Jump to ratings and reviews
Rate this book

Nasıl Müslüman Olduk?

Rate this book
Nasıl Müslüman olduğumuzu genellikle sormadık kendimize. Çünkü İslamiyet'i "din ve hidayet aşkıyla", kendiliğinden benimsediğimiz yolunda koşullandırılmıştık. Oysa doğruyu aradığımızda, Müslümanlaştırılma tarihimizin, insanı irkilten bir vahşet süreci olduğu soğuk gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Resmi ve geleneksel söylemse, bu gerçeği ısrarla gizlemeye çalışıyor.

Bugünü anlamak ve demokratik bir Türkiye yaratabilmek için, doğru tarih bilincine sahip olmamız gerektiğinden hareketle Erdoğan Aydın, Nasıl Müslüman Olduk kitabında, Müslümanlaştırılmamızın dramatik öyküsünü ve bunun toplumumuza etkilerini gün ışığına çıkarıyor.

İçindekiler;

Tarihin Aynasında Hak İhlalleri

İslami Yayılmanın Maddi Koşulları ve Dinsel Mantığı

Yayılmacılığın Başlangıcı ve Ku?rtlerin Mu?slu?manlaştırılması

Şeriat Tu?rkleri Nasıl Göru?yor?

Arapların Tu?rk Yurtlarına Saldırılarının İlk Dönemi

Yurtları İşgal Edilirken Tu?rkler Direniyor

Kuteybe, Direnişi Katliamlarla Kırmaya Çalışıyor

"Hidayet"ten Tu?rklerin Payına Kılıç ve Kırbaç Du?şu?yor

Mu?slu?man İşgalini Kırmak İçin Bu?yu?k Atılım ve Yenilgi

Abbasi Devrimi ve İslamiyet'in Kavimsel Karakter Değişimi

Abbasiler Dönemi'nde Tu?rkler

Tu?rk Köleler, İslam Lejyon Ordusunun Temel Gu?cu? Oluyor

Arapların Hazar Yurtlarını İşgali ve Geri Atılmaları

İşgal Öncesi Tu?rkistan'da Dinsel Panorama

İslamiyet'e Karşı İdeolojik Direniş ve Dönu?şu?m

Tu?rklerin Mu?slu?manlaşmasının Siyasal Biçimlenişi

Selçuklular İslam'ın Siyasal Egemenliğine Yu?kseliyor

İslamlaşmanın, Tu?rkler Üzerindeki Ku?ltu?rel Etkileri

Ek: Dinin Tu?rk Toplumuna Etkileri (Dr. Hikmet Kıvılcımlı)

368 pages, Paperback

First published January 1, 1999

8 people are currently reading
167 people want to read

About the author

Erdoğan Aydın

18 books17 followers

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
57 (38%)
4 stars
62 (41%)
3 stars
19 (12%)
2 stars
5 (3%)
1 star
5 (3%)
Displaying 1 - 8 of 8 reviews
Profile Image for Uyar.
126 reviews9 followers
September 16, 2018
Kitabın temelinde yazarın günümüz ahlakıyla o zamanki olayların irdelenmesi gerekliliği öne sürmesi tabii ki pek kabul edilebilir gibi değil.. Ancak yazar şu bakımdan haklı: Bu İslam dini evrensel olduğunu ve tüm zamanlara hitap ettiğini iddia ediyor o halde bu bakımdan o zaman ki yaşanan talan ve vahşet ve savaşlar affedilemez diyor ve belki de haklı...

Tamamen istila ve talana dayanan arap milliyetçiliğiyle yoğrulmuş, İslam ateşiyle kavrulmuş savaşlar türklerin olduğu bölgeye dayanınca henüz göçebe hayatta olan Türklere hem köle (paralı) asker olarak Araplarla birlikte olmaya, hem de onlarla Ve aynı zamanda çevre ülke insanlarıyla ve özellikle çinle savaşmaya itmiş.. İnsanın savaşlardan başı dönüyor..

