малко княжество, символизиращ надеждата и справедливостта за своя народ, притиснат в ъгъла.
Това е историята на създателя на Османската империя, която за векове наред ще е надвиснала като сянка над Европа.
В първия том – „Любов” – Беязът Акман проследява детството и младостта на Осман, запознанството с Рабия и страстта му към нея, духовното му израстване в манастира на шейх Едебали, първите схватки с рицарите и губернаторите, разчистването на сметките с асасините… и жестокия удар на едно голямо предателство.
Beyazıt Akman, 1981, Kastamonu doğumlu. Sekiz yıldır Amerika’da yaşıyor, New York Üniversitesi, Geneseo’da Dünya Edebiyatı ve İslam, Osmanlılar ve Batı Edebiyatları gibi konularda dersler veriyor.
Akman, İngiliz Dili Eğitimi üzerine olan lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ’de üniversite ikincisi olarak yüksek şerefle bitirdi. 2004’te dünyanın en prestijli burslarından biri olarak kabul edilen Fulbright bursuyla Amerika’ya gitti. 2006’da İngiliz Edebiyatı master derecesini aldı ve Illinois State Üniversitesi’nde doktoraya başladı, İngiliz Edebiyatı ve İslam üzerine dersler verdi. 2012’de “Batı Edebiyatı’nda İslam Algısı ve Türkler” konulu doktora teziyle mezun oldu. Shakespeare ve Daniel Defoe’da Türk imgesi hakkında uluslararası akademik dergilerde makaleleri bulunan yazar Amerika’da pek çok konferansta bildiriler de sundu. Genç akademisyen, doktora araştırmasıyla 2010’da Washington’daki dünyaca ünlü kütüphaneler ve müzeler kompleksi olan Smithsonian Enstitüsü’ne özel araştırmacı olarak kabul edildi.
Yazar İmparatorluk serisine Amerika’da; üniversite kütüphanelerindeki kaynaklarla birlikte yerli ve yabancı yüzü aşkın eseri inceleyerek beş yıllık bir araştırmanın ardından başladı. Fatih’i ve Fetih’i anlatan, serinin ilk kitabı Dünyanın İlk Günü büyük bir ilgi görerek yaklaşık elli bin adet baskıyla en çok satan ilk romanlar arasında yer aldı.
Halen İngilizceden Arapçaya, Bulgarcadan Çinceye pek çok dilde çevirileri devam eden epik, Türkiye’de tarihi yapımlara da esin kaynağı oldu. Akman’ın üç yıllık bir araştırmanın ardından yazdığı ikinci romanı Son Sefarad Türk ve Dünya edebiyatında daha önce hiç işlenmemiş bir konuyu ele alıyor. Asırlarca bir sır gibi saklanmış Sultan Bayezid’in hikâyesi beş yüz yıl sonra bile İslam ve Batı, ve dinlerarası kardeşlik gibi pek çok konuda da günümüze ışık tutuyor. Yerli yabancı yüzü aşkın kaynağın araştırılmasıyla yazılan Son Sefarad hem Endülüs’e yakılan bir ağıt, hem de 21. yüzyılda bile eksikliği hissedilen bir insanlık dersi sunuyor.
Osman: Aşk, gerçekten güzel bir kitaptı, dili oldukça akıcı ve iyiydi. Yazarın kalemi sayesinde de sayfalar hızla akıp gidiyordu, ben kitabı biraz uzun bir sürede okudum ama bu tamamen kişisel sebeplerden ötürü, yoksa ne olduğunu anlamadan bitirebileceğiniz bir kitap. Yazarın dilinde yer yer fantastik esintiler vardı, ben pek hoşlanmasam da kitaba yakışmıştı.
Genel olarak sevdiğim bir kitap oldu, uzun zaman sonra tarihi roman okumak iyi geldi . Diğer kitap yani Savaş'ı da bir an önce okumak istiyorum.
Beyazıt akman ile ilgili tek sıkıntım Osmanlı sevdalısı olduğunu kitaplarında çok belli ediyor. Tabii ki bu kitabında da yanlı yazımı devam ediyor. Türkler durusttur, sözünün eridir vs. Belki de son sefaradda bu eleştiriyi çok sayıda almış olduğundan Osman'da bir Hristiyan karakteri iyi , birkaç Müslüman karakteri kötü betimlemesi , algıda yarattığı Müslüman Türk iyidir . Hristiyan kötüdür yazımı engellemedi ne yazık ki .
