“Şimdi öyle bir şey ki yazmak, sigara tiryakiliğinden daha büyük bir tiryakilik. Sahiden. Ben elimden düşürmediğim sigarayı kolayca bıraktım, hiç de aramadım. Fakat yazmayı bırakamadım, tiryakilik o dereceydi. Şimdi yaklaşık son iki yıldır evden dışarı çıkamıyorum, yine de yazmadan duramıyorum. Yazmak, su içer gibi içimden geliyor hep.
Son dönemde yatakta daha sık zaman geçiriyorum. Üç kere düşmüşüm yere. Doktorlar tarafından sırt üstü yatağa yatırılmışım. Zaman içinde yavaş yavaş kendime geldim. Fakat korkuyu yenemedim. O dönemde içimde büyük bir düşme korkusu vardı. Onu mutlaka bir biçim altında anlatmak istiyordum.Düşmek sadece yere düşmekten ibaret değil. Bir de manevi yanı var.
Düşme Korkusu adı altında altı tane hikâye yazdım. Çünkü düşmenin çeşitli anlamları var. Saygınlığını kaybetmek var, değerini kaybetmek, gözden düşmek, çaresizliğe düşmek var. Bunun manevi yanını göz önünde tutarak düşme korkusunu yazmaya karar verdim.”
Adalet Ağaoğlu, a writer born in Nallıhan in 1929, graduated from Ankara University's Faculty of Language and History-Geography, Department of French Language and Literature in 1950. Subsequently, she joined Ankara Radio in 1951, where she worked as a dramaturg, radio theater director, and program specialist following the establishment of TRT. He departed from his post in 1970, having served as the head of the Radio Department. Ağaoğlu's foray into poetry commenced with the publication of her work in the 1948 and 1949 issues of Kaynak magazine. She subsequently made her theatrical debut with the play "Bir Piyes Yazalım" (Let's Write a Play), which was staged in Ankara in 1953 and co-authored with a colleague. The initial work of fiction by Adalet Ağaoğlu was the 1973 novel Ölmeye Yatmak.
Ne kadar hüzünlü bir 2 yıldız oldu benim için. Kötü bir kitaba 2 yıldız verirken üzülmez insan, hakettiğini düşünerek verir ama benim yüreğim parçalandı okurken ve değerlendirirken. Aaah Adalet Ağaoğlu ne zor yaşamışsın ömrünün son yıllarını. Yaşlanmak, eskiden yapabildiklerini artık yapamıyor olmak ne büyük bir depresyon. Düşmekten korkmak aslında zaten düştüğünün bilincinde. Şayet henüz hayattayken okusaydım bu kitabını, birşekilde ona ulaşıp 'hala yazabiliyorsun' demek isterdim sırf birazcık gülümsesin diye :) Allah rahmet eylesin iyi ki o muhteşem kitapları yazmış, bunu da diğerleri gibi bağrıma basıyorum yetim kalmasın diye :(
Günün birinde Adalet Ağaoğlu'nun yazdığı bir kitaba 2 yıldız vereceğimi söyleseler gülerdim. Zaten ismi olmasa kapakta bu öyküleri o yazmış demezdim. Bu kadar kuru anlatım, anlamsız bir konu ve yanlış kullanılan tanımlamalar. Ne diyeyim, o yaşta normaldir herhalde, Füruzan'ın son kitabı da hayal kırıklığıydı. Her ikisinin de anısına saygıyla ve o güzel kitapları için teşekkürler diyeyim ve son kitaplarını okumamış sayayım kendimi...
Fiziksel olarak sık düşerim. Kitabı da bu empati hissiyle almıştım. Ne yazık ki beklediğimi bulamadım. Daha çok mecazen düşme, söz gelimi gözden düşme gibi konularda kısacık öyküler var. Yine de umarım yazmak Adalet Hanım’ın korkusunu atmasına yardımcı olmuştur.
İnsanız; er ya da geç düşeceğimizi biliriz. Gençken bunu unutabiliriz: Koşarken, oynarken, iştahla yemek yerken unutmak kolaydır. Ama yıllar geçip hücrelerimiz eskisi kadar hızlı yenilenmediğinde, yani düşme zamanının yaklaştığı apaçık ortadayken, Sayın Düşme Korkusu’nu yok saymak ne mümkün. Acımasız bir zorba gibi dikilir insanın tepesine. Düşme Korkusu’ndaki öyküleri okurken kalbim işte tam da bu korkuyla buruldu. Ama bir yandan da Adalet Ağaoğlu’nun son yıllarında evinden çıkamasa bile kalemiyle hâlâ uçabildiğini görmek içimi rahatlattı. Belki de hayatın anlamı budur, dedim: Son ana kadar uçmanın bir yolunu bulmak. Benim uçuşum, onunki kadar görkemli olmayabilir, belki kimse fark etmez bile... ama yine de insan, yine de uçabilir diye düşündüm.
Türkçemizin farklı anlamlar taşıyan bir kelimesini seçip o kelimenin her türlü anlamını gösteren öyküler yazmak çok iyi bir fikir. İnsan çok farklı şekillerde düşebilir. Yolda takılıp düşebilir, gözden düşebilir, mevki olarak düşebilir, çaresizliğe düşebilir ve sonunda kendi düşen ağlamaza vardırabilir etraftakiler durumu. Güzel kurgulanmış altı öyküsünün Düşme Korkusu ismi ile 2018 yılında artık yazmayı bıraktığını ilan etmeden hemen önce yayımladığı son kitabı. Türk edebiyatına Ölmeye Yatmak serisi ile damgasını vurmuş yazarın kitabını Düşmek Korkusu olarak yayınlaması edebiyat dünyasına anlamlı bir veda olmuş.
Adalet hanımdan ilk kitabım oldu. Adalet hanım bunu bir rahatsizlik zamani yazmiş o da düşmüş. O nedenle de buna dair bir şey yazmak istemiş. Konumuz : "Düşmek". Düşmek kelimesinin google yazınca argo da dahil 38 anlamı olduğunu gördüm. Adalet hanımda bu anlamlardan 6 tanesini öyküleştirmiş. Evet güzeldi öyküleri ama harf devrimine ait yazdiklari cidden beni şaşırttı. Bir anlamda haklı ama o devrim yapilmasaydi neler olabilecegini kendisi(aydin olarak gördüğüm için) benden daha iyi biliyordur.Bir gece de herşey değişti demiş evet Adalet hanim DEVRIM BOYLE BIR SEYDIR diyerek kapatiyorum.
Konsept olarak çok sevdim, zekice düşünülmüş. Hikayelerin içeriği için aynısını söyleyemeyeceğim maalesef. İlk başladığımda geri kalanı için de beklentilerim yükselmişti ama hayal kırıklığı oldu...
Adalet Ağaoğlu'nun hep çok sevmişim bir kötü eleştirileri de açıkçası anlamadım genel tarzının romanların biraz dışında belki o yüzden diğer işlerini çok sevenler beğenmediler ama ben hikayelerin hepsini de ki karakterlerin çok canlı olduğunu düşünüyorum.