Türklerin Diğer dinlere oldukça sıcak bakarken 300 yıldan fazla İslam’ı reddetmesi ve hatta savaşması gerekçesini şöyle açıklıyor:

Sözü geçen dinlerin (Budizm, Zerdüştlük hıristiyan Nasturilik, Yahudilik ve maniheizm) tümünün türklerin arasına barışçıl yollardan girmesine karşı İslâmiyet İstisnasız her yere zorla kan dökerek girmiştir bu dinlerin hiçbiri bir devlet ve işgal ordusu dini olarak girmemiş olmasına karşı İslâmiyet işgal ordusunun zoruyla ve devlet dini olarak girmiştir bu dinlerin hiçbiri üstelik silahsız olmalarına rağmen yerel iktidarlarca sistemli bir baskıya maruz kalmamışken İslamiyet silahlı ve iktidarda olmasına rağmen hem Türk halkı hem de yerel egemenlerce büyük bir direnişle reddedilmiştir

Geçim kaynakları hayvancılık olan göçebe toplumlarda yağma seferlerinin önemli bir yeri vardır bunu “aç halka yiyecek çıplak halka giyecek bulmak” için doğal bir araç olarak görürler. İslamiyet Türk toplumu için başkalarına ait birikimlerin yağmalanmasından utanç duymaya başlamak gibi ahlaki anlamda bir yükseliş değil aksine bunu “Allahın emri” olarak kutsayarak süreğenleştirmek şeklinde ahlaki bir düşüş anlamına gelecektir.

Selçuklular ve sonrası yorumları ise oldukça sert ve katı..

Sondaki ek ise 1970 li yılların biraz kendinden uydurmalar katılarak yazılmış bir makalesi gibi geldi bana..
Profile Image for erkamdiyorum.
107 reviews6 followers
December 6, 2019
okurken kanımı dondurdu yahu. kitabın sayfaları ilerledikçe sarsılıp durdum. bu dinin türklere nasıl nüfus ettiğini, din kisvesi altında dayatılanların ne denli kanlı ve feci olduğunu bilmek açıkçası içimi rahatlatmadı. islam dininin türklere barış dini diye yutturulduğunu, tarihinin aslında yüzyıllarca kanlı ve vahşet içeren çatışmalara sebep olduğunu, binlerce masum insanın bu uğurda sebepsizce öldürüldüğünü okurken sanırım sizin de içiniz rahat etmeyecek. ali şeriati'nin dediği gibi bu kitap "sizi rahatsız etmeye geldi!"

