Canan Tan Ankara’da doğdu. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunudur. Kendisi değişik edebiyat türlerindeki yarışmalarda birçok derece ve ödül aldı.
-Kelebek (Hürriyet) Gazetesi’nin Senaryo Yarışması’nda Birincilik Ödülü /1979 (Oğlum adlı eser, fotoroman olarak çekildi.)
- İnkılâp Kitabevi’nin Aziz Nesin Gülmece Öykü Yarışması’nda basılmaya değer görülen İster Mor, İster Mavi adlı kitabıyla, Türkiye’de mizah öyküleri kitabı olan ilk kadın yazar unvanı /1996
- BU Yayınevi’nin Çocuk Öyküleri Yarışması’nda 1. Mansiyon / 1997
Ben bu kitabi ve Efsun'un hayat hikayesini cok sevdim. Cocukluk donemi travmalarinin, insanin butun hayati boyunca sirtinda tasidigi bir yuk olmadigina, olmamasi gerektigine inandim cunku hep ve Efsun'da da tam olarak bunu gordum. Canan Tan'in sade ve akici dilini cok seviyorum. Bir cirpida okudugum bir kitap oldu.
Astrolojiyi astronottan öğrenemezsin. Astronotlar mühendistir, analitiktir. Astroloji (ki astronomi gibi bir bilim dalı olarak sayılmaz) bilim dalı olarak sayılsa bile sosyoloji, psikoloji vb gibi bir sosyal bilim sayılabilir belki. Böylesine devasa bir hata yapılmış olmasaydı bile bu kitabın hiçbir amaca hizmet etmeyen, öğretmeyen, akışı tutarsız bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kısa bile olsa okumak için ayıracağınız 1-2 saate değmez. Hayaletler, ölümden dönüp gelenler... Dedim sonunda illaki bir hastalığa bağlanacak, şizofreni vs bir mantık olacak nihayetinde.. ama olmadı. Gereksiz sanrıların gerçekliğine inandırmak ister bir halde bitirdi kitabı. Cahilce hatalar, kötü hikaye, sığ anlatım.
Bi yerden kitap elime gecti, canim baska birsey okumak istemedigi bir anda denk gelince alip okudum ama acikcasi okumasam da olurmus. :( Canan Tan bu kitabi niye yazmis, editor nasil basilsin demis, kitap niye basilmis vs. hic anlamadim. Piraye’yi okuyup epey begenmistim bu kitapla o kitabi yazanin ayni yazar olduguna bile inanamadim acikcasi, acaba ortalikta iki tane Canan Tan mi var?
En son bir ‘Canan Tan’ kitabını lise yıllarında okumuştum. Yıllar içinde tercih etmeme nedenim; kalemi hatırladığım kadarıyla daha iyi olmasına rağmen olayları çok fazla dramatize etmesiydi.Okuduğum bu kitabında olayları özet geçer gibi anlatması, olayların kopuk kopuk olması ve derine inmemesi ile tam bir hayal kırıklığı oldu.
Canan Tan hakkında önyargımı yıkarım diye başlamıştım bu kitaba ama gerçekten pişman oldum. Sürekli melankolik anlatım, sıradan boş konuşmalar.. Bu kitabı neden yazmış diye düşündürüyor. Zaman kaybı..
Kitabın ilk yarısı daha akıcı ve heyecanlıydı. Ölecepini hissetme konusunun onlarca kez tekrar olunması hikayenin değerini düşürmüş. Bir kere yüzeysel olarak değinilseydi bu konuya daha vurucu etki yaratırdı. Bir roman değil de bir masal tadı da vardı. Modern masal belki.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Ne anlatımı, ne de konusu zerre özenli gelmedi bana ne yazık ki. Kitabın sonlarında isim hatası bile vardı, basımdan önce kimse okumamış herhalde. En ufak bir iz bile bırakmadı bende, öylesine bomboş bir okumaydı.
Filiz Özkol’un hikayesi. Bazı bölümleri kendinden dinlediğim için seveceğimi düşünüyordum. Ama üzgünüm Canan Tan iyi bir iş çıkartmamış. Baştan savmış sanki!
Canan Tan'ı sevenler için yine akıcı ve sade bir dille yazılmış, çocukluğundaki sıkıntılı hayatının ilerleyen yaşlarda da sürmesi ile ilgili bir hikaye..
Canan Tan yine yazmis yazacagini, bir solukta bitirdim. Her sahnesi gozumun onunde canlandi, o anlari bende onlarla birlikte yasadim. Huzunlendigim bir eser olmus…
Güzel bir hikayeye sahipken o kadar yüzeysel yazılmış ki ne tam anlamıyla hikayeye girebildim, ne Efsunu anlayabildim ne de bunun akabinde kitabın sonuna akıl sır erdirebildim.