Jump to ratings and reviews
Rate this book

Bir Göçmen Kuştu O #2

Emir Bey'in Kızları

Rate this book
Son yüzyıllık tarihimizin bireye yansımasının da irdelendiği Emir Bey'in Kızları'nda, üç ayrı karakter dilinden onlarca insanın özgün hikâyeleri ve kimlikleri anlatılıyor. Yazar coşkulu ve zengin bir dil kullanmış. Bir Göçmen Kuştu O'nun ardılı olarak yazılan ve çok çarpıcı bir roman olan yapıtta, Ayla Kutlu'nun anlatımındaki olağandışılığın genişlediği açıkça görülüyor.

377 pages, Paperback

First published January 1, 1998

3 people are currently reading
56 people want to read

About the author

Ayla Kutlu

39 books23 followers
Ayla Kutlu, 15 Ağustos 1938'de Antakya'da doğdu. İlköğrenimini Antakya ve İskenderun'da, ortaöğrenimini İskenderun, Gaziantep ve Antakya'da yaptı. Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi (1960). Burslu olarak okuduğu İçişleri Bakanlığı'nın merkez örgütünde görev aldı. Eğitim yöneticiliği, organizasyon ve metod konularında ek öğrenim gördü. Çeşitli baskı dönemlerinden geçerken, görevlerinden uzaklaştırıldı. Devlet İstatistik Enstitüsü, Başbakanlık, T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü'nde üst düzey görevlerde bulundu. Yazarlığı, Özgür İnsan dergisinde yazdığı kitap tanıtma yazıları ve öyküleri ile başladı (1976). İlk kitabı Kaçış'tan (1979) sonra art arda kitapları yayımlandı. 1980 yılında emekliliğini istedi.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
15 (32%)
4 stars
13 (28%)
3 stars
14 (30%)
2 stars
4 (8%)
1 star
0 (0%)
Displaying 1 - 2 of 2 reviews
Profile Image for Selda Ceylan.
83 reviews
July 15, 2018
Yaşanmış ve öğrenilmiş her şeyi yadsıyarak, hayat için yeni bir başlangıç kurulabilir miydi?
*
Yaşamın içinde kocaman bir çatlak vardı. Buna çaresizlik deniyordu.
*
Bizde sevgi, gösterilen değil saklanan bir şeydir. Tazeyken değil, katılaşıp hiçbir şeye yaramaz olduktan sonra yâd edilir.
*
Dünya koca bir hapishane olmalı.
*
Bizde herkes başkasına kederle ve sakladığı kuşkuyla bakar. Sevecenlik gibi sunulan, aslında, yabancıya karşı kendini örtmektir.
*
Kimseyi beklemeden beklemek ne kadar hoştur. Hayalleri önündeki bütün engelleri kaldırmıştır insan. Her şey gelir, gider, ısınır, olur, olmaz… Her şey insanın parmaklarının arasında ezilen fesleğen kadar kolay koku saçar.
*
İnsan kaybettiği şeyleri uzun bir süreç içinde algılamıyor. Bazen birden kucak dolusu yitiğin olduğunu anlıyorsun. O zaman belleğin kör bir noktaya kilitleniyor. Artık açılmayacaktır kilit, senin belleğine tam o andaki gibi yazılmıştır. Yaşam boyu böyle kalacaktır.
*
Bekleyecekti. Acele yoktu, kuşkulara izin verecekti, zaman zaman acı çekecekti, bir adım atarsa acısının biteceğini bilmesine karşın o adımı atmayacaktı, yine bekleyecek, sınırlarını öğrenecekti: Onu kamburluğu içinde gözleri yere eğilmiş, ayaklarının durduğu yere çivilenmiş gibi tutan, adım atamama çekingenliği değil. Gençliğinin deli kanının, yıpratıcı aceleciliğini kontrol etmek.
*
Konuşmamanın insanı cezalandırmadığını fark eden insanın, kendini cezaya değer bulması…
*
Yalnızlık, bir kadını kimseyle sır paylaşmayacak, asla paylaşmayacak bir kuyu bileziğini sıkıca kapayan kapağı gibi sızdırmaz bir sırdaş istermiş.
*
Severim dünyanın sefasını. Sefa sürmek, güzelliklerden kam almayı bilmek, ama onun ardındaki şeyleri incitmemektir.
*
Dünyanın düzenini değiştiremezdi insan. Öyleyse, yerini kabullenecektin. Her zaman küçük sevinçler vardı. Hayat buydu. Hayat, ömre bölünemez, günlük sevinçlere taksim edilebilir.
*
Akar gider zaman, bir ipeğin dökülüşü gibi kaçınılmaz biçimde akar, sonra bir an gelir sıçrar, sabitleşir. İnsana farklı bakmayı öğrendiğim zamandır. Mekânla birleştiği an. Ham olmakla pişmek arasında uzun bir yol vardır. Ham olarak yaşayabilirsin. Piştikten sonra geri dönemezsin, hamlığa tahammül edemezsin.
*
“Bak yavrum, ilk sevdalanma, fidanın yanında başveren ayrıksı ışkındır. Acımadan keseceksin. Yoksa fidanı boğar.”


Profile Image for Nihal Çolpankan.
21 reviews3 followers
August 4, 2017
Ayla Kutlu'nun "Bir Göçmen Kuştu O" romanının devamı. Bu roman, ilkinde eksik kaldığı düşünülen tüm konuları ayrıntılarıyla tamamlıyor. Kakafkaslardan Batum'a, Batum'dan Urfa'ya, Urfa'dan İstanbul'a göçün keder dolu öyküsü. Arada bir de harika betimlemelerle Mardin var. 1880'lerin sonlarında Osmanlı-Rus savaşı öncesinde başlayan bir göç öyküsü. Osmanlı'nın yıkılması ve ardında bıraktığı izler... Bir Doğu-Batı sentezi... Beden gücü aklının önüne geçmiş doğulu erkekler, kadınlığını hiç yaşayamayan doğulu kadınlar... Aklını kullanan ama eğlenceyi uygarlığın temeli görerek vatan için yapılması gerekenleri arka planda bırakan batılı erkekler, kadınlığını yaşamaya çalışan ancak Osmanlı mirası geleneklerden kurtulamayan batılı kadınlar... Cumhuriyetin daha onuncu yılında eski yanlışlara düşmeye başlayan, dalkavuklara ve yalakalıklara pirim vererek dış güçlerin esiri olma yolunda ilk adımlarını atan Türkiye... İkinci Dünya Savaşı'nın yansımaları ve yurt içinde çıkan isyanlar... İşte tüm bunları en gerçekçi şekilde harmanlayan müthiş bir kurgu!
Romanın en çarpıcı iki bölümü var. İlki, 97 yaşındaki Nevnihal hanımın çocukluğundan yaşlılığına kadar olan yaşamını geri dönüşlerle anlattığı bölüm. Bu bölüm muhteşem! Yaşlılık bu kadar güzel anlatılır! Ayrıca bu bölümde eksik kalan pek çok parça yerini buluyor. Ve ikinci beğendiğim bölüm olan Emir Bey'in kızlarına yazdığı mektup ile yap-boz tamamlanıyor. Emir Bey bu mektupta yaptıkları ve yapamadıklarıyla kendini sorguluyor ve tüm yaşamını çözümlüyor.
Türkiye'nin Cumhuriyet öncesi 1880'lerden Cumhuriyet sonrası 1990'lara kadar olan siyasi ve ekonomik sürecini roman tadında öğrenmek isteyenler için harika bir tarihi roman...
Displaying 1 - 2 of 2 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.