herkese şiddetle tavsiye ederim.
17 reviews
September 27, 2025
Berrak bir zihin ve sağlam bir psikolojiyle okunması gereken bir kitap. Resmi tarih yazımında, Türkler’in İslam’a gönüllü olarak geçtiği anlatısını yıkan bir çalışma. Bu çalışmada kaynak olarak Arap, Farsi ve Çin kaynakları ağırlıklı olmakla birlikte şeriatçı yazarlara da oldukça yer vermiş. Kendisi Arap, Fars ve Türk İslamlaşma tarihini incelerken bu toplumların sınıfsal yapısı, hangi üretim araçlarının kullanıldığı ve bu üretici güçlerin sahipliğinin kimlerde olduğu gibi temel diyalektik bakış açısını oldukça yetenekli bir şekilde kullanmış. Türk toplumunun müslümanlaşma sürecini İslam’ın ilk çıkışı, 4 halife dönemi ve sonrasındaki Emevi ve Abbasi iktidarlarının politika ve yayılma stratejileri üzerinden tarihsel ilerlemesiyle açıklamış. Türk toplumunun Müslümanlar’la ilk karşılaşmalarından itibaren 300 yıl süren İslam’a geçiş sürecinde önce Emevi iktidarında kanlı bir şekilde köleleştirilmeleri ve İslam’a geçmeye zorlanmaları, bu yöntemin genelde kentli Türkler’de işe yararken, kırsalda yaşayan göçebe Türkler’in eski şamanist inanışlarından vazgeçmediklerinden bahsediyor. Zorla köleleştirilen ve askeri lejyonlara dönüştürülen bir takım Türklerin ise Acem ve Arap olmayan diğer halklarla beraber Mevaliler olarak, Arapların içerisindeki iktidar kavgasının sonucu gelişen Abbasi devrimindeki rolünü de detaylarıyla ortaya koyuyor. Abbasi iktidarı sonrasında Türkler’in İslamlaştırılması çabalarında önce zor ve baskı yöntemlerindeki yumuşama sürecini ve sonrasında ise bu İslam’ı yayma politikasındaki başat rolün İslam’ı seçen Türk askeri aristokrasisine geçişini oldukça detaylı açıklamış. Bu askeri elitlerin Emevileri aratmayacak sertlikte kendi halkına uyguladığı zulmü dönemin kaynaklarıyla anlatmış. Burada İslam’ı kabul eden ve etmeyenlerin sınıfsal analizini ortaya koyması kitabı özgün bir noktaya yerleştirmiş. İslam’a geçen Türk toplumunun kendi atalarının Batıni inanışlarını İslam inancı içinde sentezleyerek İslam’ın içinde genelde muhalif tutumda olduklarını açık bir şekilde ortaya koymuş. İslam’ı kabul eden Türkmenlerin tercihlerinin genelde İslam’ın içindeki muhalif kanat olan Şii taraf olduğunu açıklamış. Tarih boyunca Horasan erenleri, Anadolu aleviliği, Babai isyanı ve Türkmen boylarının Şah İsmail etrafında birleşerek resmi İslam’a direnişleri gibi örnekler üzerinden direniş ruhunun tarihin farklı zamanlarında yeniden ortaya çıktığını anlatmış. Kitaba yönelik temel eleştiri o dönemde yapılan zulüm ve katliamları bugünün insani değer ve yargılarına göre değerlendirmesi olmuş ancak yazar kendisinin dönemi neden bu şekilde değerlendirdiğini kitabın başında gayet net açıklamış. O dönem için normal olan kan dökmenin İslam’la birlikte artık tanrının mutlak hakimiyetini yaymak ve Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olan halifenin iktidarını kabul ettirmek amacıyla tanrısal bir meşruiyet kazanıldığı iddiasıyla yapılıyor olması bu ideolojiyi dönemin atmosferinden ayrı zamanlar üstü bir konuma koyuyor. Bu nedenle yazarın o dönemde yapılan katliamları evrensel insani değerlere göre değerlendirmesini tutarlı buluyorum. Türk’lerin İslam’a geçiş sürecini merak eden herkesin okuması gereken çok önemli ve düşündürücü bir eser.
Profile Image for İhsan ünaldı.
15 reviews
October 22, 2017
"Böylece önceden işgal ve köleleştirmeye maruz bırakılmış, ancak giderek İslam egemenliğindeki topraklarda çoğunluk olmuş, bildik yollarla İslamlaştırılmış veya İslamlaştırılamamış Arap olmayan nüfusun ulusal tepki ve gelenekleriyle uzlaşan, Arap’ı onlardan üstün kılmayan (en azından söylemi böyle olan) yeni bir Müslümanlık oluşacaktı."

"Yeter ki tepki nedeni olan sorunlara ilişkin onda çözüm olduğuna inanılsındı. Eh, son tahlilde bu sorun da bir yorum ya da yorum sonucuydu ve cennet vaadi ve cehennem korkusuyla bu sonuca din içinde ulaşmak ortalama insan için çok daha kolaydı. Nitekim öyle oldu; dinin mazlumdan yana ve kavmiyetçi olmayan bir yorumu, muhalif Araplara ve Mevalilere hakim oldu.

