Bu kitabı alırken de, okurken de inanılmaz ümitlenmiştim, ama kitabı malesef beğenmedim.
Kitabı - tamamıyla kendi zevkim bakımından - fazlaca mutaassıp buldum.
Ana karakterimiz Sahra'nın üniversite hayatında diğer kişilerin kendilerini, yaptıklarını, yediklerini, içtiklerini, eğlendiklerini, ilişkilerini, tarzlarını, benim tolere edebileceğimden fazla eleştirip, bunlardan rahatsız olduğunu defaten dile getirmesi karakterden soğumama sebep oldu. Bu açıdan karakteri ikiyüzlü de buldum, çünkü diğer insanlarda eleştirdiği yönler bunlarken, aynı zamanda kendisi 3 kişi ile eşzamanlı flörtleşmekten de geri kalmıyordu. Ayrıca flörtleştiği kişilerin kaslarını, güzel gözlerini vb dikkate incelemesi de olağanken, Sahra'nın diğer karakterleri açımasızca eleştirmesi abes olmuş.
Kitapta hoşuma gitmeyen bir başka yön de kitapta son dönemde moda olan bütün young adult tipi kitaplardan çeşitli unsurlar alınmış ve Ayçöreği'nin bu unsurların birleştirilmiş bir versiyonu olması gibi hissetmem - kızımız üniversiteye gidiyor, orada yeni insanlarla tanışıyor, aynı zamanda platonik aşkını da unutmuyor, ama başka erkeklerle de tanışıyor, gizli mektuplar, ev partileri, yurt arkadaşları ile çekişmeler, şiirsel konuşmalar, alıntılı ozan atışmaları, yalanlar, yer yer replikler (!) dahi çok çok tanıdık geldi bana. Yalnız bnu yabancı kitaplar genelde kızımızın platonik aşkını hiç unutamayışı ve başka erkeklerle ilgilenmeyişi veya doğrudan sadece yeni erkekle ilgilenişini veya yazıştığı gizemli erkeğe kendini adamasını anlatırken, yazarımızın her şeyi bir anda yazma gayretiyle arada kalıp, Sahra'yı herkesle aynı anda fanfinletmiş.
Kitaptaki yazım hataları da hoşuma gitmedi, hala deler dalar ayrı mı, birleşik mi konularına döneceksek, içeriğe nasıl odakalanabiliriz. Üstelik benm okuduğum kitabın 22nci baskısıydı.
"Ahmet Abi"nin hal ve tavırlarını çözmek için Çıkmaz'ın en zekisi olmaya bile gerek yok, onun kıskançlık tavır ve konuşmalarının bir kısmını aşırı ve kaba buldum. Madem kitap kendine güzel yabancı aşk hikayelerini örnek alıyor, o zaman yabancı erkeklerin havalı kıskançlık hallerini de çalışabilirdi. Kısacası Ahmet'i ana karakter olarak hiç kabul edemedim, çok ilkel ve dar görüşlü buldum.
Kitapta beğendiğim detaylar da oldu, kabul ediyorum, ayrıca kitap kendini okutacak kadar tanıdık geldiği için de oldukça hızlı okuduğumu itiraf etmeliyim. Beğendiğim bazı yönleri belirtmek gerekirse - kapak, her gölümün ayrı bir başlığı oluşu, ayçöreği detayı (sanırım kitapa yerel unsur katan az elementten biriydi), büyük harfler, kütüphane olgusu.
Serinin ikinci kitabını zaten ilki ile beraber aldığım için okumayı planlıyorum, ancak sonrasında her iki kitabı da hediye etmeyi düşünüyorum.