Insan yeryuzunde Allah'in halifesi ve onun akrabasidir. Diger butur varliklarin kendi emrine verildigi, irade sahibi olan, Allah'in sectigi yegane varliktir. Yani yeryuzunde mutlak irade sahibi olan istedigi herseyi yapan Allah, kendi ruhundan insana uflemistir. Insan, iradesiyle yeryuzunde Allah'a benzer sekilde O'nun gibi hareket edebilir. Ancak O'nun kadar degil. Hepsinden onemlisi de insanin balcik ve Allah arasinda bulunmasi ve irade sahibi oldugu icin de ikisinden birine meyletme serbestinin elinde olmasidir. Ozgurluk ve secme hakki insanin sorumlu olma zorunlulugunu da beraberinde getirir. Bundan dolayidir ki Islam' gore insan, kendi alin yazisindan sorumlu olan tek varliktir. (Tanitim Yazisindan)
Ali Shariati was an Iranian revolutionary and sociologist who focused on the sociology of religion. He is held as one of the most influential Iranian intellectuals of the 20th century and has been called the ideologue of the Iranian Revolution. He was born in 1933 in Kahak (a village in Mazinan), a suburb of Sabzevar, found in northeastern Iran, to a family of clerics.
Shariati developed fully novice approach to Shi'ism and interpreted the religion in a revolutionary manner. His interpretation of Shi'ism encouraged revolution in the world and promised salvation after death. Shariati referred to his brand of Shi'ism as "Red Shi'ism" which he contrasted with clerical-dominated, unrevolutionary "Black Shi'ism" or Safavid Shi'ism. Shariati's works were highly influenced by the Third Worldism that he encountered as a student in Paris — ideas that class war and revolution would bring about a just and classless society. He believed Shia should not merely await the return of the 12th Imam but should actively work to hasten his return by fighting for social justice, "even to the point of embracing martyrdom", saying "everyday is Ashoura, every place is Karbala." Shariati had a dynamic view about Islam: his ideology about Islam is closely related to Allama Iqbal's ideology as according to both intellectuals, change is the greatest law of nature and Islam.
Persian:
دکتر شریعتی در سال ۱۳۱۲ در خانواده ای مذهبی چشم به جهان گشود پدر او استاد محمد تقی شریعتی مردی پاک و پارسا و عالم به علوم .نقلی و عقلی و استاد دانشگاه مشهد بود علی پس از گذراندن دوران کودکی وارد دبستان شد و پس از شش سال وارد دانشسرای مقدماتی در مشهد شد. علاوه بر خواندن دروس دانشسرا در کلاسهای پدرش به کسب علم می پرداخت. معلم شهید پس از پایان تحصیلات در دانشسرا به آموزگاری پرداخت و کاری را شروع کرد که در تمامی دوران زندگی کوتاهش سخت به آن شوق داشت و با ایمانی خالص با تمامی وجود آنرا دنبال کرد.
در سال۱۳۵۲، رژیم، حسینیهء ارشاد که پایگاه هدایت و ارشاد مردم بود را تعطیل نمود، و معلم مبارز را بمدت ۱۸ماه روانه زندان میکند و درخ خلوت و تنها ئی است که علی نگاهی به گذشته خویش میافکند و .استراتژی مبارزه را بار دیگر ورق زده و با خدای خویش خلوت میکند از این به بعد تا سال ۱۳۵۶ و هجرت ، دکتر زندگی سختی را پشت سرخ گذاشت . ساواک نقشه داشت که دکتر را به هر صورت ممکن از پا در آورد، ولی شریعتی که از این برنامه آگاه میشود ، آنرا لوث میکند. در این زمان استاد محمد تقی شریعتی را دستگیر و تحت فشار و شکنجه قرار داده بودند تا پسرش را تکذیب و محکوم کند. اما این مسلمان راستینخ سر باز زد، دکتر شریعتی در همان روزها و ساعات خود را در اختیار آنها میگذارد تا اگر خواستند، وی را از بین ببرند و پدر را رها کنند
" Toplumlar ne kadar hakim olursa fertleri o olcude mahkum olur. Oyle ki fertler sadece cocuklarinin egitimini degil, kendi sahsiyet ve kisisel gudulerini dahi belirleyemezler. Sen yalnizca ev, is , sosyal iliskiler , adetler, ve geleneklerini degil, bos vakitlerini, ozgur ugraslarini ve eglencelerini bile kendi basina secemezsin. Sinema, basin, radyo, televizyon,sanat programlari ve hatta bos vakitlerin ve onu degerlendirme seklin dahi senin hic bir rolun olmadan once programlanir ve sana dayatilir. "
Şeriati'yi daha önce okuyanlar onun dilini ve bakış açısını az çok bilir. Çoğu İslambilgini'ne göre farklı -kimine göre radikal- bir bakış sunuyor. Bu yüzden genelde iki büyük -sünni ve şii- mezhebin gelenekçileri tarafından pek sevilmez. Ben kendi adıma İslam'a getirdiği sosyolojik ve sosyalizme yakın olan düşüncelerini seviyorum. Bu kitabında da benzer şeyleri görmek mümkün. İnsana dair dinlerin ve özellikle Batı kökenli ekollerin bakışını karşılaştırmalı olarak görebilirsiniz. Materyalizm, Marksizm, Kapitalizm ve Egzistanyalizm ekollerinin insana dair bakış açısını verdikten sonra İslam'ın yaratılış öyküsü etrafında insanı nerede gördüğünü bize kendi yorumuyla veriyor. Bunu yaparken dediğim gibi gelenekçi ve hurafelerle doldurulmuş dini anlayışı da eleştirerek yapıyor.
"Çağdaş insanın yaşadığı trajedinin, her şeyden önce "insanlık trajedisi" olduğunu görüyoruz. İnsan, bir tür olarak kaybolmakta, inkar edilmekte, bozulmakta ve bir ipek böceği gibi kendi gayret ve sanatsal başarısının kurbanı olmaktadır."
"İnanıyorum ki başlangıçtan şimdiye dek insanın sahip olduğu iki çeşit bunalım vardır: Maddi bunalım, daha fazla kazanma ve eşitlik isteği; ikincisi ise bu dünyaya, yaşama ve alınyazısına bir anlam kazandırmaya yönelik, gerçeği arayan metafizik bunalımdır. "Dünya saçma mıdır, değil midir; boş mudur, değil midir; bizim varlığımız bir şey için mi, değil mi?" gibi sorular insanın içine düştüğü felsefî ve manevî krize işaret etmektedir. İnsanın ekonomik krizlerini, genel eşitlik ve toplumsal adalet, sınıfsal parçalanmanın engellenmesi gibi şeylere inanarak ortadan kaldırabiliriz. Fakat felsefî krizi, felsefi boşluğa düşmemek için varlıktaki manevî temele inanarak kaldırmalı; kendimize karşı sorumluluk hissetmek için ruh, şuur, irade, duygu ve hesabın varlığını kabul etmeliyiz. Sorumluluk hisseden, "boşluk"a düşmez. Kendini bir yerlere, bir şeylere karşı sorumlu hisseden, boşluk diye bir şey hissetmez."