Yazar olmak arzusunda genç bir adam hayranlık duyduğu büyük yazarın asistanı olur ve dostluğunu kazanır. Yazar Refika Karahisar asistanı Aren’le elyazmalarını paylaşırken yazma sırlarını ve edebiyatın arka bahçelerinde dönen dolapları da anlatır. Bunların yanında Aren’in ellerine büyük bir sırrı emanet eder. Bu sırrın peşindeyse çok fazla kişi vardır ve Aren aniden kendini yapayalnız bulur. Sırrı korumaya, hayalini kurduğu kitabını yazmaya ve etrafındaki esrarengiz olayları çözmeye çalışırken İstanbul’dan Kıbrıs’a, Edirne’den Yunanistan’a savrulur. Aynı denize kıyısı olan insanların birbirine hiç değmeyen hikâyeleriyle yüzleşir. Kitaplara konu olacak, yüzyıllarca anlatılacak büyük bir aşkın trajedisiyle karşılaştığı an kendisini de tahmin etmediği sürprizler beklemektedir.
İlk kitabı Gitme, Gül Yanakların Solar’la büyük bir çıkış yakalayan İrem Uzunhasanoğlu Ufkun Öte Yanı’nda heyecanını ve akıcılığını hiç kaybetmeyen bir solukta okunacak sürükleyici bir romanla yine karşımızda.
Kitabin konusu gercekten de guzel ve ilgi cekici, ama kitap tutarsizliklar, kurguda bosluklar ve ne yazik ki yazim hatalari ile dolu. Keske daha cok ozen gosterilseymis, cok guzel bir hikaye olurmus.
Çok güzel bir hikayesi vardı.Son derece sürükleyici olunca akıp gitti.Açıkçası ben bir mübadele romanı bekliyordum ama böyle değildi.Şifrelerle,şifalı sularla,kötü adamlarla,sırlarla,pişmanlıklarla,geçmişle ve çokça aşk dolu güzel bir kitaptı.Ben okurken çok keyif aldım.Tavsiye ediyorum... “Keşke ve zaman kelimeleri sırt sırta vermiş iki düşmandı.Zaman geri sarılmıyor, “keşke” ler ise hep havada asılı kalıyordu. “ ( Sayfa 202 )
Biraz önce son sayfayı okuyup bitirdiğim Ufkun Öte Yanı İrem Uzunhasanoğlu'nun ikinci romanı. Yazar şifa bulmayan aşk temasını gizemle dolu bir hikaye etrafında, din, mezhep, kültür ayrılığı, çıkar çatışması, benlik arayışı, baba oğul açmazı, kadın, yazmak izlekleriyle örerek işlemiş. Hikâyenin akıcılığı, kurgusunun başarısı, okurun merakını son sayfaya kadar diri tutmak için ayrıntıların özenle saklanmış ve tam zamanında ortaya çıkarılmış olması bir yana günümüzden elli yıl öncesine uzanan günlüklerle mektuplarda kullanılan dil de okuduğumuz romana inanmayı kolaylaştırıyor. Üstelik zaman zaman yakın tarihe ilişkin ayrıntılar, tanıdığınızı düşündüğümüz şehirler aklımıza düşüp bir kez daha anımsama isteği uyandırıyor. Doğrusu hikayenin etrafında dolaştığı Dipkarpaz, Edirne ve Meteora'yı görmek isteğiyle bitirdim romanı.
Geçmişten gelerek, gününümüze bağlanan romanları çok seviyorum. Konusu güzel, anlatımı güzel, karakterleri güzel. Her şeyi çok güzel. Sıcacık, ama ulaşılmaz bir aşk, güzel bir dostluk, ve bunların içinde yazarlığa atılmaya çalışan Aren. Şöyle güzel bir roman okusam diye hayıflananlara kesinlikle tavsiyemdir.
Kitabın kurgusu güzel olmakla beraber edebi derinlikten yoksun. Bazı kurgu boşlukları üzerinde düşünülmeyi gerektiriyor. Ayrıca, çok fazla yazım hatasının olmasını İthaki Yayınları’na hiç yakıştıramadım.
ben bu kitabi okurken cok bagdastirdim kendjmi refikayla olsun arenle olsun alintiladigim bir ton yer var ve yeniden okumak icin de sabirsizlaniyorum belki yeniden okudugumds o kadar sevmem ama gercekten ilk okudugumda cok cok sevmistim