Tiyo'nun Yedinci Kitabi Tahrir Vazifeleri'nin gozden gecirilmis yeni baskisi yapildi. Kitabinin arka kapaginda sunlar yazili... "Konusurken (kimi zaman da yazarken) muhatabimizin soylediklerimizi anlamis olduguna sevinebiliriz. Oyle ya, zaten o anlasin diye konusmuyor muyuz? Yine de sonuc her zaman sevindirici olmayabilir. Karsimizdaki sozlerimizi anladigi icin uzulmemiz de mumkun. Belki kotu bir haber verdik. Belki bir haberi kotu verdik. Muhatabimiz soylediklerimizi anlamadi diye uzulebiliriz. Tersine, karsimizdakinin ne dedigimizi anlamamis olmasi sevinmemize yol acabilir. Anlasaydi her ikimiz icin de iyi olmayacakti, diye dusundugumuz de olur. Butun bu karmasikliklar icinde, sozlere karisan insanlar, insanlara karisan sozler arasinda yasayip gideriz. Dilbilimciler olan biteni bir duzen cercevesinde aciklamaya cabalarlar, dil felsefesiyle ugrasanlar meselenin mahiyetini cozumleme girisimindedirler. Ama aramizdaki melek veya melekler amellerimizle niyetlerimiz arasindaki boslugu doldurur. Hatirlar miyiz hem sagimizda, hem solumuzda oturan; amellerimizi tespit eden iki de melek oldugunu? Cagdas telas cevaz verir mi buna? Oysa onlar ne kadar cok karisiyor konusmalarimiza..."
İsmet Özel, şair ve yazar. Bir süre Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenim gördükten sonra, Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı’ndan mezun oldu. 18 yıl Devlet Konservatuvarı’nda Fransızca okutmanlığı yaptı. Ataol Behramoğlu'yla birlikte Halkın Dostları dergisini kurdu ve yönetti. 1963’ten itibaren şiirleri yayımlanmaya başladı. 1974’te düşünsel ve ruhsal bir değişim yaşayarak yazı hayatına İslami düşünce çerçevesinde devam etti. Uzun yıllar çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı yaptı. 2005’te Türkiye Yazarlar Birliği deneme ve üstün hizmet ödülünü kazandı. 9 şiir, 22 deneme, söyleşi, mektup ve 5 çeviri kitabına imza attı. 1978 yılında kaleme aldığı Üç Mesele (Teknik, Medeniyet, Yabancılaşma) en önemli kitaplarından biridir. 2007 yılında kurulan İstiklal Marşı Derneği'nin kurucusu ve hâlen genel başkanıdır.
Kendi içinde tutarlı, bir nevi aksiyomatik temelden ilerleyen bir mantık örgüsü var. Bazı bölümlerde, bu ara gerçek matematikle haşır neşir olduğumdan olacak, p=>q larda, çıkarım hataları, saptırmalar, birtakım işgüzarlıklar sezdim. Ama edebî olma iddiasındaki bir kitap için o kadar da fazla değildi bunlar. İsmet Özel'in fikir dünyasına dair bir şeyler öğrendim, sorunun tanımının yinelenmesi de çok iş görmez bir şey değil. En önemlisi, sebeplemeler ve sonuçlamalarla hareket eden İslâmi bir modernizm eleştirisi örneği az şu anki ortamda. Girişteki iki üç yazı ve bitiş yazısı çok iyiydi, o ikisi o kadar iyi olmasa kitaba bir yıldız az verirdim.
Güzel bir İsmet Özel kitabı okuyacağımı düşünerek başladım. İlk üç kısım düşündüğüm gibi ilerledi. Hoş konulara değinilmiş. Hegel’den, Kant’tan örneklerle bezenmişti. Özel’de her zaman Dostoyevski’yle Sartre arası bir tavır gördüm bu kısımlar da beni yanıltmadı. 4 ve 5. kısım için ise ne diyebilirim ki ^^ Çok iyi bir şair olmasına rağmen siyaset konusuna gelince kıt bir düşünceye dönüşüyor. Yani Batı sapkınlığı vs diye batıya laf atan biri için çok fazla batılı filozoftan örnek veriyor, çok fazla Almanca ve İngilizce başlık yazıyor. Teoride kalan insanlara sinirleniyorum, önce pratiğe geçir söylediklerini. Mesela Batı’ya gıcıksak şu kitapta örnek Hegel olmasın da İbn-i Rüşd olsun. Kant değil de Farabi’yi dinleyelim. Demek ki söylemek kolay uygulamak zor imiş. Osmanlı’yla ilgili fikirlerine güldüm. Devletin Türk menşeili ve hükümdarlık anlayışına dayalı olduğunu unutmuş gibi yorumlar yapmış. Cihan devleti anlayışı nedir, gerektiğinde neler gözden çıkarılır hesap edememiş sanırım. Bu yüzden boş Cumhuriyet eleştirileri var. Elbette her rejimin yanlışları vardır ama bunu eleştirirken karşılaştırılacak şeyleri çok yanlış seçmiş.
Son olarak ‘’Müslümanların savaşması’’ diye bir şeyden bahsediyor. Savaşıyorlar da kiminle? Zaten topraklarını sattıkları insanlarla mı yoksa silah satın aldıkları ülkelerle mi? Ayakları yere basan bir insan nasıl bu kadar ütopik ve dünyadan habersiz gibi konuşur? Savaşmak terör örgütü kurmakla olmaz. Bilinçle, yetişmekle, eğitilmekle olur. Orta Asya’da da böyleydi, Britanya’da da, Endülüs’te de. Ne zaman ki insanlar bedava altın almak için kendilerine yardım eden askerlerinin karınlarını deşti o zaman o savaş kaybedildi. Uzatmayalım. Şair olarak kalmasını istediğim bir insan Özel. Bu sebeple bu kitap puanı şair tarafını kullandığı ilk 3 bölümden dolayı hak ediyor. Sanatla alakalı, özle, ve yazmakla ilgili bölümleri çok beğendim. Keşke hep böyle kalsa ^^