Peki ama Allah, Emevilerin bunca zulmüne bunca zaman niye seyirci kalmıştı? Niye bunca çok kan dökülmek zorunda kalınmış, bir şeylerin düzelmesi niye yalnızca insanın iradesine bağlı kalmıştı? Tanrı her şeye kadir ise ve insanların ve toplumları kaderini o belirliyorsa, Emevilere karşı ayaklanmak gerçekte Allah'ın iradesine karşı ayaklanmak olmuyor muydu? Diğer yandan hadislerde ve Kuran'da İslamiyet'in bir Arap dini olduğu açıkça söylenmiyor muydu?

Bıçak kemiğe dayanmıştı ve kimsenin böylesi sorularla uğraşacak hali yoktu. Çözüm arayışı İslam'ın içinden, onun toplumsal hegemonyasının yarattığı meşruiyet zemininden üretildi. Emevi iktidarına duyulan yaygın tepkiler, İslamiyet'in mazlumdan yana ve kavmiyetçi olmayan yorumlarının halk içinde popülerleşmesine neden oldu. Bu gelişmenin sonucundadır ki, Emevilerin ayakları altındaki toprak hızla kaymaya başladı. Arap alt katmanları ve Arap olmayan Mevalilerin bu yaygın tepkisi, iktidar nimetlerine el koymaktan başka bir kaygısı olmayan diğer Arap aristokratları için bulunmaz bir fırsat olacaktı. Bu süreçte Haşimi aristokrasisinin Abbas kolu, Mevaliler ve Arap alt katmanlarının bastırılamayan tepkilerini yedekleyerek kendilerini iktidara taşıdı."

Yavuz Sultan Selim'in sarayına listeler gidiyor:
“Her şeyi bilen Sultan, o kavmin uşaklarını kısım kısım ve isim isim yazmak üzere, memleketin her tarafına bilgin kâtipler gönderdi. Yedi yaşından yetmiş yaşına kadar olanların defterleri divana getirilmek üzere emredildi; getirilen defterlere nazaran, ihtiyar genç 40 bin kişi yazılmıştı, ondan sonra her memleketin hâkimlerine memurlar defterler getirdiler; bunların gittikleri yerlerde kılıç kullanılarak, bu memleketlerdeki maktüllerin adedi 40 bini geçti.”

Kaynak:
https://www.goodreads.com/book/show/1...
Profile Image for Baris Ozyurt.
920 reviews31 followers
July 21, 2024
‘İslamiyet, tıpkı Araplar gibi Türklere de istikrarlı, kendisiyle barışık, kısmen de olsa âdil bir düzen getirememişti. Sınırsızca dökülen kardeş kanları, başka halkların toprak ve birikimlerinin zorla gaspı, dolayısıyla meşru olmayan nedenlerle hem kendi halkına hem de başka halklara çektirilen onca acı da cabası... Kısacası kendilerinden gurur duymamız istenen imparatorluklar, resmî ve sağcı tarihçiliğin asla sözünü etmediği insani ve toplumsal acılar yanında, sömürü, ahlaksızlık ve ayak oyunlarıyla bezenmişti. Ve bunları sorgulatmayan bir tarih bilincinden günümüze akan miras da, onların doğallaşması ve yinelenmesi için militarist bir kültürün toplumsal bilincimizi zehirleyerek bizi çağdaş değerlere yabancılaştırması oluyor.

Toparlarsak, hiçbir Tanrısal iddiada bulunmayan ideolojilerin yanı sıra, diğer dinlere inanan toplumlar tarihinden nitelik farkı olmayan bir tarih vardı karşımızda. Egemen sınıf ilişkileri, toplumsal dinamikler, coğrafi, siyasal, ekonomik ilişkilerce, ilkellikler, bağnazlıklar, kölecilik, talancılık, işgalcilik ve komplolarla belirlenen sıradan bir tarih... İllaki farklılıklar arayacaksak, çok küçük bir kısmını aktardıklarımız ışığında büyük bir rahatlıkla diyebiliriz ki; bu farklılık, Tanrısal misyonlar vahyederek toplumların tarihine yapılan aşırı müdahalelerle yağmalanan ekonomiler, yağmalanan kültürler ve en önemlisi yağmalanan insan canlarıyla yaratılan ekonomik gerileme, kültürel ilkellik ve acılardı... Haritalar üzerinde çocuklara ve ilkel insanlara tarihsel gurur yaşatan büyük imparatorlukların, günümüz şovenleri ve dinsel bağnazlarınca sürülen yaldızları kazınınca, geriye halkların sınırsızca akıtılan kanı ve büyük acıları kalıyordu yalnızca...’(s. 268)
Profile Image for Saitama.
95 reviews2 followers
February 15, 2023
Resmî tarih anlatımını yerle bir eden başarılı bir çalışma.