Okuduğum en iyi osman kitaplarından birisi zirveyi Tarık Buğra nin 'Osmancık ' eseriyle paylaşabilir. Tarihi sanki günümüze taşımış da içimizden birisinin hikayesini anlatırcasina bir yazım şekli. Heyecan, hırs,tarih,aksiyon ,aşk, edebiyat hepsi mevcut kitapta. Zaten yazarın kalitesi ortada ve bunu harika bir anlatımla süslemiş. Her sayfası sonraki sayfa için heyecanı körükleyen rüzgar misali esip geçiyor. Sayfaları çevirirken evde fırtına koparıyor. Ve daha bu başlangıç kitabı. İkinci kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum. Bunda sonunun dizi gibi bitmesinin de payı büyük. Son söz olarak kitabı tavsiye ediyorum böyle tarihi şahsiyetlerimizin hayatlarını en azından doğru kaynaklardan okumamız gerektiğine inanıyorum. Geçmişini bilmeyen geleceği de göremez.
Kitap bence gereksiz uzatılmış. Ne anlatmak istediğine karar verememiş de aklına ne geldiyse uzattıkça uzatmış hissi uyandırdı. Ayrıca bence bir karar versin karakterler hakkında. Osman eskisi gibi öfkeyle hareket etmiyor uzun vadeli düşünüyor diyor, sonraki sayfada sinirden kalkıp adam dövüyor takip edemedim.
Ben edebiyat ile siyaset karıştırmam, her görüşten yazar okurum. Beyazıt Akman'ın da ilk iki kitabını severek okumuştum. Benim gibi tarih okuyamayan birine uygun akıcılıkta ve son derece yalın hikayelendirilmiş kitaplardı. Ancak bu kitapta "uzun adam" ve reis göndermeleri olmamış. Benim için sınıfta kaldı ve hiç yapmadığım birşeyi yaptım; uzun adam ile karşılaşınca kitabı bıraktım!
Normal tarih kitaplarından çok farklı bir roman... Bakış açıları olsun, anlatımı olsun gerçekten güzeldi ve tarih kitabından çok macera kitabı gibiydi. Fakat anlatımı zor olmadığı halde çok zor okudum. Bu kitabı yaklaşık 2 ayda bitirebildim. Özellikle orta ve sonlarına doğru kitap beni oldukça sıktı. Osman: Aşk, kitabın adına baktığımda aşka yoğunluk verileceğini sanmıştım fakat aşk bölümleri sadece 3 kez vardı o yüzden isimlendirilme pek iyi olmamış. Özellikle son kısımda sadece Omsan vardı, balkıza, balkızla olan ilişkisine vb. hiçbir şekilde değinilmemişti. 2/5
+ Dili akıcı, detaylar gerçekten zengin ve doğru zaman bağlamında kullanılmış, roman tekniği başarılı.
- Osmanlı ve müslümanlık hayranlığının dozu kaçmış, devam eden kitapta da yeni türkiye hayranlığı. Hızını alamayıp adnan, turgut, recep diye güzelleme bile yapmış.
temel sorun destan yazma sevdasıyla yola çıkması, bunu o kadar abartmış ki, bazen kimmeryalı Conan mı okuyorum Osman Bey mi bilemedim. Beklentilerimin çok altında kaldı, araştırma ile desteklenmiş tarihi roman okumak isteyenlere Roger Crowley tavsiye ederim.
Kitabi çok akıcı buldum. Yalnizca Rabia hatun'un hatt ile uğraşması o tarihler göz önüne alınırsa cok gerçeğe dayalı görünmüyor zira yazı sanatı daha sonraki devirlerde Anadolu'da yerleşmeye başlamış. Hele kalın yazılar çok daha sonra kendini bulabilmiş.
Fatih ve Kanuni dışında hakkında pek fazla konuşmadığımız ama aslında Osmanlı Devletinin kurucusu olan Osman Bey ile ilgili detaylı çok güzel bir kitap.
Very well researched book -informative, historically correct :) Narrated by 3 different people of the era: Marco Polo, the traveller - Mihal Kosses, an Orthodox nobleman and knight, Yunus Emre, the philosopher. You are taken through the Mongol invasion of Anatolia, the crumbling of the Seljuk Empire and the very beginnings of Ottoman rule... When ı finished I was ready for Part 2, Savaş (War)