2018 Dil Derneği Onur Ödülü ve2010 Yunus Nadi Roman Ödülü'nünsahibi Adnan Gerger'den yeni roman.
Toprak, devrik geçmişlerinin peşine düşen, köklerinden sökülmüş dört ağacın hikayesini anlatıyor; aynı sofrada buluşan gencecik Leyla'nın, Serpil'in, Özgür'ün ve Sur Civan'ın, eski, yaşlı ve hasta hikayesini.
Besleyen ve kucaklayan toprağın yüzünü kanlı tırnaklarla yırtan zalimlerin, gözyaşını akıtan annelerin, onu feth edenlerin ya da terk edip gidenlerin, ona el koyanların ya da kadrini bilenlerin hikâyeleri, acı geçmişten yapılan umuda, Ses'in ve Sus'un kardeşliğine karışıyor.
Adnan Gerger, herkesin bildiği ama herkese uzak bir ülke çiziyor.
5 Mart 1958'de Diyarbakır'ın Hani ilçesinde ailesinin yedi kardeşten dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi. Semra, Hülya, Rüya, Alptekin, Bora, İhsan adlarında 6 kardeşi daha vardır. Babası, ilkokul öğretmeni Kadri Gerger'dir. Annesi ise Necla Gerger'dir. İlkokulu Diyarbakır'da, ortaokul ve lise öğrenimini babasının tayini nedeniyle gittikleri Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde tamamladı. Onu edebiyata teşvik eden babası oldu[1]. İlk şiirleri Suruç'ta "Meşale" adlı yerel dergide yayımlandı. Erzurum Atatürk Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde başladığı yüksek öğrenimine, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Yeni Türk Edebiyatı ve Fransız Filolojisi’nde devam etti.
Gazetecilik yaşamına 1980 yılında Ankara Hürriyet Gazetesi'nde başladı. Gazeteciliği Hürriyet, Milliyet, Sabah gazetelerinde HBB, Star TV, ATV, NTV televizyonlarında sürdürdü. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak görev yaptı. Gazetecilik yaşamı boyunca 37 kez başta Radyo-Televizyon Gazeteciler Derneği olmak üzere değişik kurumlar tarafından verilen yılın gazetecisi ödülü aldı. 1990 yılında "Firar Öyküleri" adlı öykü kitabını yayımladı. Kitap, o dönemde en çok satan öykü kitabı ünvanını aldı. Kum Edebiyat dergisinin yayımlanmasına öncülük etti. Şiirleri ve öyküleri Kum, Kül, Damar, Hürriyet Gösteri, Evrensel dergilerinde yayımlandı. “Iraktı O Gece” adlı öyküsü Aykırı Edebiyat Dergisi tarafından verilen Yılın Öyküsü ödülünü aldı.
İlk romanı Faili Meçhul Öfke 2010 yılında yayımlandı. Bu roman ile roman dalında Yunus Nadi Armağanı’nı aldı.
Adnan Gerger uzaktan tanıyabildiğim kadarıyla son derece nazik ve hoş bir beyefendi.
Fakat bu romanını okumakta zorlandığımı itiraf edeceğim. Roman sanki iki ayrı yazar tarafından iki ayrı üslupta yazılmış gibi hissettim: Birincisi, gazeteci kökenli yazarlarda sıklıkla gördüğümüz, imgelerden, betimlemelerden ve edebi sanatlardan yararlanmadan, olayları arka arkaya anlatan tarzda. İkicisi ise neredeyse Hasan Ali Toptaş dili gibi ağır ve imgeleri anlaşılması zor bir dil. Enteresan olan, birbirine tamamen zıt bu iki tarz arasında yumuşak geçiş olmaması. Bölümlerin bazıları birinci tarzda, bazıları ikinci tarzda yazılmış.
Kitabı bitirdikten çok sonra öğrendiğim üzere, karakterler ve öykü aslında bir önceki romandan devam ediyormuş. Sanırım bu sebepten olsa gerek, ben öykü akışını da tam olarak anlayamadım. Romanın sonu dahil. Misal, kızın sevgilisinin işkence ile öldürülmüş olması hususunun bir yere bağlanacağını zannettim fakat bağlanmadı. Avukatı kim neden öldürmüş, cevabını bulamadım. Hizbullahçıların konuyla ilgisini de çözemedim. Demek ki hepsi önceki kitaba bir göndermeymiş diye düşünüyorum şimdi.
Bu kitap 2019 Kristal Kelepçe Yılın Polisiye Romanı adayları arasındaydı. Adaylar arasındaki tek siyasi polisiye romandı. Evet, Ses ve Sus siyasi bir roman. Adnan Gerger'in anlatmak istediği bir derdi, bir davası var.