Kitap benim için iki açıdan çok önemli oldu. Birincisi, şu ana kadar hâlâ Mustafa Kemal Atatürk hakkında bilmediğim şeyler olduğunu öğrendim. İkincisi ise, bildiğim şeylerin detaylarını...Aslında şimdiye dek Mustafa Kemal Atatürk'ün sadece "liderlik" ve "kurtarıcı" vasıflarına önem verdim. Öyle ki bu vasıflar "düşmanları" tarafından bile tescil edilmiş; kendisi, "düşmanı" tarafından Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmiş! Muhtemelen bunlar, bundan sonra da benim için onun en önemli iki vasfı olarak kalacak fakat bu kitapta gördüm ki bir de hayatın içinde "şahit olunan" Mustafa Kemal varmış; insanseverliğiyle, hayvanseverliğiyle, doğaseverliğiyle, zekasıyla, anlayışıyla, yer yer çocuksuluğuyla tanınmış, hatıralarda yer almış. Sözün özü, bilgi bir derya denizmiş, "okumak" nefes almak kadar önemliymiş.
Kitapla ilgili eleştirim ise, belki kimileri tarafından avantaj olarak da görülebilecek bir şey. Ben kitabın "akademik" bir yönünün olmasını, kitapta sunulan bilgilerin kaynakçasını görmek isterdim. Muhtemelen yazar bu amacı gütmemiş, ortaya okunması zor olmayan, hızla akan bir kitap çıkmış ki kapağı ilk açtığımda "köşe yazısı" gibi duran yazılar da beni bir derece hayal kırıklığına uğratmıştı. Kitap, akıcı olduğu kadar saygılı bir üslupla da yazılmış, herhangi bir tartışmaya girilmemesine, sadece belli başlı bazı noktalarda "bu aslında böyle değildi" denilerek "yazarca gerçek"lerin dile getirilmesine özen gösterilmiş, kitap "Mustafa Kemal'i anlatmak"la sınırlandırılmış, iyi de olmuş.
Kitapta 1938 yılının 10 Kasımını, saat 09.05'i okumak pek o kadar kolay olmadı. Gülümseme ve hüzün sayfalarda genel olarak bir arada hakim olan iki kavramdı fakat bahsettiğim kısım -belki de biraz fazla ayrıntılandırıldığından- çok daha zor oldu. Son bölümde, 1881'den 1938 yılına kadar dünyada yaşanmış olaylara değinilmesi hoş bir ayrıntı olmuş, bilgilendiriciydi de aynı zamanda.
Aklıma gelen bir sonsöz yok bu kitap yorumunda...