Paperback. 13,50 / 19,50 cm. In Turkish. 160 p. "Ben Yartu Tanak, ailemle birlikte Dünya isimli gezegenin 41. Kuzey paraleli ve 28. Dogu meridyeninde yer alan Istanbul sehrinde dogdum. Dedem, annem, teyzelerim, enistelerim ve aile dostlarimizin neredeyse tamami ise benden seneler evvel, Asya kitasinin 40. Kuzey paraleli ve 37. Dogu meridyeninde varligini sürdüren Ordu şehrinde dünyaya gelmislerdi. Bu paralel ve meridyenler, ülkemizde, kütügümüzün neresi oldugu hayati önem tasidigindan, hayatimin akisinda dogdugum yerden daha etkili olacakti."Deadlinea yetiseceksin, müsteriden revize alacaksin, dur bunlar yetmez ne kadar yogun olursan ol Instegram'a havali fotograf yükleyeceksin, hestegçokmugüzelizki, özel tasarim kahveler içeceksin, sakin sasirma menümüzde Türk kahvesi yoktur. Türk dizisi izlemek yasak olmasa da ay çok banal, Netflix izleyeceksin, yüksek belli kot pantolon giyeceksin, ikinci el dükkânindan aldigin rengarenk gömlegi içine sokacaksin. Araya Ingilizce kelimeler serpistirdigin cümlelerle müsterini etkileyeceksin, pek tabii zorlu processlerden geçeceksin. Iste sana Ajans Insani. Yirmi alti yasindaki Yartu Tanak, tam da böyle bir Ajans Insani'ydi. Ama hayatin onun için hazirladigi birtakim sürprizler vardi. Enistesigiller yoldaydi, onlara geliyordu. Hatta sanirim gelmislerdi. Kapi çaliyordu. Duygu Yazicioglu'nun kaleminden 4 Eniste 1 Cenaze hayata, Ajans Insanlari'na ve enistelere dair çikarimlariyla okurlarini kahkahaya bogacak…
Uzun zamandır bu kadar güldüğüm başka bir kitap yoktu. Zavallı Yartu'nun enişte(leri) ile olan imtihanına katıla katıla güldüm hem de yüreğim burkuldu, içim ezildi. Devamı gelse de bir daha Buhara ile karşılaşsak:)
Bir beyaz yakalının hezeyanlarını aynı başlık altında toplayıp roman yapmak fikri çılgınca. Bu çılgınlık her bir paragraftan sonra daha bir üzerimize çullanıyor ve daha ilk dakikadan ağzımızın tadı kaçıyor. Yazarımız, "hazin" kişisel tecrübelerinden ve sosyal medya dilinden artırdığı, en iyi ihtimalle arkadaş sofralarını şenlendirmek için yapılacak ikinci sınıf esprilerle bir edebiyat kaçamağına yelteniyor. Acemi okurları kontra atakta yakalamaya müsait kitabın tüm karikatürize eğilimlerini anlasak bile kurgusunun peydahladığı "metrobüs sıkışıklığı"nı sineye çekemiyoruz. Romandaki baş karakterin bir erkek, yazarının da kadın olmasından kaynaklı başka bir sorun da roman boyunca zihnimizi tırmalıyor. Yazarımız, bir erkek karakter yaratıp, onu büsbütün bir argoya boğarsa romandaki mizahı otomatik pilota alacağını düşünmüş olacak ki Yartu Tanak boşboğazlığın dibini buluyor. Düpedüz bir kural hatasıdır bu. Romanın yeniden yazılmasını gerektirecek kadar büyük bir yanlışa düşmüş. Erkek karakterimiz Yartu Tanak kimlik bunalımı bile diyememeğimiz bir sığlık içerisinde baş karakter olmaya çabalıyor. Hepsi de yazarının kolaycılığı yüzünden. Blog yazarlığıyla edebiyat arasında derme çatma bir dil kuran yazarımız, kusurlarına bir de "beyaz yakalı" plastikliği iliştiriyor. Şundan da eminim ki tüm ihtarlarımıza rağmen Duygu Yazıcıoğlu'nun birçok seveni olacaktır. Bu kötü kadere ortak olmamanız dileğiyle bu kısa değerlendirmemi bir yön oku olarak buraya koyuyorum.
Ülkede mizah kitapı yapılmıyor diyorduk, ama bu eser bizi utandırdı.Her sayfada ayrı kahkaha attım.Tek başıma gülerken etraftan deli mi ne der gibi baktılar.Başta yazarı olmak üzere emek veren herkese teşekkürlerimle ..
Absurd komedi. Uzun zamandir okudugum en neseli kitaplardan biri. Eniste, cekyat, Ordu, reklam ajansi, kuzey isiklari, Albatros, Yozgat, Avustralya. Bu kelimeleri birbirine baglamak icin bu kitabi okumaniz gerekli. Iyi okumalar!
Küsurat Yayınları'ndan çıkan bir kitap olarak mizah beklentim yüksekti ve Duygu Yazıcıoğlu bu beklentimi fazlasıyla karşıladı. Çok absürd bir hikayeyi kafa karışyıtmadan sade bir dil kullanarak anlatmasını sevdim.
espriler çok bayağı geldi bana. konudan konuya atlanmış, karmakarışık bir kitaptı bence. çok daha farklı bir şeyler bekliyordum açıkçası. çoğu zaman konu enişteden alakasızdı, genel olarak sadece enişte nefreti kusmak üzerineydi. enişteyle değil. absürd bir mizah yapılmaya çalışıldığını fark ettim ama bence biraz saçma olmuştu. eklenen uzay ögelerinin de amacını anlamadım. kitap içerisinde bolca uzayla ve evrenle ilgili vardı ama komiklikten yoksundu. kitabı gerçekten sevemedim. ama 1 puanı da hak etmediğini düşünüyorum. arada gerçekten 2 kere güldüm. tüm kitapta gerçekten iki kere bahsi geçen espriye güldüm. o bir puan da onun hatrına olsun madem. espriler ve yazım dili biraz daha geliştirilirse bence yazarda potansiyel var ayrıca. ilk kitabıymış sanıyorum, ilk kitaba göre gayet iyi. bence okuyucu kitlesinin çoğuna da hitap etmiş gördüğüm üzere. yine de hafif bir şeyler okumak isterseniz, reading slump içindeyseniz okumanızı ya da benim gibi dinlemenizi tavsiye ediyorum. biraz zaman geçirmek için fena değil. ama dediğim gibi güzel ya da komik bir şeyler okumak istiyorsanız tercihinizi başka bir kitaptan yana kullanmanızı öneririm.
Yazarın ilk kitabı... Küsurat yayınlarından Leyla ile Mecnun'un rüzgarıyla çıkış yaptı ve Türkçe komedi olarak yayınlanmış çok eser olmadığı için talep gördü. 21. sayfaya kadar okurken çok hoşuma gitti. Harika bir absürd dil yakalamış. Ve fakat sonrasında işler sanki komik olayım derken biraz zorlama olmuş gibi. Tamam, değişik bakış açısı. Ajans insanısın, yok bilmem kaçıncı yıla geldik ama ortada böyle insanlar var vs.vs. Bayılarak okumadım. Çok güldüm diyenlerden maalesef olamayacağım. Okunabilir mi? Ben şahsen çevreme önermem.
Not:Söylemeden edemeyeceğim şeyse kitap daha yayınlanmadan kapak tasarımını sosyal medyada gördüğümde özenti olduğunu belirtmiştim. Dikkatli okuyucular hangi kitabı kastettiğimi anlamıştır...Daha farklı olabilirdi.