Erdoğan Aydın, giriş kısmında ideolojik olarak durduğu yeri, görüşlerini açıkça ifade ediyor. Ardından yazılarını incelediği İslamcı yazarların savlarına cevap verir şekilde bizlere Türk ve İslam tarihi dersi veriyor. Kaynak olarak Farsi, Arap ve Çin kaynaklarından yararlanıyor. Türklerin İslam dinini kabul etmeleri için tarihte görülmüş en büyük zulümlerden birini yaşadıklarını ortaya koyuyor, uyum sağlama yetenekleri sayesinde ortak zemin bularak yeni dinlerini içselleştirmelerini izah ediyor.

Eserde rahat bir üslup kullanılmış, yer yer sohbet/tartışma havası kullanılmış. İlke olarak "Tarihsel olaylar dönemin şartları ışığında değerlendirilmelidir" benimsense de Aydın kitabında olayları insanlığın temel değerleriyle, ahlak, vicdan gibi zamansız kavramlarla ele almaktan da geri durmuyor.
Profile Image for M.feridun Aktaş.
5 reviews1 follower
November 20, 2024
“ buna ek olarak aynı geriltici mekanizma, hayatın entellektüel, bilimsel, Siyasal vb alanlarında da kendini yansıtmakta geri durmaz. Her şeyin, ama her şeyin tanrı tarafından belirlendiğini, her şeyin ama her şeyin açıklamasının Kur’an ‘ da olduğunu, aslonanın bu dünya hayatı değil “ öbür dünya” olduğunu, dolayısıyla aslolanın onun için çalışmak, yani iyi “ kul “ olmak olduğunu önsel olarak kabul ettiniz mi, çok kural dışı örnekler hariç, ne hayatın entellektüel üretimine katkıda bulunabilirsiniz zaten ne de bilimsel üretim için gerekli motivasyonu yakalayabilirsiniz”
Profile Image for Cem Dereli.
2 reviews
January 1, 2020
Resmi tarihimiz islam daha doğrusu Hanefi sünni islam tarihiyle başlar.
Bize de okulda islam tarihi içinde müslümanlığı gören Türklerin koşa koşa huşu içerisinde İslamı seçtikleri öğretildi.
Doğru olmasa bile...
Çünkü ne de olsa anamızın kucağında kendimiz islam dini ile bulmuştuk.
Bu kitapta ise çoğunlukla Arapların gözümden Türklerin nasıl müslüman olduğu yani nasıl asimile edildiğiniz anlatılıyor.
Ben küçük yaştan itibaren savaş kitapları okuyarak büyüdüm. Savaş filmleri savaş araçları, kan barut parçalanmış cesetler falan filan.
Kısacası her türlü vahşeti çok iyi bilirim.
En azından bildiğimi sanırdım.
Ancak bu kitabı bir kaç kez midem bulanarak fırlattığımı hatırlıyorum.
Şayet kitabın bir rate i olsaydı 18+ yetmezdi onu açık söyleyeyim.
Şayet siz de doğruyu öğrenmek ve size uygun kısımlarını okumak istiyorsanız bu kitabı mutlaka ama mutlaka okuyun derim.
O zaman günümüzde olup biten olayları çok daha iyi değerlendirdiğiniz görüyor olacaksınız.
Displaying 1 - 8 of 8 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.